• Biliyorum, çok geç. Bırak geleyim.
    Yalnızdım nice yıllar, geceler, günler, mor öğleler boyunca,
    boyun eğmeyendim, tek başımaydım, lekesizdim,
    evlilik yatağımda bile lekesiz ve yalnız,
    Tanrı'nın dizlerinde görkemli dizeler yazarken,
    öyle dizeler ki, kuşkun olmasın, kusursuz bir mermere kazılı kalacaklar
    benden sonra, senden sonra, çok daha sonraya
    Yetmez bu da!
    Bırak ben de geleyim seninle.
  • Ercan İntaş - Ben Deliyim
    Ben deliyim…

    Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
    Gecenin gözleri üzerimde.
    Denizin ortasında küçük bir
    adayım, yüzme bilmem…
    Emrederim adım gibi,
    Emir benim!

    Yüreğimi bir yere bırakmışım,
    bıraktığım yerden çok uzaklardayım.
    Kapıları kapatmışım üstüme,
    sürgüleri beynime çekmişim.

    Hey… Hey sana diyorum!
    Sabreden derviş!
    Bir koç'um ben,
    Bana da sabretmeyi öğretsene?

    Ben deliyim, ama çok şey bilirim.
    Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
    Sonların başladığı yerden,
    Başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
    Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
    istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…

    Ben deliyim…
    Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
    ben kurşun yağmurlarını bilirim.
    Benim güneşim batmaz,
    dünyam dönmez,
    Ay'ım hep mehtap halindedir,
    Rüzgârlarım doğudan eser…
    Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
    Mezem ise bir dilim umut…
    Ezbere bilirim yaşamayı,
    Yaşarken savaşmayı…

    Ben deliyim…
    Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
    Kuşlardan sadece güvercini bilirim,
    Yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
    İnsanlardan yalnız çocukları severim,
    Onları da büyüyünceye kadar..

    Ben deliyim…
    Benim tanrım yoktur..
    Bir çift göze, bir güler yüze taparım…

    Bazen en içten gülüşe aşık olurum,
    En güzel kahkahayı “İlah!” ilan ederim,
    Dokunuşunda bir kızıl elmanın,
    Bazen kendim bile çözemem kendimi,
    Bulmacaya benzerim..

    Kimi zaman soldan sağa bir nota,
    Kimi zaman yukardan aşağıya
    eski Mısır'da bir tanrıyım…

    Bağıra bağıra şarkılar söylerim,
    Sessiz sessiz şiirler yazarım.
    Bilmediğim yerlerin,
    Tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…
    Aşık olduğum yüzlere sarkılar bestelerim,
    Ozan olurum, aska aşığımdır,
    Sevdiğimi göklerde yürütürüm de,
    Kendimi cehennemin yedinci katında ağrılarım

    Ben deliyim…
    Kendimle sohbet eder,
    Kendi kendime gülerim.
    Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
    Asfaltın siyahında kaybolup,
    Düşüncelere dalarım.
    Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
    Bir de güzel hayaller kurarım…

    Hayal kurmayı çok severim,
    Biriyle hayal kurmayı daha bir severim ama,
    Siyah bir deri koltukta öperim kadınımı,
    Bir beyaz gömlekli psikoloğumu mesela,
    Bazen vucudunda kaybederim kendimi,
    Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

    Bir düş'tü…
    Suya düştü der, hayıflanırım..

    Ben deliyim…
    Çayım sekiz şekerlidir,
    Sigara üstüne sigara yakarım.
    Sonra hatırıma gelir,
    Sigara içmem ki ben?
    Nargileyi pek severim ama,
    Tophane'de, elmalı olsun!
    Çekin oradan hemen!
    Haydi oglum! Biraz hizli,
    Yetismem gereken bir vapurum var,
    8:15 vapuru,
    Parayı sevmem ama para için çalışırım.
    Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
    Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
    Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
    Babamı özlerim…

    Ananemin masallarıyla ,
    Annemin radyodan ezberlediği
    Türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
    Dört yaşında aşık olduğumu,
    Ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..

    Sonra babamın
    Başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..
    Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…

    Ben deliyim…
    Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
    Ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
    Kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..

    Ben yabancıyım bana..
    Söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
    her akşam ayrı bir meydanda
    Atatürk heykelinin karşısında,
    Olmayan aklımı darağacına asar, ipini çekerim….
    Deniz gibi…
    Bir özgürlük türküsüne kurban ederim kendimi,
    Her gece bitmeden!
    Deniz'im ben!
    Devrimin bekçisiyim!

    Ben deliyim..
    Ben buralara ait değilim.
    Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
    Surlarla çevrili bir şehrim,
    On ikiden sonra volta attığım caddelerim
    Kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..
    Koyu kahve gözleri var bir de,
    Neyse ki konumuz bu değil…

    Ben deliyim…
    Çizilmiş sınırları reddetmişim.
    Ben Hakkaride düşen çığ,
    Şırnak'ta kömür yatağıyım,
    Eskişehir'de tabut hücre
    Nevşehir'de pari bacalarıyım..

    Maraş'ta katliam
    Marmaris'te orman yangınıyım.
    Tunceli'de ozanların sazı
    Erzurum yaylasında çoban kavalıyım
    Diyarbakırlı yedi kardeş burcu
    Akhisar'daki o zeytin ağacıyım,
    Şekerini yediğin…

    Almanya'da yıkılmış bir duvar
    Amerika'da bağımsızlık heykeliyim
    Fransa'da yıllanmış bir şarap
    İngiltere'de özgürlük meydanıyım
    Somali'de aç bir çocuk
    Hollanda'da bir gram kokainim,
    Irak'ta mülteci kampı
    İran'da rejim muhalifi bir demokratım,

    Brezilya'da görkemli bir festival,
    Kadınların dolgun kalçalarıyım,
    Suriye ile Lübnan arasında Beka vadisiyim
    Bir Kürdüm ben teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren
    Bir militanım sırtımdan vurulmuşum bedenim dört parça..
    Direniş koltuk değneğim..

    Alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde
    özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım..
    Ölüm kurşun olup yağar üstüme,
    binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
    ben sıratın cambazı,
    doğal bir felaket,
    Sosyal bir belayım..

    Ben deliyim.
    Duygularım hep sansüre uğramış,
    Bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…

    İplerim inceldiği yerden koptu kopacak
    Ve ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
    Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
    Ahh içimden dağıtmak gelir,
    dağıtamam ya,
    Kendimi dağıtırım.

    Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
    insanlarınki kankırmızılaşır.
    Bakamam kimsenin yüzüne,
    sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim
    Kalbim titrer..

    Ben deliyim..
    Susturucu takılmış bir silah,
    Saati durmuş bir bombayım..
    Haykırırım ama duyuramam sesimi…

    Yine de sardığım tütünde,
    Yaktığım cigarada bulurum
    Mutluluğu…
    Sonra yine hatırıma gelir,
    Yahu ben sigara içmem ki!?
    Dumanı şehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,

    Ben deliyim..
    Unutulmuş bir hatıra
    Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
    Çorbama kinimi doğrar,
    öfkemi kaşıklarım.
    Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
    Başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim,
    Sonra bir bidon gök kuşağı döküp üstüne yakarım seni
    Külünle birlikte zamana savrulurum.

    Ben deliyim…
    Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
    Geceyi ikiye bölerim bir parçasına gece yarısı derim
    Öbür parçasına yürek yarısı..
    Şafaktansa bir parça aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
    Üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
    Sonra hayatın adını yalan koyarım…
    Ben yüreklerde ünlem,
    Kafalarda soru işaretiyim.

    Ben deliyim…
    Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
    Bir uçtan bir uca kurumuşum.
    Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…

    Kar yağar üşür,
    güneş vurur kavrulurum.
    Kimisi tükürür, kimisi öper;
    Tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..
    Ben nehirlerin yatağı,
    Dağların mekanı,
    Şeytanın babasıyım..

    Ben deliyim…
    Mutluluğu uzaktan seyrederken,
    cebimde küçük umutlar biriktiririm,
    gözlerimin kapının eşiğine
    Duvardaki fotoğraflara takıldığı saatlerde
    Kendimi param parça olmuşluğun,
    tükenmişliğin koynunda bulurum.
    İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir,
    Hep içime atarım,
    Amma!
    Kendimi içine atacak yer bulamam.
    Anlamayana az gelirim,
    anlayana çok…

    Ne yarınlar bir şey bekler benden,
    Ne de ben bir şey beklerim yarınlardan
  • Bir sevdiğim güzel vardı, bu evrenden vazgeçti;
    Sevdiğini yitirenin hali nice olur belli.
    Fidan boylum, güvercin bakışlım, şimdi n'etmeli?
    Sevip koklamadım, doyamadım; benden vazgeçti.

    Benim varımdı o, benim tadım, benim ereğim;
    Direğimdi, kırıldı da çöktüm, bir oldum yerle.
    Çığrış canım, kuşlarla, böceklerle, bitkilerle;
    Gel sevdiğim, gel güzelim, gel gülüm, gel direğim!
    Ahmet Muhip Dıranas
    Sayfa 152 - Kültür Bakanlığı Yayınları
  • Ne gam! Bu dünyada nasibim olan
    Pay dünyanın en küçük payıymış,
    Bir dakkalık nefretle unutulan
    O sevda yıllarıymış!
    Terkedilmişler bile benden mutlu
    Diye yakınmıyorum güzelim,
    Beni asıl üzen, senin üzülmen
    Yazgıma şu gelip geçici benim
  • Terkedilmişler bile benden mutlu
    Diye yakınmıyorum güzelim,
    Beni asıl üzen, senin üzülmen
  • Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
    Gün saltanatıyla gitti mi bir defa
    Yalnızlığımızla doldurup her yeri
    Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
    Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
    Lavanta çiçeği kokan kederleri;
    Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

    Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
    Unutuşun o tunç kapısını zorlar
    Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
    İşte, doğduğun eski evdesin birden,
    Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
    Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
    Ve cümle yitikler,mağluplar,mahzunlar...

    Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir.
    Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
    İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı
    Hatırlar bir gün bir camı açtığını
    Duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu,
    Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...
    Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

    Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla
    Halay çeken kızlar misali kolkola
    Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,
    İhtiyar ağaçlı, kuytu bahçelerden
    Ayışığı gibi sürüklenip giden;
    Geceye bırakıp yorgun erkekleri
    Salınan etekler fısıltıyla, nazla.

    Ebedi aşığın dönüşünü bekler
    Yalan yeminlerin tanığı çiçekler
    Artık olmayacak baharlar içinde.
    Ey ömrün en güzel türküsü aldanış!
    Aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış;
    Her garipsi ayak izi kar içinde
    Dönmeyen aşığın serptiği çiçekler.

    Ya sen! ey sen! esen dallar arasından
    Bir parıltı gibi görünüp kaybolan
    Ne istersin benden akşam saatinde?
    Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
    Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
    Hatıraların bu yanma vaktinde
    Sensin hep,sen, esen dallar arasından

    Ey unutuş! kapat artık pencereni,
    Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
    Çıkmaz artık sular altından o dünya.
    Bir duman yükselir gibidir kederden
    Macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
    Amansız gecenle yayıl dört yanıma
    Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni. 
    Ahmet Muhip Dıranas
    Sayfa 65 - Kültür Bakanlığı Yayınları
  • Niçin kalbim hep seni ister, niçin?
    Bilemem. Esmersin ama güzelsin,
    Gözlerinde mutluluğu gülersin,
    Ama benden sızan bu keder niçin
    Bilemem. Keder de yel gibi eser
    Ve bir gün ya bu yol ya şu gemiler
    Seni elimden alır gider, niçin
    Bilemem. Ama kaybedersem seni
    Her öten kuş ve her akan su beni
    Bir yolculuğa davet eder, niçin
    Bilemem.
    Ahmet Muhip Dıranas
    Sayfa 55 - Kültür Bakanlığı Yayınları