• yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
    yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
    karanlık adamlar hüviyetini sordu mu
    ben senin olmadığını arıyorum
    belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
    Attila İlhan
    Sayfa 89 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Bana ait ne varsa seni korkutuyor
    sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
    belki ölmek hakkımı kullanıyorum
    belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
  • "sana her şeyi başından anlatmamı sabırla bekle sevgilim, senden rica ediyorum, on beş dakika beni dinleyiver! ben bir ömür boyu seni sevmekten usanmadım..."
  • Bana ait ne varsa seni korkutuyor.
    Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.
    Belki ölmek hakkımı kullanıyorum,
    Belki gelmem gelemem, beş dakika bekle git.

    Atilla İlhan
  • Yazar: Nur
    Hikaye Adı : Bir Adım Daha
    Link: #32211160
    Ressam : Van Wieck

    Herkes gibi herşey gibiyim. Bir ben değilim sadece. Bekliyorum, can güvenliğim için, sarı çizginin arkasında, ellerim düşmemesi için çantamı tutuyor ya da ayakta durabilmek için ben onu. Tam olarak kendimi nerede kaybettiğimi hatırlamıyorum. Bir sahafta eski bir kitap kokusunda, çocukların gülüşünde, bir annenin doğum sancısında... Bulmak içinde uğraşmadım gerçi. Nihayet metro geliyor, uzun bir yolculuk yok önümde. En son ben biniyorum. Ayakta durmak hayli yorucu. Telefonuma bir kaç bildirim geliyor. Biri doların beş lira olduğunu söyleyen bir bildirim diğeri annemden; nerde kaldığımı merak etmiş ve yemeğe başladıklarını söylemiş. Özel bir okula matematik öğretmenliği için gittim. Birkaç ders anlattım ve hocaların sorduğu sorulara cevap verdim. Çocuklara nasıl eğitim verecektim, nasıl öğretecektim, daha önce başka bir yerde öğretmenliği deneyimlemişmiydim. Bir yığın soru... Matematik bölümünden mezun olalı beş sene oluyor, bir kaç özel ders vermem dışında yaptığım pekte bir şey yok. Bilim insanı olmak isterken sadece evde oturuyorum. Bilmiyorum, her şey yoluna ne zaman girecek. Metro bir sonraki durağına yaklaştı. Çoğu insan indi. Şimdi ise bomboş bir köşede oturuyorum. Yüzüm avuçlarımın içinde. Metronun sesini dinliyorum; furuu, vuvuuv, çıçoco. Şimdiki durak benim ineceğim durak olduğundan ayağa kalkıyor ve iniyorum. Bir kaç sokak sonra bizim sokağa varmış oluyorum. Ama o eşsiz gitar sesini yine duyuyorum. Yolumu uzatarak o gitar sesinin geldiği balkonun altına yürüyorum, her akşam sekiz civarında pratik yapmak için o balkona çıkar bende her zaman onu duyar ve balkonun altında otururum. O tanışmayacağım biri. Aslında bir yandan beni fark etsin isterken bir yandan da deliler gibi korkuyorum fark edilmekten. Çaldığı hiçbir ritmi bilmiyordum ama bir sağa bir sola sallanarak onu dinlemek tek yaşama sevincim olmuştu artık. Oraya gelip kaldırıma oturduğumda birden gitar duruyor ve başka bir parçaya dönüşüyor. Kafamı yukarı kaldırdım ve balkona baktım, sadece sarı ışık görünüyordu. Sokakta bir kaç çocuk bisiklet sürüyor, bir kaçı bakkalın önünde dondurma seçiyor. Bir kaç parça dinledikten sonra kalkıp gidiyorum. Müzik sesi evimin önüne kadar devam ediyor. Bana iyi geliyor kendimi arınmış ve dinlenmiş hissediyorum. Sabah olunca gidecek hiçbir yerimin olmamasına karşın güzelce hazırlanıp erkenden dışarı çıkıyorum. Bugün biraz daha erken çıkıyorum. O balkonun altından geçebilmek için yolumu değiştiriyorum. Kapının açılma sesiyle irkiliyorum. Gitarı sırtında kıvırcık saçlı biri, onun o olduğunu hemen anlıyorum. Otuzlu yaşlarının başında sessiz sokaklara ayak uydurarak ilerliyor. Kendimi onun yürüyüşüne ayak uydurmaya çalışırken buluyorum. Aynı metro istasyonunda bekliyoruz ben onun beş metre ilerisinde onu izliyorum. Metro geliyor biniyoruz, daha kimse yok, her zaman oturduğum boş koltuklara oturuyorum. Oda hemen karşıma oturuyor. Bir kaç günkü iç sıkıntımı bir anda unutuyorum. oturduğum yerde gülüşümü sol elimle kapatıyorum. Anlaşılan sadece müziğinden hoşlanmıyorum. Ertesi gün, ertesi günün ertesi günü ve onunda ertesi günü böyle devam ediyor. Akşamları çaldığı müziğe eşlik ediyorum sabahları ise attığı adımlara.
    Bir akşam müzik çalmıyor titrek bir ışık var balkonda sadece. Oturuyorum kaldırıma hava hala yağmur kokuyor, kaldırım ıslak, biraz üşüyorum sahi. Daha ne kadar devam edecek böyle, diyor tanıdık bir ses. Bu o şarkılarda kaybolan ses. Yüzümü sese doğru çeviriyorum, bir kaç adım ileride dikiliyor. Kalbimin ritmi gökgürültüsü gibi şiddetli. Kendime doğru çektiğim bacaklarımı gevşetip onu görmemi engelleyen saçımı kulağımın arkasına koyuyorum. Ama elim artık nerede durması gerektiğini bilmiyor. Önüme dönüyorum. Yanıma oturuyor, gitarı elinde. Kalkıp gitmiyorum, ne olacaksa olsun. Matematikte yaşadığım talihsizliklerde kaçıp gittiğim için oldu. Tellere vuruyor ürkekçe değilde incitmekten korktuğu saç tellerine dokunur gibi. Bu şarkıyı ondan bir kaç kez dinlemiştim. " ...duyarsın uzaklardan, dalarsın yakınlara..." bildiğim kısımları mırıldanıyorum. Şarkıyı bitiriyor. Sen beni güzel hatırla, diyor. Yüzüne bakıyorum. Gülümsüyor, şarkının adı, diyor. Bekle deyip binaya giriyor. Çıktığında gitarın yerini bir kazak almış oluyor. Bana uzatıyor ve geriye doğru bir kaç adım atıyor. El sallıyor ve gidiyor. Bense eve yürüyorum. Eve geldiğimde dinlediğim şarkıda hep onun sesini arıyorum, verdigi kazağa bakıyorum. Sabah ona geri vermeliyim. Bir kaç saat öncekileri hatırımda bir kaç kez daha canlandırıyorum. Sabah uyandığımda bir kaç dakika geç kaldığımı görüp hemen giyinip dışarı koşuyorum. Bir kaç dakika binanın önünda bekliyorum ama yok, etrafa bakınıyorum bir sokak ileride karşıya geçerken görüyorum. Bir dakika sonra soluk soluğa yanına varıyorum. Durup bana bakıyor. Bir kahkaha patlatıyor. Ardından bende gülmeye başlıyorum. Günseli, diyorum elimi uzatarak. Elimi sıkıyor ve adını bir fısıltı gibi söylüyor. Şimdi ise adımlarını takip etmek daha kolay.


    http://hizliresim.com/Q2pOAy
    İçerisinde geçen şarkı; https://youtu.be/hmcUQVf_b-M
  • Bir Adım Daha


    Herkes gibi herşey gibiyim. Bir ben değilim sadece. Bekliyorum, can güvenliğim için, sarı çizginin arkasında, ellerim düşmemesi için çantamı tutuyor ya da ayakta durabilmek için ben onu. Tam olarak kendimi nerede kaybettiğimi hatırlamıyorum. Bir sahafta eski bir kitap kokusunda, çocukların gülüşünde, bir annenin doğum sancısında... Bulmak içinde uğraşmadım gerçi. Nihayet metro geliyor, uzun bir yolculuk yok önümde. En son ben biniyorum. Ayakta durmak hayli yorucu. Telefonuma bir kaç bildirim geliyor. Biri doların beş lira olduğunu söyleyen bir bildirim diğeri annemden; nerde kaldığımı merak etmiş ve yemeğe başladıklarını söylemiş. Özel bir okula matematik öğretmenliği için gittim. Birkaç ders anlattım ve hocaların sorduğu sorulara cevap verdim. Çocuklara nasıl eğitim verecektim, nasıl öğretecektim, daha önce başka bir yerde öğretmenliği deneyimlemişmiydim. Bir yığın soru... Matematik bölümünden mezun olalı beş sene oluyor, bir kaç özel ders vermem dışında yaptığım pekte bir şey yok. Bilim insanı olmak isterken sadece evde oturuyorum. Bilmiyorum, her şey yoluna ne zaman girecek. Metro bir sonraki durağına yaklaştı. Çoğu insan indi. Şimdi ise bomboş bir köşede oturuyorum. Yüzüm avuçlarımın içinde. Metronun sesini dinliyorum; furuu, vuvuuv, çıçoco. Şimdiki durak benim ineceğim durak olduğundan ayağa kalkıyor ve iniyorum. Bir kaç sokak sonra bizim sokağa varmış oluyorum. Ama o eşsiz gitar sesini yine duyuyorum. Yolumu uzatarak o gitar sesinin geldiği balkonun altına yürüyorum, her akşam sekiz civarında pratik yapmak için o balkona çıkar bende her zaman onu duyar ve balkonun altında otururum. O tanışmayacağım biri. Aslında bir yandan beni fark etsin isterken bir yandan da deliler gibi korkuyorum fark edilmekten. Çaldığı hiçbir ritmi bilmiyordum ama bir sağa bir sola sallanarak onu dinlemek tek yaşama sevincim olmuştu artık. Oraya gelip kaldırıma oturduğumda birden gitar duruyor ve başka bir parçaya dönüşüyor. Kafamı yukarı kaldırdım ve balkona baktım, sadece sarı ışık görünüyordu. Sokakta bir kaç çocuk bisiklet sürüyor, bir kaçı bakkalın önünde dondurma seçiyor. Bir kaç parça dinledikten sonra kalkıp gidiyorum. Müzik sesi evimin önüne kadar devam ediyor. Bana iyi geliyor kendimi arınmış ve dinlenmiş hissediyorum. Sabah olunca gidecek hiçbir yerimin olmamasına karşın güzelce hazırlanıp erkenden dışarı çıkıyorum. Bugün biraz daha erken çıkıyorum. O balkonun altından geçebilmek için yolumu değiştiriyorum. Kapının açılma sesiyle irkiliyorum. Gitarı sırtında kıvırcık saçlı biri, onun o olduğunu hemen anlıyorum. Otuzlu yaşlarının başında sessiz sokaklara ayak uydurarak ilerliyor. Kendimi onun yürüyüşüne ayak uydurmaya çalışırken buluyorum. Aynı metro istasyonunda bekliyoruz ben onun beş metre ilerisinde onu izliyorum. Metro geliyor biniyoruz, daha kimse yok, her zaman oturduğum boş koltuklara oturuyorum. Oda hemen karşıma oturuyor. Bir kaç günkü iç sıkıntımı bir anda unutuyorum. oturduğum yerde gülüşümü sol elimle kapatıyorum. Anlaşılan sadece müziğinden hoşlanmıyorum. Ertesi gün, ertesi günün ertesi günü ve onunda ertesi günü böyle devam ediyor. Akşamları çaldığı müziğe eşlik ediyorum sabahları ise attığı adımlara.
    Bir akşam müzik çalmıyor titrek bir ışık var balkonda sadece. Oturuyorum kaldırıma hava hala yağmur kokuyor, kaldırım ıslak, biraz üşüyorum sahi. Daha ne kadar devam edecek böyle, diyor tanıdık bir ses. Bu o şarkılarda kaybolan ses. Yüzümü sese doğru çeviriyorum, bir kaç adım ileride dikiliyor. Kalbimin ritmi gökgürültüsü gibi şiddetli. Kendime doğru çektiğim bacaklarımı gevşetip onu görmemi engelleyen saçımı kulağımın arkasına koyuyorum. Ama elim artık nerede durması gerektiğini bilmiyor. Önüme dönüyorum. Yanıma oturuyor, gitarı elinde. Kalkıp gitmiyorum, ne olacaksa olsun. Matematikte yaşadığım talihsizliklerde kaçıp gittiğim için oldu. Tellere vuruyor ürkekçe değilde incitmekten korktuğu saç tellerine dokunur gibi. Bu şarkıyı ondan bir kaç kez dinlemiştim. " ...duyarsın uzaklardan, dalarsın yakınlara..." bildiğim kısımları mırıldanıyorum. Şarkıyı bitiriyor. Sen beni güzel hatırla, diyor. Yüzüne bakıyorum. Gülümsüyor, şarkının adı, diyor. Bekle deyip binaya giriyor. Çıktığında gitarın yerini bir kazak almış oluyor. Bana uzatıyor ve geriye doğru bir kaç adım atıyor. El sallıyor ve gidiyor. Bense eve yürüyorum. Eve geldiğimde dinlediğim şarkıda hep onun sesini arıyorum, verdigi kazağa bakıyorum. Sabah ona geri vermeliyim. Bir kaç saat öncekileri hatırımda bir kaç kez daha canlandırıyorum. Sabah uyandığımda bir kaç dakika geç kaldığımı görüp hemen giyinip dışarı koşuyorum. Bir kaç dakika binanın önünda bekliyorum ama yok, etrafa bakınıyorum bir sokak ileride karşıya geçerken görüyorum. Bir dakika sonra soluk soluğa yanına varıyorum. Durup bana bakıyor. Bir kahkaha patlatıyor. Ardından bende gülmeye başlıyorum. Günseli, diyorum elimi uzatarak. Elimi sıkıyor ve adını bir fısıltı gibi söylüyor. Şimdi ise adımlarını takip etmek daha kolay.


    http://hizliresim.com/Q2pOAy
    İçerisinde geçen şarkı; https://youtu.be/hmcUQVf_b-M
  • Bu kanunları okumayı severim etraftan toparladıklarımı sizinle paylasıyorum siz de burada olmayan bulursanız yazın. Herkes okusun görsün zaman geçirecek güzel bir yazıdır.

    Günlük Hayat

    Aileniz sizin ders çalıştığınız zamanlarınızı değil, sadece çalışmadığınız zamanlarınızı görür.
    Bir şeyin istenme olasılığı ile gerçekleşme olasılığı ters orantılıdır.
    Trafikte bulunduğun şeritten ilerleyen şeride doğru geçtiğin zaman yeni geçtiğin şerit durur.
    İnsanların hayalleri hayallerde kalır.
    İstenilen şey hiçbir zaman gerçekleşmez.
    Sakınılan göze çöp batar.
    İnsanlar birbirini hak eder.
    Ekmek tereyağlı yüzü ile düşer.
    Hangi yüzüne tereyağı süreceğinize önceden karar veremezsiniz.
    Gülümseyin, ne düşündüğünüzü bilmesinler.
    Sizi izleyenlerin sayısı yaptığınız işin saçmalığı ile doğru orantılıdır.
    İyilik cezasız kalmaz.
    Her çözümün doğurduğu yeni problemler var.
    Bir şey yapmanız gerektiği zaman, öncelikle başka bir şey yapmanız gerekir.
    Her şey düşünce hızından daha yavaştır.
    Aptallığın gücünü göz ardı etmeyin.
    Bir işi ne kadar önceden planlarsanız, ters gitme olasılığı o kadar artar.
    Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.
    Murphy kanunları Ohm kanunundan daha geçerlidir.
    Diş ağrısı gece ve tatil gününde başlar.
    Borç alabilmek için, borca ihtiyacınız olmadığını ispatlamalısınız.
    Kimse başkasının yaptığı iş ile ilgilenmez.
    Yeni aldığınız donanım eskisini sattığınız an bozulur.
    Yanlış anlaşılmayacak kadar basit bir şey yoktur.
    Hiç bir şey göründüğü kadar iyi değildir.
    Sigaradan alınan zevk çevrede bulanan içmeyenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
    Sigara dumanı içmeyene doğru ilerler.
    Yemeğe oturduğunuz zaman izlediğiniz TV programı reklama girer.
    Karar verme anlarında eldeki bilgi miktarı kararın önemi ile ters orantılıdır.
    Önünüzde bulanan araç sizden yavaş gider.
    Kasislerin etkisi yavaş giden arabalaradır.
    Yarının işini asla bugün yapma.
    Ayakkabı ağırlığı yürüyüş mesafesine göre artar.
    Ayakkabıdaki kum tanesi basınca karşı en fazla basıncın olduğu noktaya doğru ilerler.
    Basit teoriler en anlaşılmaz şekilde izah edilir.
    Deney başarılıysa bir şeyler yanlış demektir.
    Anlamıyorsanız çok açıktır.
    Çok hızlı yükseliyorsanız bir yerde bir şeyler yanlış demektir.
    "Yaşam" siz başka planlar yaparken olan şeydir.
    Murphy'nin altın kuralı: Altını olan kuralı koyar.
    Değiştirilebilir parçalar değişince sorun çıkar.
    Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi!
    Zorlamayın, daha büyük bir çekiç getirin!
    İhtiyacı olanlara yardım edin, onlar sizi hatırlar, tekrar ihtiyaçları olunca.
    Kendi işini yapmayanlar için hiç bir iş imkansız değildir.
    Diğer tüm seçenekler tükendikten sonra insanlar mantıklı davranırlar.
    Gezegendeki toplam zeka bir sabittir; nüfus artmaktadır.
    Tüm genellemeler yanlıştır.
    Gizli hata gizli kalmaz.
    Duruma göre!
    Aptalsa ve çalışıyorsa, aptal değildir.
    Asla, asla deme!
    Bekleyin, hasar verdikten sonra geçer, hasar fazla ise bekleyin, tekrar gelir.
    Şans en şanssız zamanda kapıyı çalar.
    Eşsiz şeyler birbirinin eşidir.
    Yağmur yağsın diye araba yıkadıysanız işe yaramaz.
    Tırnaklarınızı kestikten bir saat sonra tırnakla yapılacak bir iş çıkar.
    Her kurumda işlerin nasıl yürüğünü detayları ile bilen biri var. Bu kişi hemen işten atılmalıdır.
    Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
    Sıcak tencere ve soğuk tencere aynı görünür.
    Salamı seven ve yasaya saygı duyanlar bunların nasıl yapıldığını asla izlememelidir.
    Problemlerden kurtulma konusunda usta olan doktorlardan uzak durun!
    Bağışla ama unutma.
    Kendi fikrinizi önemli birinin fikri imiş gibi sunarsanız kabul edilme şansı daha fazladır!
    Hareketli nesneler yanlış yöne doğru hareket ederler, durağan nesneler yanlış yerde dururlar.
    İşler şansa bırakılsaydı daha iyi olurdu.
    Herkes sinirlerini kaybetmişken sakinliğinizi koruyorsanız belki de durumu anlamıyorsunuz.
    Size bir iyilik yapmak için yaklaşan birini görürseniz, kaçın.
    Tüm garantiler ve para iadesi taahhütleri, ödemeyi yapmak suretiyle bozulur.
    Önemli olan olaylara takmayı başardığınız isimdir, olayların kendisi değil.
    Anlattığın bir şeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır.
    Aşık olduğun kişi hep başkasına aşıktır.Zaten sen de hiçbir zaman sana aşık olan kişiye aşık olmazsın.
    Şef daima haklıdır bilhassa haksız olduğu zamanlarda...

    Savaş

    Düşman atış menzilne girdi diye sevinme. Sen de onun menzilindesin.
    Pimi çektiğiniz an, Bay El Bombası artık arkadaşınız değildir.
    En kısa yol ya mayınlarla döşenmiştir, ya da keskin nişancılar tarafından gözetleniyordur.
    Eğer saldırınız çok iyi gidiyorsa, bu pusuya düşeceksiniz demektir.
    Yürümek zorunda olmak = Keskin nişancılara yem olmak
    Eğer pusudan sağ çıktıysanız, bir şeyler yolunda değil demektir.
    Siz bulunduğunuz konumdan düşmanı görebiliyorsanız, düşmanda sizi görebilecek konumdadır.
    Eğer düşman dışında her şey eksiliyorsa; işler ters gidiyor demektir...
    Fark edilmediğinizi sandığınız zamanlarda, herkes tarafından izleniyorsunuz demektir
    Bir elbombasının tesirli yarıçapı, her zaman senin sıçrayabileceğin mesafeden bir ayak boyu daha fazladır.
    Baskı ateşi baskı altına almaz.
    Geritepmesiz tüfekler geri teperler.
    Avcı boy çukurunu asla senden daha cesur biri ile paylaşma.
    Asla unutma ki silahın en düşük fiyat veren firma tarafından yapılmıştır.
    Bütün beş saniyelik el bombası fünyeleri üç saniyeliktir.
    Bir bölgeyi güvenlik altına aldıysan, bunu düşmana söylemeyi unutma.
    İzli mermilerin izi iki yönlüdür, senin de yerini belli ederler.
    Bir şeye aşırı ve çaresiz bir şekilde ihtiyacın olduğu anda, telsizler çalışmayacaktır.
    Süngü kanunu der ki, mermisi olan kazanır.
    Zırhlı araçlar mermileri üzerine toplayan mıknatıslar ve dikkat çeken hareket halindeki avcı boy çukurlarıdır.
    Dost ateşi dostu da öldürebilir.
    NBC saldırısı sonrası üçüncü atropine enjeksiyonuna ihtiyacın varsa film başlamadan önce patlamış mısır bul.
    Yanaşık düzen eğitimi savaşın öncesi ve sonrası içindir.
    Düşman denetimindeki ıssız arazide panikle başlayan koşma eylemin sert zeminde başlar, yemyeşil kırlarda bahar esintisiyle devam eder.
    Savaşta ilk ölenler hiç korkmayanlardır. Onları en çok korkanlar takip eder.
    Öldürmek, unutmaktan kolaydır.
    Eğer taarruza geçeceksiniz en önde olma . Çünkü daha ateş edemeden vurulursun

    EK 1:

    Bir şeyin ters gitmesi için dört yol olduğunu düşünüp hepsi için önlem alabilirsiniz ama bir beşinci yol mutlaka vardır.

    Bir şeylerin ters gitmesi bir doğa kanunudur. Bu yüzden her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa dikkat edin; mutlaka ters giden bir şeyler vardır!

    Bir şey arıyorsanız o daima son bakmanız gereken yerdedir.

    İlk baktığınız yerde olma ihtimali ile oraya baktığınızda görmeden geçme ihtimaliniz eşittir.

    Kaybettiğiniz bir şey ancak onun yerine yenisini aldığınızda ortaya çıkar.

    Yeni aldığınız şeyin ucuzunu bulmak için ne kadar aranırsanız aranın, en ucuz seçeneği ancak alışveriş bittikten sonra bulursunuz.

    Hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.

    Hiçbir şey göründüğü kadar kısa sürmez.

    Bir eliniz doluyken kapıyı açmanız gerekirse, anahtarınız mutlaka dolu elinizin tarafındaki ceptedir.

    Bir şey aptalcaysa ama işe yarıyorsa, belki de göründüğü kadar aptalca değildir.

    Bir şey doğru olamayacak kadar iyiyse muhtemelen doğru değildir.

    İstediğiniz bilgisayar programı her zaman sahip olduğunuzdan fazla RAM ister.

    Yeteri kadar RAM'iniz olduğunda sabit diskinizde asla yeteri kadar boş yeriniz olmaz.

    Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!

    Bir program kurmak için yeterli boş yeriniz ve RAM'iniz varsa o program mutlaka çökecektir.

    Hala çökmediyse sadece en fazla zarar vereceği anı bekliyordur.

    Birine gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır ama o masa boyalı derseniz gidip önce bir eller.

    Sınav sırasında öğretmeniniz sadece aptalca bir şey yazdığınız sırada başınıza gelip yazdıklarınız okur.

    Bir şeyi çözmek için kullandığınız yollar başka problemlere neden olur.

    Bilgisayarda ne kadar ders çalışırsanız çalışın, anneniz içeri siz oyun oynarken girer.

    Ders çalışılan bir saat, çalışılmayan bir saatten her zaman daha uzundur.

    Geç kaldığınız süre ile trafiğin sıkışıklığının miktarı doğru orantılıdır.

    Tamirciye bozulan bir şeyin neyinin bozuk olduğunu göstermeye çalıştığınız an, o şeyin çalışması için en uygun andır.

    En önemli şeyler her zaman en basit olanlardır.

    En basit şeyler çoğu zaman yapması en zor olanlardır.

    Ekmeğinizin reçelli kısmının yere düşme ihtimali ile halınızın fiyatı doğru orantılıdır.

    Birinden büyük miktarda borç isterken önce ödeyebileceğinizi, yani ihtiyacınız olmadığını kanıtlamalısınız.

    Sizin olmadığınız sıra her zaman daha hızlı ilerler. Taa ki siz o sıraya geçene kadar.

    Diğer şeritte trafik hep daha açıktır. Ta ki içinde olduğunuz araç o şeride geçene kadar.

    Yaptığınız her şey başınızı belaya sokabilir. Hiçbir şey yapmamak dahil.

    Aklınıza iyi bir fikir gelmesi, onun daha önce yapılmış olduğu anlamına gelir.

    Odanız ne kadar büyük olursa içi o kadar dağınık olur.

    Yeni ayakkabı giydiğiniz gün herkes ayağınıza basar (üstelik bu bizde bir de adettendir!).

    En hassas şey, düşüp kırılacak olandır.

    Bir işi yapmanın en kolay yolu, ancak o iş bittikten sonra sonra aklınıza gelir.

    Bir şey ters gidecekse mutlaka ters gider!

    Banyoda düşecek bir şey varsa mutlaka tuvaletin içine düşer.

    Çok etkileyici bir şey yaptığınızda mutlaka yalnız olursunuz.

    Yalnız değilken yapmaya çalışırsanız başarısız olacaksınız demektir.

    Kıyafetinizin şıklığı ile üzerinize çamur sıçratan aracın büyüklüğü arasında ciddi bir bağ vardır.

    Murphy kanunlarından haberiniz olması ile işinizin ters gitmesi arasında hiçbir bağlantı yoktur.

    Aynı bağ o gün harika olan saçınız ile yağmur arasında da mevcuttur.

    Rüzgarın yönü daima saçınızı en kötü bozacak yöndür.

    Kıymetli bir şeyin düştüğü yer daima parmak ucunuzun bir santim ilerisidir.

    Olur da o kıymetli şey parmak ucunuz mesafesine düşerse, bu almaya çalışırken itip uzaklaştıracağınız anlamına gelir.

    Gülümseyin, yarın daha da kötü olacak!

    Tırnaklarınızı kestiğiniz gün, karşınıza kazıması eğlenceli bir şey çıkması için en uygun gündür.

    Bir hata ikinci kez yapılmaz. İkinci kez yapıyorsanız üçüncü kez de yapacaksınız demektir.

    Dünyadaki toplam zeka aynıdır ama nüfus sürekli artar.

    Kameranızda yer kalıp kalmadığından emin değilseniz kalmamıştır.

    Cam olan bütün eşyalar ana formları olan kum haline dönmeye meyillidir.

    Harika esprileriniz hiç hatırlanmaz, aptalca sözleriniz ise hiç unutulmaz.

    Bir çift çorabın iki tekinin birden kaybolması ihtimali, diğer çiftlerden bir çorabın kaybolma ihtimali yanında sıfıra yakındır.

    Bir çorabın tekini bulmanız, diğer tekini atmanıza bağlıdır.

    Kapı mutlaka siz tuvaletteyken çalar. O da olmazsa uyurken çalar. O da olmadıysa siz dışarıdayken çalmıştır.

    EK 2:

    Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
    Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
    Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
    Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
    Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
    Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
    Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.
    Ne kadar beklersen bekle istendiği zaman gelecektir.
    Herkese güven, sonra da kartları kes.
    İki yanlış … sadece bir başlangıçtır.
    İlk denemede başarılı olamazsan, denediğini gösteren bütün kanıtları yok et.
    Politikada başarılı olmak için sık sık ilkelerinin üstüne çıkman gerekir.
    İstisnalar kuralı kanıtlar … ve bütçeyi mahveder.
    Başarı daima yalnızken gelir, başarısızlık herkesin içinde.
    İstisnalar daima kaidelerden fazladır.
    Bir kişinin fikirlerini çalmaya ‘alıntı’, birçok kişinin fikirlerini çalmaya ‘araştırma’ derler.
    Sen bir yanlış yapana kadar kimse seni dinlemiyordur.
    Tereddüt eden muhtemelen haklıdır.
    Siz birini işe aldıktan tam bir gün sonra ideal aday iş için başvurur.
    Bir şey çok gizliyse fotokopi makinesinin yanında unutulur.
    Bir çocuk yetmez, ama iki çocuk da haddinden fazla çoktur.
    Yere düşürdüğünüz pazar çantası, daima içinde yumurta olan çantadır.
    Asla paranızın yeteceği şeyi istemezsiniz.
    Bir berbere asla tıraş olmam gerekir mi diye, bir satıcıya da fiyatlarınız nasıl diye sormayın.
    Araba kullanmayı öğreninceye kadar hakkıyla küfretmeyi asla öğrenemezsiniz.
    Bir tarafınız ne kadar çok kaşınıyorsa elinizin ulaşacağı yerden o kadar uzaktadır.
    Hayat geriye doğru anlaşılabilir, ancak ileri doğru yaşanır.
    Ne tarafa gidersen git, rüzgara karşı ve yokuştur.
    Yeterice bilgi toplanırsa istatistiksel metotlarla her şey kanıtlanabilir.
    Hukuk hükmettikçe, kimsenin hayatı, özgürlüğü veya malı-mülkü güvenlikte değildir.
    Gizli kusur asla gizli kalmaz.
    Hostes kahve servisini yapar yapmaz, uçak hava boşluğuna düşer.
    Her harekete karşı eşit ve zıt yönlü bir eleştiri bulunur.
    Düşünmekten bıkılınca varılan yere sonuç derler.
    Sınava girmeden önce notlarına bakarsan en önemli yerlerin en okunaksız yerler olduğunu görürsün.
    En acemi balıkçı daima en büyük balığı yakalar.
    Kendileriyle poker oynadığın insanlar karşısında asla kartlarla sihirbazlık numaraları yapma.
    İhtiyaç duyduğun mal asla satışta değildir.
    Telefon sen daima dış kapının önünde anahtarlarla boğuşurken çalar.
    Aşk mektupları, iş anlaşmaları ve para alacağınız 3 hafta sonra gelirken, gereksiz mektuplar postaya verildiği gün gelir
    Eğer işlerin ters gittiğinde çok şey kaybedeceksen, onlara çok dikkatli bak.
    Şans eseri kaybedecek hiç bir şeyin yoksa rahatla.
    Her şeyini şans eseri kazanmışsan, yine rahatla
    Gülümse.. yarın daha kötü olacaktır.
    Eğer kendini iyi hissediyorsan, üzülme bunu da atlatırsın.
    Öneriler önerme.
    Eğer bir şeyi, hiç kimsenin yanlış anlayamayacağı kadar açık anlatıyorsan, birileri mutlaka yanlış anlayacaktır.
    Herkesin uygun bulacağından emin olduğun bir iş yapıyorsan, birileri mutlaka bundan hoşlanmayacaktır.
    İşler tam da ters gitmeyeceği noktaya gidildiği zaman ters gitmeye başlar
    Ne zaman işler iyi gidiyor gözükse, mutlaka bir şeyleri gözden kaçırıyorsunuzdur.
    Eğer ters gitmesi olası birkaç şey varsa, bunlardan en büyük zararı verecek olan ters gider.
    Bir alet düştüğünde, en zor uzanılabilecek köşeye düşer.
    Bir devre ünitesinde illaki en az bir tane eski, 2 tane artık bulunmayan, 3 tane de daha yeterince geliştirilmemiş bölüm bulunmalıdır.
    Bir arıza, parça son bir kez daha gözden geçirilmedikçe ortaya çıkmaz.
    İnşaatçılar bilgisayar programcılarının program yazdıkları gibi inşaat yapsalardı çıkıp gelecek ilk ağaçkakan bütün uygarlığı yerle bir ederdi.
    Mantık, insanın kendinden emin bir biçimde yanlış sonuçlara ulaşmasını sağlayan dizgeli bir yoldur.
    Uzman, gittikçe daha az konuda gittikçe daha çok şey bilen, en sonunda da hiçbir şey konusunda kesinlikle hiçbir şey bilmeyen biri haline gelen kişidir.
    Birine galaksimizde 100 milyar yıldız olduğunu söyleyin, size hemen inanır. Ona bir bankın boyasının daha kurumadığını söyleyin, mutlaka emin olmak için dokunur.
    Bütün büyük buluşlar yanlışlıkla yapılır.
    Hiçbir şey programın dışına çıkmadan ya da bütçeyi aşmadan bitirilemez.
    Hata yapmak insana özgürdür, ama her şeyi tam anlamıyla altüst etmek için bir bilgisayar gerekir.
    Bir bilgisayar programı kullanmaya başladığında artık eskimiştir.
    Bir bilgisayar iki saniye içinde 20 insanın 20 yılda yaptığı kadar yanlış yapar.
    İşin uzmanını seçmek istiyorsan o iş için en uzun süreyi ve en çok parayı isteyeni bulun.
    Çalışan karmaşık bir sistem, her zaman, çalışan basit bir sistemden geliştirilir.
    Bilgisayarlar güvenilmezdir ama insanlar daha da güvenilmezdir. İnsanın güvenirliğine dayanan sistemlere güvenilmez.
    Tam anlamışla denetim altına alınmış basınç, ısı, hacim, nem ve diğer değişkenlerde bile sistem kendi bildiğini okur.
    Tek mükemmel bilim geçmişle ilgili olanlardır.
    Yalın kuramlar en karmaşık biçimde dile getirilir.
    Teknik yeterlik derecesi yönetim düzeyi ile ters orantılıdır.
    Ne zaman arabamı yıkasam yağmur yağar, yağmur yağacağı için arabamı yıkamadığımda yağmur yağmaz.
    Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep yere gelir.
    Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
    Uyuyan bir bebek, anne babası uykuya dalınca uyanır.
    Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
    İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
    Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
    Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
    Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür.
    Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.
    Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
    Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
    Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
    Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
    Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
    Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
    Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.
    Bir şeye ulaşmak istediğinizde ve ulaşamayıp umudunuzu kestiğiniz anda,bir yerden bir şekilde size gelir.
    İşler yolunda gittiği zaman mutlaka bir terslik vardır.
    Aradığınız şeyi baktığınız en son yerde bulursunuz.
    Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.
    Bir teklifin gerçek olması güvenilir olmasını gerektirmediği gibi, güvenilir bir teklifin de gerçek olması gerekmez.
    Telefon çalmasını beklediğin süreler boyunca çalmayacak, ancak başından ayrılıp başka bir işle meşgul olduğun anda çalıp seni bölecektir.
    Siz sınavlara istediğiniz kadar çalışın, sonunda her zaman çalışmadığınız bir yerden çıkacaktır!
    Ne zaman sınavlara çalışacak olsanız uykunuz gelir, sınavdan sonra uykunuz açılır.
    Dakikalarca beklediğin otobüs sen tam sigara yaktığında gelecektir.
    Sigara dumanı, her zaman sigara içmeyen kişiye doğru gelir.
    Ne Zaman Bir şey Yapmaya Kalkışırsanız, Mutlaka Öncelikle Yapmanız Gereken Başka Bir şey Vardır
    Kestirme Yol, İki Nokta Arasındaki En Uzun Mesafedir.
    Teneffüste Zaman Derstekinden Daha Hızlı Akar.[1/2/3]
    Mörfi’nin Askerlik Kanunları
    Asla senden daha cesur biriyle siperini paylaşma.
    Kurtulanlar düşmanla bağlantı kurana kadar bir savaş planı yoktur.
    Dost ateşi yoktur.
    Savaş bölgesinde en tehlikeli şey elinde harita olan bir subaydır.
    Kolay yolu seçmedeki problem, düşmanın oraya zaten mayın döşemiş olduğudur.
    Arkadaşlık kurmak, hayatta kalmak için şarttır. Düşmanınıza başka hedef sağlamış olursunuz.
    Eğer işler yolunda gidiyorsa, tuzağa ilerliyorsunuz demektir.
    İkmalcide her şeyin iki boyu vardır: çok büyük ve çok küçük.
    Eğer acele olarak bir ere ihtiyacınız varsa, biraz dinlenin.
    Düşman ateşinden daha isabetli tek şey arkadaş ateşidir.
    Birinin size nişan alıp ıskalamasından daha memnun edecek bir şey yoktur.
    Çok fazla fark edilmeyin. Savaş alanında ateşi, savaş alanı dışında çavuşu üzerinize çekersiniz.
    Eğer çavuşunuz sizi görebiliyorsa, düşman da görüyordur.

    Murphy’nin Teknoloji Kanunları
    1. Raylara bakarak trenin ne yönde gittiğini asla söyleyemezsiniz.
    9.Birine gökte 300 milyar yıldız olduğunu söyleyin, inanacaktır.
    Birine bankın yeni boyanmış olduğunu söyleyin, emin olmak için dokunacaktır.
    11.Tüm süper icatlar, hatalar sonucunda bulunmuştur.
    13.Her iyi şeyin bir sonu vardır.
    17.Yeni sistemler yeni problemler üretir.
    42.Eğer bir şey bilgisayarda yoksa, gerçekte de yoktur.
    51.Mörfi kanunlarını yazıcıya dökmek gibi bir girişim yazıcınızı bozar.

    Murphy’nin Aşk Kanunları
    Güzel olanların hepsi kapılmıştır.
    Eğer bunlardan biri boşsa, bunun bir nedeni vardır.
    Güzel olan, sizden uzakta olandır.
    Zeka x Güzellik x Bulunulabilirlik sabit bir değerdir. Değişmez.
    Birinin sana olan aşkı, senin ona olan aşkın kadardır.
    Para aşkı satın alamaz, ama seni iyi bir konuma getirdiği de kesindir.
    Dünyadaki en iyi şeyler hep bedavadır — ve her kuruşuna değer.
    Her kibar etki, kibar olmayan tepkiye sahiptir.
    Hoş erkekler (kızlar) FINISH LAST
    Doğru olduğu son derece iyi görülüyorsa, muhtemelen öyledir.
    Mevcudiyet, zamanın bir fonksiyonudur. Onunla ilgilendiğiniz dakika, başka birini buldukları dakikadır.