Sevmekten
https://youtu.be/-dE9ZPyjcz0
ah, bırak kaybolayım sende
benden iz sürerek bulamasın artık kimse izimi yakıcı ruhun ve nemli ahın
şarkımın gövdesinde essin dursun
ah bırak bu açık pencerenden rüyaların ipkeleri üzerinde uyuyarak ışıltılı bir kanatla uçayım
dünyanın hisarlarından geçeyim
hayattan ne istiyorum biliyorsun
ben sen olayım, sen, tepeden tırnağa sen
bin defa gelmek mümkün olsa dünyaya
her defasında sen, her defasında sen
bir denizdir bende saklı olan

Seçme Şiirler - Füruğ Ferruhzad
Papatya Kütüphanesi - pdf - syf:63

Muhammed Koç, bir alıntı ekledi.
07 Oca 12:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Buyrun. Masanız burası. Sanat yönetmeniniz de hemen karşınızda oturuyor..." İşte o zaman benimkine yapışık ve tam karşımda bir çalışma masası daha bulunduğunu fark ettim. Ve o masada duran dev, ayaklı bilgisayar monitörünün üstünden bana dikilen menekşe rengi gözleri. "Sizi en yakın çalışma arkadaşınızla tanıştırayım: Sanem Hanım."
Sanem Hanım. Sanem. Evlen benimle Sanem. Kadınım ol benim. Yaşadığım tüm acıları, yaptığım bütün kötülükleri, pişmanlıklarımı, hatalarımı akla. Başına çiçekten taçlar yapayım, sana şiirler yazayım, seni her gece masallar anlatarak uyutayım. Bazı akşamlar DVD'de film seyredelim seninle. Birlikte hüzünlenelim, birlikte gülelim. Sanat galerileri gezelim. Sen benden daha çok anla modern sanatı. Gördüğümüz eserlerin ne anlama geldiğini açıkla bana, ben başımı sallayayım. Ah ben ne aptalmışım! Nasıl olup da varlığından kuşkuya düşmüşüm? Oysa hayat denen bu yaranın seni bulmak dışında ne anlamı olabilirdi ki? Bak şimdi her şey ne kadar açık görünüyor oysa. İlk görüşte aşka inanırsın, değil mi Sanem? Evet, çok doğru. Ben de başka türlüsüne inanmam zaten. Biliyor musun Sanem, ben seni hep severim. Her gün daha çok severim. Bak mesela pencerenin önüne bir kuş konar ben seni severim, bir tren yolculuğunda pencereden dışarı bakarken derme çatma bir ev gözüme çarpar ben seni severim, burnuma eskilerden, hangi uzak hatıraya ait olduğunu bir türlü çıkaramadığım bir koku çarpar ben seni severim, kafama kuş sıçar ben yine seni severim... Anlıyor musun beni? Sonra ben bazen biraz fazla kıskanç olabilirim. Diyelim yazlık bir yere gitmişizdir de, bir akşam sen çok hoş bir tunik giymişsindir, oradaki bütün erkekler bayılır sana, hemen âşık olur. Ben mesela, tunik nedir onu bile bilmeden kıskançlıktan çatlayabilirim böyle bir durumda. Ama belli etmem. Ama sen yine de sezersin. Öyle bir laf edersin ki ben, benden başka hiçkimseye bakmayacağını anlarım. O kadar da incesindir. Bir de, bir iyilik rica edeceğim senden. Gözlerine o elem ifadesini yükleyen alçağın adını söyle bana. Söyle ki, ona hemen düello şahitlerimi göndereyim. Silah seçimini o yapsın. Evet. Utanarak kabul ediyorum ki, bunu bir yerde okudum. Ama ne fark eder? Bütün şiirler, romanlar senin için yazılmadı mı zaten? Şarkılar senin için söylenmedi mi? Masumların kanı senin için akmadı mı? Ruhum hep seni aradı benim Sanem. Hep seni arar. Milyonlarca yıl geçsin, sistemler çöksün, güneşler patlasın benim ruhum seni arar. Ve biliyor musun Sanem, bulur da. Şimdi bulduğu gibi bulur. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.
Aşağı yukarı böyle şeyler düşünüyordum işte. Oysa sadece saçma bir biçimde sağ elimi kaldırıp şöyle diyebildim: "Selam!" Sonra da öyle bir hapşırdım ki... Salya sümük, Allah ne verdiyse. Ben ağzımı burnumu saklayarak özürler gevelerken, Tunçay Bey cebinden bir kağıt mendil çıkartıp uzattı. "Teşekkür ederim."

Gizliajans, Alper CanıgüzGizliajans, Alper Canıgüz
OkurYazar Kıvırcık, Son Hasat'ı inceledi.
06 Oca 22:51 · Kitabı okudu · 2 günde

Kitabı bulmak için aramaktan iflahı kesilen bir Kıvırcık... Okunmak için ise illaki bulunmalıyım diyen Son Hasat... Kütüphanenin raflarını didiklediğim bir diğer kitap.

Yazarından okuduğum ilk kitabı; Son Hasat. Biraz tereddütle, birazsa merakla okudum. Beklediğimden farklı bir konu ve kurgu. Yazarın kalemini ve üslubunu okumakta biraz zorlansam da sayfalarını çevirdikçe daha aşina oldum ve ilgiyle okudum.

Şizofrenik bir karakterin sancılı bir dönemiyle kurguya başlayan kitapta Hilal'in trajik hikayesiyle birlikte kuşaklararasında bir kilit nokta oluşturan bağ anlatılmakta. Hüzünlü bir hikaye olmasına rağmen çok fazla etkilenmedim. Fakat içerisinde yer alan şiirler beni benden aldı diyebilirim.

Kitabı ilgiyle okuduğum için beslediğim beğeni çok da düşük değil. Bunun sebebi henüz yabancılık hissettiğim üslubu olabilir. Bunu da ancak bir başka Yenişehirlioğlu kitabıyla kırabilirim.

Kitabın Timaş Yayınları'ndan çıkan baskısındaki özveri nasıldır bilemiyorum fakat Everest Yayınları'ndan okuduğum bu baskısında yer yer anlatım bozuklukları ve yazım yanlışlarıyla karşılaştım. Rahatsızlık hissettiğim bir diğer nokta da bu kusuru oldu tabiki.

Bir başka Yenişehirlioğlu kitabında Bahadır Yenişehirlioğlu üslubuyla görüşmek üzere.

"ben deliyim…
yorgun ve yalnızım,
kaldırımlara misafirim…
gecenin gözleri üzerimde.
denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem…
emrederim adım gibi,
emir benim!
yüreğimi bir yere bırakmışım, bıraktığım yerden çok uzaklardayım.
kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.
hey… hey sana diyorum!
sabreden derviş!
bir koç'um ben,
bana da sabretmeyi öğretsene?
ben deliyim, ama çok şey bilirim.
renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
sonların başladığı yerden,
başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…
ben deliyim…
yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim.
benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez,
ay'ım hep mehtap halindedir,
rüzgârlarım doğudan eser…
kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
mezem ise bir dilim umut…
ezbere bilirim yaşamayı,
yaşarken savaşmayı…
ben deliyim…
benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
kuşlardan sadece güvercini bilirim,
yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim,
onları da büyüyünceye kadar..
ben deliyim…
benim tanrım yoktur..
bir çift göze, bir güler yüze taparım…
bazen en içten gülüşe aşık olurum
en güzel kahkahayı “İlah!” ilan ederim,
dokunuşunda bir kızıl elmanın,
bazen kendim bile çözemem kendimi,
bulmacaya benzerim..
kimi zaman soldan sağa bir nota,
kimi zaman yukardan aşağıya eski Mısır'da bir tanrıyım…
bağıra bağıra şarkılar söylerim,
sessiz sessiz şiirler yazarım.
bilmediğim yerlerin,
tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…
aşık olduğum yüzlere şarkılar bestelerim,
ozan olurum, aşka aşığımdır,
sevdiğimi göklerde yürütürüm de,
kendimi cehennemin yedinci katında ağırlarım
ben deliyim…
kendimle sohbet eder,
kendi kendime gülerim.
telefon kulübeleriyle kavga ederim.
asfaltın siyahında kaybolup,
düşüncelere dalarım.
çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
bir de güzel hayaller kurarım…
hayal kurmayı çok severim,
biriyle hayal kurmayı daha bir severim ama,
siyah bir deri koltukta öperim kadınımı,
bir beyaz gömlekli psikoloğumu mesela,
bazen vucudunda kaybederim kendimi,
sonra hayallerimle beraber suya düşerim.
bir düş'tü…
suya düştü der, hayıflanırım..
ben deliyim…
çayım sekiz şekerlidir,
sigara üstüne sigara yakarım.
sonra hatırıma gelir, sigara içmem ki ben?
nargileyi pek severim ama,
Tophane'de, elmalı olsun!
çekin oradan hemen!
haydi oğlum! Biraz hızlı, yetişmem gereken bir vapurum var,
8:15 vapuru,
parayı sevmem ama para için çalışırım.
çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
babamı özlerim…
ananemin masallarıyla ,
annemin radyodan ezberlediği
türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
dört yaşında aşık olduğumu,
ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..
sonra babamın başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..
rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…
ben deliyim…
güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..
ben yabancıyım bana..
söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
....
Ben deliyim..
ben buralara ait değilim.
dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
surlarla çevrili bir şehrim,
on ikiden sonra volta attığım caddelerim
kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..
koyu kahve gözleri var bir de,
neyse ki konumuz bu değil…
Ben deliyim…
......
İplerim inceldiği yerden koptu kopacak
ve ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
ahh içimden dağıtmak gelir,
dağıtamam ya, kendimi dağıtırım.
gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
insanlarınki kankırmızılaşır.
bakamam kimsenin yüzüne,
sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim
kalbim titrer..
ben deliyim..
susturucu takılmış bir silah,
saati durmuş bir bombayım..
haykırırım ama duyuramam sesimi…
yine de sardığım tütünde,
yaktığım cigarada bulurum
mutluluğu…
sonra yine hatırıma gelir,
yahu ben sigara içmem ki!?
dumanı şehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,
Ben deliyim..
Unutulmuş bir hatıra
Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
Çorbama kinimi doğrar,
öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
Başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim,
Sonra bir bidon gök kuşağı döküp üstüne yakarım seni
Külünle birlikte zamana savrulurum.
Ben deliyim…
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
Geceyi ikiye bölerim bir parçasına gece yarısı derim
Öbür parçasına yürek yarısı..
Şafaktansa bir parça aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
Üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
Sonra hayatın adını yalan koyarım…
Ben yüreklerde ünlem,
Kafalarda soru işaretiyim.
Ben deliyim…
Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…
kar yağar üşür, güneş vurur kavrulurum.
ben deliyim…
mutluluğu uzaktan seyrederken,
cebimde küçük umutlar biriktiririm,
gözlerimin kapının eşiğine
duvardaki fotoğraflara takıldığı saatlerde
kendimi param parça olmuşluğun,
tükenmişliğin koynunda bulurum.
işte o zaman hayat acı kahve tadı verir,
hep içime atarım,
amma!
kendimi içine atacak yer bulamam.
anlamayana az gelirim,
anlayana çok…
ne yarınlar bir şey bekler benden,
ne de ben bir şey beklerim yarınlardan…"

Lisa'ya
Sakallarımın dibinden kan sızıyor bugün.
Siirler düşüyor yere.
Herşey alıp başını gidiyor,
Benden geri senden öte ne varsa...

Zarif.x, bir alıntı ekledi.
31 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Aşk gelmiyordu
.
.
.
Çıkıp gelmesini beklediğim
Geniş çığlıklar atarak
Yüreğime zırh takarak
Çıkıp gelirse
Morarmış yanağında zehir tutarak
Yıkarsa duvarlarımı
Etimi aralar aşkı kurcalarsa
Önünüze açtığım sofralar adına
Beni tutun kaldırın ortadan
Çünkü hesap benden sorulacak
Sorulacaksa..

Şiirler, Cahit ZarifoğluŞiirler, Cahit Zarifoğlu

Sana bir şiirler olmuş sevgilim.
Yüzün gözün, söz içinde
Hangi imla kitabına baksam, benden ayrı yazılıyorsun.

Özdemir Asaf

Neden böyledir insan
Neden hep böyle acıklıdır müzikler
Seven olsaydı olurmuydu böyle müzikler?
Belkide kaybetmek bize mahsustur sadece
O zaman neden hep acıklıdır şiirler
Zaman sadece ilgisini şefkatini mi alırdı bizden
Neden hiç olmazdı yaraya merhem
Sen sevsen ne fayda
Yüreğinde yoksa sevda ya merhem
Alır ya hani çocukken uçurtmanı göküyüzü
Ulaştırmaz mı sana o mavi gök bulutu
Zaman senin olsun,ben kanayan yara
Sen gökyüzü ol , ben sana ulaşmaya çalışan uçurtma
Sen şiir ol,ben seni mısra mısra okuyan kör
Sen müziklerim ol,ben seni sabahlara kadar dinleyen aşık
Uzaklaşma benden ey yâr
Belki Birgün uzanırız bulutlara
El uzatırız uçan uçurtmalara.

ÖMER SATILMIŞ

Nurhayat Salman, bir alıntı ekledi.
29 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Sana bir şiirler olmuş sevdiğim.
Yüzün gözün söz içinde...
Hangi imla kitabına baksam,
Benden ayrı yazılıyorsun."

Eylül Vurgunu, Safiye ÇetinkayaEylül Vurgunu, Safiye Çetinkaya