İlahi sanatın güzelliğini temaşa etmek insanı bir varoluş bilincine götürür, insana ve varlığa ihtiramla davranmak, bu dünyaya kök salmayacağımızın bilgisinden neşet eder. Fani olan baki olana hürmetle kıymet bulur.
Koca kainatta yerimiz pek küçük. Varlığımız sonlu. O halde bunca kibir niye? Kendinle uğraşmayı bırak, ne en zelilsin sen ne de üstünlük taslama makamında. Yanlışlarını kabullen, yeni fikirlere açık ol, sıkıntıdan özgürleş. Saygı duy, misafirperver ol, kimseyi incitme, varlığı istismar etme. Yarıştan çekil. Gürültücü egodan sessiz egoya geç. Varlık sana yârdır, kibrin dükkanından çık. “ bunca atlas kumaş ile ben bu dükkana sığmazam” diyen şairin ayak izlerini takip et. O atlas kumaş, senin tevazuyla Işıyan ruhun olsun. Ben orucuna dur, ben demeyi bırak. Sen yoksun, bir gölgeden bir vehimden ibaretsin, ömür dediğin de bir göz kırpması kadar. Issızlık dükkanından çekil.
“Ben”den “biz”e hicret et.
İlmi tevazu, “ bilmiyorum” demek cesaretini gösterebildiğimizde olur. Kültürel tevazu, bizden farklı olanı öğretmenimiz kılarak, ondan bilmediğimizi öğrenmeye niyetlenmektir.
Seni duvarların arkasından görmemi, kaybolursan seni bulmamı istiyorsun. Her birimiz bu dünyada hissedildiğimizi hissetmek istiyoruz. Ben de diyorum ki her yerde O’nun lütfu var. İzleri takip et. Duyulmayanı duy, görülmeni gör. Kalbinle gör, kalbinle duy. Kalbinle kaybol, kalbinde kaybol.