Eh, bu yeni bir haber değildi. Olive iç geçirmemeye çalışarak şakağını kaşıdı. "Çok kötü olmuş. Üzüldüm," dedi bir kez daha.
Hislerinde samimiydi ama başka ne diyeceğini bilemiyordu.
"Ee bir zahmet." Greg kalkıp tezgâhının etrafindan dolaşarak Olive'in önünde durdu. "Üzülmelisin zaten."
Olive donakaldı. Yanlış duymuş olmalıydı. “Pardon?"
"Onun kız arkadaşı değil misin?"
"Ben..." Aslında değilim. Ama kız arkadaşı olsaydı bile bunu hak etmiyordu. "Greg, ben onunla çıkıyorum. Ama o değilim. Bu meselenin benimle ne alak..."
"Tüm bunları sıkıntı etmiyorsun. Onun istediği gibi güç gösterisinde bulunmasına bir şey demiyorsun. Bölümdekilere yaptıkları senin kıçında bile değil. Oyle olsaydı miden onunla çıkmayı kaldırmazdı."
Bu sıradışı bir şeydi ama aşırı sıradışı da sayılmazdı. Greg zaten öfkeli biriydi, üstüne bir de doktora eğitiminin sebep olduğu sinir eklenince b u tür patlamalar yaşaması normaldi. Böyle davranışlar akademik camiada olmayan birine çok saçma gelebilirdi ama Olive onu anlıyordu. Bana dördüncü kez Biyolojiye Giriş asistanlığı yaptırıyorlar, ihtiyacım olan evrak ödeme duvarına takıldı, danışmanımla görüşmemde ona yanlışlıkla "anne" diye seslendim...
Kulaklığını telefonuna takmakta olan Olive alaycı bir şekilde güldü. "Eminim öyledir."
"Carlsen senden gerçekten hoşlanıyor. Sana bakışından anlayabili..."
"Müziğin sesini sonuna kadar açıyor, seni dinlemiyorum."
"..yorum."
Uzunca bir zaman sonra, Olive raporunu yazmakla meşgulken, pikniğe gideceğini söylediğinde Adam'ın verdiği karşılığı hatırladı birden.
Neyse ki, demişti.
Başını eğip yere bakarken kendi kendine gülümsedi.