• 220 syf.
    ·Beğendi·8/10
    İsmi yanıltmasın, yalnızca psikiyatri hakkında değil. Aslında bir beyin kitabı. Anormal Psikoloji'den sonra okuyunca fazla özet geldi ama seviyorum Oytun Erbaş'ı. Sıkılgan yazarların kitaplarını okuyun çünkü sıkılmak nedir, bilirler. Hemen konuya girerler. Nöroloji hakkında özet, genel, keyifli bilgiler içeriyor. Şizofreni, cinsellik, bağımlılık, uyku gibi konulara giriyor. 'Teşhis' denen şeyin fazla kutsallaştırılmaması gerektiğini iyi anlatmış. 'Normal' dediğiniz nedir ki? Hoca'nın TEDX konuşmasını keyifle izlediyseniz, bunu da keyifle okursunuz. Tek eleştirim baskıya: onuncu baskıda hâlâ editör hataları görmek hoş değildi.
  • Aklının korunması için Tanrı’ya ilk yalvaran insanın dileği yerine getirildi. O günden bu yana insanın aklı, Tanrı tarafından korundu. Belki bir kasada, belki de cennette. Çünkü aklın, insan bedeninden kaçabileceği beş delik ve akıl yoksunu bedende delilik vardı. Akıl, insandan korundu. İnsan, beş duyulu bir hayvan oldu. Bedeni ölümlü, aklı korunan, beş duyulu bir hayvan. Tanrı’nın insan olarak doğacağı güne kadar böyle sürecek. Aklı, insanla öldüğü gün öpüşecek. Hayattakilerse son ana kadar koklayacak, duyacak, görecek, tadacak, dokunacak ama asla düşünemeyecek. Çünkü aklı alınmış insana bırakılmış olan beyin, sahibine sadece hayal veren bir organdır. Var olanın üzerine kurulan hayaller. Oysa akıl, yoktan düşünce yaratır. Yoktan var etmek bir düşünce, yoktan var ettiğini düşünmek bir hayaldir. İnsan düşünmez, düşündüğünü hayal eder. Akıl sadece Tanrı, beyinse bir çocuk tarafından korunabilir. İnsanı koruyansa ölümdür. Bir hayal organıyla yaşadığı sürece kendine zarar verecek olan insanı sonsuz acıdan kurtaran ölüm, doğumdan üstündür.
  • _Düşler tanıtıcı, indirgeyici ya da dengeleyici olabilir. Tanıtıcı düşler bilinçaltına itilmiş gerçeklerin tekrar bilince atılmasıdır. Dengeleyici düşler, bilinçteki sıkıntıları ters bir gerçeklik ile dengelemeye çalışır. Dengeleyici güçler kişiyi daha zor bir duruma sokarsa bu indirgeyici düşe dönüşür. İndirgeyici düşler bilinci daha aşağılık, daha zor bir durumda bırakmaya çalışır. Saygın bir kadının kendisini fahişe olarak görmesi indirgeyici bir rüyadır. Düşlerde gerçek hayatın tersi görülmelidir. Sağlıklı olan dengeleyici unsur budur. Savaşta, askerler cepheden geri çekilirler.
    _Düşünü gördüğümüz kimse, İçimizdeki diğer yandır. Tanrım şükürler olsun ki beni böyle yaratmamışsın. Düş, düşü gören kişiye değil, bir topluluğa, halka, insanların tümüne aittir. Gelecekteki kişiliğimiz çok önceden oradadır, ama karanlıklar içinde gizli bekler.
    _Bilinçaltı kuşaktan kuşağa miras.
    _Ağaçlar güçlü köklerini göğe uzatmazlar, tersine toprağın derinliklerine gizlerler.
    _Bilgelik ve delilik ayrılmaz iki sıkı fıkı dosttur!
    _Kimi insanlar, iyi dedikleri şeyin herkesçe iyi olduğunu sanırlar. Aşmayı başaramadığımız ilkel bir belirtidir bu!
    _İnsan için en büyük tehlikenin açlık, deprem, mikroplar değil, yalnızca kendisidir.
    _Anlayan kişi için hiçbir şey karanlık değildir. Nesneleri anlaşılmaz ve karanlık kılan anlayışsızlıktır.
    _Eski yunanca'daki psyche sözcüğü, "kelebek" anlamına gelir." Latince'deki animus ruh ve anima can, eski yunanca anemos rüzgar sözcüğüyle aynı köktendir.
    _Ruh ile ad özdeşleştirir. Kişinin adı ruhu sayıldığından, yeni doğan bebeklere atalarının ruhunu yeniden canlandırmak için onların adı verilirdi."
    _Vücudun merkezi de başta değil, karında, onun boğum kümelerindedir. Ruhun belirsiz varlığı burada yer alır. Bilincin, beyin yarımkürelerinde yer alması ise algısal bir işlevi, bir algı organını kurar." Gövdeyi ayakta tutan ruhun gücü değildir; tersine ruhu, kendine özgü kimyasallığıyla madde oluşturur.
    _Doğada her şey insan ruhundan az buçuk bir şeyler taşır. İnsanlar arasında, nasıl ortak düzenden ayrılıp falcı, büyücü, kabile şefi, hastabakıcı varsa, aynı biçimde hayvanlar arasında da hekim-kuşlar, hekim-kurtlar vb'leri vardır.
    _Nevroz sözcüğü, sırf şeytan sözcüğü ele alınmasın diye kullanılır olmuştur.
    _İlkel insan, alışılmadık olan her olayı tehlike olarak görür ve yok etmek ister.
    _Sezgi, bilinçaltına yönelik algılama. Bir insanın bilmemesi gereken bir şeyi bilivermesi demektir. Şu ana değil geleceğe yönelik algılama.

    _Bilinç, merkezidir, yönlendirilebilir ve anlıktır. Sadece bir anda yoğunlaşabilir. Bilinçaltı ise akışkandır, merkezileşmesi yoktur, yönlendirilemez ve binlerce yıl geriye dönebilir, ileriye gidebildiğinden de şüphelenilebilinir çünkü zamana bağımlılığı yoktur. Bilinçaltının sınırsız okyanusundan taşanlar, bilincin kıyısına birtakım maddeler bırakabilir. İşte bunlar rüyalarda ortaya çıkar. Bilinçaltı, binlerce yıllık insan varlığı süresince şekillenmiştir ve insan ruhunun tepkilerini de şekillendirmiştir. Bireysel bilinç, kolektif bilinçaltının uçurumları ile çepeçevre sarılmıştır, çok kırılgandır ve temeli her an sallantıdadır.


    _ Dış olaylar 4 aşamada işlenerek bilince dahil edilmezse bilinçaltında yorumlanır. 1. Duyularla algı, 2. Düşünce ile anlama 3. Hislerimizle anlamaya 4. Manalandırmak. Hepsi başarıyla aşılırsa bilinçte kategorilendirilebilir. Eğer herhangi bir aşamada işlenemez ise bilinçaltı bunu, insan evriminin onbinlerce yılından edindiği bilgiler ışığında bir kategoriye koyar. Bu kategorilendirme gelecekte bilinç tarafından “kendisi işlemişçesine” güvenle kullanılır. Her insanın, bu dört adımdaki işleme yetenekleri başkadır. Kimisi sadece duyularına, kimisi sadece düşüncelerine, kimisi ise sadece sezgilerine güvenebilir. Baskın olan işlev ana işlevdir, diğerleri ise alt işlevdir. Asıl işlev, bilincimizi belirler ve bizim kontrolümüz altındadır. Alt işlevlerimiz ise kontrolümüzden çıkabilir ve ilkel insanların yaşayışlarıyla şekillendiği şekilde bilincimizde aynen ortaya çıkarlar.
    _Kompleks terimini ilk jung kullanmıştır. Kompleks, bilinçaltından, sebebini kestiremediğimiz zamanlarda bilince akan, kendi iradeleri olan, kişinin karar verme yetisini, ruh ve duygu durumunu etkileyen güçtür. 4 filtrenin herhangi birindeki eksikliği bilinçaltının kendisinin doldurmaya çalışmasıyla ortaya çıkan tuhaflıklardır. Benlik de başlı başına bir komplekstir hem de diğer komplekslerin merkezidir. Komplekslerden biri bile gizlenmeye çalışıldığında benlik baskı altında kalır ve kişi nevrozlar şeklinde bir kişilik bölünmesi yaşar.

    Kadın, gençliğinde zengin bir adama aşıktır ama adamın kendisine yüz vermeyeceğini düşünmektedir. Kadın, başkasıyla evlendikten sonra bu adamın kendisine aşık olduğunu öğrenir. Kocasıyla durumu konuşmasına rağmen boşanamazlar. Adam da, kadının iki çocuğu olduğu için kadınla görüşmek istemez. Bu yüzden kadın, kızının, tifo mikrobu taşıdığını bildiği sudan içmesine göz yumar ve tifodan ölmesine sebep olur. Amacı, çocuklarından kurtulup evlilik bağını zayıflatarak kocasını boşanmaya razı etmektir.
    Jung, kelime çağrışım testiyle kompleksleri çözmeye çalışır. Denek kadının duraksadığı kelimeler: Melek, kadının ölen kızını anımsatıyor; inatçı, kocasının evliği sürdürme inadını; su, kızının içtiği sudan tifo kapmasını; mavi, kızının mavi gözlerini; zengin, zengin sevgilisini anımsatıyor.
  • 370 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    Cümleten iyi geceler dostlarım. Bütün ruh hastası kardeşlerimi bu kitabı da okumaya bekliyorum. Ben böyle bir psikolojik gerilim kitabı okumadım. Okurken acaba bende de delilik var mı diye kendi yaptığı bazı hareketleri gözünün önüne getirmedim diyen yalan söylüyordur. Ben aşırı etkilendim. Kendi kendime çok korktuğum yerler oldu yalan yok.
    Bunun daha evvel filmini de seyretmiştim -seyretmeyen kaldı mı- ve beni etkilemişti. Kitabının daha etkileyici olduğunu da belirtmek gerek. Böyle kitap-film eserlere aslında çok da geç kalmamak gerekiyor ama her şeye de yetişemiyoruz bazen.
    Hepinizi ABD'nin en tehlikeli akıl hastalarının kapatıldığı Ashcliffe'deki hastaneye, bir ada macerasına bekliyoruz. Özellikle C Bloğu denilen (evet A ve B blokları da var) ülkedeki rejim ve onun ideolojisine karşı gelenlerin oluşturduğu kısma da davetlisiniz.
    Hem güzel, hem eğlenceli, hem ürkütücü hem de aslında ders verici bir kitap. Bu sebeple öneriyorum ama beyin devrelerinizde hasar yaratabilir yani tamamen yüklenip bitirmeye çalışmamakta da fayda var diyor, iyi okumalar diliyorum..
  • Dopamin artışı kalıp saptamayı arttırır. Dopamin agonistlerinin öğrenmeyi güçlendirmenin yanı sıra,yüksek dozlarda sanrı gibi psikoz belirtilerini tetikler;bu durum belki de yaratıcılık (ayrım gözetici kalıpsal-yaklasim) ve delilik (ayrımsız kalıpsal-yaklasim) arasındaki ince çizgiyle ilişkilidir. Doz kilit etkendir. Aşırı yüksek dozda bir sürü tip1 hatası işlemeye yatkın olursunuz.(yp) Aşırı düşük dozda tip2 hatalarına düşersiniz.(yn) Her şeyi parazitteki sinyal oranı belirler.
  • “Bazen şiddetli depresyon, stres ya da travma insanı uçlara itebilir ve kişi başkalarının delilik gibi gördüğü çarpıtılmış bir zihinsel duruma kaçış yapabilir. Ancak psikoz gibi zihinsel semptomların son kertede fiziksel bir nedeni vardır.”

    *Psikoz, kişiyi gerçeklerden yani dış dünyadan koparıp, düşünce, idrak, konuşma ve davranış problemleri gösterebilen bir beyin hastalığıdır.
  • 227 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kitap Yorumu//Gerçekliğin Ölümlü Kurabiyesi-Arman Kal
    .
    Her kitap yeni bir dünya arayışının tezahürüdür. Hatta bazı öyküler, bazı kitaplar bu arayışın ötesine geçerek okuyucusuna yeni bir dünya yaratır. Bu kitap da onlardan biri ve yaratılan bu dünyanın neredeyse hiçbir sınırı yok. Kedi genelevinden, rüyadan rüyaya tünel açan köpeklere, hula-hopların başka evrenlere açılan kapılarından, çizgi film terleyen kilitli kıçlara kadar tebessüm ve bol şaşkınlıkla atılacağınız muhteşem bir serüven.
    .
    Alternatif gerçeklik dünyası ile harmanlanmış, beyninizi yakabilecek özelliklere sahip, gerçekliğinize tamamen zıt ögelerden oluşmuş bir kitap. Bana Kaptan Mavi Ayı'nın 13/5 Hayatı kitabını anımsattı. Onda farklı bir evren farklı yaratıklar vardı. Bunda evren yaşadığımız dünya fakat bir delilik ve beyin cinleri söz konusu bu evrenin içinde.
    .
    Alternatif gerçeklikle aklımızın almayacağı olaylar gerçekleşiyor. Yazarın zekasına hayran kaldım. Baştan uyarayım bu tarz alternatif gerçeklik sevmeyen kişilere kitap ağır gelir hiçbir şey anlamazsınız. Kaptan Mavi Ayı için de "Ya ben hiçbir şey anlamadım. Çok kötüydü." diyen tipler var. Sonra gelip bana aynı muhabbeti yapmayın. Bu tarzı sevmeyen okumasın. Ama bu tarzı sevenler bu kitaba bayılacak onu da söyleyeyim. Kalemine sağlık Arman Kal