• Kuşların tümü yağmur esnasında sığnak bulurlar.Ancak kartal,bulutların üzerinden uçarak yağmurdan sakınır.
    Sorunlar ortaktır;fakat yaklaşım farkı yaratır.
  • İnsan hayatta her daim sahip olduklarına şükredebilmeli...
    Mesela sabah gözünü açtığında çevresindeki güzellikleri görebildiği için ya da en basitinden bir kuş cıvıltısını, bir yaprak hışırtısını işitebildiği, düşündüklerini sözlerle ifade edebildiği için şükredebilmeli.
    Ne mutlu ki onu istediği an istediği yere taşıyabilecek sağlıklı ayakları, ihtiyaçlarını kendi giderebileceği kuvvetli elleri var. Yanında sevdikleriyle, sağlıklı bir hayat sürerken küçücük şeyleri büyütüp, mutsuz olmak niye?
    Sıradan hayatın bir parçası olarak gördüğümüz şeyler bazı insanlar için bir mucize, bir hayal niteliğindeyken çok küçük şeyleri kafaya takıp mutsuz olmaya hakkımız var mı?

    Bir sabah uyandığınızda koca bir karanlığın ortasına düşüverseniz ya da çevrenizdeki sesleri duyamaz, düşüncelerinizi ifade edemez hale gelseniz.
    Yahut eliniz, ayağınız tutmasa ne hissederdiniz ?

    Kimi insan hayatına doğarken engelli olarak başlıyor kimi insan ise sonradan hayatına engelli olarak devam ediyor. Hiç birimizin garantisi olmadığı şu dünyada her birimiz birer engelli adayıyız. Bu nedenle sağıklı başladığımız her gün için şükretmeyi öğrenmeli, çevremizdeki engelli bireylere acıyan gözlerle bakmak yerine onların engellerini görmezden gelerek engelsiz birer birey olarak iletişim kurmayı öğrenmeliyiz.

    Sol Ayağım, sıradan şeyler olarak gördüğüm şeyler üzerine bir kez daha düşünmemi sağladı. Okurken sürekli kendimi, çevremdeki insanları sorgulayıp durdum. Aslında bir çoğumuz farkındalık sahibi birer bireyken , dünyada bunca acı varken neden en ufak şeylerden şikayetlenecek kadar bencil oluyorduk? Neden sürekli göz ardı ediyorduk gözümüze küçük görünen fakat oldukça önemli olan şeyleri? Sahip olduklarımızla mutlu olmayı öğrenme farkındalığını sürekli aklımızda tutmak ve uygulamak için her zaman böyle kitaplar okuyup , kısa süre sonra yeniden eski hayatımıza dönmek yine aynı şeylere sitemlerde, şikayetlerde bulunmaya devam ederek kısır döngünün pençesinde debelenip durmak zorunda mıydık?
    Belli ki tek seferde bunu başaramıyorduk. O halde yavaş yavaş, küçük adımlarla başlamalı ve sabırlı olmalıydık...

    Kitabımıza geri dönecek olursak; Sol Ayağım, Christy Brown'ın kendi hayat hikayesini kaleme aldığı otobiyografi türündeki ilk eseridir Aynı zamanda yazarın Her gün Hüzün isimli diğer bir otobiyografisi de bulunmaktadır..



    " Christy Brown kimdir? "

    kısaca bilgi edinelim:)

    Christy Brown , 1932 yılında yirmi iki çocuklu bir ailenin hayatta kalmayı başarabilen 13 çocuğundan biri olarak Dublin'de dünyaya geldi. Doğuştan beyin felci olan Brown, konuşmasını ve sol ayağı dışındaki hareketlerini kontrol edemiyordu. Bu nedenle belli bir yaşa kadar hareket ve konuşma yeteneği olmaksızın hayatını sürdürmüştür. Doktorlar Brown'ın uzun süre yaşayamayacağını, zihinsel özürlü olduğunu söylesele rde annesi onun zihinsel olarak özrü olduğuna hiç bir zaman inanmamıştır. Her zaman oğlunun yanında olan Bayan Brown, oğlunun zihinsel herhangi bir özrü olmadığını da çabaları sonucunda kanıtlamayı başarmıştır. Christy Brown'ın sadece sol ayağını kullanarak resimleriyle, yazdıklarıyla kendini ifade etmeye çalışmış ve bunu başarmıştır. Daha sonra doktorların tedavi yöntemini değiştirerek ağırlıklı olarak fizik tedavi üzerinde yoğunlaşmasıyla Christy Brown, büyük özveri gösterip konuşmasında önemli gelişmeler kaydetmiştir. Doğuştan beyin felci olması, onun İrlanda edebiyatında önemli bir yer edinmesine engel olmamış ve yazarımız kaleme aldığı eserleriyle, yaşam hikayesiyle İrlanda edebiyatında önemli yazarlardan biri olarak yerini almış ve 1981 yılında 49 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Kısacık ömrüne birçok zorluğu sığdıran yazarımız aynı zamanda engeline rağmen gurur verici birçok başarıya da imza atmıştır.

    -
    Sol Ayağım, Christy Brown'ın sol ayağını ilk kez kullandığı andan belli bir yaşına kadar yaşadıklarını Christy Brown'ın gözünden okuyacağınız olağanüstü bir otobiyografi. Okurken her bir satırı adeta yüreğinize işleyecek diyebilirim. Christy'nin gösterdiği gelişmelere, hayatına araladığı pencereden tanık olurken onunla gülecek, onunla hüzünlenecek, onunla gururlanacaksınız. Christy, yeni tedavi sürecine girdiğinde doktoruna sol ayağını kullanmayacağına söz verdiği için ilk iki denemesinde kitabını kardeşlerinin yardımlarıyla kaleme almış daha sonra ise başarısın iki denemesine rağmen büyük bir sabırla baştan sona, kontrolü tamamen ele alıp kitabı sol ayağıyla bugün okuduğumuz hale getirmeyi başarmıştır.
    Elinizde tuttuğunuz kitabın tamı tamına üç sabırlı denemenin ürünü olarak ortaya çıkmış olması, üstelik doğuştan beyin felci olan bir bireyin kaleminden yazıya dökülmüş olması bu kitabın şans verilmeye fazlasıyla değer olmasının nedenlerinden yalnızca iki tanesi.
    Sol Ayağım'a mutlaka kitaplığınızda yer açmanızı tavsiye ediyorum.Ona şans verdiğinize asla pişman olmayacaksınız.