• 68 syf.
    ·Beğendi·6/10
    Kitabı elime alıp beni içine çekmesi ve bitirmem bir kaç saatimi almadı. Zweıg’in kalemine sağlık. Aşkı her satırda ilmek ilmek 🧶 dokumuş. Aşkı çok naif tertemiz yaşayan küçük bir yüreğin olağanüstü büyük serüvenine tanık oluyorsunuz okurken. Başlangıçta mektubu yazan kadını oldukça bencil bulsamda onun aşkının bunu gerektirdiğine inandım. Hayatını sevdiği adamın çocuğuna adaması hem üzücü bir okadar da taktire şayandı. Belkide hepimizin zihninde bu denli bir öyküsü vardır kim bilir. İnsan psikolojisini aşkla harmanlayan tek taraflı, beklentisiz saf bir sevginin öyküsü.
  • 368 syf.
    ·6 günde·Beğendi·8/10
    (Süpriz bozmayan ipucu içerir)

    BEYAZ MUHAFIZLAR=HARBİYELİLER
    (Kitaptaki tanımı)

    "1918 yılı sona ererken tehlike tehditi hızla yaklaşıyordu.Duvarların yıkılacağı, dehşete düşmüş şahinin Çar'ın kolundan havalanacağı, bronz lambadaki ışığın söneceği ve Yüzbaşının Kızı'nın sobada yanacağı günler geliyordu.Her ne kadar vefat etmiş anneleri çocuklarına "Yaşamaya devam edin."demiş olsa da onların kaderinde acı ve ölüm vardı."...diye başlıyor kitap ve en baştan herşeyi özetliyor.

    Bulgakov'un okuduğum ilk eseri olmasına rağmen, diğer kitaplarında kullandığı söylenen gayri ciddi ve hicivli üslubunu bu kitapta fazla göremedim.Acaba kitaba çok fazla kapıldığımdan ben mi farkedemedim diye düşünürken, Bulgakov'un bu kitapta hicv yapmadığını ifade eden bir sözünü buldum.
    "Rusya Devrimi'nin üzerine hicivli sözler söylemek imkansız.Zaten devrim, sosyalizmin; bolsevizm de marksizmin hicvedilmesidir."

    Öncelikle, daha çok devrim öncesi ortamı betimleyen ve devrimin gerekliliğini ifade eden Gorki'nin
    kitaplarından sonra, devrim sonrası oluşan karışıklığı anlatan bu kitap, olaylara farklı bir yönden bakmamı sağladı.Bu konuyla ilgili yandaş ve muhalif yazarların eserlerini okumadan yorum yapmanın fazlasıyla eksik olacağını anlamış oldum.

    Beyaz Muhafız "Komunist kahraman içermediği gerekçesiyle" yasaklanmış bir kitapmış.
    "Marksist kurama göre komunist toplumda sanatçılar, toplumun ulaştığı düzeyi açıklayıp kutlamak zorundadırlar, bunu yapmayanlar hoş görülmez, dolayısıyla bastırılır."

    Peki neler var bu kitapta?

    Birbirlerine muhalefet görünüp, kapalı kapılar ardında topraklarını birbirine satan ve kendi çıkarlarını korumak için ilk fırsatta kaçan siyasiler...Savaşın ortasında karargah ihanetine maruz kalıp ne yapacağını şaşıran askerler, en hayati kararları kendi başlarına almak durumunda kalan generaller...Olayları önceden sezip ülkeden kaçanlar, veya umursamayıp her gelene alkış tutan yığınlar...Sehirlerinin içinde ve dışında neler oldugundan bihaber, ama kulaktan dolma bilgilerle, kendi insanlarına karşı nedensiz bir nefret içinde olan, onları aşağılayan insanlar... Daha neler neler...Yasaklanması için bunlardan birinden bile bahsetmek yeterli olsa gerek.

    Kitabın bir yerinde Tolstoy'un Savaş ve Barış'ından övgüyle bahsedilir ve bu eserin başarısı Tolstoy'un bir topçu subayı olmasına bağlanır. Bu kitap da bir doktorun gözünden yazılmış bir iç savaş kitabi.

    Okuduğum ilk eseri olduğu için diğer eserleriyle bir karşılaştırma yapamıyorum. Ama yaşananların gerçekliği eseri yeterince çarpıcı yapıyor. Sadece nacizane tavsiyem öncesinde "Devrim Öncesi ve Sonrası Ukrayna" konulu tarihi bir araştırma yapılırsa daha verimli bir okuma gerçekleştirilebilir.

    Peki bu kitaptan neler ögrendim?
    Farklı dillerde de olsa, hep benzer tanımlanan "savaş" gerçeği...
    Siyasiler tarafından kimi zaman bir satranç oyunu, kimi zaman da sonucu zaten belli olan, ama başka hesapların gerçekleştirilmesi için bilerek oluşturulan bir ortam iken, savaşanlar için amaç "Yüreğindeki ve yuvasındaki barışı korumaktı.Bu amaçla savaşa gidiyorlardı.Gerçek bilinseydi ,birinin savaşmak için tek gerekçesi bu olurdu."

    Yüreğindeki ve yuvasındaki barışı korumak...

    Kesinlikle okunmaya değer bir kitap.Iyi okumalar dilerim..:)
  • 518 syf.
    ·13 günde·8/10
    Doktor olan bir babanın kızının öldürülmesinin ardından katili bulmak için meslek etiğine karşı gelerek yapmış olduğu bir klonlama olayı. Kızının katilini bulmayı bir takıntı haline getirerek yaptığı hata.

    Dili güzel, anlatımı hoştu. Bilimkurgu severlerin kaçırmaması gereken film tadında bir kitap. Okurken sanki bir film izliyormuşum gibi okudum.
    Her mesleğin bir etiği olmalı. Doktorluğun etiği en önemlisi.

    Yoğun işlerim nedeniyle ara vererek okumama rağmen sevdim bu kitabı. Sonu ise gerçekten etkileyiciydi. Kitabı kapattıktan sonra bazı şeyleri o babaya söylemek istedim sanki. Ama söyleyememenin rahatsızlığını hissettim. Gerçek bilinseydi ne olurdu, nasıl hareket edilirdi acaba?
    Adalet sistemi de sorgulanmalı mı acaba? Sadece bir tek veriye dayanarak ne sonuçlar verilebiliyor.

    Kitapla ilgili ipucu vermeden içimdekileri anlatmaya çalıştım.
    Sonuç olarak kitabın diğer popüler kitaplar listesine girmemesine şaşırdım. Tanıtımı fazla yapılamadı sanırım. Ben beğendim. Umarım sizler de beğenirsiniz.

    İyi haftasonları, iyi okumalar..
    En güzel dostlarınız kitaplarınız olsun.