• Gözlerine boyanmış bir gecede terk etti yüreğim beni.Benden uçup sana konuverdi. Karanlıklar içinde uzaklarda bir yerlerde buldum gözlerini,sardım sıkıca, bir bilsen nasıl güzellerdi.. Kıyamadım,bağrıma bastım birden. Baktıkça içimi ısıtan bakışların. Sana bile söylemedim içime en içime, derinlerime sakladım gözlerini. Sen bile bilemedin, anlatamadım sana içimde büyüttüğüm hislerimi. Sustum hep!. her seni gördüğümde suskunluğa mahkum ettim dudaklarımı.. Alışkanlık sanki o iki kelime hala dudaklarımda saklı. Tıpkı yerin en dibine gömülen bir hazine gibi. Belli ki aşkta sigara gibi bellemiş susmayı... En kötü alışkanlığı bu... Her sey aşka yazılmış sanki. Her anım senle doluydu oysa. Hafızamdakiler, hayallerim hiçbiri sana çıkmadı!... Hiçbirini bilemedin sen. Sessizliğimle sevdim seni. .Bir ben ,bir hayallerim... bir de kocaman bir şehir... Küçük hissederdim kendimi bu koca şehirde. Sonra sen gelirdin aklıma. Senle süslenmiş hayaller gelirdi. Öyle güç gelirdi ki yüreğime. Öyle baharlar açardı birden. Hani soğuk bir kış mevsimi üstün çırılçıplak soğukta kalırsın da bir ılık hava bile tesellin olur.. Bir sıcak aş bir yudum sevgiye muhtaç sokak çocuğu gibi. Hani sobası yanan bir evin sıcaklığı vardır ya.. O içini titreten soğuktan kurtulup atarsın ya kendini yangınlara.. Ben de öyle olurdum gözlerin gelince aklıma. Tarifsiz duygular, bitmeyen özlemler. Acıtırdın hep içimi… Bir bilsen can!. Sokaklarda yürürken düşünürdüm hep nedense seni.. Sana söyleyemediğim her şeyi. Gün gelir sana nasıl söylerim acaba diye ama o gün hiç gelmedi. Geleceğe de benzemiyor. Seni hayal ederdim bir sevgili gördüğümde. Biri sen biri de bendim.. Ama yüzüme vuran kuru soğukla birden kendime gelirdim. Aslında hep yalnız yürüdüm sokaklarda. Sen hiç yanımda olmadın ki.. Yokluğunu düşünürdüm hep. Hak ettim mi sensizliği?.. Kahrederdim sonra yalnızlığıma. Kapatamadım yaralarını.. Kapanmaz yarasın bağrıma. Sorular sorular. bir cevap bulamazdım yokluğuna.. Hala bulamıyorum!.. Bilmiyorum cevabı hangi kitaplarda. Küçüktü yüreğim!.. Belki de ağır geldi bu sevda bana.. Taşıyamıyorum artık!. İçimi acıtıyor bağrımda atan kalbim, adını her andığımda. bilmiyorum sevdiğim. Belki de filmlere taş çıkaran bir hikaye istedim. Belki de masallara inat bir sevda.. Seni dolu dolu yaşamak istedim nefesimi kesmeni.. aşkınla yerlere göklere çıkmayı istedim belki de... haşarı bir sevgili olmayı yanında.. Gülüşünü görmeyi her anımda.. Benim yastığıma baş koymanı.. Sana hep sana uyanmayı. Çok şey mi istedim yarınlardan?.. Bir seni istedim ben kollarıma. bencillik mi ediyorum yoksa, yok yok sevgilim!... Anlatamıyorum!.. anlayamıyorum bu çaresizliği... çok direndim sevgilim inan, çok direndim sana.. Aşkını korumaya çalıştım hep kendimden bile. Öyle kırılgansın ki içimde, korkuyorum dokunmaya.. Aşkın kalsın istedim hep aynı ilk zamanki gibi. Hani seni gördüğüm ilk gün vardı ya.. İçimi eriten ilk kişiydin. Kimdi bu güzel gözlü. Hayatında biri var mıydı acaba. Baharları kıskandıran gülüşün. içimi titreten bakışların... kelimelerimi tüketen duruşun... Anlatamadım hala birini bile. Sana söyleyememek, susmak deli gibi haykırmak isterken.. sevgine aç yaşamak!. ölesiye sana doymak isterken. Nasıl acıtır şimdi anlıyorum. Şimdi anlıyorum o zamanlar daha az acıtıyormuşsun içimi.. Nasıl özlüyorum ilk zamanlarımı.. Her güne sana ve bana ait yeni bir hayalle uyanmayı.. sana ve gözlerine yakın hayaller kurmayı.. zaman aktıkça anlıyor insan.. Şimdi öyle çaresiz hayaller.. Öyle avuntu gözlerin var sevdamda. Sevgimin ilk baharlarını nasıl özledim sevgilim bir bilsen.. içimde yeni yeni açtığın zamanları.. Geri gelmiyor istesem de. Hiçbirşey eskisi gibi olmuyor!.. Yitirdim artık sana ait güzel olan ne varsa. ben böyle olsun istemedim aslında.. anladım ki yeni açan gül dalında kalmalı.. güzel olan ne varsa yıpratılmamalı. en güzel yerinde bitmeli. belki bitişler acı verir. insanız işte. özümüzde var nankörlük. ne ölümler geçti ömrümüzden.. ne ayrılıklar.. ne hüzünler. hangisi kaldı ki sevgilim. sende biteceksin bir gün elbet. acılarla olsa da. sende gideceksin bir gün yüreğimden. yiteceksin sevgimden. senden geriye sadece bana hatıra hüzünlerin kalacak ve hatırladıkça bir damla gözyaşı alacaksın bu kez benden! o günün umuduyla yaşıyorum. bir parça sevginin umuduyla yaşıyorum Zaman sevgilim, zaman en iyi ilaçmış kapanmaz yaralara. Sen de kapanmaz yarasın bağrımda. Hala yılları sayıyorum belki kapanır umuduyla. yaşayamadım bir gün olsun seni.. Aslında sen bir ressamdın hayatımı çizen.. Şimdi arıyorum kendimi çizilmemiş tablolarda. Suç benim aslında. Senin bir suçun yok sevgilim affet! sana söyleyemeyen benim, sana gelemeyen benim,bilmeyen sensin. affet sevgilim!. Suç kalbimin aslında. bir suçlu arıyorsan bu sevdada itiraf ediyorum kendimi sana. suçlu benim sevgilim.. bana fazlaydı bu sevda.. ama gönül söz dinler mi?. sana koşuyor dur durak bilmeden. bir kere olsun sen anlamaya alış.. gücüm kalmadı artık.. bağrımda yokluğunu taşımaya. bugün yüreğim bitkin. çaresiz.. yorgun. sebebi belli. yaşayamadığım yaşatamadıklarım çok kırdı yüreğimi.. Bugün yüreğim beni terkediyor sevgilim!. Seni de!..ikimiz de dönüşü olmayan bir ayrılık havasını soluyoruz bugün. Gel diyemem!. hakkım yok gel demeye. Çok geç kaldık birbirimize. Gönlümü bırak gitsin!. salsın kendini maviliklere. her mavilikte sen olsan bile. bırak yüreğim özgür kalsın!. savursun kendini denizlere.. her denizde sana akan gözyaşım olsa bile. hani bir film vardı hatırlar mısın?.. son sözü hala aklımda.. 

    ELVEDA ALYAZMALIM.ELVEDA BİTMEYEN TÜRKÜM

    HALA DİLİME DOLANAN TÜRKÜSÜN YARINLARİMDA.
  • 425 syf.
    ·Puan vermedi
    postmodern romancıların öncülerinden #johnfowles dan okuduğum ilk kitaptı ve kendisi ne kadar eseri varsa 'nasıldır acaba?' demeden teker teker okuyacağım yazarlar arasına girdi kii bu konuda epey sıkıntılıyımdır. tamam bazı yazarları çok seviyoruz ama her yazdığını okumaya gerek yok bence. zira okumacak çok kitap var ve birbirini tekrar eden hikayelerle vakit öldürmek saçma. bazı yorumlarımda bu yazarları bulabilirsiniz. neyse #fransızteğmeninkadını bitti benim 7-8 gün sürdü ama 2-3 günde bile bitirenler olmuş. ben sürekli wikipedia google derken süründürdüm ama bi dolu not çıkardım. kitabın adına bakınca aşk romanı mı diyebilirsiniz evet aşk ama yalnız aşk demek yanlış olur çünkü ingiltereyi, victorya dönemini ve bu dönemin toplum yapısını, inançlarını okuyucuya iki karakterin aşkı ve onların çevresi ile anlatıyor. sarah döneme başkaldıran bir karakter ki zaten yazar da sürekli bi savaş hali var o dönemin yaşantısına yapısına algısına karşı. tarih ve pek çok yazar/eser hakkında da bilgi sahibi oluyoruz ayrıca, yani sayısız pencere açan dediğimizden. okurken psikolojik analizleri çok sevdim ve bunun yanında yazarın sürekli araya girip okurla sohbet etme halinden de oldukça keyif aldım. sevdiğim anlatım türü ve işleyiş tam olarak bu işte o sebeple bundan böyle benimlesin john fowles'cığım seni yüreğimde ve kitaplığımda yaşatacağım
  • 88 syf.
    ·9/10
    9. Beyoğlu Sahaf Festivali’ndeyim. Maksadım Türk edebiyatı ve dünya edebiyatından klasiklere bakmak. Arada da adını daha önce duyduğum yazarların bende olmayan kitaplarına rastlamak.

    Öyle de yapıyordum. Heybem gittikçe ağırlaşıyordu.
    Bir tezgâhta üst üste Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan öykü kitaplarını gördüm. Göz attım. Tarzım değildi ama olsun, alayım dedim. Bir küçük poşete onları da koydurdum. Kızıma verdim. Ben kitap seçerken kızım büyükçe siyah poşet bulmuş kendisine verdiğim bütün küçük poşetleri ona doldurmuştu. Dönmeye karar verdiğimizde jumbo poşetin uç kısımlarını kıvırıp, kızımın “Aman baba dikkat et, belini inciteceksin.” uyarılarını dikkate almadan un çuvalı gibi omzuma attım.

    Şimdi metrodayız. Oturmak için yer bulmak maksadıyla en uç noktada bekliyoruz trenin gelmesini. Tren geldi, ama yer yok. Fakat bir genç beni görür görmez yer vermesin mi? Kızım biraz tebessümle “Ama baba!” dedi, yüzüme baktı. “Ne var,” dedim. “Gencin içinden gelmiş, genç (!) amcasına yer vermek istemiş.” Ben oturunca yanımdaki diğer genç de kızıma yer verdi. Ona da teşekkür ettim.

    Derken gelirken elimde olan kitabın zaten son sayfalarındaydım. Onu bitirdim. Baktım kızım bizim un torbasından, pardon kitap poşetimizden Semra Aktunç’un Yalos kitabını çıkarmış. “Güzel mi?” dedim. “İyi, cümleler akıcı. Okunabilir. Ama senin tarzın değil.” dedi. Kızım da tarzımı biliyordu demek ki.

    Hadi ben neyse de, kızımca da tarzım olmayan kitabı merak ettim. Önce Yalos’un anlamına baktım. Akarsularla denizlere ulaşıp, dalgalarla kıyılara vuran odun parçalarıymış. Sonra da kitaba ismini veren öyküden başladım okumaya. Zoe bir aşk üçgeninde kalıyor. Eleni ve Dimitri evli. Dimitri Zoe’yi seviyor. Zoe de Dimitri’yi. Hikâyenin sonunda Zoe herkeslerden saklanma ve ortadan kaybolma isteğiyle denize doğru yürüyor. Yürüyüş o yürüyüş.

    “Çok zaman geçti. Bir yalostum artık, incecik dal gibi gövdem, yılankavi, bembeyaz. Denizde kalmak istesem de rüzgâra direnemiyordum. Bir kıyıda buldum kendimi, ıssızdı kıyı, uzandım taşların üstüne, ısındım, sevdim güneşi. Ne kadar yaşar yaloslar bilmiyorum. Pek önemi kalmadı bunun ama hâlâ izleyebiliyorum gövdemi ve ağzımın sımsıkı kapalı olduğunu kederden ve tuzdan. Bu sessiz kıyı böyle midir hep?”

    Kitap seksen dört sayfa. Şimdi artık kitabın başındayım. Bir oturuşta işte sonundayım. Elimde ne mi kaldı? En çok bir zamanlar parçası olduğum mekânlar kaldı. Kadıköy, Bostancı, Karaköy, Tünel, Beyoğlu, Fatih, Cağaloğlu, Nuruosmaniye tramvay, dolmuş. Güngör Bey’den tarih dersleri. 1950’li yıllar. Geçmişin insanının nazenin halleri. Ayrılıklar, bekleyişler ve özlemler. Hep bir hareket, hep bir canlılık. Durağan bir şey yok. Yabancılaşma da var. Belki alttan alta durum eleştirisi de.

    Öyküde var’a da yok’a da “Hamdolsun!” diyen Cemnur’un Cem’inin halası iyiydi. Ondan iyisi ise Cemnur’un kundakta bebeğiyle terk edilen Nur’unun yıllar sonra dönen kocası Cem’e karşı takındığı tavırdı. Terk edip giden kocaya elinden geleni arkasına koymak istemezken, oğlu Can’ın babasıyla en azından yakın akraba gibi sohbet etmesine mukabil, hiçbir şey yaşanmamış gibi affetmesi benim için ilginçti.

    Unutmadan Dayakçı’ya Mektup öyküsü de çok güzeldi. Hele Dayakçı’nın hesap esnasında yüzünün kızarması. Ve sonrasında herkeslere birer çöpte Kemalpaşa ısmarlaması. “Seni hiç unutmadım!” diyen anlatıcının vefası da benim için unutulmazdı.
  • Yüzünü okşayıp sana çocuk dediğim de / bana kızardın ama öylesin .. / yalnızca benden bu kadar küçük olduğun için değil / büyüsen de hep öyle kalacağın için .. / belki de seni böyle çok sevmemin sebebi budur / erkek olmayı / adam olmayı büyük insan olmayı / onların kurduğu dünyanın gururlu bir parçası olmayı aklının ucundan bile geçirmediğin için seni çok sevdim .. / ne garip / hiçbir şeyin / hiç kimsen yoktu .. /ama her şeyi olan insanları korkuları da sende yoktu / hiç kimseyi / hiç bir şey için yargıladığını görmedim . .. /hep kendi kendime sordum / üzerimde bu anlamsız zırhları taşımayan / her an bir savaşa hazır olamayan / mutluluğu zaferler kazanıp öldürüp bir yerleri istila etmekte aramayan .. / kendiliğinden hiç olabilen biri var mıdır diye .. / varmış .. / hayatımda yanında hiçbir şey düşünmeden sanki sonsuza kadar kalacakmış gibi uyuyabildiğim tek insan sendin .. / birine sarılmanın ne demek olduğunu seninle anladım .. / elbette seninle bir geleceğimiz yoktu / seninse bir geleceğin var .. / gitmen gereken yerler / yapacağın işler var / ben hayatında yapacaklarını yapmış ve artık yorgun biriyim .. / sense henüz yeni başlıyorsun .. / bana asla ayrılmak istediğini söylemezsin .. / bu yüzden bunu yapmak bana düşüyor / beni sevdiğini biliyorum ama bana aşık değilsin .. / benim gibi her sabah uyandığında aklında değilim .. / gözlerin dalıp giderdi bazen ve anlamadığımı sanırdın ama aslında anlardım neden benimle olduğunu .. / düşündüğünü .. / belli etmemeye çalıştım .. / sanki sen de bana aşıkmışsın gibi darandım .. kadınların söylediklerinin başka anlamlara geldiğini bilmediğini bile unuttum / ama artık bu bana acı veriyor / umursamaz göründüğüme inanmadığının farkındayım ../ öylesine budalanın birisin çünkü … / olsun / öyle kal … / ben şimdi gidiyorum her zaman ki gibi delice şeyler yapacağım ve kendimi kandırmaya devam edeceğim çünkü nasıl olsa benim gibi beni de kandırmaya hazır birileri var .. / sen her zaman bir biçimde yanımda olacaksın .. / hayatımda olacaksın / olabildiği kadar .. bunu ve bir de seni çok sevdiğimi sakın unutma … / .. 290/91
  • Seni seviyorumları kalıba sığdırmak niye? Sevemez miyiz adı aşk olmadan bir kalıba koymadan birini? Ben kalıplara koymadan sevdim seni. Sadece sevdim. İnsan olarak sevdim, aşk olarak sevdim, hayat olarak sevdim, yaşam olarak sevdim, nefes olarak sevdim, bir bebeğin gözlerini dünyaya ilk açtığı an gibi sevdim, renkler olarak sevdim, çiçekleri sever gibi sevdim. Seni ömrüme katarak sevdim. Kalıba koy dedin koyamadım bende böyle sevdim. Sen hayattın evdin yaşamdın çiçektin böcektin nefestin ilklerdin sonlardın. Ben seni ben olarak bende sevdim.
  • Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
    Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
    Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nûh felek
    Şahid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni


    Şeyh Galip/Sevdim Seni
  • 78 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Can Yücel, kendisi için:
    "bu eloğlu var ya, eloğlu değil; it oğlu ittir" demiştir.
    çok severmiş Metin Eloğlu'nu.


    Kelimeleri hantal ve kaba Rus tanklarını andıran şairdir. Hadi şairdir. Ağzımızdan çıktı bir kere. Şiirinin en küçük kusuru derinlik ve keder yoksunluğudur. Üzerlerinde çok fazla uğraşılmış izlenimi vermesi belki de hiç uğraşılmamış olduğundandır. Bir şiirini okuduktan sonra "şimdi ben bunu neden yaptım, yani bu şiiri neden okudum" zehabına kapılırsınız. Şiirlerinin arkasında bir kişi yoktur. hele ki edebi kıstaslarla değerlendirildiğinde bahse konu dahi olmaz. Geleneksel olan bazı edebi sanatları kullanmakta başarısızdır. Ama bir şekilde türk şiir çizgisinin bir yerlerinde durur. Bakın dikkat edin sadece durur diyorum, öylece kıpraşmadan bir yere akmadan durur...

    Bu yürek
    Seni seveceğini biliyordu herhalde
    Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
    Bire bin veren buğday
    Elmadaki mayhoşluk
    Hukuki beşer
    Çınçınlı hamam
    Çizmedeki kedi
    Sanki elleriyle koymuşlar gibi
    İkimizden bir işmar
    Seni sevmemiş olsam , sözlerim yarı yarıya
    Gözlerim yarım
    Ellerim çolak hüseyin eli
    Seni sevmesem , nefes almayı beceremem ki
    Bugün günlerden ne ?
    Cumartesi
    Seni sevdiğim için , Cumartesi elbet
    Seni sevdiğim için , bak temmuz ayındayız
    Ayşe onbaşı , pir sultan abdal , büsbütün sevdalıyım sana
    Bu gemiler nereye gidiyor , seni sevdiğim için
    Seni sevdiğimden , suyun akası geliyor
    Bacaların tütesi
    Nurhayat’ın halleri , seni sevdiğim için güzel
    İbrahim’in dilleri
    İnsan seni sevince , tutsaklığa kızar tabi
    Savaşın adı geçse , cinifrit olur
    Ereğli’nin kömürünü düşünür , ne kömür o be
    Raman’ı düşünür , Çukurova’yı düşünür
    Seni sevdiği için , Haliç’te bir uğultu
    Marmara’da bir deniz
    Isparta bahçesinde güller
    Seni sevdiği için goncalanıyor
    Seni sevdiğim için , kilim dokuyor Avşar’da
    Yarın sabahlar , seni sevdiğim için icat edildi
    Penisilin , halk şiiri , canlı sinema
    Mapushaneler , yedi düvel , harbi ispanyol nezlesi
    Sultan Hamid , don civani
    Ne bilsinler seni sevdiğimi
    Başaklanmayan yulafa söylemeli
    Cılk yumurtaya
    Paslı demire
    Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
    Hoşnut değilllerse bu gidaşattan
    Akıl etsinler seni sevdiğimi ,
    Yeşille turuncunun kafa barıştırması , bu sevdadan ötürü
    Tepemizdeki o göçmez tavan
    Sulardaki yakamoz , ortancadaki pembe
    Ben seni sevdim diye
    Bingöl vilayetinde , kamyondan inince
    Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
    Siz nerenin bulutlarısınız böyle ?
    Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
    Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın
    1953 kışları içinde
    Karnı tok , sırtı pekse hısım akrabanın
    Konu-komşu , dirlik düzenlik içindeyse
    Birbirimizi daha çok sevelim diye
    İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
    Şair oluyor mesela
    Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri
    Caysın be güzel
    Caysın be iyi
    Tütünü bırakıyor , tütün neyime zarar
    Keseme zarar , ciğerime zara , sevdama zarar
    Seni sevince adamın papuçları eskimiyor
    Beti-benzi yeni çarktan çıkmış gibi
    Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
    Saçları zencefilli
    Erkencecik evine dönmek istiyor canı
    Hep seni düşün
    Hep seni yaşat
    Hep seni yıka
    Seni doyur üç öğün
    Seni bir kanım uyut , sonra uyandır
    Lokman hekim , seni sev diyor bana
    Seni sevmeseydim , ilkbaharı kodunsa bul gayrı
    İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
    Umut diye bir şey yoktu ki , seni sevmeseydim
    Hak , hukuk , bereket diye
    Eşitlik , kardeşlik , hürriyet diye
    Yüreğime sağlık ne iyi ettim..!