• Ve eğer başka herkes partinin dayatigı yalanı kabulemiyorsa eğer bütün kayıtlar aynı masalı söylüyorsa o zaman yalan tarihe geçecek ve gerçek olacaktı.
  • 148 syf.
    Siddhartha, benim, Hint düşüncesinden kurtulup özgürleşmemin dışavurumudur. tüm dogmalardan kurtulmak için tuttuğum yol Siddhartha'ya götürdü beni; yaşadığım sürece de bu yolda ilerleyeceğim doğaldır... Tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım bu kitapta.'
    HERMANN HESSE

    Siddhartha (sidarta) çocukken bile çok farklıydı, herkesin gıpta ile baktığı, çocukların arkadaş olmak için can attığı, anne ve babaların çocuklarına örnek gösterdiği içine kapanık kendi kafasında yaşayan ve ailesinin örf adetlerine sıkı sıkıya bağlı olan farklı bir çocuktu. Onun kafasının içi tıpkı sonsuz uzayı andırıyordu. Bitmek bilmeyen bir bilgi açlığı öğrenme isteği bütün zamanını alıyordu, Kendini bir türlü soyutlayamıyordu bu düşüncelerden. Bu yüzdendir ki mutlu olamıyor sürekli bir arayış içinde buluyordu kendini. Sırf bu yüzden evinden ayrıldı en yakın dostunu da yanına alarak düştü yollara hakikate ulaşmak için, kendini bulmak için gezdi durdu. Diyar diyar, şehir şehir gezdi, her gittiği yerde biriyle karşılaştı birilerinden bir şeyler öğrendi ama tatmin olmadı, bir türlü içinde ki açlığı tatmin olmaz bu isteği köreltemedi. Sonra Gautama Buddha ile yolları kesişti. Buddha'nın vaazlarını dinledi, onunla sohbet etti ve ne yazık ki onu çok sevmesine rağmen onun da felsefesini benimseyemedi, ve en yakın arkadaşı Govinda'yı Buddha ile bırakarak yoluna devam etti Buddha'nın yanından ayrıldıktan sonra bir anda kafasında şimşekler çaktı ve işte o zaman bazı şeylerin farkına vardı. Çocukluğundan beri aradığı şeyin aslında kendi içinde olduğu bilincine vardı. Sürekli inkar ettiği, sürekli görmek istemediği, sürekli kaçtığı kendi öz benliğini kabullenerek ve onu kendi istediği ölçüde kullanarak aslında hiç bir şey hiçbir öğreti benimsemesine gerek kalmadan aklını huzura kavuşturabileceğini öğrendi. Bundan sonrası için tüyo vermeyeceğim okuyun ve sevgili Siddhartta'nın daha nelerin farkına varıp hayatını nasıl yönlendirdiğini görün.

    İnsanlar hayatları boyunca hep bir arayış içinde oldular. Sürekli gelişmek ve ileriye dönük işler yapmak için çalışıp didindiler. Ne zaman ki teknoloji insanların beynini uyuşturur hale geldi işte o zaman insanların bir çoğu da kendilerini uyuşmuş zihinleriyle idame ettirmeye çalıştı. Beğenilme arzusu, geride kalmama arzusu, başkalarının hayatlarını merak etme, insanları asıl yapmaları gereken şeyden çok uzaklaştırdı. Peki neydi asıl yapılması gereken, neydi insanın kendini geliştirmesi için izleyeceği yollar, sonu gelmez soruların cevaplarının bulunduğu gizli hazinenin yeri neredeydi, Bu sorunun cevabı insanın kendinde saklıdır. Çünkü herkesin, her şeye verdiği tepki, bakış açısı, yaklaşımı farklıdır. İnsanları yargılamak, onlardan menfaat sağlamak en kolay şeydir. Asıl zor olan insanın kendini bilmesi, her şeyi kabullenebilecek zihin gücüne sahip olmasıdır. Elbette bunun için kalıplaşmış herkesin bildiği yollar vardır fakat genel olarak bunu insanın kendini sorgulayarak bulması, merak ettiği şeylere tarafsız bir biçimde kendi içinde cevap vermesi, ne ve kim olduğunu bilmesi çok önemlidir.

    Düşünün, herhangi bir olay karşısında gerekli cevaplara sahipseniz ve bu cevaplar kendi aklınızı meşgul eden sorulara karşılık tatmin edici bir şekilde karşınızda duruyorsa, size düşen önce bunları kabullenmek sonra bu cevaplarla ne yapacağınıza karar vermektir. Kendi kendinize mantıklı bir şekilde verdiğiniz cevaplar bazen sizi memnun etmeyebilir, ama gerçek olsan bu ise ve bu gerçek sizin hoşunuza gitmese bile sakın cevaplarınızı değiştirmeyin. Çünkü eğer doğru olan bu cevapları değiştirirseniz bu seferde hata olarak vuku bulacaktır. Burada yapılması gereken en önemli şey cevaplarınızı değiştirip hata yapmaktan ziyade bakış açınızı değiştirip sizi rahatlatacak yollar bulmaktır. Aklınızı huzura kavuşturmanın başlıca yollarından biri içinizi acıtan olaylar karşısında bakış açınızı değiştirip olaylara objektif yaklaşarak durumdan en az zararla ve ya sizi mutlu eden sonuçlarla ayrılmaktır.

    Okuyan herkese teşekkür ediyorum.

    Not: Eğer sonucu değiştiremiyorsanız sonuca odaklanmayın, sonuca giden yolları yeşertin. Çünkü göle giden yol bazen göl den daha güzeldir.

    Not not: Empati yapın, sadece kendi açınızdan değerlendirmeyin olayı, unutmayın herkes kendi açısından bir değerlendirme yaparsa o zaman aynı oranda herkes suçlu olur, çünkü kimse kendi suçluluğunu kabul etmez ve karşısındakini suçlar.

    Not not not: İnsanın yapmadığı şeylerden duyduğu pişmanlık yaptığı şeylerden duyduğu pişmanlıktan daha fazladır. Bu sebeple asla keşke yapsaydım dememek için ne gerekiyorsa yapın, çünkü giden zamanın telafisi yok maalesef. Gözünüzü bir anda 80 yaşında açmamak için hayatı dolu dolu ve sizi mutlu eden şeyler yaparak geçirin. Böylece yaşlandığınızda anlatacağınız çok şey olur ve bunları bitirene kadar zaten ölürsünüz :)