Kitap uzun zamandır elimdeydi ama Türk Edebiyat’ındaki şiirlere çok odaklanmıştım ve açıkçası Rusça- Türkçe çeviri ne kadar iyi olabilir diye moralim düştüğü için ön yargılarımdan kitaba çok yaklaşmamıştım. Ama şunu söyleyebilirim ki Ataol Behramoğlu çok çok iyi bir iş çıkarmış ki, o çeviriyi bana o kadar çok hissettirmeden akıcı bir şekilde sürdü kitap. Kitabı okurken bazı yerleri gülümsetirken bazı yerleri şaşırttı açıkçası.
-Ve artık çatırdayan ayazlı günler
Gümüş rengiyle tarlalarda..
(Okurun beklediği uyak: “güller”;
Nah işte, al sana!)
Puşkin’in Kur’an’a Öykünmeler kısmını okurken açıkçası başta afalladım. Böyle bir şeyi beklemiyordum. Başta ayırt etmekte çok zorlandım açıkçası. Alay mı, gerçek mi ayırt etmekte zorlandım. Bu kısım bittikten hemen sonra küçük bir araştırmaya koyuldum ve öğrendim ki İslamiyet’e gerçekten sıcak bakıyormuş. Bir yerde kökleri Araplara dayanıyormuş. Şiirlerinde ciddiymiş. Bunun şaşkınlığıyla okumam daha bir heyecanlandı.
Vel hasılı kelam, kitap çevirisi konusunda benim gibi ön yargısı olanlar bence bir şans vermeli. Behramoğlu iyi iş çıkarmış. Zaten bir oturuşta okunup bitirilebilecek bir kitap. Akıcı bir mizaç söz konusu. Keyifli okumalar dilerim.