Bir noktada hayata karşı umutsuzluk duyan Veronika’nın intihar girişiminin ardından, bir akıl hastanesinde geçirdiği süreyi okuyoruz.
Veronika’nın intihar girişiminden sonra bir akıl hastanesinde geçirdiği günlerini okurken hayatta hiçbir şeyin gerçekten “normal” olmadığını anlıyoruz.
Kalıplara uymanın mutluluğun önündeki en büyük engel olduğunu görüyoruz. Çoğu zaman kendimizi başkalarının bakış açılarından değerlendirip, içimizdeki potansiyeli göremiyoruz. Oysa yaşamın anlamını bulmak, kendimiz olabildiğimiz sürece mümkün.
Veronika benim için kıymetli bir kitap oldu. Kendi duvarlarımızı yıkmak, hayatı özgürce yaşamak ve değişimi kabul etmek gerek.
Yine de kitabın ana mesajından bağımsız bazı sahneleri rahatsız edici bulduğum için bir miktar puan kırmam gerektiğini düşünüyorum.