Mutlu olmayı biliyorum. Mutluluktan akan gözyaşının nasıl hissettirdiğini çok iyi biliyorum mesela. Ama ben hiç mutlu hikayeler yazamıyorum... Benim kalemim hep kan ağlıyor...

Benim kalemim tükendi artık silgi kullanıyorum dost defterinde.. zira yanlış insan yazmaktan tükenmiş kalemimde..

Murat Çiçek, bir alıntı ekledi.
18 May 23:57 · 9/10 puan

Bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene.
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi.
Ona sorarsanız: “Bütün bir hayat.”
Bana sorarsanız: “Adam sen de, bir iki hafta.”
..
Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları,
Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan.
Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur.

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri.
Ve bizim hane halkı bilmediğim bir sokakta, görmediğim bir evde oturuyor.
..
Fakat gün ışıdı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri.
Ve “Karanlığın kenarından onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldular” yarı yarıya.

Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya.
Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine, ben içeri düştüğüm sene onlar için yazdığımı: “Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar, korkak, cesur, cahil, hakîm ve çocukturlar. Ve kahreden yaratan ki onlardır, şarkılarımda yalnız onların mâceraları vardır.”
Ve gayrısı, meselâ benim on sene yatmam, lâfü güzaf!

Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet RanBütün Şiirleri, Nazım Hikmet Ran
Ruh Adam, bir alıntı ekledi.
16 May 16:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şairim
ŞAİRİM
Şairim, kaf dağı sırtında yüküm,
Sırların tahtına kurulan benim.
Böylesi verilmiş ezelden hüküm,
Kurşunsuz, silahsız vurulan benim.

İçimde tufana döner gözyaşı,
Söndürür yanardağ olsa ataşı,
Yaya benzetirken incecik kaşı,
Gizli bir el gibi gerilen benim.
Gökyüzünde burçtan burca gezerken.
Yıldızları yar boynuna dizerken,
Beynimi mantığın örsü ezerken,
Fikrin yokuşunda yorulan benim.

Mevlana’da fikir, Yunus’ta sevi,
Bir sözün indirir tahtında dev’i,
Sevgiyle dolarken gönlümün evi,
Çağlayan, köpüren, durulan benim.

Sebepler mülküne sermişim postu,
Sezerim en gizli hileyi, kastı,
Zalimin hasmıyım, mazlumun dostu,
Adalet tığıyla örülen benim.

Kalemim kılıçtır, şiirim kalkan,
Köleyle köleyim, hakanla hakan,
İçimde kaynarken binlerce volkan
Tasasız, kedersiz görülen benim.
İbrahim SAĞIR

Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 28)Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 28)

Annen var mı senin?
- Var tabiî.
- Ne iş yapar?
- Çamaşıra gidiyor.
- Sen ne olacaksın büyüyünce?
- Ben mi? dedi.
-Ben, dedi, boyacı olacağım.
- Ne boyacısı?
- Kundura boyacısı.
- Neden kundura boyacısı?
- Ya ne olayım?
- Doktor ol, dedim.
- Olmam, dedi.
- Neden ?
- Olmam işte.
- Neden ama?
- Doktoru sevmem ki.
- Olur mu ya? Bak, dedim. Doktor sevilmez olur mu ?
- Tabiî sevmem, dedi. Annem hasta oldu. Evimize geldi. Kumbaramızı kırdık. Bütün yirmi beşlikleri ona verdik. Sonra çeyrekler kaldı. Onlarla da reçeteyi yaptırdık. O da zorlan.
- Ama annen iyileşti.
- Annem iyileşti ama paramız gitti. İki gün, yemek yemedim ben.
- Peki, dedim, öğretmen ol.
- Ben mektebe gitmiyorum ki.
- Neden?
- Öğretmen beni dövüyor.
- Neden?
- Yaramazlık ediyorum da ondan.
- Sen de yaramazlık yapma.
- Ben yaramazlık ne demek bilmiyorum ki.
- Öğretmenin yapma dediği şey, dedim.
- Belli olmuyor ki!.. Bir gün arkadaşımın biri “Çamaşırcının piçi” dedi. Ben de dövdüm onu. Öğretmen de beni dövdü. Ondan sonra hep çamaşırcının piçi diye çağırdılar. Hiç kimseyi dövmedim. Yaramazlıkmış diye. Bir kaç gün sonra yanımdaki arkadaşın iki kalemi vardı. Birini aldım. Hırsızsın sen diye dövdüler. Benim kalemim yoktu aldım. Sonra o da yaramazlıkmış, hem de çok fena bir şeymiş. Bir daha kimsenin kalemini almam dedim. Defterini aldım. Bu sefer hem dövdüler, hem mektepten kovdular.
- Çok fena yapmışsın.
- Fena yaptım. Ben adam olmak istemiyorum ki.
- Ne olmak istiyorsun ya?
- Boyacı olacağım dedim ya. 


Sait Faik Abasıyanık

“Sevgili Piraye; Balık koskoca okyanusun derinliklerini avucunun içi gibi bilse de, bir lokma uğruna, atılan oltaya can feda. Bırak benim de avucumun içi gibi bildiğim o koca kalbinde bir hata yapma hakkım olsun.  Şimdi sen yoksun ağlıyoruz arkadaşlarımla, ağlıyoruz arkadaşlarım bulutlarla. Yağmur yağıyor mu oraya bilemeyiz ama, biz ağlıyoruz Piraye. Bu balık nefes alıp verdiği suyun altında boğuluyor, bu kelebek ölümü dört gözle bekliyor.  O balık nerede boğuluyor biliyor musun? Önümde ki beyaz sayfalara haykıramayıp yutkunduğum, içime ağlayıp, içimde biriktirdiğim denizin için de boğuluyor. Bu kelebek intihara kalkışıyor.  Bırak bir hata yapma hakkım olsun. Yaşadığım denizde can veriyorum. Kalemim kan kaybediyor, kalemim ağlıyor Piraye. "

Gecee, bir alıntı ekledi.
 12 May 22:50

Yazmaktan vazgeçme!
Lamban­da gazyağın kalmasa da, kalemin kırık da olsa, bir gece (özellikle böyle bir gece) dayanamayıp yazabilirsin.
Doğruları söy­lemek için değil.
Kendi kendinle konuşmak için .
Çıldırmamak için.
Karanlıkta da yazılır.
El yordamıyla da yazılır.
Ayışığın­da da.
Dağ başında yaşarsan, eski bir yılın bitip bir yenisinin başladığını söylerse elindeki takvim (doğru ya da yanlış, o, takvimi düzenleyenlerin günahı)yazmak zorunluluğunu duyarsın- duyabilirsin.
Özellikle bir kazazede isen.
Özellikle senden karşılık bekleyen mektuplar birikmişse.
Özellikle söyleyecek gibi olduğun şeyler birikmişse.
Özellikle henüz çıldırmamışsan.
Özellikle tiksiniyorsan yazmaktan. Evet, özellikle-
Hadi, ne duruyorsun sevgili okuyucu!
Hadi yeni bir yılın eşiğinde değilsen bile sen de sarıl kaleme.
İster başına gelenleri yaz ister aklından geçenleri ister düşlerine girenleri.
Ama yaz ...çünkü her kalem yazabilir - en azından şu benim kırık kale­mim kadar .

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit EdgüHakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü
, bir alıntı ekledi.
12 May 17:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Hadi, ne duruyorsun sevgili okuyucu
hadi yeni bir yılın eşiğinde değilsen bile.
sen de sarıl kaleme.
İster başına gelenleri yaz.
ister aklından geçenleri
ister düşlerine girenleri.
Ama yaz.
Çünkü her kalem yazabilir- en azından şu benim kırık kalemim kadar."

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 180 - Sel Yayıncılık)Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 180 - Sel Yayıncılık)
Merve Ercan, bir alıntı ekledi.
05 May 00:46 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sen de sarıl kaleme.
İster başına gelenleri yaz
ister aklından geçenleri
ister düşlerine girenleri.
Ama yaz.
Çünkü her kalem yazabilir - en azından şu benim kırık kalemim kadar.

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 180)Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 180)