Ben hâlâ sevginin, sanatın, şiirin insanları birbirine bağladığına inanıyorum. Gerçi bunları var olma mücadelesinin içinde kabul etme gibi bir durum da olabilir tabii.
Ben inanıyorum mu emin değilim ama inanmak istiyorum işte ondan eminim. Var olmanın içine girdiği konusunda ise yüzde yüz katılıyorum. Var olmak sadece nefes alıp vermekse orası ayrı tabii de. Şiirsiz bir hayat, hayat değildir zannımca.
Memnun kaldınız mı? Evet ben kitaptan oldukça memnun kaldım Yazar Bey. Peki sizler? Sizler de memnun kaldınız mı? Yemeğin tadından, çayın deminden, kahvenin köpüğünden; şiirin kafiyesinden, kitaptaki öykülerden, romandaki karakterlerden, roman kahramanının hoyratça kahkahasından? Cevaplanabilir sorular değil mi hepsi. Ya bu soruyu size soran bir "Ölü Yıkayıcı"ysa...
Bu hayatta herkes kendi isteğine uygun davranmaz, davranamaz. Hepimiz birçok şeyi diğer insanlar için yaparız. Bazen başkaları için yaşar, hatta başkaları için ölürüz. Bu kadar süslü kelimelere, büyük büyük eylemlere de gerek yok gerçi. Çünkü bazen sadece bir okuma grubuna gideriz. Hani şu belli sürede bir kitap okunan, sonra bir yerde toplanıp kek, pasta eşliğinde hararetle kitapların tartışıldığı gruplar. Hah onlar. Onlara gideriz. Annemiz için. Onu yatıştırabilmek için. Ölen annemizi...
Ve daha nice hikaye. Barış Bıçakçı'ya ilk kez merhaba dedim. İlk sefere göre gayet iyi anlaştık kendisiyle. İkinci randevu olacak gibi duruyor en kısa sürede.