• Sık sık uyanıyorum geceleri. Kendimi bildim bileli kafasını yastığa koyar koymaz uyuyangillerden de olmadım gerçi. Hep bi hesaplaşma ile başladı gecemin ilk dakikaları. Halbuki Madam Koko’dan rahat uyuyabileyim diye kanguru yastıklardan almıştım. Kanguru yastık, bildiniz mi? Hani şu fermuarını açınca içinden bir tane de küçük yastık çıkanlardan. Ben büyük yastığı başımın altına alırım, küçük yastığa da sarılırım diye almıştım ama tahmin ettiğim gibi bir kullanım şekli yokmuş. Yastık yüksekliği için öyle yapmış bilim adamları. İşte böyle şeyler bana “ulan sen neyi doğru yaptın ki?” diye sordurtuyor. Sahi ben neyi doğru yaptım ki?

    İlk okulda öğretmen “Ali ata bak.” fişini gösterip defterimize yazmamızı söylemişti mesela. “Lia ata bak.” diye yazmışım defterime. O LİA’nın Ali olmadığını öğrenmem hayli zaman almıştı. Emel’li, Işıl’lı ve Ömer’li fişlerle bir problem yaşamadık. Okuduğum ilk kelime tuvalet terliğinin üzerindeki “LETOON” yazısıydı. Markasıymış. Bunu da sonraları öğrendim. Kendimi bilme aşamasına hiçbir şeyi doğru yapmadan başlamışım yani. Sahi ben neyi doğru yaptım ki? Defterimi, kitabımı, suluğumu, beslenme çantamı, klasörlerimi, hırkamı defalarca okulda unuttum. Terli terli su içmişliklerimi saymıyorum. Deyimin “Saatler olsun” değil “sıhhatler olsun” olduğunu öğreneli beş, eşeğin hoş laftan anlamadığını öğreneli iki, atasözünün aslında “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” değil “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” olduğunu öğreneli bir yıl oldu. İnşallah “eşek ne anlar hoşaftan” diye kullanmamışımdır bu atasözünü, çok üzülürüm. Gerçi yapmışımdır, kullanmışımdır, ben neyi doğru yaptım ki?

    En son bu soruyu son kullanma tarihi geçmiş yoğurdu alıp da eve geldiğimde sordum kendime. “Ulan” dedim, “sen neyi doğru yaptın ki?”. Cengoyla göz göze geldik -kedim olur kendisi- “miyav” dedi. Keşke hayvanları konuşturma sanatını kullanabileceğim kadar ütopik bir yazı olsaydı bu yazı. “Miyav” dedi. Kendime vereceğim cevap muhtemelen hiç hoşuma gitmeyecekti ki Cengo “miyav” dedi. Yani muhtemelen “O’nu sevdin ya dostum yaa” dedi. “Kendine haksızlık etme” diye de ekledi. Muhtemelen diyorum çünkü hayvanlar konuşmaz ve ben fabl kullanmam.

    Şu gönül işini nasıl tarif edelim? Bir gülüşle çiçekler açması, kelebekler uçması falan. Tarifi zor değil, tarifi yok. Varsa da boş verin. Çiçekler açsın, kelebekler uçsun, sen gül. Sen gül, ben yanlış yaptığım her şeyi unutayım. Sen gül, ben tüm yanlışlarımı doğru sayayım. Sen gül, ben tarihi geçmiş yoğurda mısır ekmeği doğrayayım. Sen gül LİA ata baksın. Sen gül atasözleri ve deyimler sözlüğü alayım. Sen gül bir doğrunun tüm yanlışları götürdüğü bir sınav olsun hayatım. Ve sen gül ben gülüşüne sarılayım kanguru yastık niyetine. Sen gül…

    Serdar Gün
  • Bi masal diyarına gidesim geldi,
    Yol kenarında küçük, şirin evleri olan,
    Dünya olmayan bi diyara işte...
    🤗🤗🤗