• Acıdı...
    Acıyor..
    Çok acıyor..
    Sen gittikten sonra kabul bağlayan yerlerim yeniden acıyor.
    Kanıyor.
    İştahla sana kanıyor, sana ağlıyor, sana sızlıyor.
    Hiç mi canın sızlamıyor?
    Nasıl bir dönmek bilmeyen gidiştir bu?
    Nasıl hiçe alış, nasıl görmezden geliş?
    Nasıl bir kaçıştır bu.
    Nasıl bir aldanış bu bendeki sana,
    nasıl senden başka herşeyi görmezden geliş?
    Nasıl bir kanış, nasıl bir inanış?
    Aylar geçti değişti mevsimler gelmedin.
    kanadı kırık bir kuşun yeniden uçma hayalini kurduğu gibi bekledim seni.
    Yeni doğmuş bebeğinin konuşmasını düşleyen anne gibi düşledim seni.
    Oyun oynarken Yere düşüp de dizini kanatan ama yine de o oyundan vazgeçmeyen çocuğun ısrarı gibi aradım seni.
    Sonra buldum yeniden.
    Bana ait ama başkasının.
    Benden biri ama benim olmayan.
    Öyle izledim uzaktan uzağa seni.
    Öyle kanattın,
    öyle acıttın..
    Her geri dönmeyeşin bir yara açtı bende.
    Bir yara daha.
    Sonra bir yara daha..
    Alıştım..
    Sensizliğe değil ;ben benim olamayışına alıştım.
    Alıştım
    Herkese güler oynarken beni kanatmana alıştım.
    Ama ben bir türlü sensizliğe alışamadım. Sızlattıkça sızlattım kanayan yerlemi. Düşledikçe düşledim hayalimde kalacak olan senli hayallerimi...
    Değmedi.
    Sözlerim sana değmedi, sen hiçbirine değmedin...
  • Bir zamanlar kendimi
    Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
    Kaç metredir benim yokluğum?
    Benden daha çok var sanmıştım.
    Benim yokluğumda dünyaya
    Bir elbise çıkar sanmıştım.
    Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
    Sonunda bende alıştım.
    Ah.. dedim sonra,
    Ah
  • Acım mı ? Geçmedi... alıştım sadece. İnsanlar geçmişlerine en büyük ihaneti unutarak yapar. Benim geçmeyen geçmişim hep simdimde duruyor anılar unutmayı zorlaştırmak için verilmis cezalardir sevgilim. Ben bu cezaya gülümsüyorum senin bıraktığın hiçbir şey ardımda kalmadı benim. İnsana en uzak düşen şey, bilerek geride bıraktıklarıdır çünkü.. Kalbimdeki yerine hiç ihanet etmedim. Gidişin hiç bitmedi bende kaybedecek de olsam bir yolum vardı sende ve hayat o kadar kuralsizdir ki bazen, oyunu kuralına göre oynamak bile kazandirmaz insana. Seni kaybedeceğimi bile bile oynadım bu oyunu utanmaktan utanmadan.
  • Bazıları büyüyemez çocuk kalırmış
    Sen gidince bende gittiğin yaşta kaldım
    Sorsalar alıştım sensizliğe
    Alışılır mı ki ölüme
  • Bir zamanlar kendimi
    Bulunmaz hint kumaşı sanmıştım.
    Kaç metredir benim yokluğum?
    Benden daha çok var sanmıştım.
    Benim yokluğumdan dünyaya
    Bir elbise çıkar sanmıştım.
    Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
    Sonunda bende alıştım.
    Ahh.... Dedim sonra,
    Ah




    Ah'lar Ağacı
    Didem Madak
  • 336 syf.
    ·Puan vermedi
    Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği belki de Kundera'nın en ünlü romanı. Eğer öyle ise kesinlikle bunu hak ettiğini söyleyebilirim. Zaten kendisi yayınlanır yayınlanmaz Çağdaş klasikler arasına girmeyi başarmış bir kitap. Kitabın esas kişi Tomas ile tanışınca ona biraz gıcık olduğumu itiraf etmeliyim. Biraz değil kendisi baya baya sinirlerimi bozmuştu sanırım. Gerçi sonradan alıştım Tomas'a çünkü Kundera onun kişiliği üzerinden bize tepkisizliği ve kararsızlığın erdemli yanlarını sorgulatmayı başarmıştı.Yine arka planda bir Sovyet ve Çekoslavakya savaşını anlatır ancak kitaba bu konuyu hakim kılmaz. Bu kadar olay arasında aşka, cinselliğe ve aldatmaya da değinmiş ve bu konuda da başarıya ulaşmış bir roman. Yine duyguları ve hisleri ön planda tutularak karakterler ile kopmamızı sağlamayı başarmış Kundera. Okuyucuların yorumlarına baktığımda kitabın son kısımlarında işlenen hayvan sevgisini özellikle çok beğendiklerini gördüm. Ağırlık mı Hafiflik mi diyerek kitaba olan yorumuma son noktayı koyayım bende.
  • Biraz değiştim,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Değiştim
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
    Ben benimle savaşıyorum,
    Seninle değil

    Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
    ne kazanabileni ne de kaybedeniyim

    Sorun değil
    Elbet Alışırım
    Biraz alıştım.
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Alıştım!
    Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarım
    Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
    iki arada bir derede duyguya alışıyorum
    Bir yanım bırak diyor bir yanıma,
    Diğer yanım kesin değil! Henüz tanıştık
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
    Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
    Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
    Bir yanım memnun oldum diyor,
    bir yanım tanıyamadım daha
    Samimi değil
    Bir hayli kırıldım
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
    Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım
    Aslında ne sana, ne olanlara
    Kendime kırgınım!..
    Maziye hiç değil, âna kırgınım
    Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
    Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
    Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
    Bir hayli kırgınım
    Beni ben kırdım oysa
    İyi değilim.
    Galiba yoruldum
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
    Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
    Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum.
    Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..


    Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
    Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
    Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

    Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı
    Sana bakan yanımsa toprakla aynı
    Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

    Gözlerim yorgun
    Dudaklarım, dudaklarım hissiz
    Dokunulmadan geçen yıllar bana çok ağır
    Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
    Söyleyemediklerini söylesen de şimdi
    Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
    İsteyerek değil

    Çok çalıştım
    Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
    Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
    Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
    Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım.

    Daha önce de gitmiştim
    Kendi isteğimle
    Anladım ki daha önce sevmemiştim!

    Çok çalıştım inan
    Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
    Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
    Ve alışmaya kendime
    Bu göz gözü görmez dumanlı halime
    Çok alışmaya çalıştım hem de çok.

    Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
    Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
    Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum.

    Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
    An be an çöküyor, insanın içindeki güç
    Işığı sönüyor
    Beyaza dönüyor rengi git gide
    Hissizleşiyor.

    Ne yormak istedim Seni,
    Ne de yormak kendimi
    Çok çalıştım
    Gitmeye de kalmaya da
    İkisi de aynı acı, ikisi de rezil
    Daha önce de gitmiştim
    Ama böyle kalarak değil
    Böyle kalarak değil.