İnsanın, kendi yazgısından uzaklaşmasının nedeni belki de Tanrı’nın ondan uzaklaşmasıydı. İnsanların yüreklerinde, her şeyin mümkün olduğu bir dönemin isteklerini esinledikten sonra, başka şeylerle ilgilendi. Dünya değişti, yaşam daha da zorlaştı; buna karşın Tanrı, insanların düşlerini değiştirmek için geri dönmedi.
Dereler ve bitkiler gibi, ruhlar da bir başka yağmura gerek duyuyordu: umut, inanç, yaşam amacı. Bunlar olmazsa, beden yaşamayı sürdürse bile ruh ölüyordu: o zaman insanlar şunu söyleyebilirlerdi: “Burada, bu bedenin içinde, vaktiyle bir insan varmış.”