• (otelde)
    yanmamış bir gaz sobasının yerlere dökülmüş artıkları
    soluğumu kesiyor. soba boruları kırık camlardan dışarıya uzuyor; dışarıda kar, dışarıda rüzgâr esiyor; uykusuzluğa uyuyorum... dört battaniye aldım üstüme, üşüyorum feride; kalkıp şiir yazacağım, ama hep şiir mi
    yazılırmış kuşatılmış gökyüzüne?

    ben seni, seni diyordum feride; nasıl gelirim
    hangi sokaklar çıkar sokak desene?
    yine o gitmelere gitmeden
    seni yorumluyor, sana yoruluyorum işte
    başka nereye giderim söylesene?
  • .

    ALLAH senin kapından "aşk" sarayına
    bir insan alacaksa, o insan sen nasıl ben
    "seni sevmiyorum" dersin?

    .
  • "O hep başka bir zaman diliminde karşılaşmış olmayı diledi." dedi Mets, gözlerinden öfke saçarak.
    "Nasıl yani? "diyebildim sadece. Sanki bu duruma onları ben getirmişim gibi yüzüme baktı.
    " Ama bu çok saçma bir savunma" dedi düşünebiliyor musun Daphne?
    "Hayır düşünemiyorum."
    "üç yıl önce ya da beş yıl sonra nasıl daha çok sevebilirsin ki? Zaman senin için şimdidir. Geçmişte ve gelecekte sen bu sen olamazsın ki. Seni şuan sen yapan bu zamana kadar yaşadıklarındır. Belki üç yıl önceki seni sevmeyeceğim ya da dört yıl sonrasına kadar yaşayacağın şeyler seni fsrklı birisi yapacak belki o zaman sevmeyeceğim seni? Ne demek şimdi tam sevemiyorum seni, ne demek zamansız girdin hayatıma, ne demek seni kaybetme acısını yaşamak benim cezam ve ben bu cezayı istiyorum? "

    Bu çocuğun hali beni çok üzüyor " Mets, bırak artık şu dişiyi. Bak ondan iki yüz ışık yılı uzaklıktasın. Artık herhangi bir olumlu gelişme bile sizi birleştiremez. Sen gidene kadar o çoktan ölür. Burada kendine yeni bir hayat kur. "

    " Buranın kızları güzel değil. Ah Rayiha ah, hiç yere harcadın bizi. "

    " Tamam diğer gezegenlere de uğrarız hepsine bir kainat güzeli seçiliyor nasıl olsa. "

    " Onlar kendi kainatının güzeli benim kainatım iki yüz ışık yılı uzakta"

    "Gezegenin birinde dağı delmiş bir aşık, sanırım sen de onun gibi uzayı delecek bir şey yapacaksın" diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştım ama sanırım yanlış şey yaptım uzaylı aklına karanlık madde soktum
  • İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
    Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    Bu evleri atla bu evleri de bunları da
    Göğe bakalım

    Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    İnecek var deriz otobüs durur ineriz
    Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
    Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    Beni bırak göğe bakalım

    Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    Bana dönesin diye bir bir kapattım
    Şimdi otobüs gelir biner gideriz
    Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
    Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    Durma kendini hatırlat
    Durma göğe bakalım
  • Şimdi yoksun
    Seni dilediğim gibi düşünebilirim artık
    Tutar ellerini öpebilirim uzun uzun
    Kimseler ayıplayamaz beni
    Yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar
    işte gözlerin, işte dudakların
    Senin olan ne varsa karşımda duruyor
    Ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık
    Sevdiğim şarkıları söyletiyorum dudaklarına
    Ve hoyrat ellerimle
    Her gün biraz daha güzelleştiriyorum

    Bütün resimler sana benziyor
    Hayret
    Bütün aynalarda sen varsın
    Nereye gitsem peşimden geliyorsun
    Şimdi sigarasın dudaklarımda
    Biraz sonra beyaz bir kâğıt
    Ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın

    Kimse yokluğunda bunca sevilmedi
    Kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar
    Saçların böyle daha güzel
    Sen daha güzelsin
    Gelecek mutlu günlerin ışığında
    Her şey daha güzel
    Ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış
    Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim
    Ve seni bin yıl daha
    Ayrılıklar içinde sevmek isterdim

    Ama biliyorsun nihayet ben de insanım
    Umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor
    Hiç gelmeyeceksin sanıyorum
    O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime
    Katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi
    Yalnızlığımdan utanıyorum

    Beni sevmesen ölürdüm
    Beni sevmesen bir çakıltaşıydım şimdi
    Beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım
    Kördüm bir ot kadar
    Ölümden acıydım, ölümden beterdim
    Beni sevmesen
    Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim

    Beni bunca saracak ne vardı?
    Kanıma girecek
    Gözbebeklerime oturacak
    Bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
    Ne vardı?
    Hiç karşıma çıkmasaydın
    Bu kör olası gözler görmeseydi seni
    Ne vardı
    Güzelliğini hiç bilmeseydim
    Bir dua gibi bellemeseydim adını
    Ne vardı bütün gece
    Gözlerimi tavana dikerek
    Seni düşünmeseydim

    Belki karşımda değilsin yanılıyorum
    Bu gözler senin gözlerin değil
    Aldatıyorlr beni
    Karanlığın gözleri olmalı bunlar
    Bana böylesine keder veren
    Gülmeyi, yaşamayı haram eden
    Bir karanlığın gözleri olmalı
    Öyleyse sen hiçbir yerde yoksun
    Sana hiçbir zaman yaklaşamayacağım
    Yalan bu geçici sevinç, bu nur, bu ışık
    Bu karanlığın ortasında yanan alev gözler
    Bu bir kadeh içki gibi aydınlık

    Ne dedimse inanma
    Seni değil kendimi aldatıyorum
    Sen istediğin kadar
    Varlığın ta kendisi ol
    Ölümsüzlüğün ta kendisi
    Ben günden güne yok olmaktayım
    Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
    Anlamıyor musun?
    Gökyüzü güneş olsa
    Sensiz karanlıktayım
  • Nasıl et tırnaktan aynlmıyorsa, nasıl ki bir anne çocuğunu seviyorsa, ben de seni Öyle sevdim.

    Bu yüzdendir sen giderken, canımdan can gider gibi özleyişim. .