• Askeri  rüştiyedeki  matematik  öğretmeni Üsküplü  yüzbaşı  Mustafa  Efendi'ydi.
    Tarihin  adını  değiştirdi...  “Oğlum  senin adın  Mustafa,  benim  adım  Mustafa, arada fark bulunmalı, sende olgunluk var, sende bu yaşta kemal var, senin adın Mustafa Kemal olsun" dedi.

    Namık Kemal'in Kemal'iydi.

    Matematik öğretmeni Mustafa Efendi, askeri rüştiyedeki bütün öğretmenler gibi Namık Kemal hayranıydı.
  • “Askeri rüştiyedeki matematik öğretmeni Üsküplü yüzbaşı Mustafa Efendi’ydi. Tarihin adını değiştirdi… “Oğlum senin adın Mustafa benim adım Mustafa arada fark bulunmalı sen de olgunluk var sen de bu yaşta Kemal var, senin adın Mustafa Kemal olsun” dedi.
    Namık Kemal’in Kemal’iydi.
  • ...“Sonra içime ve hatta dışıma kapandım. küsmek gibi bir şey.
    Bir çeşit gölge fesleğeni.
    Bir çeşit olmayan hayat.
    Zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.
    Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu. bir yığın insan tanıdım.
    Ama hep yalnızdım.”

    Bir kaç satır Didem Madak, okuyup bir şarkıyla karanlığın ötelerine baktım...
    Düşünceler hızlıca yapışıverdi yine yakama,
    Yakamı silkelemek, beni bu ağır yükten kurtarıvermek istedim...

    İnsan gariptir ki her daim böyle yaşayıp gideceğini sanar.
    O Hiç yaşlanmayacak, hiç çirkinleşmeyecek, hiç düşmeyecek ve hiç ölmeyecektir …
    İnsan hep ister,
    hep karşılık bekler
    En iyi hayat onun olmalı, en iyi binek en iyi mesken ve dâhi iyi olan her ne varsa hepsi onun olmalıdır.
    Bu onun doymak bilmeyen nefsinin,
    Kanâat nedir bir türlü öğrenemeyen benliğinin ürünüdür.
    İnsan hep bekler,
    Bir adım,
    Bir ses,
    Bir hareket,
    ● Hatta öyle ki Rabbisiyle bile konuşurken “- bana bir işaret gönder” der.
    “Bana bir işaret gönder ki, bileyim beni gördüğünü” ( hâşa, sümme hâşa...)

    Bilemiyorum ne zamana kadar devam edecek bu ahvâllerimiz.
    Ne zaman hiçbir karşılık beklemeden iyilik yapabileceğiz.
    Ne zaman hiç tanımadığımız birine gülümseyecek, anne babalarımız yanımızdayken kıymetlerini bilecek ve
    Ne zaman eşlerimize huzur verecegiz, ne zaman iyi birer anne baba ve çocuk olabileceğiz.
    Ne zaman anlayacağız birbirimizi…
    Ne zaman?
    Ne zaman ?
    Hangi ikindisinde ömrün ?

    Bakınız yüzyıllar, dönemler, asırlar kavgalarla mezhep ve din çatışmalarıyla geçti…
    Elimizde avcumuzda bir şey kalmadı, bir insanlık yoksunluğu içindeyiz, ateş düştüğü yeri yakardı evet, lakin şimdi hepimizin evlerine ateşler düştü…
    Dünyayı böyle kurtaramayacağımızı halâ anlamadık mı ?
    Ne zaman dil, din ve ırk ayrımı yapmaktan vazgeçip dünyayı birde böyle kurtarmayı deneyeceğiz…


    Hem size şöyle söyleyeyim ben hiçbir zaman herkes aynı olsun, aynı düşünsün, aynı andan gülüp ağlasın istemedim…
    Herkesin aynı dinden aynı mezhep, aynı meşrepten olması gerekmezdi ki...
    Ayeti kerime de buyrulur ya…

    ● “ Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.
    Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.
    Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır.
    Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.”

    Bizleri farklı farklı ırklardan yaratıp sonra bir araya getiren Allah'a sonsuz şükürler olsun…

    Karşılıksız bir şeyler yapmalı değil miyiz?
    İnsanlığı çokça sevmeli ve her an bir şeyler üretememenin burukluğu olmalı değil mi yüreklerimizde..
    Düştü diye bırakmamalıyız dostlarımızı, herkes vurdu diye birde biz vurmamalıyız .
    Kötü şeyler yaşanmış olsa da güzel günlerin hatırına sabretmeliyiz..
    Bir anlık gafletle aynı yastığa baş koyduğumuz insana ihanet etmemeli, aynı sofradan yemek yediklerimizden yüz çevirmemeliyiz.

    Sözlerimi bitirirken önce kendimin, sonra sizlerin insanlığına sesleniyorum..

    Ey İnsan evlâdı !
    Ne demiş Namık kemal..


    “yüksel ki yerin bu yer değildir,
    dünyaya gelmek hüner değildir...”


    ● ● ●
  • Mustafa son günlerde yeterince tartışıldı, biz Kemal'e bakalım.
    "Senin adın Mustafa benim adım Mustafa, gel seni repackage edelim" hikayesinin iler tutar yanı olmadığı meydanda. Belki Dede Korkut'taki Boğaç Han hikayesinden esinlenmiş bir mitleştirme çalışması. Öyle anlaşılıyor ki kendi kuşağının devrimci gençlerinin birçoğu gibi genç Mustafa da o devrin idolü olan Namık Kemal'den esinlenerek kendine mahlas seçmiş. Sonradan Arnavutluk'un ulusal kahramanı olan İsmail Kemal, liberal yazar Ali Kemal ve şair Yahya Kemal de aynı yıllarda anı trendin temsilcileri.
    Hatırlayalım: Namık Kemal 1888'de sürgünde öldükten sonra siyasi yönden memleketin en hassas, en yasak isimlerinden biriydi. O devirde Kemal adını almanın, teşbihte hata olmaz, 1960'larda "Nazım", 70'lerde "Deniz" ya da günümüzde "Fethullah" adını almaktan farkı yok. Siyasi cüret bakımından yani, allah korusun, içerik değil.
    İtiraf edeyim, geçen sene bir vesileyle Namık Kemal'i baştanbaşa okumak talihsizliğine uğradım. A) Yüz küsur yıl boyunca bu milletin beynini hasara uğratmış, B) bugünkü ulusalcı teranelerinin ağababası kimmiş, bu konularda epey fikir sahibi oldum.
  • Mustafa son günlerde yeterince tartışıldı, biz Kemal'e bakalım.
    "Senin adın Mustafa benim adım Mustafa, gel seni repackage edelim" hikayesinin iler tutar yanı olmadığı meydanda. Belki Dede Korkut'taki Boğaç Han hikayesinden esinlenmiş bir mitleştirme çalışması. Öyle anlaşılıyor ki kendi kuşağının devrimci gençlerinin birçoğu gibi genç Mustafa da o devrin idolü olan Namık Kemal'den esinlenerek kendine mahlas seçmiş. Sonradan Arnavutluk'un ulusal kahramanı olan İsmail Kemal, liberal yazar Ali Kemal ve şair Yahya Kemal de aynı yıllarda aynı trendin temsilcileri.
    Hatırlayalım: Namık Kemal 1888'de sürgünde öldükten sonra siyasi yönden memleketin en hassas, en yasak isimlerinden biriydi. O devirde Kemal adını almanın, teşbihte hata olmaz, 1960'larda "Nazım", 70'lerde "Deniz" ya da günümüzde "Fethullah" adını almaktan farkı yok. Siyasi cüret bakımından yani, allah korusun, içerik değil.
    İtiraf edeyim, geçen sene bir vesileyle Namık Kemal'i baştanbaşa okumak talihsizliğine uğradım. A) Yüz küsur yıl boyunca bu milletin beynini hasara uğratmış, B) bugünkü ulusalcı teranelerinin ağababası kimmiş, bu konularda epey fikir sahibi oldum.
  • Mustafa son günlerde yeterince tartışıldı, biz Kemal'e bakalım.
    "Senin adın Mustafa benim adım Mustafa, gel seni repackage edelim" hikayesinin iler tutar yanı olmadığı meydanda. Belki Dede Korkut'taki Boğaç Han hikayesinden esinlenmiş bir mitleştirme çalışması. Öyle anlaşılıyor ki kendi kuşağının devrimci gençlerinin birçoğu gibi genç Mustafa da o devrin idolü olan Namık Kemal'den esinlenerek kendine mahlas seçmiş. Sonradan Arnavutluk'un ulusal kahramanı olan İsmail Kemal, liberal yazar Ali Kemal ve şair Yahya Kemal de aynı yıllarda aynı trendin temsilcileri.


    Hatırlayalım: Namık Kemal 1888'de sürgünde öldükten sonra siyasi yönden memleketin en hassas, en yasak isimlerinden biriydi. O devirde Kemal adını almanın, teşbihte hata olmaz, 1960'larda "Nazım", 70'lerde "Deniz" ya da günümüzde "Fethullah" adını almaktan farkı yok. Siyasi cüret bakımından yani, allah korusun, içerik değil.
    İtiraf edeyim, geçen sene bir vesileyle Namık Kemal'i baştanbaşa okumak talihsizliğine uğradım. A) Yüz küsur yıl boyunca bu milletin beynini hasara uğratmış, B) bugünkü ulusalcı teranelerinin ağababası kimmiş, bu konularda epey fikir sahibi oldum.