• Kitap yazarın çocukluk anılarıyla başlıyor, kendi kendine konuşma şeklinde ilerleyip bir iç hesaplaşmaya dönüyor. Arada çocukluk döneminin (70-80li yıllar) siyasi olaylarına da yer vermiş, günümüz için de minik göndermeleri var. Anılarını okumak, iç dünyasını tanımak, bunalımına şahit olmak çok keyifliydi. Hiç depresif değil aksine esprili bir dille anlatıyor her şeyi. Dili baya akıcı ve samimi. O da psikolojik rahatsızlıklar yaşayıp psikologlarla yolu kesiştiği için sanırım yakın buldum kendime. Sevdim ben bu kitabı, kafa dağıtmak için iyi bir tercih :)
  • Ah ah! Ne kadar geç kalmışım Serenad'a!. Nereden başlayacağımı bilmiyorum incelemeye ama öncelikle şunu söylemek istiyorum; o kadar gerçek, o kadar acı ve o kadar çarpıcı bir kitaptı ki etkisinden uzun süre çıkamadım. Konusu kısaca şöyle; Alman asıllı Amerikan profesör Maximilian Wagner, İstanbul Üniversitesinin misafiri olarak Türkiye'ye gelir ve onu üniversite tarafından görevlendirilmiş Maya Duran karşılar. Maya ise eşinden boşanmış, ergenlik çağında olan oğluyla yaşayan kendi halinde bir kadındır. Ancak profesörün gelişi ve kendi geçmişiyle yüzleşmesi Maya için bambaşka kapılar açacak bir dönüm noktasıdır. Evet konusu bu şekilde. Bir yandan gizemli, bir yandan duygusal, bir yandan umut dolu bir kitap. Kitabı okurken farklı bir çok duyguyu hissediyorsunuz. Aynı zamanda yakın tarihten bilinmeyen bir çok olayı öğrenmenizi sağlıyor. Yahudi soykırımını, göçü, Balkan sorununu ve daha bir çok gerçeği yüzünüze vuruyor. Yani bu topraklarda yaşanmış bir çok acıyı anlamaya çalışıyor, hissediyor ve onlar adına da bir nefes almaya çalışıyorsunuz. Kısaca Serenad sizden aldığı zamanın karşılığını size misliyle veriyor; hissettirerek, yüzünüze vurarak, öğreterek, belleterek. Bu açıdan çok sevdim. Ancak Ben Wagner'ın hikayesini onun Maya'ya anlattığı cümleler ile dinlemek isterdim. Wagner'ın bir yabancıya hikayesini anlatışını, anlatırken yorulduğu yerleri, heyecanlandığı yerleri ondan duymak daha bir başka olurdu. Kitapta ayrıca kadın olmaya da değinilmiş. bugün veya dün, bu coğrafyada yaşamış ya da yolu düşmüş farklı dilden, dinden, ırktan bambaşka kaderleri olan kadınlar aslında aynı sıkıntıları çekmiş, çoğu aynı acıyı yaşamış. Özetle arkadaşlar, dolu dolu, muazzam bir kitaptı. Keyifli okumalar.
  • Kitabın adını çok duyup okumak için sırasını bekletmek... yine ön sıralara alınmış bir kitap, iyi ki de almışım...

    En başta ah dedim bu kitap okunmaz, ergen kitabı gibi ama sonra devam edip okudukça merak ettim. Ve tabi Charlie' yi de çok sevdim.

    Kitap Charlie' nin arkadaşının intiharı vesilesiyle gizli birine yazdığı yaşadığı olayları, sırları ve düşüncelerini anlattığı mektuplardan oluşuyor. Çok sıcak, çok samimi ve gerçekten çok tatlı. Charlie öğretmeni Bill' in dediği gibi çok özel bir çocuk. Benim için de öyle artık. Hayatındaki herkesi seviyor ve değer veriyor. Ki en çok sevdiği ve değer kitapları dostlarına verebilecek kadar... Kimseyi kırmak ve üzmemek adına elinden geleni yapıyor. Helen Teyzesi'nin özel bi yeri var hayatında, onu çok seviyor ve teyzesinin de onu çok sevdiğine inanıyor. Teyzesinin onun yüzünden öldüğü gerekçesiyle bir suçluluk duygusu da hissediyor. Bu yüzden doğum gününü bile sevmiyor. Ve hayatında öyle bir an geliyor ki hastalığının sebebi olan şeyler açıklığa kavuşuyor ve tabi Sam' in yardımıyla.

    Yazılacak çok şey var... Okunmaya değer ve Charlie inanacak çok insan lazım :)

    Ah diyorum keşke mektuplarını yazmaya devam etsen ve onlar bana gelse...

    Hep mektuplarının sonunda dediğin gibi "daima sevgiler" Charlie. Ben de sana inanıyorum.
  • “ Yüzünü uzak tut biraz
    dünya geçiyor onca görkemiyle
    göremiyorum
    yüzünü yakın tut biraz
    dünya geçiyor onca görkemiyle
    tat alamıyorum” dizelerinin sahibi,

    Çarpıcı bir kitap ismine imza atmış ,sosyalist şair- yazar Şükrü Erbaş ın kitabı içerisinde yaşam karşısında hissedilen duyguları ve çelişik düşüncelerini ifade ettiği kısımları ,şiir kısımlarından daha çok sevdim.Normal bir okuma hızı ile araya hiç bir eylem koymadan okumaya kalksanız 10 saatte bitirebileceğiniz ,belleğinizde Şükrü Erbaş ın kelimelerinin bıraktığı ‘kendime biraz daha yaklaştım ‘ düşüncesi tavına getirmeyi başarabilen bir kitap...Açık söyleyim şiiri sevmeye çalışanlardanım ..Ama bu kitabı okuduktan sonra bir gün şiir türünde bir kitap alıp okumak istersem ,şair- yazar ın örnek şiirlerini inceleme yazıları ile önce onları tanımamı ,sonra sevmemi ve onlarla aramda köprü kurmayı başardığı şairlerin kitaplarını alırım. Sözgelimi; Cahit Külebi, Salih Bolat, Zerrin Taşpınar ve Cezmi Ersöz yazıları..Türkçeyi, akıl açıcı ve estetik kelimeler ile kullanabilen ben de dile hâkim duygusu oluşturmuş başarılı şair- yazar Şükrü Erbaş.İçinde eylem adamlığı yönünü de ,kelimelerinin tok ve kararlı sesinden, kaba dünyaya kafa tutmasından anladığım sevdiğim bir yazar oldu.Şiir sevenlere özellikle tavsiye ederim..
  • https://www.instagram.com/kitapdolusu/
    ⭐ Bugün, Nurgül Hanım'ın ilk kitabı olan "En Güzel Yanım" ın yorumu ile geldim sizlere.
    ⭐ Kitap, şiir ve kısa düz yazılardan oluşuyor. Yazıların bile bir şiir edasıyla ustaca kaleme alındığını söylebilirim. Ayrıca hem şiirlerde hem de yazılarda ders çıkarılabilecek nitelikte bir çok unsur mevcut.
    " Kişinin nasıl güldüğü hiçbir zaman önemli değildir; sen gülüşünden neşe almak iste yeter ki..."
    ⭐ Yazar, sanki karşışına birisini almış ve onunla konuşuyormuş gibi yazmış içinden geçenleri. Bu da fazlasıyla samimiyet katmış yazılanlara. Benim gözümde, karşıdaki okusun diye yazılanlar değil de, insanın sadece kendisi için yazdığı şeyler daha değerli. Çünkü ancak o şekilde insan iç dünyasını tam olarak kağıda dökebiliyor. İşte bu kitapta tam olarak bu havayı hissettim ben.
    " Sen kendin kalkamazsan o yerden, birileri seni kaldırmak için gelmeyecek. Gelse de gücü yetmeyecek."
    ⭐ Kitabı okurken ; yazan kişi, siz ve bütün bu kitabın muhattabı olan üçüncü bir kişi var gibi hissediyorsunuz. Aslında çok merak ediyorum gerçekten böyle bir kişi var mı diye. Nurgül Hanım ile yapacağımız soru cevap köşesinde ilk sorum bu olacak. Siz de merak ettiyseniz, kitap hakkındaki diğer gönderimi bekleyebilirsiniz.
    " Sen'li günlerim ne zaman gelir, sensizlik yordu.
    Gel, emanet nefesim yetene kadar severim seni.
    Bu ömür sensiz bitmeden gel!"
    ⭐ Yukarıda saydığım nedenler ve belki de unuttuklarımdan dolayı bu kitabı çok sevdim. Kısacası, bu kitapta yazılanlar bir şekilde çekti beni kendine. İçimi ısıttı. İyi hissetmemi sağladı. Umut verdi." En Güzel Yanım " oldu.
    ⭐ Nurgül Hanım'a bu güzel kitabı benimle imzalı olarak buluşturduğu için ne kadar teşekkür etsem az.
  • Hey!

    Siz de TED konuşmacılarına hayransanız ve nasıl o kadar doğal, samimi olabildiklerini merak ediyorsanız bu kitabı edinin derim. Etkileyici, ilham veren konuşmalar nasıl yapılır? Bu kitap; TED'de konuşma yapmış birçok marka yaratıcısının, bilim insanının izlediği yolu gösteriyor. Onların hikayelerini sunarak, yaptıkları konuşmalardaki çıkış noktalarını göstererek bu sorunun cevabı için birtakım perdeleri aralıyor ve bize gerçek bir mesaj veriyor. Ben o mesajı çok sevdim ve bu kitaptan oldukça ilham aldığımı söyleyebilirim.

    "Görülmesi, hissedilmesi ve duyulması için var olan fikirleriniz vardır. Sesinizi insanları şaşırtmak, ilham vermek ve dünyayı değiştirmek için kullanın."

    ...
    Herkesin anlatacak bir hikayesi vardır.
    İçindeki cevheri keşfet.
    Kendin ol.
  • Yazarın okuduğum ilk kitabı ve kalemini, kurgusunu çok sevdim.
    Hikayemiz küçük bir kasaba olan Small Plains de geçiyor.
    Üç yakın arkadaş Abby, Mitch ve Rex. Aileler de aynı zamanda birbiri ile sıkı dostlar.
    Kitabımız geçmiş ve günümüz olarak ilerliyor. Tam 17 yıl önce fırtına da karların arasında genç bir kızın çıplak cesedi bulunuyor. Ve bu olayla birlikte herkesin hayatı değişiyor…
    Mitch yanlış yerde yanlış zamanda görmemesi gereken bir şey gördüğü için, ailesi tarafından kasabadan uzaklaştırılıyor ve yıllarca nedenini anlayamıyor. Çok sevdiği Abby bir anda sevdiği kişiyi kaybediyor ve kimse bir açıklama yapmıyor.
    Bulunan cesedin kimliği belirlenemiyor ve isimsiz olarak gömülüyor. Zamanla mezarlıktaki kıza “Bakire” denmeye başlanıyor ve mezar bir tür türbe işlevi görüyor. Herkes bu kızın iyileştirici gücü olduğuna inanıyor ve dualar etmeye geliyorlar…

    Ancak yıllar sonra sırlar yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Açıkçası hiç beklemediğim şekilde gelişti :) Ummadığım kişiler sürpriz yaptı :)

    Kitap da hep bir heyecan, hep bir gizem vardı. Merakla sayfaları çevirdim.

    Gerilim, polisiye, gizem ve aşk ile harmanlanmış keyifli bir hikayeydi.

    Ben sevdim ve yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Tavsiye ediyorum.