Ömrü az olan güllerin dallarına asılan,diplerine gömülen dileklerin,denizin mavisiyle gün doğumunda buluşmasıyla gerçekleşeceğine inanacak kadar umudun aşıklarıyız biz.
Ateşlerin yakıldığı,dileklerin tutulduğu,duaların edildiği,bir bayramdır hıdırellez.
Çalarak,söylerek,oyanayarak kutlanan hıdırelleze çok şahitlik ettim.Çok ateş üstlerinden atladım.Gül dalı bulamadığımda söğüt ağacının dibine gömdüğüm çok dileklerim oldu. Denize uzaktı o vakitler evimiz .Çeşmelerin altında sularda akıttık yazdığımız,çizdiğimiz kağıdın mürekkebini. Öyle ya ; Alllah biliyordu içimizi.Kimi aş,kimi iş,kimi ev,kimi sağlık,kimisi de aşk diliyordu.Kimi gelin,kimi damat,kimi para çizip yazıyordu kağıtlara. Baklalardan şekiller gömülüyordu ağaç diplerine. Ertesi sabah kimseyle konuşmadan,deniz uzağımızda olduğundan çeşmede akıtılıyordu kağıdın mürekkebi.
Şimdi kimileri hurafe diyor, kimisi de işin gırgırında tabi.
Ben bir şey söyleyeyim mi; hayata bağlayan bu özel gecelerde çoğumuz tekrar umutlanıyoruz.
Unutmayın ki ''umut biterse hayat ta biter'' Ekmektir umut.
Ne umudunuz bitsin ,ne de hayalleriniz.
Madem gülden medet ummudunuz dilekleriniz kabul olsun. . .