ben
beyaz atlı
buğday tenli bir prenstim
varacağım yerlere çok geciktim
genceldim
fakat arınmadım
nallarında tanrı vergisi bir hüzünle
baştan başa koşup durdu çünkü atım
Bugün sevgi ile bir gönderi gördüm. Bunda da ölçüsüzdüm. Ve sevgi en kutsal duygu. Üzerinde çok çalışmıştım: saflaştırmak ve güzelleştirmek için.
Her şeyin seviye seviye olduğu yerde sevgiyi ya da
Kendimi az çok bildim bileli pek dengem yoktu ama genelde aşırılık vardı. Ve bu ne olursa olsun. (: Üzülmek, sevinmek, umut, karamsarlık vs. hep en uçlarındaydım. Bir sınırdan sonrasında ise yine az
Akşamüstü kızıllığı ele geçirirken gökyüzünü, uzaklardan gelen bir rüzgâr, buğday başaklarıyla dans eder gibi oynuyordu son oyununu. Çok yağmur taşımış yorulmuştu bu sene. Bulutlardan hayaller
geçen yazı bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim dut taneleri düşerdi sayfalara tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi büyük taneli tıpırtılarıyla kendimi dut ağacının gölgesini yiyen bir ipek böceğine benzetirdim. ucuz teşbihler beyaz atlı prenslerdir pollyanna bir şiire gelir ve onu bu hayattan kurtarırlar.
Seninle ilgisi olan şeyi masallardakine benzetmeyi seviyordum..
Oradaki kahramanlar gibiydin,
Beyaz atlı prens misali işte...bakışlarım bu yüzden sana hayranlık içeriyordu.