Boynumda
bana yargı yüklenenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Bugün üzerine okumalar yaptığımız, egzersizler uyguladığımız, eğitimler aldığımız “anı yaşayabilme” ,şimdiye uyanma hevesimiz çocuğun kendiliğinden bildiği, yaptığı, içine doğdu bir hâl. Çocuk zaten şimdinin içinde! Yetişkin ise daha çok ya geçmişin bataklığında boğuluyor ya da müphem bir geleceğin rüzgârında savruluyor.
Dile uzak, doğaya uzak, insana uzak, kültüre uzak, yaşadığı zamana uzak insanın kendi özüne yakın olmasını beklemek, çekirdeği toprakla buluşturmadan topraktan bize bir erik ağacı vermesini beklemek gibidir.