Yazarın ilk okuduğum kitabı. Elimden bırakamadım, bulduğum ilk fırsatta bitirmek istedim. Sonra okurken dedim ki: “Doğu kültürüne ne kadar da yabancıyım” sonra tekrar ekledim “Osmanlı ne kadar da iç içeymiş ve birmiş zamanında”
Kitabın bazı noktalar da beni zorlamadığını söylersem yalan olur. Gazeller bir taraftan, ülkeler bir taraftan, sakince okumak gerek. Sindire sindire. Daha önce hiç duymadığım kelimeler. Anlamlarına bakmak ve değerlendirmek gerek.
Tiflis ve Bakü hiç yabancı olmadığım şehirler. Daha önce gördüğüm ve gezmeye az da olsa fırsat bulduğum ama tekrar gitmeli tekrar görmeli ve farklı bir gözle bakmalıyım. Hele Trabzon! İşim gereği defalarca gitmiş ama dönüp adam akıllı hiç bakmamışım.
Muhacir ne demek bunu da bir kez daha öğrenmiş oldum. Savaş? Hiç bir masumun günahı yokken savaş ile sınanması? Olabilir mi böyle bir şey? Ama oluyor işte. Çocukken anlatılan masallar kadar galip değil savaştan çıkan hiç kimse. Ve kolay unutulmuyor yerini yurdunu zorunlu bir şekilde terketmek, terk edilmeye zorlanmak.
Zaman ayırabilecekseniz, anlamadığınız yerler de durup araştıracaksanız hiç durmayın. Okuyun derim.