• Hiç, “bilimle uğraşın, bilim üretin, üretin ki gayrimüslimler bizi yönetmesin, kimse bizi hor görmesin” diyen din adamı duydunuz mu????
  • Bu adamın ( Günday yani,bu adam derken saygısızlık olarak algılamayın lütfen,okuduğum her eserinde biraz daha yaklaşıyor,biraz daha samimi oluyor,biraz daha arkadaş olarak görünüyor gözüme ) yazdığı her kitap beni şaşırtmaya,kendisine hayran bırakmaya devam ediyor.

    Kim ne düşünürse düşünsün yazdığı her kitap benim için yazılmış gibi değerli ve öğretici.

    Hakan Günday'la birlikte dolaşmadığım sokak,tanımadığım serseri,öğrenmediğim düşünce yapısı ve hayret etmediğim psikolojik tesbit kalmıyor,birikiyor,sanki Dante'nin Cehennem İlliüstrasyonu gibi kat kat yükselmeye devam ediyor.

    Günday kendisinin ve benim düşüncelerimin anarşisti,aykırı ama peşinden gidilesi adamı olmaya da devam edecek.

    Küçücük bir HİÇ'i koskoca müthiş lezzetli bir romana çevirip gözümüze ve gönlümüze sokan bir yetenek.Günday yazmaya devam ettiği müddetçe benim isyanım,asiliğim,uyanıklığım,öğrenme ve görme arzum katlanarak artacak.

    Hakan Günday'ı hepimiz az çok tanırız eserlerinin hangi sınıfa girdiğine ben hala karar verememiş olsam da (edebiyat ötesi olarak adlandırıyorum kendimce) okumaya hep devam edeceğim,çünkü bu tür yazar ve kitaplara açlığım okudukça artıyor.

    PİÇ romanı yine Psikolojik etkileri ile ön planda,yine derin karakter analizleri var.Bu eserde de yine hepimizin bildiği,gördüğü,çok yakınlarımızda şahit olduğumuz,belki de yaşadığımız hayatları irdeleyerek analiz etmemizi sağlıyor.Emin olun o 4 piç'in hayatı,düşünceleri,başlarından geçenleri okurken yine kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.

    Bu romanda diğer eserleri gibi büyük bir ustalıkla,cümle cambazlığı ile adeta eşsiz bir toplum ve karakter analiz kitabı.Psikoloji,sosyoloji aklınıza toplum ve insanla ilgili hangi bilim dalı gelirse içinde barındıran,ama bir o kadar da basit görünen ancak yazılması okunması kadar kolay olmayan bir eser.

    Bu adam neyin nasıl tahsilini gördü ki,herkesin bildiği olayları,karakterleri,hayatları sanki hiç haberimiz yokmuş,hiç duymamışız,görmemişiz gibi analiz edip düşüncelerimizi dürte dürte yazıp yaşatırcasına bizlere sunabiliyor?Nasıl bir beyin yapısı,nasıl bir zekası var anlamıyorum.


    Günday bazı okur arkadaşlarımız için aykırı gelebilir ama hayatın birebir kendisini yazan,senin benim görmek ve düşünmek istemediğimiz ayrıntılarını büyük bir ustalıkla kaleme döken,bizi düşünmeye,sorgulamaya,merak etmeye iten zamane ve düşünce anarşisti.iyi ki varsın Günday ve iyi ki yazıyorsun.


    Bu Günday incelemesi benim için son,bir daha Günday kitabına inceleme yazmayacağım.Her okuduğum Günday kitabını bitirip arka kapağı kapadığımda yüzü gözlerimin önüne geliyor,adeta pis pis sırıtarak 'Okudun mu bu konuda daha önce böylesini?'diye sorduğunu duyabiliyorum ve hemen düşünmeye başlıyorum.Yokki Abi!Yok O konuda böyle yazan,gelmiyor aklıma.Var mı sizin tanıdığınız,bildiğiniz bir yazar Günday gibi?Çıkarayım şunun karşısına dövüştürelim(aksiyon olur en azından )

    BU SON GÜNDAY İNCELEMESİ! (Umarım....)


    Alıntı :

    Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır.
    Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve
    şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır:
    insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür ve iki
    cephelerinde hayatlar gelişir. Duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. Medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. Bu yüzden duvar ustalığı kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. Var olan en kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir.Çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. Savunulması gereken ilk siperdir. Dünya üzerindeki mevcut düzenin devamı duvarların ayakta kalmasına bağlıdır. Elleri alçılı duvar ustalarından elleri paralı bankacılara kadar, duvarlar dünya nüfusunu gölgelerinde gizler. Ancak duvarın hangi tarafında olunduğuysa, hayat tarzını belirler. Geceyi sokakta geçirenlerse duvarların, dolayısıyla
    medeniyetin dışındadır. Çöp torbalarıyla aynı kaldırımda uyuyanlar duvarları delmek isteyenlerdir. Asla yıkmanın değil, ancak sadece geçebilecekleri kadar bir delik açmanın peşinde olan organik matkaplardır. Çünkü ister Sao Paulo'nun gecekondularında, ister Koumbala'nın ormanında, isterse de Malaga'nın sahilinde yaşasın, her insanın bir duvara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın devamı ise pencerelerdir. Duvarın diğer tarafındakileri izlemek için inşa edilmiş saydam duvarlar.
  • Alman bilim adamı kirpilerler le deney yapmış havaların soğuk olduğu zamanlar da kirpiler birbirine sokuluyor Muş ama bu sefer de dikenleri birbirine batıyormuş ayrılıyorlarmış bu sefer de soğukla baş edemiyor larmış en son bu kirpiler birbirlerine yaklaşacak mesafeyi bulmuş lar ne fazla sokul nede çok uzak dur insanlar da böyledir ..
  • Rafine şeker ve undan yapılmış besinleri yemiyor, meyveleri fazla kaçırmıyor ve günde en az yarım saat de yürüyorsanız size havada karada ölüm yok demektir.
  • Milli servetin, halk vicdanı ve millet aklının kurucusu olabilmek için çaba gösterin. Hayatta istediğiniz mesleği seçebilirsiniz; örneğin profesör, doktor, işçi, bilim insanı, tüccar, subay, din adamı, memur, köylü veya bakan olabilirsiniz, bu sizin yeteneklerinizle ve şartların uygun olup olmamasıyla ilgili bir durumdur. Fakat şunu hiçbir zaman unutmayın: Vücudunuz, aklınız ve ruhunuzun sahip olduğu bütün gücü vatanınıza ve halkınıza adamalısınız.
    Grigory Petrov
    Sayfa 50 - Koridor Yayıncılık
  • Yoldaşlar, bir yola düşmüşüz, gidiyoruz. Bu proletaryanın devrim yoludur. Devrim yolu her şeyden önce siyaset yoludur. Ve siyaset yolu Marks'ın "büyük Rus bilim adamı ve eleştirmeni" saydığı Çernişevski'nin sözünü daima doğru çıkarır:
    "Tarih yolu, Nevski caddesinin (Moskova'daki en büyük caddenin) yaya kaldırımı değildir. Tarihin yolu, durmaksızın kimi tozlu, kimi çamurlu alanlardan aşar, bataklıklardan, yarlardan ve uçurumlardan geçer. Toza boğulmaktan ve ayakkabılarını kirletmekten korkan kişi her türlü sosyal faaliyetten sakınsın."
  • hepsi ama hepsi,
    bir şeyleri, birilerini ve gerçeği inkar için
    yapılmış ve işlenmiş değiller miydi?
    faili sendin!
    bütün sevgilerimin ve aşkımın

    çözümün çok uzakta olmadığından emindim
    yanı başımdaydı, seni hissedebiliyordum
    anlayamadığım şey ise
    gerçekten anlaşılmaz olandı.
    yaşamımı en fazla sana harcıyordum
    ve senden olanlara…sözlerine, gözlerine, gülüşlerine
    ve kendimi,
    sevgimi,
    inkar yolunu seçmemin saçma olduğunu biliyordum.

    şimdi ise yeminim için çok garip bir sınavdan geçiyor gibiyim
    bir daha sevmeyecektim…seni unutacaktım…
    he, he canım..he, he…
    kalbi olmayana aşkı boşamak kolay…

    tıp ilmine göre, beynimizin iki yarısı var…
    değilim bilim adamı..okkalı terimler bilmem ben
    bu doğruya da, gözlerindeki idamıma bahse girerim
    beynimin bir yarısı sen, öbür yarısı ben..

    beynimin sen yarısından saklayıp, gizlediğim
    düşüncelerim çok tehlikeli olmaya başladı
    yıllarca seninle soru cevap tarzında
    sohbetler yapıp
    bir bardak çayda buluşmaya uğraştım
    seninle binlerce kez söyleşiler yapmış biriydim
    nasıl oluyordu da gönlümden geçeni
    seninle tartışmaya korkar hale gelmiştim?…

    değişiyor muydum?
    sevmiyor muydum, vaz mı geçiyordum?
    hiçbir zaman için sevgimden yakınmamış ve
    dermana da takviyenin gerektiği aşkına
    durmadan sevgi çoğaltan ben,
    değişiyor muydum?

    çok tehlikeli, çok…
    çok duygumun yaşamı değişecek …
    artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak,
    sevgiyi ve aşkı incitmeden,
    yok olup gitmeyi başaramıyacak mıyım?

    asıl hazin olan ise
    yaşamasına imkan tanımadığın hislerim
    artık bir iğne ucu büyüklüğünde

    ağlamalı mıyım?
    korkmalı mıyım?
    sevinmeli miyim?
    bilemedim ben...

    Abdulselam GÖZÜTOK