Olması gerekenden çok daha uzun sürede okuduğum için benim zihnimde aşırı dağınık bir kitap oldu maalesef. Bazı kısımları da anlamakta gerçekten zorlandım. Bazı konuşmalar, açıklamalar çok karışık geldi bana. Benim gibi düşünen varsa geri dönüş yapmanızı çok isterim çünkü kendimi anlayamadığım için çok kötü hissettim ama onun dışında olay örgüsünün olduğu ve ilk kitabın tadını veren yerler inanılmaz akıcıydı yine( ben olay örgüsü bağımlısı bir okurum, evet). Ve küçük bir tavsiye, ilkini okuduktan hemen sonra bu kitabı okuyun yoksa böyle çok dağılırsınız işte
Kristin Hannah’nın bu okuduğum 2.kitabıyla beraber diline daha da hayran kaldım. Okurken sıkıldım diyebileceğim tek bir yerin olmaması Bülbül’ü en sevdiğim kitaplar arasına koydu ama bu kitabı her zaman stresle hatırlayacağım çünkü kitabı okurken siz de savaşıyorsunuz, siz de ara sokaklarda yürürken stres oluyorsunuz, sizin de kalp atışlarınız yükseliyor. Yer yer ağlıyorsunuz. Film gibiydi. Tek solukta bitti.
Kitabın öğrettiği çok acı bir şey var. O da savaşın dini dili ırkı yaşlısı genci olmuyor. Azıcık vicdan sahibi olan birinin bugün küçücük çocukları öldüren, vatanlarından atan yahudilere bile Nazi hükümeti karşısında acımaması mümkün değil. Okurken geçmişte çok acı katliamlar yaşamış bu millet şimdi nasıl bu kadar acımasız olabilir diye çok sorguladım. Savaşın cepheye giden gitmeyen herkesi etkilemesi ne kadar korkunç bir insanlık suçu olduğunu gözler önüne seriyor. Akıcı, sizi zamandan ve mekandan koparan bu kitaba bence herkes bir şans vermeli çünkü hitap etmeyeceğini düşündüğüm kimse yok. Müzikli ortamlarda çok fazla kitap okuyamayan bir insan olarak gittiğim her yerde kitabı okumaya devam ettim ve evde olmayı istememin tek sebebi kitabı anlayamamak değil de istediğim gibi ağlayamamaktı. Ve tabiki yabancı bir kitap çevirisi olduğu için Türkçe ‘ye bu kadar güzel çeviren Fazilet Mıstıkoğlu’na da teşekkür etmek boynumuzun borcu. Savaşın olmadığı, insanların sevdikleri için “ Akşam yemeğine biraz gecikti, acaba işi mi çıktı” diyecek kadar endişelendiği, her çocuğun gülüp oynadığı ve annesine sarıldığı bir dünya diliyorum.