• ...
    gözümün önüne kar yağışı geliyor
    ağır ağır dilsiz kuşbaşısı da buram buram tipisi de
    meğer kar yağışını severmişim

    güneşi severmişim meğer
    şimdi şu vişne reçeline bulanmış batarken bile
    güneş İstanbul'da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batar
    ama onun resmini sen öyle yapmıyacaksın

    meğer denizi severmişim
    hem de nasıl
    ama Ayvazofski'nin denizleri bir yana

    bulutları severmişim meğer
    ister altlarında olayım ister üstlerinde
    ister devlere benzesinler ister ak tüylü hayvanlara

    ayışığı geliyor aklıma en aygın baygını en yalancısı en küçük burjuvası
    severmişim
    yağmuru severmişim meğer
    ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim beni olduğum yerde bırakır ağlara dolanık yada bir damlanın içinde ve çıkar yolculuğa hartada çizilmemiş bir memlekete gider
    yağmuru severmişim meğer

    ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Pırağ-Berlin tireninde yanında pencerenin

    altıncı cıgaramı yaktığımdan mı
    bir teki ölümdür benim için
    Moskova'da kalan birilerini düşündüğümden mi geberesiye
    saçları saman sarısı kirpikleri mavi

    zifiri karanlıkta gidiyor tiren
    zifiri karanlığı severmişim meğer
    kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften
    kıvılcımları severmişim meğer

    meğer ne çok şeyi severmişim de altmışımda farkına vardım bunun
    Pırağ-Berlin tireninde yanında pencerenin yeryüzünü dönülmez bir yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek
    Nazım Hikmet Ran
    Sayfa 215 - Yapı Kredi Yayınları