Merve GELİR İNAN

7/10
·120 syf.··
2023 33. kitabı
Bayan Caliban Prospero serisinin 5. kitabı. Bir yönüyle fantastik olan çok kısa bir roman. Yazarı Rachel Ingalls bu kısa romanında insan ruhunun derinliklerine bakabiliyor. Çocuklarının ölümünden sonra birbirinden gittikçe uzaklaşan Dorothy ve Fred çiftinin evlilikleri yatakların da ayrılmasından sonra iyice ev arkadaşlığına dönmüş. Dorothy kendi dünyasına dalmış, sıkışmış bir ruh haliyle yaşam sürmeye çalışırken Fred sadakatsizlik yapmayı tercih edip daha duyarsız bir hayat sürmekte. Dorothy bir gün mutfak işleriyle ilgilenirken kapatıldığı yerde denek olarak kullanıldığı için kaçan yarı insan formunda bir yaratık yanına gelir. Onunla sıradışı bir ilişkiye girer bağlanır. Kitabın sonu pek özel değil, klişe diyebileceğimiz bir sona sahip ama önemli olan da bence aralarındaki ilişkinin derinliği. Onun o sıkışmış ruh hali, yalnızlığı iyi yansıtılmış. Yazarın babası Harvard'da hocaymış ve annesi de ev hanımı. Kitaplarında görece daha bağımsız ve güçlü erkeklerle evli ev kadınlarının ruh hallerini, sınırlı sosyal çevrelerini ve başkaları tarafından yönetilen hayatlarını işlemesi tesadüf olmasa gerek. Kitapta bunu haricinde farklı konularda mesajlar da var. Mesela kendini üstün gören insan ırkının hayvanlar üzerinde yaptığı acımasız deneylerde tutun medyanın halkı nasıl manipüle ettiğine kadar günümüzde karşılığı olan bir çok değerli fikir var. Okuduğum için mutluyum.
Bayan CalibanRachel Ingalls · Jaguar Kitap · 2020313 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·464 syf.··
2023 31. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2023 18:10
Bu kitabı ilk nerede gördüm, anımsamaya çalışıyorum olmuyor. Bir kitapta karşıma çıkmıştı ve yazar öyle güzel övmüştü ki, hemen listeme eklemiş, mutlaka okuyacağım demiştim. Virginia Woolf'un özsözünü, Lawrence'in sonsözünü yazdığı bir kitap bu. Thomas Hardy romanında işçi sınıfından bir gencin, Jude'un yaşamını anlatıyor. Kitaba adını veren adsız sansız kısmını, romanda ilerledikçe daha iyi anlıyor insan tabi. Dezavantajlarla dünyaya gelen ve zor şartlarda büyüyen Jude'un dayanacağı tek bir nokta var, bilim aşkı. Bu şekilde belki sıradan bir insan olmaktan kurtulup bir sıfatla anılacak o. Aslında derdi bir etiket değil. Gerçek anlamda okumak, kendini gerçekleştirmek ve varoluşunu anlamlandırmak istiyor. Ancak bu noktada sınıfsal ayrımlardan ötürü dileğini gerçekleştiremiyor. Önce çalışıp çok para kazanmam lazım, sonra okumam lazım derken peşpeşe yaşadığı iki ilişki onun hayatının akışını değiştiriyor. Fazla insancıl oluşu suistimal edilmesine neden oluyor. İdealleri ve gerçeklik arasında sürekli bir çatışma halinde yaşıyor. Bakıldığında dönemine göre çok cesur bir kitap. Toplumsal arka planda dönemin zorluklarını okuyoruz. Alt sınıfa mensup insanların zor hayatını, gördükleri baskıları, adaletsizliği, kiliseyi, değer yargıları, evliliği anlatıyor bize. Özellikle evlilik, ilişkiler üzerine hayli ilginç fikirleri var. Çocukken öğretmeni olan ve kitaplara olan aşkının kaynağı bay Phillotson ise zamanında var olması mümkün olamayacak kadar erdemli ve medeni biri. Toplumsal baskılardan, ahlakçılardan o da nasibini alıyor sonraları. Hal böyleyken büyük tepkiler de görmüş ve bu Hardy'nin bir daha roman yazmamasına, şiire yönelmesine sebep olmuş. Yazsaydı daha neler okurduk kaleminden, kim bilir? Adsız Sansız Bir Jude sinemaya da uyarlanmış. Bir göz atacağım. Pişman
Adsız Sansız Bir JudeThomas Hardy · İletişim Yayınevi · 20141,791 okunma
8/10
·464 syf.··
2023 30. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 14:30
Deniz İşçileri'ne büyük bir hevesle başladım. Çünkü Victor Hugo'nun hem anlatımına hem de anlattıklarına bayılıyorum. Hugo, kitabın girişinde şöyle sesleniyor bize: “Din, toplum ve doğa, insanın mücadele verdiği üç alandır. Bu üç mücadele alanı aynı zamanda üç ihtiyacına tekabül eder; inanması gerekir, bundan tapınak doğar; üretmesi gerekir, bundan şehirler doğar; yaşaması gerekir, bundan saban ve gemi doğar. Ama bu üç çözüm, içinde üç savaşı barındırır…” Bu bağlamda din mücadelesini Notre Dame’ın Kamburu’nda, toplum mücadelesini Sefiller’de ve doğa mücadelesini Deniz İşçileri’nde kaleme almış. Deniz İşçileri diğer kitaplara göre az biliniyor. Klasik kitaplar okuduğumuz grubumuzda bir arkadaşımızın tavsiyesiyle gündeme geldi ve hep birlikte okuduk. Konusundan kısaca bahsedecek olursam, silik ve yabani bir tip olan Gilliatt aşk uğruna kalkıştığı çok tehlikeli bir göreve talip oluyor. Sevdiği kızın babasının karaya oturmuş bir gemisinin makine kısmını sökebilmek için haftalarca sürecek bir yolculuğa çıkıyor. Çünkü kız, kim bu görevi yerine getirirse onunla evleneceğini ilan ediyor. Bu büyük mücadele temelinde aşk için gibi dursa da kitap kesinlikle bir aşk romanı değil. Belki de bu sebeple Hugo'nun diğer kitaplarına nazaran daha az biliniyor. Gilliat'ın doğaya karşı verdiği büyük mücadele var asıl. Doğayı oluşturan tüm varlıklar bir kitap karakteri oluveriyor birden. Uzun sayfalar boyunca tek başına bu mücadeleyi veren Gilliatt'ın nezdinde yine insanı, onun dayanıklılığını, psikolojisini, ahlakını, inançlarını anlatıyor Hugo. Güçlü bir motivasyon kaynağınız varsa tüm güçlüklerin üstesinden gelebilirsiniz ama amaçsız kalmışsanız yenilmişsiniz demektir. Onun romanlarında bir mesaj kaygısı vardır ve ahlaksız olanların kaybettiği, ahlaklı olanların da bir şekilde kazandığı
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,512 okunma
Puan vermedi·540 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2023 16:34
Stendhal 19. yüzyılın en özgün Fransız yazarlarından biri olarak gösteriliyor. Romandan daha çok öykü, gezi yazıları, deneme gibi türlerde eserler vermiş. Beş romanının ikisi zaten tamamlanmamış. Parma Manastırı ile birlikte kalan üç romanın ikincisini de okumuş oldum. Daha evvel Kırmızı ile Siyah'ı okumuş ve (birçoğunun aksine) gerçekten çok beğenmiştim. Klasik kitaplar okumak için bir araya geldiğimiz grubumuzda haziran ayında okuduk. Konusu itibariyle Kırmızı ve Siyah kadar etkilemedi beni, sık sık hikayeden koptum, çünkü geçişler hem çok hızlı hem de bölümler birbirinden kopuk ve düzensizdi. Okurken yaşadığım zorluğun bir sebebi de belki çeviri kaynaklıdır bilemiyorum. İletişim'den okusam nasıl olurdu merak ettim. Çünkü diğer arkadaşlarım da aynı hisleri paylaşıyor benimle. Ama bu duruma, ilk önce 1000 sayfalık yazılmış olan kitabın yayıncı ricasıyla 600'e indirilmiş olması da sebep olmuş olabilir. Kitap, kahramanımız Fabrizio'nun Napolyon'a katılıp savaşa gitmesini, akabinde ülkesinde gördüğü vatan haini muamelesini, düşes olan halasının ona sahip çıkışını ve kilisede kariyer yapmasının ardından gelişen olayları, onun serüvenlerini anlatıyor. Savaş, tutku ve siyasal maceralarla dolu bu klasik eserde Stendhal psikolojik ve siyasal konularda derinlemesine incelemeler ve betimlemeler yapıyor. Kralcı parti ile Liberallerin partisi arasındaki siyaset oyunları; bin türlü saray entrikaları; kültür yoksunu burjuvaların hayatları ile ilginç bir aşk hikâyesi var. Kitapla alakalı sevdiğim şeylerden biri, yazarın arada bir okuyucuya hitapta bulunarak onunla yani bizlerle temasa geçmesi. Hoşlanmadığım şey ise ensest denebilecek bir ilişkinin kurguda yer alması. Ne gerek vardı diye düşünüyorum ama Stendhal'ın hayatını ouduğumda buradaki roman kişisi ile benzer noktalar gördüm
Parma ManastırıStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,207 okunma
7/10
·120 syf.··
2023 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2023 09:22
İnsanın bazen kendi sesini daha iyi duyabilmesi, düşünebilmesi ve kendisini keşfedebilmesi için yaşadığı dünyadan biraz uzaklaşması gerekir. Bu bazen zorlu bir yolculuktur, arada kalmışlıktır. Arjantinli yazar Sergio Chejfec Benim İki Dünyam'da bu iki dünya arasında sıkışmış 50li yaşlarındaki bir edebiyatçıyı ele alıyor. İsimsiz kahraman bir konferans için seyahat ediyor. Tek başına seyahat etmek onun için konferanstan önemli olan meditasyon gibi bir şey. Gittiği yerlerde hemen bir harita edinir ve o şehri özümsemek için sokaklarında kaybolur, yürüyüşler yapar. Amacı biraz da yalnız kalabilmektir. Yalnızlığı çok sever çünkü iç muhasebesini en iyi yalnızken yapabilmektedir. Okuyucu ile sohbet havasında ilerliyor gibi duran zorlu bir okuma bu. Basit bir doğa yürüyüşünde, bir insanın günlük telaşlarını, gelecek endişelerini okurken aslında sanat, felsefe, psikoloji, sosyoloji, biyoloji ve daha birçok konuyla ilgili düşünsel bir yolculuğa çıkarız. Zorluğu bundan. Bu tarz kitapları sevdiğimden beklentimi karşıladı. Yazarı da biraz araştırdım. İsimsiz anlatıcımız ile biraz benziyor gibiler. Chejfec de kendisini vatansız gören, aidiyet bilinci gelişmemiş ayak bir kent gezginiymiş. İspanyol bir yazar, Chejfec için "Vatansz düz yazıların kralı demiş" Hakkı var sanırım. Prospero serisinin 4. kitabı da böylelikle son bulmuş oldu. Okumanız dileğiyle.
Benim İki DünyamSergio Chejfec ·  Jaguar Kitap · 2019192 okunma