tt

Laptopa dışarıda bir şey olmayacağını sandım. Sadece elektronik nasıl olsa, değil mi ? Kısa süreli kullanımda yeteri kadar sıcak kalacaktır ve havaya ihtiyacı yok. Laptop anında öldü. Ben daha hava kilidinden adımımı atmadan ekranı karardı. Görünüşe göre “LCD’deki” “L” “Liquid’in”(sıvı) kısaltmasıymış. Sanırım ya dondu ya da buharlaştı. Belki bir tüketici yorumu yazarım. “Ürünü Mars yüzeyine çıkardım. Çalışmamaya başladı. 0/10.”
Sayfa 148 - Mark Watney·Kitabı okudu
Reklam
Canım çok sıkıldı, o yüzden ben de beni anlatan bir şarkı seçmeye karar verdim! Şöyle uygun düşen bir şey... Ve doğal olarak, bunun Lewis’in rezil rüsva yetmişler koleksiyonunda bulunması gerekiyor. Öbür türlüsü doğru olmazdı. Bir sürü harika aday var: David Bowie’den “life on Mars?”, Elton John’dan “Rocket Man”, Gilbert O’Sullivan’dan “Alone Again(Naturally)”. Ama ben Bee Gees’ten “Stayin’ Alive”ı seçtim.
Sayfa 253 - Mark Watney·Kitabı okudu
Sevgi Neydi?
Pederlerim ve hocalarım ! Bazen, “cehennem nedir?” diye düşündüğüm olur. Bence cehennem, sevmek imkansızlığıdan doğan bir acıdır. Bir keresinde, zamanla, ölçülerle sınırlanamayan kainatın sonsuzluğunda manevi bir varlığa, yeryüzüne inerek “varım ve severim” diyebilmek imkanı bahşedilmişti. Yalnız bir kerecik; yapıcı, yaşayan bir sevgi duyması imkanı bağışlanmış ve bunun için yeryüzündeki zamanın dar sınırları içinde bir günlük bir süre verilmişti. Ama ne oldu? Bahtlı yaratık bu değer biçilmez ihsanı reddetti, değerini anlamadı. Sevemedi, alay ederek duygusuz kaldı. Dünyamızdan ayrılınca ona açılan İbrahim’in bahçesini gördü. Lazar’la Zengin hikayesinde anlatıldığı gibi, İbrahim’le konuştu, cenneti seyretti, Tanrı’ya kadar yükselebildi. Ona azap veren de buydu zaten. Sevmeyi bilmeyen, sevenlerin sevgisini hor gören o, Tanrı’nın huzuruna nasıl çıkacaktı? Artık her şeyi büsbütün açıklığıyla görüyor, kendi kendine, “öğrendim artık” diyordu. Ama şimdi sevmeyi bütün varlığımla istediğim halde bunda ne bir büyüklük ne de fedakarlık olacak. Yeryüzündeki hayatım bitmiştir, İbrahim gelip, bir damla pınar suyu vererek-yani yeryüzünde eski yapıcı hayatı bağışlayarak-orada teptiğim ve şimdi özlemini çektiğim manevi sevgi ihtiyacını gideremeyecektir. Ne hayatım, ne de zamanım kaldı. Hayatımı başkalarına seve seve verirdim fakat, bu mümkün değil, çünkü sevgi uğruna fena edilecek ömrü yitirdim, arada derin bir uçurum kaldı
Sayfa 323 - Keşiş Staretz Zosima, Aleksey Fedoroviç Karamazov·Kitabı okudu
Edebiyat
Nihayet yiyecekler dağıtıldı, sabırsızlananlara, hiç yemek olmamasındansa az yemek olması iyidir diye hatırlatıldı, üstelik geçen saatlere bakılacak olursa, öğle yemeği de birazdan gelirdi, işin kötüsü, şu atın durumu gibi halimiz, hani tam açlığa alışmışken ölmüş ya, dedi biri. Ötekiler bu lafa isteksizce gülümsediler, içlerinden biri, eğer o at öldüğü ana kadar öleceğini bilmemişse, bu hiç de kötü bir fikir değil, dedi.
Sayfa 153·Kitabı okudu
Edebiyat
Kız uyuyordu, benim gibi yapmış, diye düşündü doktorun karısı, çocuğa en korunaklı yeri vermiş, birer dayanaksız duvarız biz, yolun ortasına yerleştirilmiş bir taş sadece, düşmanın o taşa takılıp tökezlemesinden başka umudumuz yok, düşman mı, hangi düşman, buraya gelip bize saldırmayacak, dışarıda soyulabilir, öldürülebilirdik, kimse buraya bizi tutuklamaya gelmeyecek, araba çalan adam özgürlüğünden hiç bu kadar emin olamazdı, dünyadan o kadar uzağız ki kim olduğumuzu unutmamız o kadar uzun sürmeyecek, hatta birbirimizin adını söylemek bile aklımıza gelmeyecek, neye yarar ki, adlarımız ne işimize yarayacak, hiçbir köpek bir diğerini bizim koyduğumuz adla tanımaz, eğer tanıyacaksa, onu ayırt eden kokusuyla ve kendini de kendi kokusuyla tanır, biz de burada başka tür birer köpek gibiyiz, birbirimizi havlamamızdan, sözlerimizden tanıyoruz, geriye kalanlar, yüz çizgileri, göz rengi, ten rengi, saç rengi hesaba katılmıyor, sanki bunların hiçbiri yok, ben henüz görüyorum ama ne zamana kadar.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam