• [..] “Katerina Sergeyevna,” dedi Arkadiy titreyen bir sesle ve kollarını kenetleyerek, “sizi sonsuza kadar seveceğim ve sizden başka hiç kimseyi de sevmiyorum. Bunu size söylemek, düşüncenizi öğrenmek ve benimle evlenmenizi rica etmek istiyordum, çünkü ben zengin biri değilim ve her türlü fedakârlığı yapmaya da hazır olduğumu hissediyorum... Bir şey demeyecek misiniz? Bana inanmıyor musunuz? Düşüncesizce laflar ettiğimi mi düşünüyorsunuz? Ama son günleri hatırlayın! Daha geçen gün başka her şeyin (anlayın beni), her şeyin, evet her şeyin iz bırakmadan çoktan yok olup gittiğine inanmayan siz değil miydiniz? Bana bakın, bir tek söz söyleyin... Seviyorum... sizi seviyorum... inanın bana!” Katya, Arkadiy’e ciddi ve pırıl pırıl gözlerle baktı ve uzun uzun düşündükten sonra hafifçe gülümseyerek, “Evet,” dedi. Arkadiy oturduğu sıradan ayağa fırladı. “Evet! Evet dediniz, Katerina Sergeyevna! Bu ne anlama geliyor? Sizi sevdiğime inandığınız anlamına mı... ya da... ya da... sözümü bitirmeye cesaret edemiyorum...” “Evet,” diye tekrarladı Katya ve Arkadiy, Katya’yı anlamıştı bu kez. Katya’nın büyük güzel ellerini tuttu ve heyecandan soluk soluğa bu elleri kalbinin üzerine bastırdı. Ayakta zor duruyordu ve sadece “Katya, Katya...” diye tekrarlıyordu. Katya ise masum gözyaşları başladı, döktüğü gözyaşlarına kendisi de sessiz sessiz gülüyordu. Sevdiği varlığın gözlerinde bu gözyaşlarını görmemiş bir kimse, yeryüzünde bir insanın minnettarlıktan ve utançtan eli ayağı kesilircesine mutlu olabileceğini bilemez. [..]
  • Bir miktar beni anlayın.
  • 392 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Merhaba.Beni derinden etkileyen bir kitapla geldim. Bütün beklentilerimi paramparça eden bu kitaptan, kelimelerimin yettiği kadar bahsedeceğim...
    Archer... Dünyanın en güzel sesine sahip, yaralı adam. Onu okumaktan çok büyük bir keyif aldım. Yazar, karakteri öyle bir işlemiş ki birçok yerde sanki elimi uzatıp ona dokunacağım sandım. Archer'ı okurken onu sarıp sarmalayıp bütün her şeyden koruma duygusu beni hiç bırakmadı. Çocukluğunda başlayan ve Bree ile tanışmasına kadar devam eden sancılı dönemlerini okurken çok etkilendim. Ailesi, yaşayış tarzı, herkesin ona karşı tavrı, yalnızlığı ve Bree ile tanıştıktan sonra onu kaybetme korkusunu okumadım, yaşadım.
    Bree... Archer için yaralı adam dedim ya Bree de bir o kadar yaralı. Yeni bir hayata başlamak için geldiği kasabada sadece yeni bir hayat değil bir aşk bulacaktı. Geçmişi, ailesinin yasını tutarken ayakta kalma çabası... Kitap okurken en sevdiğim yerlerden biriydi güçlü kadın karakterleri; tıpkı Bree gibi. Hem güçlü hem de hassas. Yazar bu ince çizgeyi tutturmuş ve harika bir karakter yaratmış. Yaşadıklarından dolayı başlarda bazı gelgitleri vardı ama bu beni rahatsız etmedi. Yeni bir hayat kuruyor ve geçmişin etkisi devam ettiği için gözüme çarpmadı bile.
    Archer'ın sesi diye tanımlıyorum onu.
    Aslında her şey küçük bir karahindiba tohumlarıyla başladı ve bitti. Bree adım adım Archer'e çekildi ve sevgisini kabullendikten sonra onun tek tek duvarlarını yıkıp Archer'ı gün yüzüne çıkardı. Bizim için çok basit olan şeyler Archer için kocamandı. Ve hayattında ilk defa terk edilme korkusunu yaşadı Bree ile.
    Bree ise kimsenin dönüp bile bakmadığı adama sadece bakmadı onu hissetti, kalbiyle konuştu...
    Archer ve Bree'nin hayatı, aşkı, yaşadıkları ve yeniden doğuşlarını okurken büyük bir keyif aldım. Kısa da olsa Archer'ın geçmişine gidip onun küçükken neler yaşadığına ortak oluyoruz ki bu benim için çok önemli. Archer'ı iyi anlamamız açısından.
    Derinden etkileyen karakterler, sağlam bir hikaye, ilmek ilmek işlenmiş aşk ve duygular...
    Travis var bir de önemli bir karakter bence. Onu ilk başlarda sevemedim ama sona doğru tatlı birisi oldu.
    Önemli detaylar hakkında bilerek bilgi vermiyorum çünkü okuyun diye. Okuyun ki benim hissettiklerimi anlayın. O ikilinin büyüsüne kapılın ve aşkın farklı dilini konuşun güzel karakterler tanışın.
    Şiddetle tavsiye ediyorum! Okuyun okutturun.
    "Seni Breeyorum." Kahkaha atıp ben de işaret ettim. "Ben de Archerıyorum. Tanrım, Seni çok Archerıyorum."
  • Ne Demişti Erbakan ;

    Ey Millet ! Ne olur Allah rızası için bir kerecik beni siyonistlerden önce siz anlayın yahu! Onlar dediklerimi hemen anlayıp tedbir alıyorlar, siz ise iş işten geçtikten sonra anlayabiliyorsunuz ve dizinizi dövmek zorunda kalıyorsunuz. Ama şunu iyi bilin ki zaman gelecek beni anlayarak dizinizi dövmek isteyeceksiniz, ama dövecek diziniz de kalmayacak.
    Mete Gündoğan
    Sayfa 199 - Destek Yayınları
  • Varın siz anlayın duygularımı,
    yalnızca anımsamak yakıyorsa beni böyle.