Merve Karakaplan
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
Merve Karakaplan
@beyabani
v3_profil_bos
12 okur puanı
gecmis
01 Oca 2019 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
208 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
İlk başta kitabı günlerce elimde gezdirdim. "Distopya" yeni neslin işi anlamam dedim. Başladım okumaya. Hızlı hızlı kelimeleri sindirmeden... Tam 3 günde 70 sayfa okuyabildim... Sonra bu işte terslik var deyip tam da Montag'ın yaptığı gibi "boş zamanlarımda" değil " zaman ayırarak" yeniden başladım. Kitap bitti... Kitapla ilgili onlarca yorum ve inceleme yapılmış. Onlara ekleyecek sözüm yok. Fakat şu an beni gerçekten sarsan belki korkutan belki düşündüren iki şey var: 1) ilk televizyon 1926 da çıkmış hadi yayılsın, yayın alanı artsın diyelim ki bu yılları alır ; nasıl oluyor da 1953' te bu kadar günümüze değinebilmiş? 2) insanların birilerinin baskısıyla değil, bile isteye kitapları terk etmelerini yazar nasıl öngörebilmiş? Bu sorular gerçekten çok ürkütücü. Kendim dahil (ki kitap okumak için hala zaman ayıranlardan olduğuma inanmama rağmen) çevreme baktığımda kitaptaki gibi duvar boyutlarına gelen ekranlar ( nasıl, nasıl, nasıl bu öngörü sağlandı?) insanların ailelerinden çok daha aile olmuş ekranlar tutsak etmiş zihnimizi. Yemek yapamıyor, temizlik yapamıyor, kişisel bakımlarımızı dahi erteleyebiliyoruz ekrandaki "ailemiz" için. O kadar hayatımızın içimdeki ekranlar. Bu ekranlara ek olarak bişhisayar, tablet ve telefon da eklendi. Kimse ama kimse bile isteye ve zekle kitaplara bakmıyor. Odaları, salonları dolduran bir obje olmuş kitaplar. Eskiden ansiklopediler vardı cilt cilt goggle ile birlikte artık sayılı evde kaldı kitaplar. Kimse kitapları hatırlamıyor. Unutulmaya başladı... Yazar bu ileri görüşüyle hayretler içinde bıraktı beni. Düşünsenize tüm kitaplar yanıyor ve elinizde inandığınız dinin son kitabı var. Ya da inanmadığınız dinin son karşıt görüşü. En sevdiğiniz yazarın son romanı. En sevdiğiniz şairin dünyadaki son şiiri. Onu canınız pahasına korumak isterken karşınızda alevler... Düşünmeden siz de atlıyorsunuz. Çünkü size verilen bu ilahi görevi yerine getiremiyorsunuz... Kitap benim nazarımda bir efsane değil. Lakin kesinlikle zaman ayrılmalı çünkü ziyadesiyle düşündürücü. Sıradan bayağılıktan uzak sadece bu evren için, gelecek için ne bıraktığınızı sorgulatıyor. Bu bile kesinlikle okumaya değer kılıyor kitabı. Beatty diyor ya insanlar şiirlerden acı çekmesin, romanlar yüzünden intihar etmesin, bilim kitaplarıyla kafaları fazla yorulmasın diye devletin bir iyiliğidir kitapların yokluğu? Bu fikir o zamanlardan gelme bilinçli bir altyapı mı yoksa? Ondan mı en az yüz yıldır bir klasiğin yazılamayışı?....
kamera
Fahrenheit 451
kamera
Ray Bradbury
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1/10 · 67,5bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
68 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
Aklımda sorular var? "Sana, beni asla tanımamış olan sana." diye başlayan bu muhteşem aşk öyküsünde afı, cismi, kendini tanıtacak hiçbir işaret göstermeyen bu kadın gerçekten aşık mıydı? Gerçekten bir oğlu olup onu bu zorlu süreçte büyüten bir kadın mıydı? Yoksa her şey şizofrenik bir sanı mıydı? Bu sorularını okura bırakan yazar akıcı güzel öyküsünü bir solukta okutuyor. Soruları okuruna bırakıp çekiliyor. Benim fikrim nedir peki? Bence gerçekten böyle bir kadın oldu ama ölmedi. Evladının acısıyla "beni nasıl görmedin yıllarca? " feryadını yazdı, yazdı, yazdı... Aslında tek bir amacı vardı. Senin de için yansın, öyle bir giz kalayım ki her an beni düşün, her doğum gününde aklına düşeyim. Artık beni fark et. Beni duy çığlığıydı...
kamera
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kamera
Stefan Zweig
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.4/10 · 158,5bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
211 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Hermann Hesse bu kitabında da yaşamı üçe bölmüş. Sinclair'in çocukluğu, ilk yetişkinliği ve yetişkinliği. Çocukluğunda ailesine bağlı, düşünceye pek eğilmeyen ve korkuları olan bir çocukken demian ile karşılaşması ve din ile ilgili ilk suallerinin ortaya çıkmasıyla canlanıyor kitap. İlk yetişkinliğinde olabildiğince basitleşen bir yaşamın tekdüzeliğini, müzisyen le karşılaşmasıyla kendini bulmasını anlatıyor. Aslında hep düşünen ama düşünmekten korkan bir çocuk olan sinclair büyüdükçe okurunun da zihin yapısını genişletiyor. Düşündükçe okurunu da düşündürüyor. (Bkn Habil Kabil kıssası) Hesse okumak her şeyden önce zaman istiyor. Anlamak, düşünmek, yorumlamak ve kendinizi tamamen kitaba adamanızı istiyor. Karakterlerinin çöküşleri, yükselişleri, düşleri hep size bir şey katıyor. Karakter her tökezlediğinde siz de içinizde anlamsız bir sızı hissediyorsunuz. Karakter ne zaman esef bulutlarını dağıtsa yüzünüzde ince bir gülümseme oluşuyor. Kitabı elinizden bırakıp rutin işlere dönemiyorsunuz. Ola ki döndünüz aklınız hep kitapta. Biliyorsunız ki o buhranı yok edecek karakter, ama nasıl?
kamera
Demian
kamera
Hermann Hesse
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.4/10 · 3.713 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
148 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Siddhrtha Hepimizin içindeki "çocuk insan" ... Kendi "ben'inden" kurtulup mutluluğun formülü için yollara düşen. Bir çok öğreti ve öğretmen edinen bir adamın hikayesidir. Kitabı okuyup bitirdiğiniz ve önünüze koyduğunuz o an (yani benim için şu an) birçok şey geçiyor aklınızdan. Aslında bu hayatta en çok neyi aradığınızı düşünüyorsunuz, o aradığınız şey için nelerden vazgeçtiğinizi sorguluyorsunuz. Eğer bir Govinda varsa içinizde upuzun ömürleri aşan bir yolculuk sizi bekliyor demektir. Siddhartha ise içinizden gelen ses kimi zaman bir yosma, kimi zaman bir keşiş, kimi zaman ise bir ırmak mutluluğu fısıldar kulağınıza... Mutlu olmak için "ben'i" yitirmeye gerek olmadığını söyler aslında yazar size. Ben dediğiniz şey her gün ölür yeniden dirilir. Ona kafayı takan yolsuz kalır. Mutlu olmak için bir taşı sevmeyi, suya kulak vermeyi, evlat sevmeyi denemelisiniz ya da açgözlü şehvet düşkünü, parayı Seven düzenbaz bir tüccardan hiç olmayı yeniden doğmayı göze almalısınız... Okuyun azizim, muhakkak ki düşünmeye değer bulacaksınız.
kamera
Siddhartha
kamera
Hermann Hesse
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.1/10 · 28,6bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
226 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Bir kuğu ölmeden önce en güzel sesini aşikar edermiş... Şeyh Galib'in çağdaşlarıyla birlikte (dede, rakım, halet) ele alınan romansı biyografisi. Ne güzel okundu, nasıl bitti anlamadım. İçinde Galip'in Beyhan sultana aşkı ve bu aşkın yankıları da bulunmakla birlikte birçok bilgi de vardır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanındaki Mümtaz karakterinin Şeyh Galip hayranlığı gibi. Ya da yazarın kitapta anlattığına göre, Şeyh Galip',in Hüsn-ü Aşk'ında bahis olunan ,o pek meşhur "alev denizini mumdan gemilerle geçme" sahnesi,genç şairi ilk gençlik yıllarında fazlaca etkileyen ve hemen hemen bütün İstanbul'u kül eden cibali yangını etkisinde yazılmış olması gibi. Hüsn-ü Aşk'a yolu düşen, yolu düşüp de içine tam anlamıyla bu eseri sindirmek isteyen tüm okurlara tavsiyemdir.
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
;