...Bana inanıyorlardı. Birbirimize karşılıklı inanıyor ve güveniyorduk. Başlarını eğerler, boyunlarını bükerler, sağ ellerini göğülerine basarak bana:
-Anamızsın!... derlerdi.
-Anamızsın!...
Başka hangi iltifat, hangi yüksek vaat beni bu tek kelimede gizlenen mana hazinesi kadar mutlu edebilirdi?...
Anadolu'nun hangi şehrine, hangi kasabasına varsam, orada "Hocam!" diye ellerime sarılan bir genç kadın veya erkek buluyorum ve kalbim hazzın ipek kanatlarına sarılarak uçuyor.
Mesleğime nankör diyenler çok haksızdırlar. Bu eşsiz zevki "öğretmenlik"ten başka hiçbir meslek insana duyuramaz.