Hâlimden haller çıkar,
Matruşka bebeği sallarmışçasına,
İçimin içindekileri sallarım,
Küçük büyük can sıkıntılarımı dizerim,
Dengede duran kuleler kurarım,
Bu da garip meyillerimden biri,
Aralarından en masumudur.
Ahşap kokusu olmadan,
Sükûnetli bir gün geçiremem,
Çaysız, kahvesiz ve sensizsem,
Katlanılamazlıklara da katlanamam.
Öyle anlar isterim ki,
Sükûnetin eş anlamını bulduğum,
Huzurla dolduğum,
Ben beklemiyorken,
Belirsinler bana,
Düş havuzlarımda.
Çocukluğum çocukluğunu,
Sevmeye niyet etmişken,
Kendimi atıvereyim o seraplara,
Yüzmeyi bilenin de,
Bilmeyenin de çırpınabileceğini unutarak.
Ah benim şu, yakamı bırakmayan unutkanlığım!
Senin o güzel ismin geçtiğinde,
Nasıl olur da ellerini üzerimden çekiverir?