• Üzerimde bi kırıklık var... ruhumda yara; hastayım galiba... bu ne be! 😷😖
  • Sık sık uyanıyorum geceleri. Kendimi bildim bileli kafasını yastığa koyar koymaz uyuyangillerden de olmadım gerçi. Hep bi hesaplaşma ile başladı gecemin ilk dakikaları. Halbuki Madam Koko’dan rahat uyuyabileyim diye kanguru yastıklardan almıştım. Kanguru yastık, bildiniz mi? Hani şu fermuarını açınca içinden bir tane de küçük yastık çıkanlardan. Ben büyük yastığı başımın altına alırım, küçük yastığa da sarılırım diye almıştım ama tahmin ettiğim gibi bir kullanım şekli yokmuş. Yastık yüksekliği için öyle yapmış bilim adamları. İşte böyle şeyler bana “ulan sen neyi doğru yaptın ki?” diye sordurtuyor. Sahi ben neyi doğru yaptım ki?

    İlk okulda öğretmen “Ali ata bak.” fişini gösterip defterimize yazmamızı söylemişti mesela. “Lia ata bak.” diye yazmışım defterime. O LİA’nın Ali olmadığını öğrenmem hayli zaman almıştı. Emel’li, Işıl’lı ve Ömer’li fişlerle bir problem yaşamadık. Okuduğum ilk kelime tuvalet terliğinin üzerindeki “LETOON” yazısıydı. Markasıymış. Bunu da sonraları öğrendim. Kendimi bilme aşamasına hiçbir şeyi doğru yapmadan başlamışım yani. Sahi ben neyi doğru yaptım ki? Defterimi, kitabımı, suluğumu, beslenme çantamı, klasörlerimi, hırkamı defalarca okulda unuttum. Terli terli su içmişliklerimi saymıyorum. Deyimin “Saatler olsun” değil “sıhhatler olsun” olduğunu öğreneli beş, eşeğin hoş laftan anlamadığını öğreneli iki, atasözünün aslında “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” değil “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” olduğunu öğreneli bir yıl oldu. İnşallah “eşek ne anlar hoşaftan” diye kullanmamışımdır bu atasözünü, çok üzülürüm. Gerçi yapmışımdır, kullanmışımdır, ben neyi doğru yaptım ki?

    En son bu soruyu son kullanma tarihi geçmiş yoğurdu alıp da eve geldiğimde sordum kendime. “Ulan” dedim, “sen neyi doğru yaptın ki?”. Cengoyla göz göze geldik -kedim olur kendisi- “miyav” dedi. Keşke hayvanları konuşturma sanatını kullanabileceğim kadar ütopik bir yazı olsaydı bu yazı. “Miyav” dedi. Kendime vereceğim cevap muhtemelen hiç hoşuma gitmeyecekti ki Cengo “miyav” dedi. Yani muhtemelen “O’nu sevdin ya dostum yaa” dedi. “Kendine haksızlık etme” diye de ekledi. Muhtemelen diyorum çünkü hayvanlar konuşmaz ve ben fabl kullanmam.

    Şu gönül işini nasıl tarif edelim? Bir gülüşle çiçekler açması, kelebekler uçması falan. Tarifi zor değil, tarifi yok. Varsa da boş verin. Çiçekler açsın, kelebekler uçsun, sen gül. Sen gül, ben yanlış yaptığım her şeyi unutayım. Sen gül, ben tüm yanlışlarımı doğru sayayım. Sen gül, ben tarihi geçmiş yoğurda mısır ekmeği doğrayayım. Sen gül LİA ata baksın. Sen gül atasözleri ve deyimler sözlüğü alayım. Sen gül bir doğrunun tüm yanlışları götürdüğü bir sınav olsun hayatım. Ve sen gül ben gülüşüne sarılayım kanguru yastık niyetine. Sen gül…

    Serdar Gün
  • ( Derin daktilonun başında yazmaktadır. Açelya’nın sesi fonda duyulur, Derin kahvesini içer. )

    AÇELYA – Ne yazıyorsun aşkım?.
    DERİN – Seni…
    AÇELYA – Ama ben buradayım, arkanda…
    DERİN – Evet biliyorum, hissediyorum.
    AÇELYA – Yazma, dön bana…
    ( Derin arkasına döner, göremeyince daktilonun başına döner… )
    DERİN – Bak yoksun işte, susuyorsun, konuşmuyorsun, var olmuyorsun tam tersi yok
    oluyorsun…
    AÇELYA – Sen öyle düşünüyorsun hayatım… Aslında ben konuşuyorum ama sen beni o zaman
    duymuyorsun, görmüyorsun.
    DERİN – Peki neden?.
    AÇELYA – Bende bilmiyorum… Omuzlarında parmaklarım, hissediyor musun?
    DERİN – Evet…
    AÇELYA – Hissedebiliyorsan, var olduğumun kanıtı değil mi?.
    DERİN – Ama baktığımda yoksan… Bu da yokluğunun bir kanıtı değil mi?.
    AÇELYA – Beni konuşturduğunu düşünme…
    DERİN – O zaman konuşamazsın…
    AÇELYA – Tabu koyuyorsun…
    DERİN – Ben aptalın tekiyim… ( Daktilonun başından kalkar. ) Ne yapıyorsun sen ya? Of… (
    Yavaş yavaş tekrar daktilonun başına oturur Derin… )
    AÇELYA – Neden geldin?.
    DERİN – Bilmiyorum…
    AÇELYA – Çünkü beni daha çok merak ediyorsun, görmek istiyorsun, hissetmek istiyorsun…
    DERİN – Hayır sorunun cevabını buldum. Yalnızlık…
    AÇELYA – Yalnızlık değil bunun cevabı, kolaya kaçma, sen yalnız değilsin…
    DERİN – Tamam delilik o zaman…
    AÇELYA – Kime göre, neye göre?.
    DERİN – İnsanlara göre…
    AÇELYA – Sen insan değil misin?.
    DERİN – Hayır ben deliyim…
    AÇELYA – Bende bir deliye aşığım o halde…
    DERİN – Evet deli dana aşkı yaşıyoruz aşkım…
    AÇELYA – ( Gülümser. ) Mutlu değil misin peki?.
    DERİN – Mutluyum…
    AÇELYA – Peki, sorun ne?.
    DERİN – Sorun deli mutluluğu!. İnsan mutluluğu daha iyi değil mi?.
    AÇELYA – İyi olabilir, kötü mutluluk, kötü de olsa iyi değil mi?.
    DERİN – Ama çok saçma…
    AÇELYA – Bu nasıl bir şey biliyor musun?
    DERİN – Nasıl?.
    AÇELYA – Beni görmek, duymak veya hissetmek için yazman gerekiyormuş gibi
    düşünüyorsun.
    DERİN – Peki ( Daktilonun başından kalkar. Odanın içinde gezinir. ) Nerdesin hani
    göremiyorum, konuşuyor musun?. Ooooff! ( Daktilonun başına döner. ) Gördün mü bak
    göremiyorum?. Sen konuştun mu peki?.
    AÇELYA – Evet konuştum…
    DERİN – Neden duyamıyorum?.
    AÇELYA – Şimdi nasıl duyuyorsun?.
    DERİN – Duymuyorum, kulaklarımın içindesin sadece… Yani dışından girmiyorsun… Off…
    dediğim yere geliyor konu, sen olursan şizofreni bir aşk olursun…
    AÇELYA – Ya gerçeksem? Ya hiç kimse göremiyorsa? Ya herkes yanılıyorsa? Olamaz mı?.
    DERİN – Herkes yanılıyor olamaz!.
    AÇELYA – Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, kimse bir şey düşünmüyor demektir…
    DERİN – Walter Lippman
    AÇELYA – Evet... Onun dediğine göre sende düşünmüyor olursun…
    DERİN – Ama bu saçma düşünce…
    AÇELYA – Farklı sadece…
    DERİN – Çok farklı…
    AÇELYA – Ama farklı… Ben onların olmadığını iddia etmiyorum sana, dikkat ediyorsan?.
    DERİN – Nasıl yani?.
    AÇELYA – Ya onları bilmeden var edebilmişsen ve sadece şu an ben sana hayal ürünü gibi
    geliyorsam?.
    DERİN – Peki bir saniye… Sadece dinleyeceğim ve ben yazana dek sadece sen konuşacaksın.
    Hissettiğim kelimelerini, hemen yazacağım. Sende doğru mu, değil mi cevap vereceksin,
    anlaştık mı?.
    AÇELYA – Tamam anlaştık…( Derin yazmayı bırakır. ) Konuşuyorum…
    DERİN – Konuşuyorum mu dedin?.
    AÇELYA – Evet…
    DERİN – Ya hadi git!.
    AÇELYA – İnanmak istemiyorsun işte…
    DERİN – Aptal olduğuma mı? Evet, haklısın!.
    AÇELYA – Başa dönüyoruz desene…
    DERİN – Ne bekliyorsun benden?
    AÇELYA – Gerçek olduğumu düşünmeni değil, gerçek olduğumu bilmeni istiyorum…
    DERİN – İşte sen benim, deli olmamı istiyorsun?.
    AÇELYA – Tamam ne yaparsan yap…
    DERİN – Neden gittin yanımdan?.
    AÇELYA – Yakınında olmam için bir neden göremiyorum…
    DERİN – Seninle konuşuyorum farkındaysan?.
    AÇELYA – Ben diye bir şey yok burada, sen delisin hayatım, kendi kendine konuşuyorsun…
    DERİN – Gelir misin yanıma?.
    AÇELYA – Gelmiyorum…
    DERİN – Üüf! Alttan alır mısın biraz?.
    AÇELYA – Beni çok yoruyorsun…
    DERİN – Biliyorum, özür dilerim, affettin mi beni?. ( Açelya cevap vermez. ) Lütfen…
    AÇELYA – Peki ama söz vereceksin bu sefer…
    DERİN – Ne için?.
    AÇELYA – Pes etmek yok…
    DERİN – Beni seviyor musun gerçekten?.
    AÇELYA – Sevmesem seninle neden uğraşayım?.
    DERİN – Sevmediğinden olabilir mi?.
    AÇELYA – Kırıyorsun beni…
    DERİN – Özür dilerim…
    AÇELYA – Hep diliyorsun...
    DERİN – Sende hep kabul ediyorsun…
    AÇELYA – Etmeyince üzülüyorsun…
    DERİN – Üzülmemi istemiyor musun?.
    AÇELYA – İstesem senle konuşmazdım.
    DERİN – Kararsızım…
    AÇELYA – Darbeler yüzünden değil mi?.
    DERİN – Evet zihnim delik deşik, şimdilik ölümsüzüm ama aslında ölmüş gibiyim…
    AÇELYA – Şu an?.
    DERİN – Gerçeği söylemek gerekirse, diri hissediyorum kendimi.
    AÇELYA – Neden?.
    DERİN – Garip ama mutluyum… Hoş geldin hayatım…
    AÇELYA – ( Gülümser. ) Hoş buldum sizi bayım… Söz mü peki?.
    DERİN – Söz ulen!.
    ( Işıklar söner. Derin odadan içeriye girer hemen arkasından Açelya. )
    DERİN – Bak aşkım birazdan gelir Kamil, nerdesin önümde misin?.
    AÇELYA – Evet tatlım.
    DERİN - Beni iyi dinle şimdi hayatım. Kamil ile konuşurken araya çok girme, şimdi ben
    karıştırırım, pot kırarım falan aman ha…
    AÇELYA – Tamam… ( Derin’in telefonu çalar. ) Kim?.
    DERİN – Kamil… ( Açar telefonu… ) Alo? Geldiniz mi? Tamam açıyorum kapıyı… ( Kapatır
    telefonu, otomata basıp, kapıyı açar. ) Gelmişler.
    AÇELYA – Kahveleri hazırlayım mı?.
    DERİN – Aşkım?.
    AÇELYA – Efendim?.
    DERİN – Sen görünmezsin biliyorsun değil mi?.
    AÇELYA – Evet beni görünmez yapanda sensin, onu da sen biliyorsun değil mi?.
    DERİN – Ama ne konuşmuştuk, alıştıra alıştıra delirmek istiyorum. Daha sesini zor var ettik
    tey tey tey…
    AÇELYA – Tamam hayatım. ( Kapıdan Kamil ve sevgilisi Aslı girer. )
    DERİN – Vay vay vay hoş geldiniz…
    KAMİL – Nasılsın kardeşim?.
    AÇELYA – O kıyafetin altına, o gitmiş mi şimdi?.
    DERİN – İyi diyelim iyi olsun…
    KAMİL – Aslı, nişanlım. Aslı bu da her daim bahsettiğim çocukluk arkadaşım Derin.
    DERİN – Çok memnun olduğum tanıştığıma, çok şıksınız bu arada.
    AÇELYA – Sulanma kıza!
    ASLI – Teşekkür ederim, bende çok memnun oldum.
    DERİN – Alayım ben onları ( Üstlerini alır asar. ) Geçin siz keyfinize bakın, kendinizi evinizde
    gibi hissedin lütfen. Ne içersiniz?
    KAMİL – Fark etmez kardeşim.
    DERİN – Sıcak suyum hazır isterseniz kahve, alkol veya meşrubat?
    KAMİL – Kahve olabilir.
    AÇELYA – Olabilir ne demek?.
    ASLI – Kahve alayım bende.
    AÇELYA – Bak netlik budur.
    DERİN – Tamamdır. ( Derin içeriye geçer, Aslı koltuğa oturur, Kamil masanın başına gelip,
    yazıları inceler. )
    AÇELYA – Süslü hatun oturuyor, Kamil de yazılarını inceliyor hayatım.
    ( Aslı kalkar, Kamil’in yanına gelir, birlikte incelerler. )
    AÇELYA – Süslü de merak etti, yanına geçti şimdi… ( Kamil etrafı gezmeye devam eder. Aslı
    masanın üstünden bir kağıt alır ve okur. )
    ASLI – Gizli dünyamın başkenti mi olacaksın be kadın… Yoksa, Açelya sen misin?. Yüreğimin
    bataklığında açan kadın, ilk sırrım… Bakma bana öyle, senden bahsediyorum, kelimelerimin
    sahibi… Emrinde yirmi dokuz harf ve milyonlarca kelime mühendisi. Hepsi sana gitmek için
    yazılacaktır. Seni ölümsüzleştirmek için ama kimsin sen?. Söyle Açelya, sen misin?. Kim ki bu
    Açelya?.
    KAMİL – Yeni bir hikayeye başlamış sanırım.
    DERİN – Kahveler de geldi…
    KAMİL – Sağol kardeşim…
    ASLI – Teşekkür ederim.
    AÇELYA – Aşk olsun hani bana?.
    DERİN – Afiyet olsun. ( Otururlar. )
    ASLI – Açelya kim?.
    AÇELYA – Ne güzel beni merak ediyor demek…
    KAMİL – Yeni kitap mı?.
    DERİN – Evet… Açelya şey…
    AÇELYA – Gerçeği söyle tatlım.
    DERİN – Bir karakter… Şey gibi aslında…
    AÇELYA – Gerçeği söyle dilinin ucunda zaten…
    DERİN – Ana düşünce, aslında dünya bir kitap …
    AÇELYA – Her zamanki gibi süsle tabi… Biliyorsun, asıl çıplaklık yeterince net gelmez tabi…
    KAMİL – Evet?.
    DERİN – Hepimiz bu kitabın içerisinde bir karakteriz ama ben kitabın içindeki karakter
    olduğumu öğreniyorum..
    KAMİL – İlginç…
    DERİN –Biri sayesinde gerçeği öğreniyorum, gibi bir şey…
    AÇELYA – Sübliminal mesaj.
    ASLI – Sübliminal mesaj var diyorsunuz yani…
    AÇELYA – Zekiymiş süslü.
    DERİN – Her şeyin bir sübliminal mesajı vardır.
    ASLI – Açelya’yı ne kadar çok sevdiğiniz belli ama…
    AÇELYA – Sevdim ben bu kızı.
    DERİN – Beni benden daha iyi tanıyor olmasına bağlıyorum onu da… yani aslında o beni
    benden daha çok seviyor.
    ASLI – Siz kendinizi sevmiyor musunuz?.
    DERİN – Olması gerektiği kadar…
    KAMİL – Her şeyin fazlası zarar tabi… ee onun dışında ne yapıyorsun Derin?. ( Aslı’nın
    telefonu çalar. )
    DERİN – Beni boş ver, siz nereye gidiyorsunuz?.
    ASLI – Geldin mi canım?.
    KAMİL – Yemeğe sende gel diyeceğim çıkmayacaksın.
    AÇELYA – Hadi gidelim aşkım?.
    DERİN – Yok aşkım aman kardeşim, biliyorsun sevmiyorum dışarıyı.
    ASLI - ( Kamil’e uzatır telefonu ) Selin
    AÇELYA – Selin nerden çıktı şimdi?.
    KAMİL – Söyle canım… Yeni geldik bizde, çık istersen 2 dakika yukarı, soluklanırsın biraz,
    Derin’le tanışırsın sonra hep birlikte çıkarız. ( Kalkar kapıya doğru ilerler. ) Tamam açıyorum
    şimdi.
    ASLI – Nasıl yazıyorsunuz?.
    DERİN – Nasıl yazdığımı öğrenemedim daha, bilmeden yazıyorum.
    KAMİL – Sana bir şey söyleyeyim mi kardeşim?. Sen adınla bir bütünlük sağlamışsın. (
    Kapıdan bakar. ) Hoş geldin. ( Selin kapıdan girer. )
    SELİN – Hoş bulduk.
    ASLI – Hoş geldin canım.
    AÇELYA – Hiç hoş gelmedin bence!.
    KAMİL – ( Selin’e Derin’i gösterir. ) Derin benim çocukluk arkadaşım, Selin de Aslının
    çocukluk arkadaşı.
    DERİN – Öyle mi çok memnun oldum tanıştığıma.
    SELİN – Bende çok memnun oldum…
    KAMİL – Çocukluk arkadaşları toplandık, körebe mi oynasak? ( Gülüşürler. )
    SELİN – Ondan önce ben bi lavabonuzu kullanabilir miyim?.
    DERİN – Elbette hemen şurada.
    SELİN – Aslı bakar mısın canım.
    ASLI – Geldim. ( Sahneden çıkarlar. )
    KAMİL – Nasıl ama çok güzel değil mi?
    AÇELYA – Amacı ne bunun?.
    DERİN – Bilmem.
    KAMİL – Nasıl bilmem?.
    DERİN – Güzelmiş gerçekten.
    AÇELYA – Seni parçalarım.
    DERİN – Hatta baya baya güzelmiş.
    AÇELYA – Benimle oynama Derin!.
    KAMİL – Bak benden duymuş olma, sana zaten sırılsıklam aşık bu kız.
    AÇELYA – Nasıl yani?.
    DERİN – Nasıl yani?.
    KAMİL – Aslı okuması için senin kitaplarından vermiş Selin’e
    DERİN – eee?.
    AÇELYA – eee?. ( Aslı’yla Selin girer. )
    ASLI – Biz hazırız çıkalım mı?.
    AÇELYA – Hayır konu kapanmadan çıkmak yok!.
    SELİN – Sizde geliyorsunuz değil mi?.
    DERİN – Yok… Ben dışarıya çıkmayı pek sevmiyorum.
    SELİN – Gelseydiniz iyi olurdu. ( Gülümser.) Sizde bana eşlik ederdiniz.
    AÇELYA – Sürtüğe bak sen…
    KAMİL – Başka zaman artık, olursa tabi… Derin’im kendine iyi bak kardeşim, yine uğrarım
    ben. Bir isteğin var mı?.
    DERİN – Yok, teşekkür ederim kardeşim. Sizde kendinize iyi bakın.
    SELİN – Tanıştığıma çok memnun oldum tekrar.
    DERİN – Bende çok memnun oldum.
    ASLI – Teşekkürler her şey için, görüşürüz. ( Çıkarlar. )
    DERİN – Oh be, sonunda gittiler!. Aşkım?. Açelya?. OoooOo küstün mü?. Çocuk musun sen
    ya, of!?. ( Kapı çalar, kapıyı açar. )
    SELİN – Şey ben lavaboda çantamı unutmuşum.
    DERİN – Tabi getiriyim, buyurun siz içerde bekleyin isterseniz.
    SELİN – Teşekkürler, zahmet olacak.
    DERİN – Aa daha neler. ( İçeriye göz atar, tekrar geri gelir. ) Emin misiniz burada
    unuttuğunuza? İçeride bulamadım da. ( Kapı çalınır. ) Kim ki?. ( Kapıyı açar. ) Siz kimsiniz?.
    YAZAR – Yazar.
    DERİN – Hangi yazar?.
    SELİN – Kim?.
    DERİN – Yazarmış.
    SELİN – Ne yazıyormuş?.
    DERİN – Ne yazıyorsunuz?.
    YAZAR – Sizi…
    DERİN – Hasiktir.
    SELİN – Aynısından.
    YAZAR – Aa küfür yok, çocuklar izliyor olabilir. İçeri geçebilir miyim?.
    DERİN – Ne demek ev sizin.
    YAZAR – Eyvallah. Oturun keyfinize bakın, biraz odayı inceleyip düşünmem gerek…
    DERİN – Siz gerçek misiniz?.
    YAZAR – Evet hatta durun Kamil ve Aslı’yı da alalım böyle. ( Kamil ve Aslı kapıdan girerler. )
    KAMİL – Selamın Aleyküm.
    DERİN – Aleyküm Selam
    ASLI – Salak “Çantamı unutmuşum” mu denir?. Daha farklı bir kur taktiği bulsaydın
    takılmazdık.
    SELİN – Çok bülüyorsan Aslı, sen olsaydın Selin.
    ASLI – Bülüyorsan diye bir kelime mi var?
    SELİN – Ben gayet güzel konuşuyorum tamam mı?. Yazar yanlış yazdı...
    ASLI – At hemen suçu yazara. İyi olunca sen, kötü olunca yazar mı?.
    SELİN – İşin yönetmen boyutu da var canım. ( Kamil, Aslı’yı teselli eder. )
    KAMİL – Tamam aşkım, sakin ol…
    ASLI – Sende iyi sevdin karakteri “aşkım, maşkım” uzak dur benden! Bi kere sen benim tipim
    değilsin, tamam mı?.
    KAMİL – Tamam. Yazar bey?.
    YAZAR – Efendim.
    KAMİL – Bunun içindeki şeytan fırladı.
    YAZAR – Lütfen, bana biraz izin verin… Oyunun gidişatı hakkında düşünüyorum. ( Kapı
    zorlanır. İki hırsız girer içeri, gayet normal sessiz bir şekilde evi soymaya çalışırlar. )
    ASLI – Aşkım hırsız!.
    KAMİL – Ne oldu tırsınca hemen aşkıma bağladın, çakal seni ama merak etme korurum ben seni.
    DERİN – Hop ne oluyor?
    YAZAR – Sakin olun sizi duymazlar, görmezler.
    KAMİL – Hasiktir.
    HEPSİ – Aynısından.
    YAZAR – Şşşşşt!.
    DERİN – Ama efendim evimi soyuyorlar.
    YAZAR – Yenisini yaparız.
    SELİN – Şey… Acaba bana da bir tane fino köpeği alabilir misiniz?. ( Kapıdan Yazar’ın annesi
    girer. )
    ANNE – Oğluuuuuuuşum…
    YAZAR – Anne buraya da mı geldin ya?.
    ANNE – Ben her yere girerim, anneyim ben… Benim Annelik pasaportum var bak ( Gösterir. )
    , giremeyeceğim yer yok. ( Kapıdan Yazar’ın babası girer. )
    BABA – ( Kartını gösterir. ) Merhabalar, merhabalar. Bende babası oluyorum. Güzel evmiş
    ama…
    YAZAR – Helal size… Tamam izin verin şimdi, çok değişik bir senaryonun içindeyiz, sizlik bir
    mevzu yok ortada, ofofofof. ( Oturur. )
    KAMİL – Merhaba Efendim. Ben oğlunuzun yazdığı bir karakterim adım Kamil.
    BABA – Öyle mi çok memnun oldum, benim adım Baba.
    SELİN – Teyzecim isterseniz siz böyle geçin.
    ANNE – Ay sağol kızım.
    BABA – Ne oluyor şimdi burada?.
    KAMİL – Şimdi konu takıldı. Ben size anlatayım, şizofren hastası Derin ( Gösterir. ) Benim
    çocukluk arkadaşım.
    ANNE – Vah vah vah… Geçmiş olsun çocuğum.
    DERİN – Sağol teyze.
    KAMİL – Selin’de, Derin’e hasta…
    SELİN – Benim o.
    ANNE – Güzel kızmış, kıymetini bil.
    SELİN – Teşekkür ederim efendim.
    DERİN – Olur.
    KAMİL – Ve Aslı da benim sevgilim.
    BABA – Memnun oldum kızım…
    ASLI – Rol icabı amca…
    ANNE – Kamil oğlum, sen bu kızla evlenme.
    KAMİL – Öyle düşünüyorum zaten teyze.
    DERİN – Yazar bey bir şey soracağım?.
    YAZAR – Evet?.
    DERİN – Sizde benim gibi şizofren misiniz?.
    YAZAR – Bu dünya da evet, gerçek dünyamda hayır.
    DERİN – Peki, benim hangi dünyam gerçek?.
    YAZAR – Burası senin gerçek dünyan.
    DERİN – Anladım… Peki neden ben?.
    YAZAR – Ondan önemli işler var bir saniye… ( Hırsız diğer karakterlerin farkına varır,
    arkadaşını dürter. Arkadaşı dönüp bakar. )
    HIRSIZ – Hasiktir… ( Hırsız2 arkadaşının ağzını kapatır. )
    HIRSIZ 2 – Selamın Aleyküm.
    BABA – Ve Aleyküm Selam. Bunlar kim çocuğum?.
    KAMİL – Hırsız bunlar.
    BABA – Bak sen, böyle kolay mı çalıyorlar?.
    DERİN – Vallahi biz 5 dakikadır soygun anını izliyoruz bey babacım.
    ANNE – Eşşek kadar adamsınız oğlum, çalışsanıza.
    HIRSIZ – Orası öyle tabi teyzecim ama bizim kötü niyetimiz yok. Sessizce girdik ev halkı
    tedirgin olmasın diye.
    DERİN – İyi de oğlum bunlar benim.
    HIRSIZ 2 – Bizim felsefemizde, senin benim yok abi.
    KAMİL – Sokarım sizin felsefenize, öyle felsefe mi olur?. Soyunun o zaman her şeyinizi verin,
    hiçbir şeyiniz olmasın… Sonra didinin edinin, kazandıklarınızı biz alalım. Nasıl güzel fikir değil
    mi?. Ama sonra darılmaca yok! Bizim felsefemiz böyle, senin benim yok yani. ( İki polis girer
    içeri )
    POLİS – Hayırlı günler.
    ANNE – Buyur çocuğum.
    DERİN – Teyzecim ev benim. Buyurun?.
    POLİS – Biz Polisiz.
    DERİN – O kadar kolay yani?. Gösterin rozetleri? ( Gösterir. ) Vay canına.
    KAMİL – Yazar kıyak geçiyor.
    ANNE – Geçer benim aslanım.
    POLİS 2 – Hırsız ihbarı aldık, doğru mu adres?.
    SELİN – Evet, bu ikisi memur bey
    POLİS – Al kardeşim bu ikisini.
    POLİS 2 – Senin havan kime oğlum?. Komiser misin?.
    POLİS – Sivillerin yanında kavga etmeyelim Hüsam.
    POLİS 2 – İyi o zaman, al şu ikisini de karakola gidelim Kamil.
    KAMİL – Kamil benim.
    POLİS 2 – Memnun oldum, bende Polis Kamil.
    POLİS – Tamam sen sağdakini al Kamil.
    POLİS 2 – Tamam bende soldakini alırım.
    POLİS – Bir karizmamız vardı, onunda içine ettin yani. ( Yazar oturduğu koltuktan yığılır. )
    DERİN – Hasiktir yazar öldü?.
    POLİS 2 – Kim öldürdü?.
    POLİS – Tutukla hemen Kamil. ( Anne, Baba panikle Yazar’ın yanına koşar. )
    POLİS 2 – Oğlum senin havan kime?.
    ANNE – Oğluşum…
    POLİS – Tamam sakin… Merkezden takviye birlik isteyelim.
    BABA – Ambulans çağrın…
    KAMİL – Nasıl ya Yazar öldü mü cidden?.
    POLİS – Ambulans gönderir misiniz buraya?.
    POLİS 2 – ( Selin’in yanına gider ve rapor tutmaya başlar. ) Olay saatinde tam olarak
    nerdeydiniz?.
    SELİN – Burada duruyordum.
    HIRSIZ – Yazar kim hacı?.
    HIRSIZ 2 – Ne biliyim yerdeki öldüğüne göre, Yazar o?.
    ASLI – Eee bizi kim yazıyor o zaman?. ( Herkes aynı anda dönüp, onaylar Aslı’yı )
    HIRSIZ – Adam bizi mi yazıyormuş?.
    HIRSIZ 2 – Ne biliyim oğlum ben? Her şeyi bana soruyorsun, ben mi yazıyorum sanıyorsun?.
    DERİN – Aslı haklı uyuyordur.
    KAMİL – Kim yazıyor o zaman kardeşim?.
    DERİN – Senaryonun başına başka biri geçmiş olmasın. ( İki Poliste silahlarını doğrultur
    içerdekilere. )
    POLİS – Herkes sakin olsun.
    KAMİL – Höyt! Ne oluyor?.
    POLİS 2 – Elimden sıkmak geçmiyor ama adaşımı vurmak istiyor canım.
    KAMİL – Vurma kardeşim bana, gerek yok. Bak konuşarak hallederiz, ne kusurumu gördün
    ki?.
    POLİS – Çocuk haklı Kamil
    POLİS 2 – Hüsam sen niye doğrulttun silahını o zaman?.
    POLİS – Ne biliyim oğlum bir anlık gaza geldim.
    DERİN – Lan kim var senaryonun başında?
    POLİS 2 – Sakin ol şampiyon…
    SELİN – Lütfen, herkes bir sakin olabilir mi?.
    ASLI – Selin haklı, lütfen teyzecim, amcacım siz şöyle geçin. Sevgili Polis memurları sizde
    kapıyı tutarsanız, bu arkadaşlar kaçamaz.
    HIRSIZ – Kadın haklı.
    HIRSIZ 2 – Kibar ol biraz, bayan de.
    HIRSIZ – Bayan haklı.
    HIRSIZ 2 – Oğlum hırsızız ama birinci kalite, lütfen bozma bizi. ( Ambulans görevlileri girer. )
    A.GÖREVLİSİ – Evet problem nedir?.
    ASLI – Şey Yazar Bey şurada oturuyordu. Bir anda yere düştü…
    SELİN – Öldüğünden şüpheleniyoruz ama ölmüş olsaydı biz konuşamazdık.
    KAMİL - O yüzden senaryonun başında başka biri var diye düşünüyoruz?.
    A.GÖREVLİSİ 2 – Bence bunların hepsi deli.
    A.GÖREVLİSİ – Sen nesin?.
    A.GÖREVLİSİ 2 – Ambulans görevlisi.
    HEPSİ – Memnun olduk.
    A.GÖREVLİSİ 2 – Bende.
    A.GÖREVLİSİ – Bu mu Yazar?
    ASLI – Evet.
    A.GÖREVLİSİ – Tipsizin tekiymiş.
    ASLI – Aşk olsun.
    A.GÖREVLİSİ – Aşık tipsizin teki.
    ASLI – Oldu.
    A.GÖREVLİSİ 2 – Nabız normal.
    ANNE – Oh! Çok şükür.
    A.GÖREVLİSİ – Hastaneye götürelim. ( A.Görevlileri Yazar’ın ellerinden ayaklarından tutup
    götürürler. )
    BABA – Yürü hanım gidelim.
    ANNE – Görüşürüz çocuklar. ( Rabarba oluşur “Geçmiş olsun.” ) Dedim o kadar yazma
    çocuğum senaryo menaryo, biz senaryoyuz zaten, hiç dinlemedi beni hiç ck ck ck ck.
    BABA – Pes hanım pes, bir şeyi yok çocuğun. İki dakika da yazdın yine oynadın hemen. (
    Çıkarlar. )
    HIRSIZ – Ee yazar olmadığına göre serbest mi olduk yani biz.
    HIRSIZ 2 – Çocuk haklı.
    HIRSIZ – Kibar ol! Çocuk muyum ben?.
    HIRSIZ 2 – Adam haklı amirim.
    POLİS – Şimdi benim üstümde Polis rozeti var. Sizin üstünüzde hırsızlık delileri mevcut, buna
    göre yani ölmediğimize göre, göreve devam. Tutuklayalım kardeşim.
    POLİS 2 – Böyle de canımı ye, sen zahmet etme ben ikisini de alırım kardeşim.
    POLİS – Helal sana…
    POLİS 2 – Yürüyün len. ( Hırsızlar, Polislerle birlikte çıkarlar. İçeriye biri girer. ) Merhabalar.
    KAMİL – Buyurun?.
    PSİKOLOG – Derin hanginiz?.
    DERİN – Benim.
    PSİKOLOG – Merhaba… Ben psikolog Sevtap Şeker, şöyle uzanın isterseniz, biraz rahatlayın?.
    SELİN – Önemli bir şey yok değil mi?.
    PSİKOLOG – Sadece biraz aşırı durumdasınız o kadar. 10’dakika şöyle uzanıp kendinize gelin…
    DERİN – Tamam.
    ASLI – 10 dakika, zaman tut aşkım…
    KAMİL – Tamam.