Pyria, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

1944 Baharı
Bereket ki sille yiyordum ve dünyada yiyordum.

O ve Ben, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 224)O ve Ben, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 224)
araftabirmevsim, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Tevfik Fikret
“Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.”


“Ne bet bereket umarım kimseden ne kol kanat dilenirim.
Kendi ufkum kendi gök kubbemde uçarım bir başıma.
Doğrulardan sapmak kölelik tasmasından ağırdır derim,
Özgür düşünen, bileğisin, vicdani özgür şairim, yaşarım bir başıma.”

Bitti Bitti Bitmedi, Vedat Türkali (Sayfa 174)Bitti Bitti Bitmedi, Vedat Türkali (Sayfa 174)
Tolga Köseoğlu, bir alıntı ekledi.
Dün 04:13

Kişinin yaşadığı mahalle de ona, bu sefer akrabası olmayan insanlara ilişkin bazı yükümlülükler yükler. Mahalleler toprak kullanımını, avcılığın, balıkçılığın ve diğer kaynakların kullanımını kontrol eder. Orada yaşayanların çok çeşitli faaliyetlerde karşılıklı yardımlaştığı bir sistemi şart koşar. Her mahallenin kendi mabefi vardır ve yerel bir "kilise" oluşturur. Tüm bir mahalle, bu kilise aracılığıyla, sakinlerinden birinin ölümü durumunda yas tutmak, yağmur ve bereket duası yapmak, toprakları canilerden temizlemek ve hasadı kaldırmak üzere toplanır.

Efendisiz Halklar, Harold Barclay (Sayfa 88 - Anarşist Bahçıvanlar, Yayla Tongaları)Efendisiz Halklar, Harold Barclay (Sayfa 88 - Anarşist Bahçıvanlar, Yayla Tongaları)

Darısı Başına Deyiminin Anlamı ve Hikayesi Kısaca
Eskiden uğur ve bereket getirmesi için, gelinin ba­şına darı serperlermiş. Bu görenek bugün de bazı yerlerde yaşamaktadır. Sonradan bazı yerlerde de geli­nin başına para serpilir olmuştur. Bu söz çok eski de­virlerden kalmış olmalıdır.

Mutlu bir işin, söylenen kimseye de nasip olması di­leğiyle böyle söylenir.

Es Selam Değerli Dostlar...
Ramazanımız hayr, ömrümüze bereketli ola duasıyla temennide bulunup kitap doğrultusunda kısa bir inceleme yapmak istiyorum...
Evet Kadim Şehir Kudüs...
Ortak Davamız...
İlk Kıblemiz..
Peygamberler Şehri..
Bereket Diyarı..
Peki neden biz müslümanların elinde değil?
Niçin Aksa mescidinin en güzel kapısı olan Amud dan ( Şam Kapısı ) giriş yaparken siyonistlerin nezaretinde yapıyoruz?
Megaribe Kapısından hiçbir sebep yokken sadece müslümanların girişine niçin izin verilmiyor?
Ve Karadavi şu güzel örnek ile aslında bir nev'i durumu açıklıyor:
Firavun'a sormuşlar, niçin azgınlaştın?
El Cevap: Beni yaptığımdan alıkoyacak birinin olmaması...
Yorumsuz..
Aksa Mescidinin batı kısmına girince hala Peygamber Efendimiz SAV in Mekkeli müşriklere tasvir ettiği sütunlarla karşılaşıyorsunuz.
Kubbetüs Sahra ( SAHİR ) nın hemen karşısında Nebi SAV'in tüm peygamberlere namaz kıldırdığı mekan ile Hz.Hızır as ın Aksaya uğradığında namaz kıldığı yeri görüyorsunuz..
Ve hemen ilerisinde Hıtta Kapısının karşında Kanuni nin yaptırdığı Su Sebili ve Namazgah..
Ve tam batısında Hz.Süleyman'ın vefat ettiği makamı...
Daha niceleri..
Buram buram tarih kokuyor,harikulade bir şekilde etkiliyor..
Ve diyoruz ki bu mekan niçin bizde değil sebebi ne?
Biraz önce dedim ya Yorumsuz diye..
Aslında hepimiz biliyoruz Arap dünyasının bu davadan geri adım attığını..
Hepsinin artık siyonistlerin maşası olduğunu...
Dolar uğruna satıldıklarını...
Filistin devletine dair ayrılan belediyelerin dahi siyonistlere hizmet edip maaşlarının ABD tarafından ödendiğini..
Ve en kötü tarafı en son açılan ABD Konsolosluğu hazırlıklarında temizlik görevini yapanların Filistinlilerin olduğunu...
Ne vahim değil mi?
Kudüs merkez'de oturan müslümanlara size izin veririz ama sesinizi çıkarmayacaksınız...
vermişler mavi kimlik..susturmuşlar..
Peki hayır davamdan vazgeçmem diyen ki Gazze gibi müslümanlara ise yeşil kimlik verip Aksaya dahi girmelerini yasaklamışlar 50 yaş sınırı getirmişler...
Peki bu bağlamda Kudüs kimin?
Filistinlilerin mi? Hayır...
Arapların mı? Asla...
Peki kimin?
Doğusu ile Batısı ile Kuzey ve güneyi ile tüm müslümanların...
Ve Karadavi diyor ki?
Kudüs' e turistik amaçla gidersen caiz değil, ama davam uğruna destek uğruna giderim Filistinli kardeşlerime yardım ederim muhabbet ederim dersen caiz..ve yerinde tespit...
Allah Resulu buyuruyor ki;
3 mescid var ki ibadet amacıyla gidilebilir...
Mescid-i Haram 100 bin sevap
Mescid-i nebevi 10 bin sevap
Mescid-i Aksa 1000 sevap...
Üç mescide de gittim Rabbim nasip etti, inşAllah sizlere de nasip eyler,
emin olun en garibi Mescid-i Aksa..
Evet Kadim şehir Kudüs..İşgal altında..
Beytüllahime gittiğinizde Hz.İsa as.
El-Halil'e gittiğinizde Hz.İbrahim,Hz.Yakup,Hz.Yusuf as ve Sare annemiz,
Eriha 'ya gittiğinizde Hz.Musa as...
Zeytin Dağına çıktığınzda Rabiyatül Adeviyye ve Selman-ı Farisi...
Peygamberlik ve Bereket Diyarı...
Ribat ve cihat yurdu ki Hz.Ömer bizzat gelip Ömer Sözleşmesini imzalamış şehrin anahtarlarını elden alarak.
Ve hemen mescid-i meşhur Kıyamet Kilisesin yanında ve orası da garip...
HAMİŞ;
1- İslam Dünyası bir olup siyasi ve askeri yönden güçlü olmadığı sürece üzgünüm ama Kudüs'ü almamız imkansız görülüyor.
2-Her ne kadar da tepkimiz vermeye çalışsak da ,İsrail yayılmacı politikasını devam ettiriyor,
farklı ülkelerdeki Yahudilere;
''gelin size ev araba verelim,çalışmasanız da aylık 7 bin dolar maaş başlayalım politikasıyla en can alıcı şehirlere noktalara Yahudileri yerleştiriyor...
3-Unutmayalım ki C.ALLAH İsra Suresinin ilk ayetleri ile Miraç mucizesi ile Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa'yı birbirine bağlamıştır ve biz görürmüyüz görmezmiyiz bilemem ama şu Hadis-i Şerif ileride Kudüs'ün biz müslümanların olacağına dair en somut delili beyan etmiştir;
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Müslümanlarla yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç yahudiyi kovalayan kimseye, ‘Ey müslüman! Arkamda bir yahudi var, gel onu öldür!’ diyecek. Yalnız gargad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o yahudilerin ağaçlarındandır.”
(Buhârî, Cihâd 94, Menâkıb 25; Müslim, Fiten 82)

Baki selamlarla ile hürmetler dilerim..
Ve Kudüs'ü anlamak için mutlaka kitabı en kısa zamanda okumanızı temenni ederim.
Keyifli okumalar.

Abdullah SAFİDEMİR, İslam'ın Elifba'sı'ı inceledi.
23 May 21:08 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

"Maddî, manevî ve içtimaî bereketlerin her çeşidi ve her ferdi O'nun mülkünün eseridir, mülkünün meyvesidir. Yalnız mülk sahibi olan kadir olur. Mülkten mahrum olan bereketten de mahrum kalır." İslâm'ın siyasî ruhuna bir örnek olmak üzere bu kitabın ilk sayfası bereket ayet-i kerimesiyle süslendi.

Musa Carullah

İslâm Milletlerine
Dinî, Edebî, İçtimaî, Siyasî Meseleler Tedbirler Hakkında
Şanlı Türk Askeri şerefine yazıldı.
Neşir: Cemaleddin -Z. Ahsen Kardeşler
Berlin, 1923

*Yemek yapanlar da, yemek yiyenler de mutlaka bu yazıyı OKUMALI!*

```Bir keresinde Allahü Teala'nın Büyük Evliyalarından Şah-ı Nakşibend (ks), Gadyut denilen bir beldeye gitti.```

Orada sevenlerinden birisi onlara yemek ikram etti. Bu Büyük Veli bir müddet yemeğe baktıktan sonra buyurduki; *Biz bu yemeği yiyemeyiz.*

Yemek sahibi: Efendim kazancım *helal yoldandır,* dedi. Şah-ı Nakşibend (ks) buyurduki;

"Evet bu yemekler helal yoldan temin edilmiştir. Lakin *Bu yemekleri pişiren kimse, öfke halinde onu pişirmiş."*

```Eğer biz de bu yemekten yersek bizde de öfke hali oluşur. Onun için biz bu yemeği yiyemeyiz, dedi.```

Sonra şöyle devam etti:
*"Bir yiyecek şayet gaflet içinde, öfkeyle hazırlansa, onda hayır ve bereket olmaz.* Çünkü *ona nefis ve şeytan karışmıştır.* Böyle bir yemeği yiyen kimsede *mutlaka bunun tesiri meydana gelir,* dedi.

```Demek ki, insan yemek hazırlarken hangi halette ise o hali yemeğe tesir ediyor. O yemeği yiyene de o halet mutlaka tesir ediyor.```

O zaman Yemek yapan kişinin üzerine *bazı yükümlülükler geliyor.* Her kim yemeği yapacaksa o esnada güzelce *Abdest Almalı* ve İhlas ile *KALBTEN* yapmalıdır.

*Besmele ile başlayıp, zikirle devam etmeli, salavat ile bitirmeli ki, o zikrin o salavatın ve güzel niyetin tesiri oluşabilsin. Ve sürekli yemek hazırlarken dilini o esnada Allahü Teala'nın zikri ile meşgul etmeli.*

Ve şöyle niyet etmeli;

```"Ya RABBi, kim bu yiyeceklerden ve içeceklerden yerse, onlara öyle bir güç ve kuvvet ver ki, SENİ zikredebilsinler, SANA ibadet edebilsinler, Salih ameller yapmaya muvaffak olabilsinler"```

Böyle yapılırsa Allahü Teala'nın izni ile o yemeklerden yiyenlere Allahü Teala'nın hoşnut olacağı bu güzel hasletler oluşur inşaAllah!

_Not: Bu yazıyı okuduysanız, başkasının istifadesi için paylaşınız lütfen._

Onur Kanık, bir alıntı ekledi.
22 May 21:30 · İnceledi

Âİşe'den (Radıyallahü anhâ):

Rasûlullah'a çocuklar getirilir ve o da çocuklara dua ederdi. Bir kere­sinde kendisine yine çocuk getirildi ve o da Rasûlullah'm üstüne bevletti. Rasûlullah şöyle dedi:

"İdrarın üzerine fazlaca su dökün, (yeterlidir.)"

Sened:

Sahih: Müsned, VI/46, H.no: 24074. Diğer rivayet için bk. Vl/52, H.no: 24137; Benzer riva­yet için bk. VÎ/210, H.no: 25644; Bir başka rivayet ise şöyledir:

"Rasûlullah'a (Sallallahü aleyhi ve sellem) (yeni doğan) çocuklar getirilir, onların damağına tatlı şeyler sürer ve bereket duası yapardı. Bîr çocuk kucağındayken bevletmişti de su getirilmesini ve bu suyun idrarın üzerine dökülmesini emretmişti." Bk. VI/2I2, H.no: 25647; Mâlik, Taha­ret, 142; Buhârî, Vudû', 222; Müslim, Taharet, 101402; Ebû Dâvûd, Taharet, 37, H.no: 74; Tirmizİ Taharet, 54, H.no: 71; Nesâî, Taharet, 189, H.no: 302; İbn Mâce, Taharet, 77, H.no: 523.

El-Müsned Hadisler, İmam ŞafiiEl-Müsned Hadisler, İmam Şafii
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
22 May 18:31 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Yüzünden sevinç fışkırıyor, gözlerinin içi gülüyordu: "Başardık Şevketlü Sultanım!"

"Neyi başardık?"

"Bizim iç oğlanlarından Deli Hüseyin adlı biri Şah Abbas'ın yayını çözüp kurdu."

"Bu imkânsız!"

"Bana da öyle geldi Sultanım. Ocağa odun getirmiş. Bilirsiniz, yay ocak başına asılıydı. Böyle şeylere merakı varmış."Bu ne güzel bir yay" diye düşünmüş. İndirip çözmüş tekrar kurmuş. Odaya girdiğimde yayın çözülmüş olduğunu gördüm. Meğer geldiğimi duyup, kurmaya fırsat bulamadan sıvışmış. Onu görmüşler, bereket versin. Çağırttım. Yayı kurmasını emrettim."

"Kurmuş mu peki?"

"Belî şevketlüm."

Padişahın yüzü ala bandı. Hemen arz odasına doğruldu.

"Safevî elçisini çağırın. Delikanlıyı da huzura getirin."

"Ferman şevketlü Sultanımındır."

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu