1000Kitap Logosu

bıçak

AN Resimde bir güzel gözleri âhu Resimde renk cümbüş koku sır gibi Resimde ten perde seçemem ruhu Resimde bir gönül ağla der gibi Resimde aydınlık arayan ışık Resimde baharı özleyen çiçek Resimde elleri titreyen aşık Resimden resime nasıl geçecek Resimde yalnızlık bir sahte gülüş Resimde bakışlar asi ve kaçak Resimde bir hayal hatıra ve düş Resimde mesafe keskin bir bıçak Resimde sen varsın senden öte sen Resimde mevsimler saçında demet Resimde yürekten çizilmiş desen Resimde can bulmuş aşk ve merhamet M.Taş
1
Tam da Orada
Derin düşüncelerin kıyısında dolanıyordu. Sessiz, ıssız ve parmak uçlarında... İşte tam da orada rüzgar nefretini kusuyor; dalgalar, dağı taşı devirmek istercesine çarpıyordu kayalıklara. Nefes almak ne mümkün, bıçak gibi keskin saplanıyordu tenine. Yüksekte, çok ama çok yüksekte... Uçurumun kenarında, bir o yana bir bu yana dolanıp duruyordu. Tir tir titriyor, ısınmak istercesine kollarını kavuşturmuş incecik kazağına sarılıyordu. İçi, koca bir volkan, dışı ise soğuğun en koyu tonları... Yalnızlık bedenine vurmuş kusuyordu tüm nefretini. Dünya bugünlerde tam da onun iç dünyasını yansıtıyordu. Savaş, nefret, öfke ve çaresizlik... Hepsi bir arada koca bir kaos, koca bir yıkım... Saçlarının beyazına yansıyordu her bir yaşanmışlık ve ifade... Ve dünya durmak için yalvarıyordu adeta... Tek bir söz ya da kelime, tek bir nefes ya da öfke... Yakmaya, yıkmaya hazır bir cümle... Bilmeden, bilinmeden durmuş, yitmiş ve gitmiş... Sanırım son sözlerini burada bitirmiş... Noktasını koymak için göğe bir bakış, bir bakış atmış... O, orada olmak için bütün günlerini denizlere kurban etmiş... Ve hislerini bulutlara teslim etmiş... Bugün de rüyasına anlam katmak için dalgalara meydan okumuş. Okumuş da anlamını bulmuş mu? Bulmak için kendini, benliğini feda etmiş mi? Yoksa tüm bunlar bir aldatmaca ve kandırmacanın ön gösterimi mi?.. O, orada... Orada... Hiç olmadığı kadar yakınında ve bir o kadar da uzağında... Orada işte, tam da bir heykel gibi dikilmiş bakıyor gözlerinin ta derinine... Bak, işte tam da kıyısında, ruhunda, kalbinde... Vuku bulmuş işte sözlerinde... O... Olması gereken yerin tam merkezinde... Ama sen bir o kadar uzak, bir o kadar tuzak olmuşsun bile... Uçuruma davet edersin de görmezsin yıkılışına saniyeleri ve duymazsın sessizliğinin yarattığı o kocaman boşluğu... O, orada... Hiç olmadığı kadar yerinde ve beklemekte... Yılları yıllara katıp yinede yerinden ayrılmaksızın beklemekte... Ne yazık ki acı bir bekleyişin kıyısında...
5
280 syf.
·
7 günde
"Bir hüznün resmi gibi, Kalbi olmayan bir yüz."
“Yaşamak öyle büyük bir hayal kırıklığı ki!” Dorian Gray ın Portresi hakkında söylemde bulunmadan önce yazarı Oscar Wilde nin hayatı hakkında birkaç söylemde bulunmak gerektiğini düşünüyorum. Yazar Hakkında: İrlandalı yazar ve şair Oscar Wilde, 1854’te Dublin’de doğmuştur. Anne ve babası eğitimli ve kültürlü insanlardı. 1874’te Oxford’taki Magdalen College’den mezun oldu ve sanat eleştirmeni olarak çalışmaya başladı. Yazdığı şiirleri, öyküleri ve oyun yazarlığı ile dikkat çekti. ... (1884’te evlendi, 1886’da iki erkek çocuk sahibiydi.) Londra’da kraliçenin danışmanlarından olan Horace Lloyd’un kızı Constance Lloyd ile tanıştı. Wilde ve Lloyd 29 Mayıs 1884'te Paddington, Londra’da evlendiler. İki yıl içinde bu evlilikten Cyril (1885) ve Vyvyan (1886). adlarında iki erkek çocuk sahibi oldu. .... Cinsel kimlik açısından pasif bir eşcinseldi . Lord Douglas ve Alfred Taylor ile olan ilişkileri basında yer kaplamaya başladı. ... Oscar Wilde büyük bir ahlaksızlık suçu nedeni ile iki yıl kürek hapsine mahkûm edildi. Hapis hayatında oldukça zor zamanlar yaşayan Wilde hayatının kalan üç yılını parasız olarak geçirdi. Ölümü hakkında farklı söylentiler mevcuttur. İlki menenjit iken diğeri ise bir otel odasında duvara “Birimiz gitmeli” yazarak intihar ettiğidir. Yazarın torunlarından birinin deyişiyle; Oscar Wilde, “Krallık, çağının kibirli ikiyüzlülüğüne meydan okumaya cesaret etmiş parlak ve öfkeli bir hayatın yirmi yılını sembolik olarak kendisinden koparmıştı.” Eser Hakkında: Bir mektubunda karakterlerin kendisini yansıttığını belirtmiş ve şöyle demişti; “Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim: Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri: Dorian -belki başka yaşlarda, çağda - olmak istediğimdir”… Eserde üç karakter var. Lord Henry Wotton Ressam Basil Hallvard Ve Dorian Gray .... Yönetimdeki soylu ve zengin sınıf, toplumun diğer kesimlerine dünyadan ellerini eteğini çekmelerinin, dine sarılmalarının, çektikleri çileye sabırla katlanmalarının mükafaatı olarak cennetin kapılarının açılacağını vaaz edildiği dönemde Oscar Wilde, bu eseri ile çıkarmak istediği İngiltere toplumunun, din adamları, aristokrat sınıfı, politikacılar ve sanatçılar ikiyüzlülüğü idi. Sevgisizlikti, düş yoksunluğuydu, toplumun değer yargılarındaki çıkarcılıktı. Wilde, bir roman yazacağım ve İlgiltere halkının ikiyüzlülüğü yüzlerine vuracağım" düşüncesinden hareketle Dorian Gray ın Portresi ortaya çıkar. "Aziz dostum, Unutma ki bizler ikiyüzlülüğün anavatanı olan bir ülkede yaşıyoruz.” "Hayırseverliklerine diyecek yok. Açları doyuruyor, dilencileri giydiriyorlar. Gel gör ki kendi ruhları aç, çıplak. Soyumuzda cesaret diye bir şey kalmamış.Tolum korkusu –ki ahlakın temelidir–, bir de dinin püf noktası olan Tanrı korkusu: Bizi yöneten iki şey işte bunlar. "Ruhumu bile satarım bu uğurda!” Ressam Basil Hallvard , genç ve Tanrısal güzelliğe sahip Dorian Gray ın huşu ve vecd halinde portresi çizerken aşırı görüş ve düşüncelere sahip Lord Henry Wotton güzellik, ahlak, varsa eğer günahlar hakkında söylemlerle, Dorian Gray' ın içinde var olan kendini beğenmişlik ve kibir tohumlarının yeşermesine neden olur. Ortaya çıkan portresinde güzelliğinin esiri olur. Ebedi genç kalmak ve hayatın zevklerini yaşamak uğruna ruhunu şeytana satar. Bu yolda Lord Henry Wotton en yakın dostu olur. Şeytandan kurtulmanın yolu şeytana teslim olmaktır.* Günah işledikce unutmak yeni afyonlar arayışına girer. Fakat günün birinde farkına varır. "Ah! Nasıl korkunç bir kibir ve tutku dakikasında yakarmıştı, geçen günlerin yükünü portresi taşısın da kendisi sonsuz gençliğin lekesiz görkemini koruyabilsin diye!" "Güzelliği mahvetmişti onu; güzelliği, bir de Tanrı’dan dilediği gençlik. Bu iki şey olmasa hayatına leke düşmeyecekti. Oysa güzelliği salt bir maske olmuştu onun için, gençliği bir hokkabazlık. Zaten en iyi anlamıyla bile, gençlik neydi. Yeşil, ham bir çağ, sığ duygularla, hastalıklı düşüncelerle dolu bir dönem. Neden gençliğin üniformasını taşımıştı sanki? Gençlik onun felaketi olmuştu." Dorian Gray ın ruhu için kurtuluş var mı, mümkün mü? "İnsanoğlu neler elden çıkarmıştı! Hem de boşu boşuna! Kökeni korku olan çılgın, inatçı yadsımalar, sırt çevirmeler, özbenliğe uygulanan canavarca işkenceler, yoksunluklar. İnsanoğlu cahilliği yüzünden, sözüm ona utanç ve alçalmadan kaçınmak için yapmıştı bunları; ne var ki seçiminin sonucu, kaçmaya yeltendiği rezillikten bin beter bir rezillik olmuştu." Oscar Wilde din adamları, aristokrat sınıfı, politikacılar ve sanatçıların ikiyüzlülüğünü ifade ettiği, ahlaksızlık üzerinden ahlak dersleri verdiği ancak kendi hayatında yanlızlığa mahkum edildiği ve öfkeli bir hayatın yirmi yılını sembolik olarak kendisinden kopardığı, kendisi için bir nevi felaketin başlangıcı, edebiyat dünyası için unutulmaz olan bu eseri okuma listesinde olanlara İyi okumalar dilerim. Oscar Wilde nin ünlü şiiri ile incelemeyi bitiriyorum. Her insan öldürür gene de sevdiğini Bu böyle bilinsin herkes tarafından, Kiminin ters bakışından gelir ölüm, Kiminin iltifatından, Korkağın öpücüğünden, Cesurun kılıcından! Kimisi aşkını gençlikte öldürür, Yaşını başını almışken kimi; Biri Şehvet’in elleriyle boğazlar, Birinin altındır elleri, Yumuşak kalpli bıçak kullanır Çünkü ceset soğur hemen. Kimi pek az sever, kimi derinden, Biri müşteridir, diğeri satıcı; Kimi vardır, gözyaşlarıyla bitirir işi, Kiminden ne bir ah, ne bir figan: Çünkü her insan öldürür sevdiğini, Gene de ölmez insan. youtu.be/XPC7La-244E
Dorian Gray'in Portresi
8.7/10
· 35,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
52
Gerçekte bölgedeki durum içler acısı. Bir bakkala gidip fiş isteyemezsiniz, size bıçak çeker. Fişi bilmiyor ki! Yol kenarında görkemli evler vardır, bunlar devletten kredi, teşvik olarak yıllardır para alırlar. Halkı sömüren ağalardır. Bir taraf aç, diğer taraf zenginlik içinde yaşıyor. Devlet orada "Halka yardım ediyorum, onlar da teröre karşı çıksın" diye paralar dağıtmıştır. Oysa bu paralar PKK için alınan vergi olmuştur. Paralar PKK'ya gitmiştir...
Soner Yalçın
Sayfa 77 - kırmızı kedi yayınevi
1
2
...
750 öğeden 16 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.