• Şefkat olmadan bilgelik yüksek bir dağın tepesinden her şeyi gören keskin gözlü bir kartal gibidir. İnsanlarla ilişkili olma halinden yoksun, yalnızlık içindedir. Yalnızca ızdırabı tespit etmek onu dindirmeye yetmez.
    Şefkat; insanların arasına girmemizi bağ kurmamısı sağlar ve ızdırap çekene nasıl yaklaşırsak en büyük şifa gerçekleşir?'in cevabıyla ilgilenir. Şefkat tüm varlıkların acısını dindirmeye dair isteğin kaplerimizde başlamasına olanak sağlıyor. Çünkü en büyük şifa kendi kalplerimizden başlıyor...🌸
  • 120 syf.
    ·3 günde·Beğendi·8/10
    Usta yazar Stefan Zweig bu eserinde yine bilgeliğini ve kalemini konuşturmuş. Bilgelik dolu düşünceleriyle metni bezeyip bizlere yeni ilham kaynakları sunmuş.
    Tabii bu güzel anlatımı dilimize zengince ve duygu kaybı olmadan aktaran Regaip Minareci 'ye teşekkürü borç bilmeliyiz.

    Okuyun,
    Okutun!
  • Eski Yunan ile Roma döneminde kadına bakış ile Arapların kadına bakışı arasında hiçbir fark yoktu. Kadın hep bir zevk unsuru, köle, cariye, hizmetçi olarak görülmüştü. Hatta Avrat-Avret kelimesi bile saklanılması gereken eşya apış arası anlamına geliyordu. Eski Çin'de de durum farklı değildi; hizmetçi olarak görülen kadınlara isim bile verilmez, kadın bir, kadın iki, kadın 3 diye sayılırdı. Tanıklığı da kabul edilmezdi. Ortaçağda kadın bilgelik yolunu seçmişse, vay haline; cadı diye avlanırdı. Fakat yalnızca Türkler kadını bereket sembolü, yerin ve göğün evladı olarak görmüştür. Hatunun rızası ve imzası olmadan Kağanın yaptığı anlaşma bile geçerli sayılmıyordu. Çin ile ilk anlaşmayı, Mete Han'ın hatunu yaparken; Avrupa Hun Türklerinde resmi görüşmeleri Attila'nın hatunu yapıyordu. Türk mitolojisinde ise kadın handır ha nım hitabıyla anılır artık tanrısallaşmıştır. Yaradılış destanında Ak Ana, sudan yaratma fikrini Ülgen'e verirken, en meşhur figürlerden Umay Ana Orhun Yazıtlarında bile yer almış. Nitekim yazıtlarda ''Umay gibi, annem hatunun şerefine küçük kardeşime Kül Tigin adı verildi. Babam İlteriş kağan, anam İlbilge hatunu Tengri yukarıdan idare ederek yükseltmiş.'' demektedir. Yine Türk mitolojisinde Asena yol gösteri tanrıçayken, Ötügen ise toprak anaya verilen isimlerden biridir. Dikkat edileceği üzere Türkler mezarlıkları düz değil, yükseltilmiş ve yuvarlatılmış şekilde yapıyor. Bunun sebebi, Türklerin yeniden doğuşa inanıyor olmasından ötürü mezarlıkları hamile bir kadının karnına benzeterek, toprağın bir ana gibi tekrar insanı doğuracak olmasına inanmasıdır. Türklerde kadın bu kadar kutsal bir noktadayken, son 1000 yıl boyunca Türk kadınının resmi hakkı alınmış, sosyal hayatı kısıtlanmış, eve kapatılmış, tanıklığı bile kalmamıştır. Tüm bu hakikatleri, tüm bu tarihi gerçekleri tarihin en kanlı savaşlarında bile bulduğu ilk fırsatta okumaktan geri durmamış bir adam, 1000 yıl sonra ilk defa ''Kadınların üzerindeki bütün baskıyı kaldıracağım.'' dedi. Bunu dedi çünkü kadınların üretime katılmasıyla devletin kârlı çıkacağını biliyordu. Kadınların üzerinden bütün baskıyı kaldırmakla medeniyetin yeniden doğacağını biliyordu; çünkü kadın medeniyet demekti. Bütün baskılar kaldırıldı. Kadına giyim kuşam özgürlüğü verdi. Kadını üretime kattı. Kadına bir soyadı verdi. Ona tanıklık hakkı vermekle kalmadı, onu avukat yaptı, hakim yaptı. Kadını toplumlara öğretmen yaptı. 1000 yıl sonra sadece Mustafa Kemal bu hakkı Türk kadınına tanıdı
  • Eğer hasta olmak istemiyorsan duygularını anlat.
    * Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
    * Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
    Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
    * Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
    Karar Vermelisin..
    * Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
    * İnsanlık tarihi kararlardan oluşur.
    * Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
    Olduğundan Farklı Yaşama.
    * Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
    * Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
    Kabullen.
    * Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.
    * Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
    * Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
    Çözümler Bul.
    * Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
    * Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
    * Biz ne düşünüyorsak oyuz.
    * Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
    Güven.
    * Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.
    Hayatı Üzgün Yaşama.
    * Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
    * Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
    * Mutluluk sağlık ve terapidir.
    Dr. Dráuzio Varella
  • BİR KELEBEĞİN DERSİ

    Bir gün,kozada küçük bir delik belirdi
    Bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca
    Bedenini bu küçük delikten çıkarmak için
    Harcadığı çabayı izledi.Ardından sanki
    İlerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş
    Gibi geldi ona.Sanki elinden gelen her şeyi
    Yapmış ve artık yapabileceği bir şey
    Kalmamış gibiydi.Böylece adam,kelebeye
    Yardım etmeye karar verdi.Eline küçük bir
    Makas alıp kozadaki deliği büyütmeye
    Başladı.Bunun üzerine kelebek kolayca
    Dışarı çıkıverdi.Fakat bedeni kuru ve
    Küçücük,kanatları buruşuk buruşuktu
    Adam izlemeye devam etti.Çünkü heran
    Kelebeğin kanatlarının açılıp genişliyeceğini
    Ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini
    Umuyordu.Ama bunlardan hiç biri olmadı !
    Kelebek hayatının geri kalanını kurumuş
    Bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde
    Sürüklenerek geçirdi.Ne kadar denesede
    Asla uçamadı.Adamın iyi niyeti ve yardım
    Severliği ile anlayamadığı şey,kozanın
    Kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin
    Daracık bir delikten çıkmak için göstermesi
    Gereken çabanın,Allah'ın kelebeğin
    Bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına
    Göndermek ve bu sayede de kozanın
    Kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda
    Uçmasını sağlamak için seçtiği yol
    Olduğuuydu.
    Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç
    Duyduğumuz şey çabalardır.Eğer Allah cc
    Yaşamda herhangibir çaba olmadan
    İlerlememize izin verseydi,o zaman bir
    Anlamda sakat kalırdık.O zaman
    Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik
    Asla uçamazdık.
    Güçlü olmak istedim.Ve Allah cc beni
    Güçlendirmek için zorluklar yolladı.
    Bilgelik istedim.Ve Allah cc çözmem için
    Sorunlar yolladı.
    Başarı istedim.Ve Allah cc bana çalışmam
    İçin zeka ve kas gücü verdi.
    Cesaret istedim.Ve Allah cc bana üstesinden
    Gelmem gereken sorunlar verdi.
    Sevgi istedim.Ve Allah cc bana yardımcı
    Olmam için sorunlu insanlar yolladı.
    " İstediğim hiç bir şeyi elde edemedim ama
    İhtiyaç duyduğum her şeyi elde ettim."

    Mahmut Dipsar Efendi

    Fakirden not :
    EY Talip..!
    Hayatında hiç bir zaman Allah'ın(azze ve celle)
    işine Karışma
    ama Allah'a karış.
  • "...Her yaşın onu devindiren güçleri vardır, ama insan her zaman aynıdır. Onu on yaşında pastalar, yirmi yaşında bir sevgili, otuz yaşında zevkler, kırk yaşında tutku, elli yaşında cimrilik yönetir. Acaba bilgelik ardında ne zaman koşar? Ne mutlu, farkında olmadan bilgeliğe götürülene!..."