• Az önce radyoda rastladığım şarkı;

    "Gel yabani gör halimi
    El bana ben sana deli"

    Bilmem anlatabildim mi?


    https://youtu.be/Cv99MZBVHcY
  • Şimdi mesela birisi olsa çok sevsem, saat zaten gecenin bilmem kaçı. Yanımda olmasa da görüntülü ararım mesela daha önceden, uyuyuşunu izlerim abi, nefes alışverişini, çünkü hayatta olması bile huzur verir yani anlatabildim mi.. Döner arada, üstü açılır mesela uyarırım: kalk, üşütme derim, hasta olacaksın, uyanmazsa da dua ederim hasta olmasın diye. Uyuyakalırım sonra belki çok yorulmuşumdur. Sabah bi ses duyarsın hadi uyann, yanağına bi öpücük kondurur taa uzaklardan ama hissedersin, çünkü seviyorsundur deliler gibi ve onun da seni sevdiğini biliyorsundur. Ne bileyim ilginç duygular, güzel olurdu elbet ama baksanıza bütün bu hayalin içinde bile sevgi belirtisi olan bir tek kelime kullanamadım, hepimizin sevdiklerine kavuşması dileğiyle'
  • Her şeyini herkesten evvel “bana” söylemen lazım değil mi?
    Seni benim kadar, hatta benden başka kim dinler?
    Kim seninle beraber üzülür?
  • Formula 1 tabiriyle "Blokaj" problemi var insanlarda. Yani 320 km hızla sağa sola saydırırken hızı 70 km'ye düşürmekte zorlanıyorlar; sonra bir bakmışsın motor yanmış, alevler tüm arabaya sıçramış. Köpük yetmiyor söndürmek için. Hortumla su tazyiklemek gerekiyor. Anlatabildim mi bilmiyorum ¿

    Kimisi "İstanbul senin ananı s..." diyor, kimisi "İstanbuulll! Bebeğiiimmm yine gelicem, bekle beni, öptüm!" diyor. Kimisi karşısındakine yolda görse yüzüne karşı edemeyeceği  küfürleri burada pervasızca eder, kimisi anasına küfür edilince gülerek karşılar, kimisinin annesi kutsalıdır, kesinlikle edilen küfürü kaldıramaz(ki bence doğru olan budur)... Örnekler çoğaltılabilir. Herkesin mizacı aynı değil söylemeye çalıştığım.

    İyi ki Müslüman değilmişim... İyi ki Aziz Nesinciyim... S... olup gitsin özgürlüğe karşı çıkanlar... v.b cümleler kuran Öğretmen!

    Yanlış milletin içinde olduğunuzu düşünmeniz insanları hiç rahatsız etmemiş gibi üzerine bu tavrınızı "Türkçe yurdum olmasa" çoktan başka topraklara gitmek isterdim gibi kelime oyunlarıyla doldurmaya çalıştınız önce. Sonra iletinizi tekrar paylaşınca tepki gösterenler yavaş yavaş gelmeye, yorumlar yapmaya başladılar. Dikkatimi çeken şey, siz normalde kitaplarla ilgili, edebiyatla ilgili şeyler paylaştığınızda hatırı sayılır beğeni alırdınız ve fakat bu paylaşımınızla ne kadar uğraşırsanız uğraşın yanınıza çekmeye çalıştığınız kişiler olmasına rağmen büyük bir tepki gördünüz. Sizde farketmişsinizdir. Bu size bir şey anlatmıyor mu? Nerede hata yaptım diye kendinizi sorgulamıyor musunuz?

    Bizlerin değil ve fakat  "Avrupalılar" ın isminize verdiği anlama yaraşır şekilde bir tavır takındınız dün gece. Şöyle ki, sana kendi üslubuna benzer (burada küfürü kastetmiyorum) bir üslupla cevap verildiğinde dahi eleştiri hazmedemeyen bir mideye sahip olacaksın, karşı tarafın anasını nasıl altına aldığın ile ilgili  "edebi!" küfürler edeceksin (öğretmen olduğun için herhalde), insanların kutsal olarak addettikleri değerlerine tabiri caizse kayaları fırlatacaksın, sonra s.. olup gitsin özgürlüğe karşı çıkanlar diyeceksin! Breh breh breh... Üzülerek söylüyorum ki, size isminizle dahi hitap etmekten soğuttunuz beni.

    Kutsal olarak addedilen dedim dikkatinizi çekerim... Her koyun kendi bacağından asılır, demişler. Kimin neye taptığı beni ilgilendirmez; kimisi Allahu Teala'ya tapar, kimisi paraya tapar, kimisi Aziz Nesin'e tapar, kimisi arabaya tapar, kimisi kaşar peynirine tapar, kimisi bir çift göğüse tapar vesaire... Ayrıca görünen o ki özgürlük tanımları insandan insana değişir.

    Eğer sadece Türk dilini "Vatan" olarak görüyorsanız, bu topraklarda sizi tutan başka değerler yok ise dünya haritası üzerinde herhangi bir yer seçip orada zaten dilediğiniz gibi pek ala yaşayabilirsiniz. Lakin bir şeyler sormak isterim: Savunduğunuz ideoloji, hayat görüşü ya da ne derseniz deyin şu isimlerin vatan hakkındaki düşünceleri size ne gibi şeyler anlatıyor: Mesela Deniz Gezmiş'in vatana bakış açısı size ne düşündürüyor? Namık Kemal'in, Mehmet Akif Ersoy' un satırları sizin bünyede nasıl bir etki yapıyor? Mustafa Kemal Atatürk, bir öğretmen olarak hiçbir şey öğretmedi mi size? İkinci olarak, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali, Ahmet Hamdi Tanpınar veya bir öğretmen olarak Aziz Nesin'in oğlu Hüseyin Ali Nesin'in üslupları hiç mi bir şey çağrıştırmadı?

    Ben Müslüman bir Türküm. Bu topraklarda insanların analarına, bayrağa ve inançlarına olan hassasiyetleri birer kaygan zemindir. Ateist olup da inancıma hoş gözle bakanlar olduğu gibi, bu vatan hakkında sizin dile getirdiğiniz düşünceleri aklından dahi geçirmekten utanan ateistler de var. Çocuğum yok. Siz nerede öğretmenlik yapıyorsunuz\ ya da yapıyor musunuz bilmem. Eğer çocuğum öğretmenlik yaptığınız okulda okuyor olsaydı, dün gece ağzınızdan çıkan sakil sakil ifadelerden, insanlara cevap veriş şeklinizden(defol gitler, küfürler) sonra pire için yorganı yakar, çocuğumu sizden uzaklaştırmak için okuldan alırdım.

    #43760281

    Son olarak, insanlar sizi takipten çıkınca kimin ne olduğu ortaya çıktı gibi bir yorum daha atmışsınız. Yakışmadı öğretmen! Yakışmadı...Ne diyeyim ki daha.
  • O kırdığın kalp , annenin porselen takımı değil ,Yakışıklı !!!
    Bilmem anlatabildim mi ?

    ~ A ~
  • Sponsorlu kitap incelemesi de başlamış.

    Aklıma Hasan Ali Toptaş’ın kitapları geldi. Birçok yerde bahsettiği gibi Toptaş ilk kitabını kendi imkanları ile bastırdığında kimse okumamış. O da kitaplarını Reno Toros’un arka bagajında getirip evdeki çekyatın altına sıkıştırmış. Sonra baktı ki olmuyor, bu işlerden vazgeçmiş. “İlk kitabımı bastırdığımda dünya etrafımda dönecek sanmıştım. Demek ki öyle değilmiş.” diyor.

    Sonrasında bir arkadaşı izin almadan (iyi ki) Yalnızlıklar kitabını bir Kuzey Avrupa ülkesinde bastırmış. Böylece de yazar, okuruyla buluşmuş.

    Bilmem anlatabildim mi? Keşke herkesin imkanı iyi olsa mı demek lazım yoksa zorluklar içinde kendine yer edinmek mi gerekir demeli?
  • Geceye kısa bir not!
    Yani, insan isterse herşeyi başarabilir.
    İstemezse hiç bir şeyi elde edemez.
    Ona zorla bir şey yaptıramazsınız. Her insanın kendine özel yeteneği var. O yüzden; önce bir şeyi sevecek ki, sonra ortaya güzel bir şeyler çıksın. Yeter ki her insan kendi içsel gücünün, farkına varabilse, ne cevherler ortaya çıkar. Ama beyin uyku da, kalp de ya gönül peşinde, ya da mutlu olacam diye, mutsuzluk peşinde olursa hiç bir başarı, doğruyu bırak, yanlış orantı da olsa birey başaramaz. Bilmem anlatabildim mi?