• 564 syf.
    ·5/10
    Muhteşem bir kitap ile sizinleyim. Uzun süredir böyle etkili bir kitap okumamıştım.
    Elif'in abisinin cezasını çekmesi için alınan intikam beni şok etti. Gerçek hayatta umarım böyle bir durum yoktur. Ben okurken aşırı derecede etkilendim gerçekte böyle bir durum olsa kafayı yerim herhalde. Hiçbir kızın böyle kötü durumla karşı karşıya gelmemesi dileğiyle...
    Kitap yorumlarınızı bekliyorum.
  • Ben hep, dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur, Butimar* gibi olan insan daha iyi insandır diye düşünürdüm.

    *Butimar bir kuştur, deniz kıyısına çöker, denizin bir gün kuruyacağını düşünür, bu tasa yüzünden de su içmez hiç.
    Sadık Hidayet
    Sayfa 36 - Yapı Kredi Yayınları
  • Düşün! Bize, matematik dünyasının kurgusal ve sonsuz olduğu öğretildi. Bunu kabul ederim. 1'den sonra 2 gelir dendi. Bunu da kabul ederim. Ama sonra, 1 ile 2 arasındaki sonsuzluğu düşündüm. Peki o nereye gitti? İrrasyonel sayılar varken bir sayıdan sonra diğer bir tam sayı nasıl gelebilir? Eğer 1'den sonra virgül konursa ve bunun da kıçına sonsuz sayı konabiliyorsa 2 nasıl gelir? İşte! Soru bu! Yanıtsız bir soru. Ve işte matematiğin hatası! Dolayısıyla matematik yok. Onun üzerine kurulmuş dünya düzeni de yok... Ama ben anlayabilirim. Anlayabilirim bu sorunu. Ve o zaman ortaya yaklaşık sayılar çıkar. Yani hiçbir sayı tam değildir. Hepsi tama yaklaşır. Ama varamaz. Demektir ki, 1,999...9'u bize 2 diye yutturmaya çalışan bir dünyanın çocuklarıyız. Ve dünya da aslında tam gibi görünürken, aslında bir irrasyonellik harikası. İşte bunun için hayat yoktur. Olsa dahi o da irrasyoneldir! Yani anlamsızdır. Ne bir başlama nedeni, ne de bir oluş nedeni vardır. Evrende uçuşan kocaman bir irrasyonellik. Tabii ki dünyanın bir anlamı olması gerekmiyor. Belki de onu anlamdıran üzerinde yaşayan akıl sahibi yaratıklardır. Ama onların da bizi getirdiği nokta ortada!
  • " Ben sonsuz mavilerde uçan gök güvercin
    Sen de kanadın kanadımda uçan eşimsin.
    Daha büyük mutluluk yoktur dünyada
    Sevdiğiyle yan yana, hep yan yana uçmaktan."
  • BERAT GECESİ HAKKINDA
    Yarın gece halkımız arasında "Berat gecesi" olarak bilinen gecedir. Bu geceyi ibadetle geçirmek ve o gecenin gündüzünü (yani gecenin arkasından gelen Cumartesi gününü) oruçlu geçirmenin hükmü nedir? Bu gecenin üstünlüğü dinde sabit bir husus mudur?

    1. GECENİN FAZİLETİNE İLİŞKİN RİVAYETLER SAĞLAM MI?

    Şaban ayının on dördüncü gününü on beşine bağlayan gece, Müslümanlar arasında “Berat gecesi” olarak bilinir. Bazı eserlerde bu gecenin Berat gecesi olarak isimlendirilmesini Abdullah bin Abbas’a bağlayan ifadeler yer almaktadır. (Mâverdî, en-Nüket ve’l-uyûn, VI, 313.

    Bu gece ile ilgili olarak hadis kaynaklarında yer verilen rivayetler hadis tekniği açısından “sahih” olarak değerlendirilebilecek kuvvet derecesine ulaşmamaktadır. Bunlar içinde hasen ya da zayıf rivayetler bulunduğu gibi uydurma olarak değerlendirilen rivayetler de bulunmaktadır.

    Uydurma rivayetleri bir kenara bırakacak olursak diğer rivayetlerin birbirini desteklemesi, zaafının çok şiddetli olmaması, amellerin faziletiyle ilgili konularda olması sebebiyle öteden beri ulema gecenin faziletiyle ilgili bu hadislere yer vermişlerdir. Söz konusu hadisler içinde en çok öne çıkanlar şunlardır:

    Hz. Ali (r.a.)’nin rivayet ettiğine göre Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    “Şaban ayının yarısındaki gece olunca gecesini kıyamla, gündüzünü oruçla geçirin. Çünkü Allah güneş battığında dünya semasına rahmetiyle tecelli ederek şöyle der: İstiğfar eden yok mu onu affedeyim? Rızık isteyen yok mu ona rızık vereyim? Bir belaya mübtela olan yok mu onu afiyete kavuşturayım? Şöyle olan yok mu ona şöyle yapayım…” Bu, fecir doğuncaya kadar böyle devam eder. (İbn Mâce, Ebvâbu ikameti’s-salât, 191)

    Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:

    “Bir gece Resûlullah (s.a.v.)’ı odada bulamadım. Bunun üzerine dışarı çıktım. Bir de baktım ki Baki kabristanında. Bana “Yoksa Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık yapacağını mı sandın?” diye sordu. Ben şöyle dedim: “Gerçekten ben senin eşlerinden birinin yanına gittiğini sandım” Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Yüce Allah, Şaban ayının yarısındaki gece en yakın semaya [rahmetiyle] tecelli ederek Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısından fazla kişiyi affeder.” (Tirmizî, Ebvâbü’s-savm, 39)

    Ebu Musa el-Eş’arî’nin rivayet ettiğine göre Allah Resûlü şöyle buyurmuştur:

    “Allah, Şaban ayının yarısındaki gecede kullarının kalplerine muttali olur. Şirk koşanlar ve aralarında düşmanlık ve kin bulunanlar dışındakileri affeder.” (İbn Mâce, Ebvâbu ikameti’s-salât, 191)

    Belirttiğimiz gibi bu hadislerin hiçbirisi teknik anlamda “sahih” değildir. (Aynî, Umdetü'l-Kârî, XI, 82) Hadis otoritelerinin geneline göre bunlar “zayıf” olmakla birbirini destekleyen ve farklı sahabîlerden gelen rivayetler sebebiyle “hasen li gayrihî” seviyesine yükselmekte ve amel edilmesi caiz olmaktadır.

    2. BU GECENİN ÜSTÜNLÜĞÜ NEREDEN GELİYOR?

    Yukarıda yer alan rivayetlerde gecenin fazileti belirtilmiş olmakla birlikte bu üstünlüğün sebebinin ne olduğu bildirilmemiştir. Bu konuda âlimler çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir.

    a) Kur’an’ın levh-i mahfuzdan dünya semasına indirilişi:

    Bazı âlimler Kur’an’ın levh-i mahfuzdan dünya semasında beytü’l-izze denilen yere bir defada bu gecede indirildiğini belirtmişler ve Duhan sûresindeki şu âyeti de “berat gecesi” olarak tevil etmişlerdir:

    “Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır. Her hikmetli işe o gecede hükmedilir.” (Duhan, 3-4)

    Bu görüşte olanlara göre bir yıl içinde olup bitecek her iş, kimin ölüp kimin kalacağı, kimin hacı olup olmayacağı, rızıklar vb. şeyler Berat gecesinde tayin edilir. Tâbiûn müfessirlerinden İkrime’nin bu görüşü kabul ettiği belirtilir. Kimi rivayetlere göre kadere ilişkin bu hususlar Berat gecesinde tayin edilir, Kadir gecesinde de bunları uygulayacak olan meleklere teslim edilir.

    Her ne kadar tefsirlerde bu yönde bir görüş bulunsa da âlimlerin geneli bunu doğru bulmaz. Onlara göre yukarıdaki âyetlerde söz edilen gece Berat gecesi değil Kadir gecesidir.

    (Taberî, Câmiu’l-beyân, XXII, 8; Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyan, VIII, 349; Beğavî, Meâlimü’t-tenzîl, IV, 173; İbn Kayyim, Şifaü'l-alîl, s. 22)

    b. Kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye döndürülmesi

    Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre kıblenin Beyt-i Makdisten Mescid-i Haram’a döndürülmesi hicretin ikinci yılında Şaban ayının yarısındaki günde olmuştur. Allah Resûlü (s.a.v.) hicretin ardından on sekiz ay boyunca Beyt-i Makdis’e dönerek namaz kılmıştı. O ve ashabı, kıblenin Hz. İbrahim tarafından inşa edilen Kâbe olmasını istiyordu. Nihâyet Şaban ayının yarısına denk gelen Salı günü kıble yönü Kâbe olarak belirlendi. (Taberî, Târihu’-Taberî, II, 416)

    Bazı âlimler, Şaban ayının ortasında Berat gecesi kutlanmasını buna bağlamaktadır. Mekke’de iken Mirac nasıl ki inanan ile inanmayan arasında bir ayrım yapılmasına vesile kılınan bir imtihan olmuşsa Medine’de de kıblenin dönüştürülmesi böyle bir imtihan olmuştu. Kıblenin dönüştürülmesi ile ümmet-i Muhammed müstakil bir hüviyet kazanmış, diğer ümmetlerden tamamen ayrı olduğu ortaya konulmuştu.

    3. BERAT GÜNÜ VE GECESİNİ KUTLAMAK

    Berat gecesi ve gündüzünü kutlama konusunda öteden beri iki farklı görüşün âlimler arasında bulunduğu görülür. Özellikle Şam bölgesindeki âlimler bu geceyi ibadetle geçirmeyi, ertesi günde de oruç tutmayı müstehap saymışlardır. Buna karşılık Hicaz bölgesindeki ulema bu gecenin kutlanmasına sıcak bakmamışlardır. (İbn Receb, Letâifü'l-meârif, s. 137)

    İmam Şâfiî, el-Ümm adlı eserinde şöyle demiştir:

    “Beş gecede duaya icabet edildiği bilgisi bana rivayetlerle ulaştı: Cuma gecesi, Kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının ortasındaki gece.” (el-Ümm, I, 264)

    Bu gecede ibadet etmenin faziletli olduğunu söyleyen tüm âlimler geceye özgü özel bir ibadet türünün, namaz şeklinin olmadığını özellikle belirtmişlerdir. (Aynî, el-Binâye, II, 522) Yine âlimler, bu geceyi ihya etmek için camilerde bir araya gelmenin mekruh olduğunu belirtmişlerdir. (Molla Hüsrev, Dürerü'l-hükkâm, I, 117; İbn Nüceym, el-Bahru'r-râiq, II, 56

    İmam Nevevî bu konuda şunları söylemiştir:

    “Receb ayının ilk Cuma gecesinde akşam ile yatsı arasında on iki rekât olarak kılınıp reğaib namazı diye bilinen namaz da Şaban ayının ortasındaki [Berat] gecesinde kılınan yüz rekâtlık namaz da bid’attır ve çirkin bir münkerdir. Sakın bu namazların Kûtu’l-kulub ve İhyâu ulûmiddin gibi eserlerde geçiyor olmasına ve bu konuya ilişkin bir takım hadisler rivayet edilmesine aldanılmasın. Zira bunların hiçbirinin aslı yoktur. Yine bu konuyu karıştırarak bu iki namazı kılmanın müstehap olduğuna dair yazılar kaleme alan imamlara da asla aldanılmasın!” (Nevevî, el-Mecmu’, IV, 56)

    Bazı âlimler bu gecenin diğer gecelerden hiçbir farkının olmadığını, bu gecenin faziletiyle ilgili rivayetlerin tümünün zayıf olduğunu belirtmişlerdir. Bununla birlikte bu geceyi mübarek ve faziletli bilenler, dua, ibadet ve gündüzünü oruçla geçirenler çoğunlukta olmuştur. Dört mezhebin genel görüşü böyle olduğu gibi normalde bid’atlara karşı katı tavrıyla bilinen İbn Teymiyye gibi âlimler de bu gecenin faziletli ve mübârek bir gece olduğunu, ibadetle geçirilmesinin uygun olduğunu belirtmişlerdir. (İbn Teymiyye, İktidau’s-sırati’l-müstakim, II, 136-138)

    4. BU GECE VE GÜNDÜZÜNDE NE YAPMALI?

    Bu gece, Ramazan ayının yaklaştığının habercisi olup son defa kendimizi kontrolden geçirme zamanıdır. O gece yapılabilecek en anlamlı iş insanın Rabbi ile arasına girmiş olan günahları için samimi bir şekilde tövbe etmesidir. (tövbe-i nasuh) Madem ki bu gece cehennemden berat etme gecesidir öyle ise beratı almak için öncelikle insanın günahlarına samimi bir şekilde tövbe etmesi gerekir. Haklarını yediğimiz kimse var ise onlarla helalleşmek, dargınların barışması uygun olur.

    İkinci olarak yapılabilecek en güzel şey kaza veya nafile namaz kılmaktır. Yalnız bunu yaparken dinde bu geceye özgü özel bir namaz türü olmadığını bilmek gerekir.

    Üçüncü olarak yapılabilecek şey salat-ü selam okumak, tesbih, tekbir vb. zikirler yapmak ve dua etmektir. (Şürünbülâlî, Merâqi'l-felâh, s. 151)

    Son olarak yapılabilecek en güzel şey gecenin ertesindeki günde oruç tutmaktır. Bu gecenin gündüzünde oruç tutmaktan kasıt gecenin ertesindeki gündüzdür. Çünkü şer’î zaman dilimleri önce gece ile başlar. Şaban ayının ortasındaki gündüz ayın on beşi, yani geceden sonraki gündüzdür.

    Cenab-ı Hak, Berat gecesini ümmet-i Muhammed’in her türlü şerden berî olmasına, dünya ve âhiret saadetine vesile kılsın.

    Soner Duman
  • Yarın gece halkımız arasında "Berat gecesi" olarak bilinen gecedir. Bu geceyi ibadetle geçirmek ve o gecenin gündüzünü (yani gecenin arkasından gelen Cumartesi gününü) oruçlu geçirmenin hükmü nedir? Bu gecenin üstünlüğü dinde sabit bir husus mudur?

    1. GECENİN FAZİLETİNE İLİŞKİN RİVAYETLER SAĞLAM MI?

    Şaban ayının on dördüncü gününü on beşine bağlayan gece, Müslümanlar arasında “Berat gecesi” olarak bilinir. Bazı eserlerde bu gecenin Berat gecesi olarak isimlendirilmesini Abdullah bin Abbas’a bağlayan ifadeler yer almaktadır. (Mâverdî, en-Nüket ve’l-uyûn, VI, 313.

    Bu gece ile ilgili olarak hadis kaynaklarında yer verilen rivayetler hadis tekniği açısından “sahih” olarak değerlendirilebilecek kuvvet derecesine ulaşmamaktadır. Bunlar içinde hasen ya da zayıf rivayetler bulunduğu gibi uydurma olarak değerlendirilen rivayetler de bulunmaktadır.

    Uydurma rivayetleri bir kenara bırakacak olursak diğer rivayetlerin birbirini desteklemesi, zaafının çok şiddetli olmaması, amellerin faziletiyle ilgili konularda olması sebebiyle öteden beri ulema gecenin faziletiyle ilgili bu hadislere yer vermişlerdir. Söz konusu hadisler içinde en çok öne çıkanlar şunlardır:

    Hz. Ali (r.a.)’nin rivayet ettiğine göre Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    “Şaban ayının yarısındaki gece olunca gecesini kıyamla, gündüzünü oruçla geçirin. Çünkü Allah güneş battığında dünya semasına rahmetiyle tecelli ederek şöyle der: İstiğfar eden yok mu onu affedeyim? Rızık isteyen yok mu ona rızık vereyim? Bir belaya mübtela olan yok mu onu afiyete kavuşturayım? Şöyle olan yok mu ona şöyle yapayım…” Bu, fecir doğuncaya kadar böyle devam eder. (İbn Mâce, Ebvâbu ikameti’s-salât, 191)

    Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:

    “Bir gece Resûlullah (s.a.v.)’ı odada bulamadım. Bunun üzerine dışarı çıktım. Bir de baktım ki Baki kabristanında. Bana “Yoksa Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık yapacağını mı sandın?” diye sordu. Ben şöyle dedim: “Gerçekten ben senin eşlerinden birinin yanına gittiğini sandım” Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Yüce Allah, Şaban ayının yarısındaki gece en yakın semaya [rahmetiyle] tecelli ederek Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısından fazla kişiyi affeder.” (Tirmizî, Ebvâbü’s-savm, 39)

    Ebu Musa el-Eş’arî’nin rivayet ettiğine göre Allah Resûlü şöyle buyurmuştur:

    “Allah, Şaban ayının yarısındaki gecede kullarının kalplerine muttali olur. Şirk koşanlar ve aralarında düşmanlık ve kin bulunanlar dışındakileri affeder.” (İbn Mâce, Ebvâbu ikameti’s-salât, 191)

    Belirttiğimiz gibi bu hadislerin hiçbirisi teknik anlamda “sahih” değildir. (Aynî, Umdetü'l-Kârî, XI, 82) Hadis otoritelerinin geneline göre bunlar “zayıf” olmakla birbirini destekleyen ve farklı sahabîlerden gelen rivayetler sebebiyle “hasen li gayrihî” seviyesine yükselmekte ve amel edilmesi caiz olmaktadır.

    2. BU GECENİN ÜSTÜNLÜĞÜ NEREDEN GELİYOR?

    Yukarıda yer alan rivayetlerde gecenin fazileti belirtilmiş olmakla birlikte bu üstünlüğün sebebinin ne olduğu bildirilmemiştir. Bu konuda âlimler çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir.

    a) Kur’an’ın levh-i mahfuzdan dünya semasına indirilişi:

    Bazı âlimler Kur’an’ın levh-i mahfuzdan dünya semasında beytü’l-izze denilen yere bir defada bu gecede indirildiğini belirtmişler ve Duhan sûresindeki şu âyeti de “berat gecesi” olarak tevil etmişlerdir:

    “Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır. Her hikmetli işe o gecede hükmedilir.” (Duhan, 3-4)

    Bu görüşte olanlara göre bir yıl içinde olup bitecek her iş, kimin ölüp kimin kalacağı, kimin hacı olup olmayacağı, rızıklar vb. şeyler Berat gecesinde tayin edilir. Tâbiûn müfessirlerinden İkrime’nin bu görüşü kabul ettiği belirtilir. Kimi rivayetlere göre kadere ilişkin bu hususlar Berat gecesinde tayin edilir, Kadir gecesinde de bunları uygulayacak olan meleklere teslim edilir.

    Her ne kadar tefsirlerde bu yönde bir görüş bulunsa da âlimlerin geneli bunu doğru bulmaz. Onlara göre yukarıdaki âyetlerde söz edilen gece Berat gecesi değil Kadir gecesidir.

    (Taberî, Câmiu’l-beyân, XXII, 8; Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyan, VIII, 349; Beğavî, Meâlimü’t-tenzîl, IV, 173; İbn Kayyim, Şifaü'l-alîl, s. 22)

    b. Kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye döndürülmesi

    Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre kıblenin Beyt-i Makdisten Mescid-i Haram’a döndürülmesi hicretin ikinci yılında Şaban ayının yarısındaki günde olmuştur. Allah Resûlü (s.a.v.) hicretin ardından on sekiz ay boyunca Beyt-i Makdis’e dönerek namaz kılmıştı. O ve ashabı, kıblenin Hz. İbrahim tarafından inşa edilen Kâbe olmasını istiyordu. Nihâyet Şaban ayının yarısına denk gelen Salı günü kıble yönü Kâbe olarak belirlendi. (Taberî, Târihu’-Taberî, II, 416)

    Bazı âlimler, Şaban ayının ortasında Berat gecesi kutlanmasını buna bağlamaktadır. Mekke’de iken Mirac nasıl ki inanan ile inanmayan arasında bir ayrım yapılmasına vesile kılınan bir imtihan olmuşsa Medine’de de kıblenin dönüştürülmesi böyle bir imtihan olmuştu. Kıblenin dönüştürülmesi ile ümmet-i Muhammed müstakil bir hüviyet kazanmış, diğer ümmetlerden tamamen ayrı olduğu ortaya konulmuştu.

    3. BERAT GÜNÜ VE GECESİNİ KUTLAMAK

    Berat gecesi ve gündüzünü kutlama konusunda öteden beri iki farklı görüşün âlimler arasında bulunduğu görülür. Özellikle Şam bölgesindeki âlimler bu geceyi ibadetle geçirmeyi, ertesi günde de oruç tutmayı müstehap saymışlardır. Buna karşılık Hicaz bölgesindeki ulema bu gecenin kutlanmasına sıcak bakmamışlardır. (İbn Receb, Letâifü'l-meârif, s. 137)

    İmam Şâfiî, el-Ümm adlı eserinde şöyle demiştir:

    “Beş gecede duaya icabet edildiği bilgisi bana rivayetlerle ulaştı: Cuma gecesi, Kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının ortasındaki gece.” (el-Ümm, I, 264)

    Bu gecede ibadet etmenin faziletli olduğunu söyleyen tüm âlimler geceye özgü özel bir ibadet türünün, namaz şeklinin olmadığını özellikle belirtmişlerdir. (Aynî, el-Binâye, II, 522) Yine âlimler, bu geceyi ihya etmek için camilerde bir araya gelmenin mekruh olduğunu belirtmişlerdir. (Molla Hüsrev, Dürerü'l-hükkâm, I, 117; İbn Nüceym, el-Bahru'r-râiq, II, 56

    İmam Nevevî bu konuda şunları söylemiştir:

    “Receb ayının ilk Cuma gecesinde akşam ile yatsı arasında on iki rekât olarak kılınıp reğaib namazı diye bilinen namaz da Şaban ayının ortasındaki [Berat] gecesinde kılınan yüz rekâtlık namaz da bid’attır ve çirkin bir münkerdir. Sakın bu namazların Kûtu’l-kulub ve İhyâu ulûmiddin gibi eserlerde geçiyor olmasına ve bu konuya ilişkin bir takım hadisler rivayet edilmesine aldanılmasın. Zira bunların hiçbirinin aslı yoktur. Yine bu konuyu karıştırarak bu iki namazı kılmanın müstehap olduğuna dair yazılar kaleme alan imamlara da asla aldanılmasın!” (Nevevî, el-Mecmu’, IV, 56)

    Bazı âlimler bu gecenin diğer gecelerden hiçbir farkının olmadığını, bu gecenin faziletiyle ilgili rivayetlerin tümünün zayıf olduğunu belirtmişlerdir. Bununla birlikte bu geceyi mübarek ve faziletli bilenler, dua, ibadet ve gündüzünü oruçla geçirenler çoğunlukta olmuştur. Dört mezhebin genel görüşü böyle olduğu gibi normalde bid’atlara karşı katı tavrıyla bilinen İbn Teymiyye gibi âlimler de bu gecenin faziletli ve mübârek bir gece olduğunu, ibadetle geçirilmesinin uygun olduğunu belirtmişlerdir. (İbn Teymiyye, İktidau’s-sırati’l-müstakim, II, 136-138)

    4. BU GECE VE GÜNDÜZÜNDE NE YAPMALI?

    Bu gece, Ramazan ayının yaklaştığının habercisi olup son defa kendimizi kontrolden geçirme zamanıdır. O gece yapılabilecek en anlamlı iş insanın Rabbi ile arasına girmiş olan günahları için samimi bir şekilde tövbe etmesidir. (tövbe-i nasuh) Madem ki bu gece cehennemden berat etme gecesidir öyle ise beratı almak için öncelikle insanın günahlarına samimi bir şekilde tövbe etmesi gerekir. Haklarını yediğimiz kimse var ise onlarla helalleşmek, dargınların barışması uygun olur.

    İkinci olarak yapılabilecek en güzel şey kaza veya nafile namaz kılmaktır. Yalnız bunu yaparken dinde bu geceye özgü özel bir namaz türü olmadığını bilmek gerekir.

    Üçüncü olarak yapılabilecek şey salat-ü selam okumak, tesbih, tekbir vb. zikirler yapmak ve dua etmektir. (Şürünbülâlî, Merâqi'l-felâh, s. 151)

    Son olarak yapılabilecek en güzel şey gecenin ertesindeki günde oruç tutmaktır. Bu gecenin gündüzünde oruç tutmaktan kasıt gecenin ertesindeki gündüzdür. Çünkü şer’î zaman dilimleri önce gece ile başlar. Şaban ayının ortasındaki gündüz ayın on beşi, yani geceden sonraki gündüzdür.

    Cenab-ı Hak, Berat gecesini ümmet-i Muhammed’in her türlü şerden berî olmasına, dünya ve âhiret saadetine vesile kılsın.

    Soner Duman
  • – Tutamak sorunu. İnsanın bir tutamağı olmalı.

    – Anlamadım.

    – Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde gider gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insanlar yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur ; kimi müdürlüğüne ; kimi işine , sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi , en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, ‘Veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur’ demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü , sahteliğini , gülünçlüğünü göreli beri , gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum : Gerçek sevgiyi!