“Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver. ”
Önümde iki seçenek vardı: ya yakınacak ya da olan biteni kabullenecektim. Bu dürüst bir değiş tokuş muydu? Sahip olabildiğim bir iki parça karşısında, nesnelere bağımlı olmamayı böylesine kısa süren bir dersle öğrenmiştim. Bana, belki de sele karşın çıkınımı yitirmeyebileceğimi, ama Tanrısal Birliğin enerjisinde, hâlâ madde tutkunu bir insan olduğumun ortaya çıkmasıyla bana böyle bir ders verilmiş olabileceği açıklandı. Acaba artık maddeyi değil, deneyimi hazine saymayı öğrenebilmiş miydim?