• Ben-Gurion, Princeton’da, Albert Einstein'la bulaşacaktı. Patronum bu buluşmanın izlenmesi gerektiğini düşündü, ben de bir meslektaşımı bu konuşmayı ses kayıt cihazıyla kaydetmesi için gönderdim.” Önündeki küçük not defterine baktı. “Bu buluşma 15 Mayıs 1951’de Einstein’ın evinde gerçekleşti: 112 Mercer Caddesi, Princeton. Patronumun da tahmin ettiği gibi Ben-Gurion ondan İsrail için bir atom bombası tasarlamasını istemişti. Yapması kolay bir bomba istiyordu, öyle kolay olmalıydı ki kaynakları kısıtlı bir ülke bile çabucak ve gizlice bunu yapabilmeliydi
  • 552 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Dünyanın en büyük sırlarından biri, José Rodrigues Dos Santos'un eğlenceli ve heyecan verici romanı "Tanrı’nın Formülü" kitabında ele alınmıştır diyebilirim. Portekizli yazar, "Tanrı Formülü" kitabı ile eğitici modern bilimsel bilgileri, düşüncenin antik manevi geleneklerini ve aksiyon dolu casusluk eylemlerini harmanlıyor.

    Portekizli üniversite profesörü ve kriptanalist Tomás Noronha, Kahire'de bir konaklama sırasında gizemli ve göz alıcı İranlı Ariana Pakravan ile sohbettedir. Pakravan, Profesörden Tahran'da bulunan, bugüne kadar bilinmeyen ve Albert Einstein tarafından yazılan bir yazının şifresini çözmesini istemektir. Bilinmeyen bu belgenin içeriğiyle sadece İran istihbarat servisi değil, aynı zamanda Portekizliyi ajan olarak işe alan CIA de ilgilenmektedir. Amerikalılar ve İranlılar elde olan bu eski el yazmasının “ucuz yollu” atom bombası üretmek için kolayca anlaşılabilir bir plan içerdiğini düşünmektedir. Tomás, İranlıların nükleer bomba oluşturma bilgisine erişmesine muhakkak engel olmalıdır.

    Tabii ki, Profesör iki cephe arasında vermiş olduğu hizmet esnasında kendisini çabucak ele verir. Tehlikeli sayılabilecek sorunlar ile karşılaşır ve artık hayatı tehlikededir. İran'dan kaçma çabası içerisindeyken bile el yazmasını hala deşifre etmeye çalışmaktadır. Einstein'ın eski sırrını çözebilmek için Portekizli matematikçi ve fizikçilerde destek arar ve aynı zamanda bu soruya yanıt alabileceğini düşündüğü Tibet'e de gider. Araştırmaları esnasında dünyada üzerindeki en büyük sırlardan birine rastlar. Albert Einstein, el yazmasında nükleer bir bombanın nasıl inşa edileceğine dair en ufak bir bilgi vermemesine rağmen, ondan daha önemli bir şeye işaret etmektedir. Ya burada bir bombaya değil de, varlığını bilimsel olarak kanıtladığını düşündüğü "Tanrı’nın Formülü" ne işaret ediyorsa?!

    "Tanrı’nın Formülü" bomba etkisi yaratacak nitelikte bir casusluk, gerilim türü olarak pek ifade edemesek de, gerçekten olağanüstü bir roman ve J.R. dos Santos kitapları arasında okunması gerekenlerden bir tanesi diye düşünüyorum. Olması gereken bir şekilde ele alınmış olan romanımızda, iki rakip istihbarat biriminin pençesine düşen saf bir profesör ana karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Neredeyse tek tabanca, insanlığın tüm çabalarına rağmen erişemediği, binlerce yıldır deşifre etmeye çalıştığı sırlardan birini çözmeyi başarıyor. J.R. dos Santos, her zaman olduğu gibi kahramanı Tomás’ı dünya çapında bir seyahate çıkarıyor ve bize bir ziyafet sunuyor.

    Bilimsel ve Manevi Bilgi
    J.R. dos Santos, kitabının ortalarından sonra gelecek olan asıl konuya odaklanmadan önce, okuyucuyu heyecan verici bir hikâye ile büyülüyor ve okurun kitaptan kopmamasını sağlıyor. Kitapta Profesör Noronha’nın farklı uzmanlarla ile yaptığı bilimsel, doktrinsel görüşmeler daha geniş bir kapsamda ele alınıyor ve eylemler ile dolu casusluk aktivitesi bir arka planda kalıyor.

    Benim kanaatimce, Portekizli yazar burada "Tanrı’nın Formülü" ile biz okurlarına esas olarak geniş, evrensel bir bilgi aktarmaya çalışıyor. Yazar, bir yandan modern matematiği, fizik bilgisini, görelilik kuramını, kuantum teorisini, kaos teorisini, kelebek etkisini ve sicim teorisini işlerken, öte yanda, Kutsal Kitap'ta bulunan dört yüz yıllık manevi değerleri, Buda'nın dört asil hakikatini, Hinduizm'in Brahman'ını, Taoizm'in Yin ve Yang'ını biz okurlara aktarmaktadır. J.R. dos Santos, karmaşık bilgileri kapsamlı ve etkileyici bir şekilde harmanlayarak, her şeyin nasıl birbirine bağlantılı göründüğünü çok güzel işliyor.

    Evren Hakkında Derin Gerçekler
    Tomás ile birlikte, okuyucu, Tanrı'nın varlığını kanıtlamak için "Tanrı Formülü" nün gizemini açığa çıkarmaya çalışır. Ancak, Portekizli yazar bu heyecan verici soruyu benim için çok rasyonel bir bakış açısından değerlendiriyor. Dos Santos'un -çok fazla sır vermeden- okuyucuya, bilimin mutlak mısdak olduğuna işaret etmesini biraz endişe ile karşılıyorum. Bununla birlikte; Eski kutsal metinlerin, günümüz biliminin bile evrende daha yeni keşfettiği ve kabul ettiği çoğu şey hakkında derin gerçekleri içerdiğini belirtmek isterim.

    Arka kapak yazısı;

    "Rab mahirdir ama zalim değildir. Doğa sırlarını sinsiliğinden değil özündeki yüceliğinden dolayı saklar."
    ~ Albert Einstein ~

    1951 sonbaharı: İsrailin ilk başbakanı David Ben Gurion, Albert Einsteinla tanışmak için Princetona gider. Ziyaretinin amacı nükleer silah elde etmektir. Atomla başlayan gizli sohbetleri hızla Tanrının varlığına doğru yönelir. Einstein Tanrının formülünün peşindedir. Dünya düzenini tepe taklak edebilecek bir önemde olduğu için CIA de bu belgenin izini sürmektedir.

    Günümüz Kahiresi, Tahrir Meydanı: Kriptolog ve tarih profesörü Thomas Noronhanın hayatı, çekici İranlı bir kadın olan Ariana Pakravanın, çok gizli bir elyazmasını deşifre etmek için yardımını istemesiyle alt üst olur. Albert Einstein imzalı elyazmasının başlığı Tanrının Formülüdür. Bu formülü deşifre edebilecek tek uzman Noronhadır. Bunun farkında olan tüm güçlerse Noronhayı izlemektedir. Kendisiyle birlikte dünyanın da kaderini ilgilendiren bu formül pandoranın kutusuna dönüşmek üzeredir.

    Tanrının Formülü, zamanın başlangıcına, evrenin kökenine ve hayatın anlamına dair bu müthiş macerada kuantum fiziğini dinle, Batı felsefesini Doğu mistisizmiyle buluşturan "Tanrı var mı? Doğum ve ölüm nasıl şeyler? Evren sonsuz mu yoksa bir gün yok olacak mı?" gibi insanlığın her zaman üzerine kafa yorduğu sorulara da bir cevap ararken okurlara unutamayacakları bir macerayı da sunuyor.

    Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

    Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

    ~ A.Y. ~
  • - Profesör, sizce Tanrı'nın varlığını ispatlamak mümkün mü?

    - "Hayır Sayın Başbakan. Tanrı'nın ne varlığını ne de yokluğunu ispatlayabiliriz. Sadece gizemi hisseder ve evren şeklinde kendisini gösteren nefes kesici plan karşısında hayrete düşeriz."
  • "Eğer Incil'i dikkatli okursanız oradaki tanrının koruyucu değil de kıskanç olduğunu görürsünüz, körü körüne iman ve fedakarlık isteyen bir tanrı. Korku saçan, ceza veren, sırf sadakatinden emin olmak için Ibrahim'den oğlunu kurban etmek isteyen bir tanrı. Eğer her şeye gücü yetiyor olsaydı, Ibrahim'in güvenilir olduğunu bilemez miydi? Eğer iyiyse neden böyle zalimce bir imtihan yaptı? Dolayısıyla iyi olamaz."
  • ...ve İncil'de anlatılan hikayelerin büyük bölümünün mit olduğuna karar verdim. O anda da inanmayı bıraktım. Kişisel tanrı fikri saflıktır, hatta çocukçadır.
  • "Bu buluşma 15 Mayıs 1951'de Einstein'ın evinde gerçekleşti. 112 Mercer Caddesi, Princeton. Patronumun da tahmin ettiği gibi Ben-Gurion ondan İsrail için bir atom bombası tasarlamasını istemişti. Yapması kolay bir bomba istiyordu, öyle kolay olmalıydı ki kaynakları kısıtlı bir ülke bile çabucak ve gizlice bunu yapabilmeliydi."