• İnsan, Erik Erikson'un ileri sürdüğü gibi, tatmin edici bir anlam duygusu geliştirmek için önce benlik değeri ve kişisel kimlik oluşturma problemini çözmelidir.
  • Bir ilişkide gerçek ve güvenilir yakınlık ille de istendiğinde ya da arandığında değil, iki birey de tutarlı olarak kendi benliklerini geliştirdikçe oluşur. "Benlik geliştirmek" derken, kendini gerçekleştirmek, işinde ilerlemekten söz etmiyorum. Bunlar benliğin sorgulamamız gereken "erkek ürünü" tanımlarıdır. Benlik geliştirmek, inançlarını, değerlerini ve amaçlarını belirginleştirmek, soy ağacındaki kişilerle bağlantıyı sorumlu bir biçimde sürdürmek, en yakın ilişkilerdeki ''ben"i tanımlamak ve önemli duygusal konular ortaya çıktıkça, onları ele almaktır.
  • Eski "aile", tanımı, başkalarıyla bağlantı kurmak üzere belirgin bir erkek benlik geliştirmek açısından, pek de uygun bir ortam yaratmamaktadır. İşler kötü gittiğinde orada kalmak ve değişim için uğraşmak yerine, erkekler genellikle ya eşlerinden uzaklaşırlar, ya da yenisini bulurlar.
  • Görünüm ve kişilik olarak vasat veya vasatın altındaysanız başlangıçta insanların ilgisini çekebilmek için daha fazla çaba harcamanız gerekecek ve daha fazla red ile karşılaşacaksınız. İnsanlara çekici gelebilmek için toplumsal becerileri geliştirmek ve bazı güçlü sırlarını keşfetmek durumunda kalacaksınız. Bunlar:
    1.kendinizi aşağı görerek kendinizi ucuza satmayın kendinizi kötü olarak görmekten vazgeçin benlik değerlerinizi yükseltin kendinize severseniz insanlar yaydığınız enerjiden hoşlanacak ve size yakın olmak isteyeceklerdir
    2. İnsanlara zekice iltifatlarda bulunun sizi sevecek mi red mi edecekler diye düşünüp etrafında sinirli bir biçimde beklemek yerine önce siz onları sevin ve bunu bilmelerini sağlayın.
    3. Onları etkileyecek şeyler öğrenerek diğer insanlara ilgi gösterin Onlara en çok heyecanlandıran şeyleri onlarla konuşuyorsun ve canlı biçimde yorumlarına yanıt verin
  • 1. Hoş Geldiniz
    Aklın Kendisini Merak Etmesi
    Yaygın Bir Görüş: Akıl, Beyin Ne Yapıyorsa Odur Kimliğimiz ile Aklın İçsel ve İlişkisel Kökeni
    Neden Bu Kitabın Konusu Akıl?
    Bir Davet
    Yolculuğumuzda Benimseyeceğimiz Yaklaşım
    Düşündürücü Kelimeleri Düşündüren Kelimeler

    2. Akıl Nedir?
    Aklın İşlevsel Bir Tanımı Üzerinde Çalışma
    Aklın Sistemi: Karmaşık Sistemler, Emerjans ve Nedensellik
    Düşünceler ve Çağrılar: Enerji ve Bilgi Akışının Kendi Kendini Örgütlemesi

    3. Akıl Rahatken ve Rahat-sızken Nasıl Çalışır?
    Öz Örgütlenme, Kayıp ve Buluntu
    Farklılaştırma ve Bağlama: Sağlıklı Zihinlerin Bütünleşmesi
    Düşünceler ve Çağrılar: Bütünleşme ve Esenlik

    4. Aklın Öznel Realitesi Gerçek mi?
    Aklını Kaybetmiş Bir Tıp Dünyasına Ayak Uydurmak
    Sağlıkta ve İyileşmede Akılgözü
    Düşünceler ve Çağrılar: Öznelliğin Merkezîliği

    5. Biz Kimiz?
    Kimliğin Altındaki Deneyim Katmanlarını Keşfetmek
    Yukardan aşağıya ve Aşağıdan Yukarıya
    Düşünceler ve Çağrılar: Kimlik, Benlik ve Akıl

    6. Akıl Nerede Bulunur?
    Akıl, Bireyin de Ötesinde Olabilir mi?
    Nöroplastisite ve Kültürel Sistemler
    Düşünceler ve Çağrılar. İçimizde ve Aramızda

    7. Aklın Var Olma Sebebi Nedir?
    Anlam ve Akıl. Bilim ve Maneviyat
    "Yaşam Amacı- Olarak Bütünleşme
    Düşünceler ve Çağnlar: Amaç ve Anlam

    8. Akıl Ne Zaman Var Olur?
    Akılda ve Anın İçinde Var Olmayı Keşfetmek
    Uyumlanma. Bütünleşme ve Zaman
    Düşünceler ve Çağrılar: Farkındalık ve Zaman

    9. Bilinç, Biliş ve Toplum Arasında Bağ Kuran Bir Süreç
    Bilinci Bütünleştirmek. Aklı Aydınlatmak
    Bilinç, Bilinçsizlik ve Var Olmak
    Düşünceler ve Çağrılar: Var Olma Halini Geliştirmek

    10. İnsanoğlu: Her İkisi de Olabilir miyiz? Var Olmak, Yapmak ve Aklı Bütünleştirmek
    Çoklu Benlik ve Kimlik Bütünleşmesi Sistemleri
    Düşünceler ve Çağrılar: BBiz, Bütünleştirici
    Bir Benlik ve İyi Bir Akıl

    Başlangıç
    Teşekkürler
    Kaynaklar
    Dizin
    Daniel J. Siegel
    Sayfa 7 - Pegasus
  • 288 syf.
    ·6 günde·Beğendi·8/10
    Ilber Ortaylı herkesin tanıması gereken ve kendisinden kapacağımız çok şeyi olan bir rehber. Bu kitabını da görünce tam benlik dedim; çünkü gerçekten kendisiyle konuşabilme fırsatını bulmak, bir şeyler öğrenmek isterdim, bu kitabıyla bir nebze fırsatım oldu. Bu söyleşi insana bir şeyler katan ve onu mutlaka bir yerden yakalayabilen bir kitap. Belki müziğe ilginiz vardır okuyun. Belki edebiyata ilginiz vardır okuyun. Belki mimariye, belki tiyatroya, belki de filme ilginiz vardır yine okuyun. Özellikle bazı yerlerde İlber hocanın tavsiye ettiği filmler, kitaplar vs listesi var ki insan tüm algılarını açarak okuyor o sayfaları. Dolu dolu bir kitap ve herkesin kendini geliştirmesi adına yararlı bulduğum ve bir değil çok kez okunmasını düşündüğüm bir kitap. Çünkü zaman zaman açıp tekrar okunmalı ve hatta zamana yayarak da okuyabileceğiniz bir yapıt.
    Ilber Ortaylı yaşadığı zaman içinde çocukluktan yaşlılığa gelene kadar kendini her konuda donatmış ve çağa ayak uydurabilmiş bir insan. Her konuda bir fikri, görüşü olan, olaylara farklı yönden bakabilen bir eleştirmen ayrıca. Gençlere özellikle tavsiyelerde bulunan hatta mobilya parasıyla dünyayı gezin diyen de bir rehber :)) Tabii siz yine de hem mobilya alın hem gezin derim :)))
    Kitaba dair fikirlerimi son olarak toparlayacak olursam; kendini geliştirmek ve bu yolda bir fikir almak isteyen herkes okusun bu kitabı. Ama yok ben kendimi geliştirmem tekdüze yaşayayım hatta sadece yaşayayım diyenler okumasın derim. Çünkü içindeki ne bir mimari ne bir edebiyat ne bir klasik müzik sizi kendine çeker. Ama okursanız da farklı bir bakış açısı yakalayabilir kendinize belki bir uğraş edinebilirsiniz. Neden mi? Çünkü Ilber Ortaylı "Umudumu yitirmem umutluyum"diyor. E karar sizin: ))) İyi okumalar: )
  • 308 syf.
    Kitabı anlayabilmek biraz değil öncelikle epey birikim gerektiriyor. Anarşist ve Anti-Otoriteryanist düşüncenin baba isimleriyle ve düşünceleriyle tanışıyorsunuz kitapta. Eğer Deleuze, Focuault, Lacan gibi isimleri ve düşüncelerini merak edenler varsa bu kitap iyi bir giriş denemesi. Tekrar tekrar okunması gerekenlerden.

    Kitap, anarşist ve sosyalist devlet teorileriyle başlıyor, bir özgürlük etiği önerisi ile son buluyor.

    İktidarlar, iktidar yapıları bugün her şeyden daha çok fazla içeride ve dışarıda iş görüyor. Kendimiz için bir özne olduğumuz düşündüğümüz anlarda bile biz aslında Althusser'in dediği gibi devletin özneleri oluveriyoruz.

    Eski direnme biçimleriyle yeni iktidar yapılarına karşı çıkmak başarısızlıkla o yapının içine dâhil olmakla sonuçlanıyor. Artık seksenlerin şafağında değiliz. Tahakküm biçimleri kılık değiştirdi. Bunun için yeni direnme biçimleri geliştirmekte, yeni okumalar yapmakta fayda var. Stirner'in benlik kuramı her ne kadar eskide kalsa bile bugün halen özgürleşmek isteyen bütün bireylere hitap eder nitelikte. Yeni direniş biçimleri geliştirmek noktasında Foucaultcu iktidar çözümlemeleri, Lacancı psikanalizden çıkarılabilecek bir anti-psikanaliz tutum, Deleuze-Guattari'den yola çıkılarak gerçekleştirilecek bir şizo-analiz bizlere yardımcı olabilir.

    Lacan'ın gösterdiği şekliyle iktidar sadece dışımızda varolan bir alan değil o aynı zamanda içimizde işleyen ödipal bir yapı. Bu ödipal yapı iktidar mekanizmalarının katkılarıyla simgesel yoldan yeni bağımlılıklara kapı aralıyor. Bunun için sadece dışta değil içte de o iktidarı alt-üst ederek ve bir noktada kalmayarak, oluş hallerini sürekli güncelleyerek, sürekli özgürleşme içinde olmalıyız.

    Deleuzcü anlamda herhangi bir öze, kimliğe, majör kitleselliklere saplanıp kalmadan çok oluşlu bir minör politika, minör varoluş, minör direnişler üretebiliriz. Kitap bu anlamda güzel bir rehber. Anti-ödipus.

    Ne diyordu Michel Foucault: İktidar her yerde, öyleyse direnişte her yerde.