• Balim


    Nasıl anlatabilirim bilmiyorum sevgimi cokta farklı bişey degildi ya da olağanüstü ama güzeldi hemde çokk.Yaşca benden büyüktü 5 yas çok degildi aslında yani sorn yapıcak kadar cok değildi.. Ben kendimden buyuk biriyle cıkmanın farklılığı yaşarken günden güne de hayranlığım ve sevgimin arttırgını farkettim.Beni sevdiği düüşünüyordum,hala bu konuda süphelerim var :). Günlerimiz güzel geçyordu.. ikimizde aşırı kıskançtık bunun katkısıylada sürekli tartısırdık. Benim lakaplarım vardı onunla gelen.. Balim, bal köpüğü gibi.. Onsuz yapamaz onsuz düşünemez bir hale geldim. Zaman geçtikçe bana olan sevgisinin arttırğını farkkediyordum ama bununla birlikte gelen kavgalarımızda vardı. Hem de çok kötü kavgalaar. 1 sene olmuştur. bunu farkketik bizim için ayrılan süre sona ermişti gibi sanki. Bitiverdi öyle yarımca kaldıı.. Şimdi mi?. O kadar karısığız ki.. şimdi ne eminim sevdiğinee ne de sevdiğimee..ama bi yerlerde hep saklarım anılarını. Ağlarım sessiz sessiz.
  • ben atlara ve uzaklara hayrandım...
  • Yazar: https://1000kitap.com/pikacu_
    Hikaye Adı : Yok
    Link: #31676067
    Müzik Parçası : Yılmaz Peşrev

    Yeni Türkü-Yılmaz Peşrev
    https://youtu.be/gcHZa8zMOhA
    "Uff, kapıyı kilitlemeyi unuttum. Ah sen, aklımı alıyorsun başımdan!.."

    Bir yandan söylene söylene, bir yandan yüreği ağzında koşarak indi merdivenlerden... Ona bir sürprizi olduğu için, ondan on on beş dakika önce buluşacakları parkta olması gerekiyor.

    "Taksii..."
    -Hoşgeldiniz, neresi?
    "Sahildeki park..."

    Yağmur bastırmazsa iyi, şemsiye almayı unuttu yanına, -şimdiden düşüyor bak arabanın camlarına- ben de her şeyi söyleyemem ya kendine, kendi düşünsün, diyeceğim de ondan başka düşündüğü mü var, laf bendeki de!..

    "Teşekkür ederim, buyurun.."
    -Allah bereket versin abla.

    Bugün de maşallah ağzı kulaklarında, taksici bile şaşırdı baksana bu hal-i tavrına. Eh olsun o kadar kaç yıldır ilk kez böyle mutlu, böyle kendinde... Yıllardır o pencereden ayrıldığı mı vardı. Gece gündüz gözlerini ayırmadan baktığı yeter biraz da gezsin dolaşsın...
    Sahi kaç yıl, geçti aradan? Kendinden gittiği günden beri bir gülücük yeşermedi yanağından. Gittiği diyorum da hiç bir zaman inandıramadım onun gittiğine, tek gün ayrılmadı o pencereden;

    "Gitmedi, gelecek birazdan..."

    Kaşla göz arası bak şunun yaptığına sen, parktaki çocuklara balon veriyor, onlarda nasıl mutlu... Birazdan hepsi kocaman şişmiş olacak, acele etmesi gerek vakti az. Ah, bak iki çocuk daha koşarak geliyor yanına, onlara da ver iki balon...
    Yok yok bu çocuklar gibi olmak var hayatta, yağmur yağacak diyorum, korkusuzca kahkaha atıyorlar, tüm benlikleriyle birlikteler...

    "En büyük balon seninki olsun, hadi biraz daha şişir onu."

    PATT...

    "Hahaha patladı..."
    - Hahaha yenisini verir misin abla?..
    "Al bakalım bak bu daha güzel..."

    ...

    Bak geliyor işte, yağmurla birlikte hem de ama neyse ki şemsiyesi var onun. Yüzlerinden okunuyor ikisinin de mutluluğu. Şundaki hınzırlığa bak yerinde duramıyor kendine yaklaştıkça o.
    Ahh gençlik..
    Çocuklar da koşuşmaya başladılar. Islanacaklar, anneleri bi güzel azarlayacak onları zorla banyoya girdirecek.

    "Çocuklarrr çokk teşekkür ederimmm"

    Duyanlar arkasını dönüp el sallıyor... Sonra ha gayret koşmaya devam...

    İnsan özlüyor şu koşan çocukları gördükçe, çocukluğunu, şu aşıkları gördükçe gençliğini...
    Özlenmeyecek gibi de değil hani.
    Bak oğlan da bizimkine sürpriz yapmış, elinde bir koca demet kırmızı gül... Unutmamış, o da az hınzır değil, çok sever gülleri bizimki. Eskiden de, hani gitmeden önce canım, her gün bir tane getirir, koyardı kapının önüne. Bu demette gittiği günler için zahir!..

    "Seni çok özledim, herkes senin gittiğini bir daha geri dönmeyeceğini söyledi ama ben hiç inanmadım onlara biliyordum geri döneceğini... Çok seviyorum seni...
    Bak bulutlar sevinç gözyaşlarını gelişin şerefine döküyor. Açma sakın şemsiyeni, sırılsıklam olmak istiyorum seninle. Saatlerce kollarım boynunda kalsın, kalbinin sesini dinlemek istiyorum... Dizine yatırır mısın beni, saçlarıma papatya taktığın günler hatrıma geldi de yine takar mısın? Gelincikler toplayıp tırnaklarıma yapıştırırdın oje olsun diye, o günden sonra hiçbir şey sürmedim tırnaklarıma bak. Yine yapar mısın? Şu parkı boydan boya koşmaya var mısın?"

    - ...

    Şarkı bitti!..
  • "Uff, kapıyı kilitlemeyi unuttum. Ah sen, aklımı alıyorsun başımdan!.."

    Bir yandan söylene söylene, bir yandan yüreği ağzında koşarak indi merdivenlerden... Ona bir sürprizi olduğu için, ondan on on beş dakika önce buluşacakları parkta olması gerekiyor.

    "Taksii..."
    -Hoşgeldiniz, neresi?
    "Sahildeki park..."

    Yağmur bastırmazsa iyi, şemsiye almayı unuttu yanına, -şimdiden düşüyor bak arabanın camlarına- ben de her şeyi söyleyemem ya kendine, kendi düşünsün, diyeceğim de ondan başka düşündüğü mü var, laf bendeki de!..

    "Teşekkür ederim, buyurun.."
    -Allah bereket versin abla.

    Bugün de maşallah ağzı kulaklarında, taksici bile şaşırdı baksana bu hal-i tavrına. Eh olsun o kadar kaç yıldır ilk kez böyle mutlu, böyle kendinde... Yıllardır o pencereden ayrıldığı mı vardı. Gece gündüz gözlerini ayırmadan baktığı yeter biraz da gezsin dolaşsın...
    Sahi kaç yıl, geçti aradan? Kendinden gittiği günden beri bir gülücük yeşermedi yanağından. Gittiği diyorum da hiç bir zaman inandıramadım onun gittiğine, tek gün ayrılmadı o pencereden;

    "Gitmedi, gelecek birazdan..."

    Kaşla göz arası bak şunun yaptığına sen, parktaki çocuklara balon veriyor, onlarda nasıl mutlu... Birazdan hepsi kocaman şişmiş olacak, acele etmesi gerek vakti az. Ah, bak iki çocuk daha koşarak geliyor yanına, onlara da ver iki balon...
    Yok yok bu çocuklar gibi olmak var hayatta, yağmur yağacak diyorum, korkusuzca kahkaha atıyorlar, tüm benlikleriyle birlikteler...

    "En büyük balon seninki olsun, hadi biraz daha şişir onu."

    PATT...

    "Hahaha patladı..."
    - Hahaha yenisini verir misin abla?..
    "Al bakalım bak bu daha güzel..."

    ...

    Bak geliyor işte, yağmurla birlikte hem de ama neyse ki şemsiyesi var onun. Yüzlerinden okunuyor ikisinin de mutluluğu. Şundaki hınzırlığa bak yerinde duramıyor kendine yaklaştıkça o.
    Ahh gençlik..
    Çocuklar da koşuşmaya başladılar. Islanacaklar, anneleri bi güzel azarlayacak onları zorla banyoya girdirecek.

    "Çocuklarrr çokk teşekkür ederimmm"

    Duyanlar arkasını dönüp el sallıyor... Sonra ha gayret koşmaya devam...

    İnsan özlüyor şu koşan çocukları gördükçe, çocukluğunu, şu aşıkları gördükçe gençliğini...
    Özlenmeyecek gibi de değil hani.
    Bak oğlan da bizimkine sürpriz yapmış, elinde bir koca demet kırmızı gül... Unutmamış, o da az hınzır değil, çok sever gülleri bizimki. Eskiden de, hani gitmeden önce canım, her gün bir tane getirir, koyardı kapının önüne. Bu demette gittiği günler için zahir!..

    "Seni çok özledim, herkes senin gittiğini bir daha geri dönmeyeceğini söyledi ama ben hiç inanmadım onlara biliyordum geri döneceğini... Çok seviyorum seni...
    Bak bulutlar sevinç gözyaşlarını gelişin şerefine döküyor. Açma sakın şemsiyeni, sırılsıklam olmak istiyorum seninle. Saatlerce kollarım boynunda kalsın, kalbinin sesini dinlemek istiyorum... Dizine yatırır mısın beni, saçlarıma papatya taktığın günler hatrıma geldi de yine takar mısın? Gelincikler toplayıp tırnaklarıma yapıştırırdın oje olsun diye, o günden sonra hiçbir şey sürmedim tırnaklarıma bak. Yine yapar mısın? Şu parkı boydan boya koşmaya var mısın?"

    - ...

    Şarkı bitti!..


    Yeni Türkü-Yılmaz Peşrev
    https://youtu.be/gcHZa8zMOhA
  • 516 syf.
    ·48 günde·Beğendi·10/10
    Konusu:
    Bir toplum toplam 5 topluluğa ayrılıyor. Bunlar: Fedakarlık, cesurluk, dostluk, bilgelik ve dürüstlük. Ayrıca bir de topluluksuz olanlar var. Bu topluluklardan birine ait olabilmek için bir test yapılıyor. Tris ya bu teste uyup kararını ona göre verecek,ya ailesinin topluluğundan devam edicek ya da kendine özgü bir seçim yapacaktır. Bu seçim sonucu hem ailesi hakkında hem diğer topluluklar hakkında da bilgi edinme şansı yakalıyor. Ayrıca belki burada başka bir uyumsuza da rastgelebilir?

    Yorum:
    Ben bu kitabın filmini baya önceden izlemiştim ve kitap olduğu hakkında fikrim yoktu malesef . Ayrıca kitabınfilminden daha heyecan verici olduğunu söyleyebilirim. Tiris'in yaşadığı her olay beni her sayfada daha çok meraklandırdı. Yani filmini izlemiş ve sonunu tahmin edebilerek okuduğum bu kitabın beni bu kadar çok etkilemesine ne denilmeli? Bilmiyorum bazı kişiler sevmeyebilir ama bana çok ekşınlı geldi. Hele hele o karakterler çokk hoşuma gitti cidden.
    -Okumanızı tavsiye ederim. Sizi gerçek dünyadan alıp bambaşka bir maceraya sürüklüyor.