• 163 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Merhaba:)En sevdiğim kitabın incelemesini yapmak için doğru zamanı bekliyordum buna layık dahi değilim zaten cesarette gösteremiyordum şuan içimden yazmak geldi sadece bir kitapta kendimi bulacağımı bilemezdim dostlarim. mükemmel bir kitap. böyle kitaplar okuyunca pis dünyadan uzaklaşıyor insan..
    benim için dünyanın en sürükleyici en başarılı romanıdır.Dostoyevski tarzinda olmasi benim icin yine farkli bir özelliği her yıl tekrar tekrar okumaya çalışıyorum yine de doyamıyorum ismi geçince burda alıntılarını gördükçe inanın farklı hissediyorum hem burukluk hem mutluluk bir arada bilmiyorum sabahattin ali'nin bu kadar yalin bir dille beni nasil ayni duygularla sardigini anlatamıyorum.Üstadin okuduğum ilk kitabıydı. tuhaf bir his bırakıyor hep sonunda içimde elime aldiğimda; biraz özlem, biraz duygusallık, biraz da huzur. okuduğum ilk kitabıyla çok sevdim Sabahattin ali’yi. benim gözümde ince, narin, saygılı ve hassas kalpli bir adam imajını çizdi. çünkü böyle olmayan bir adamdan o satırlar dökülemez diye düşünüyorum.Ama Sabahattin ali, hiçbir yazarla karşılaştırılamaz. nevi şahsına münhasırdır bunu ekleyeyim.Ayrica diğer eserlerini de okudum aynı güzel tadı hep aldım.
    Raif efendi’yi o kadar çok sevdim ki, kitabın sonunda oturup ağlayasım gelmişti. raif efendi karakteri daha güzel anlatılamazdı. şimdi yine duygulandım, bilmiyorum niye ama bu kitabın bende özel bir yeri var. bilmiyorum neden raif'in bu icine kapanis hikayesi, kara kapli defterinde sakladigi aski ve berlin sokaklarinin maria'dan sonra nasil ruhen degistigi beni bu kadar derinden üzmüştü.Cevremizdeki insanların ve hatta kendi yalnızlığımızın farkına varmak için, arada bir mesela 2-3 yılda bir tekrarlanmalı bu okuma bana göre.Bitirince ağlayan tek kişinin ben olmadığımi gördüğümden beri kitabin farkliligindan eminim Şu da var unutmadan;
    Türk edebiyatının en değerli, en derin romanlarından birinin, insanların aklında bir instagram sosyal medya malzemesi olarak yer etmesi ne kadar üzücü değil mi ayrıca ? fotoğrafını paylaşanlara kızdığımdan da değil aslında, herkesin sevgisini gösterme şekli ya da motivasyonu farklı sonuçta ama bu kadar değerli bir yazın nasıl böyle sıradanlaştırıldı hiç anlayamıyorum. Popüler kültüre kurban gitsin istemiyorum ya o kadar ünlü oldu ki "okudum" demeye utanıyorum...kahve ile cekilmiş fotografı 40 tl sadece kitap 20 tl :)Her neyse..
    hayatı asıl yönlendiren şeylerin teferruatlar olduğunu, hayatın içindeki görece kısa olan bir zaman diliminin aslında koca bir hayat olduğunu hatırlatan roman bana..
    özümüzde , hepimizin içinde derinlerde bir yerlerde "raif efendi" karakteri var. ve hepimizin hayatında bir "maria puder" olmuştur. bu eseri bu kadar kıymetli yapan da bu bence.., okuyan herkese cömertçe bir payın düşeceği mirastır. sevmiş, tutulmuş, özlemiş, hüzünlenmiş, yanmış, korkmuş her kişinin hissettiği, çoğumuzun da fikren vücuda dahi getiremediği, kelimelere dökemediği duyguları karakterlerin şahsında bizim aynadaki aksimiz gibi tasvir etmiştir. maria puder ve raif efendi'nin şahsında tüm hazin sonların muhatapları için gözyaşı döktürmüştür
    kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. bunun sebebi herhalde, 'bu öyle olmayabilirdi!' düşüncesi çıkardığım bu oldu..
    sevgi de imkansızlık ve fedakarlığı yaşayana hatırlatan değerli eser..bir resim sergisindeki tablodan yola çıkarak kahramanların iç dünyasını keşfedebileceğiniz çok güzel bir eser.
    her insanın mutlaka yaşadığı o aşk duygusunu hissettiren, aşkı en yalın haliyle anlatan bir eser aynı zamanda kesinlikle
    raif efendi duygularını, yalnızlığını, üzüntülerini anlatırken yüreğim sızladı diyebilirim.
    Raif’in kabulleneci tavrı, bu kadar mücadeleden uzak, pasif yaşayan biri olması beni daralttı bazen cidden Raif'in maria'dan sonra kabuğuna çekilip, o günlerin acısıyla hayatını idame ettirmesi, ruhunu hâlâ o Almanya sokaklarında, birlikte gezdiği maria'ya bırakması, fiziksel ruhunun ise herşeye eyvallah demesi, eve ekmek parası getirmek için herşeye tamam demesi.. insan düşünüyor ama neden? mutlu olmayacağını bile bile bir başkasıyla neden evlendi raif? ondan çocuklar yaptı? bütün varını yoğunu maria'nın yanına gitmek için harcamalıydı. maria ise keşke o türk diye bahsettiği kişinin ismini verse idi annesine, çocuk bari tanısaydı babasını, hoş babasından ruhen geriye ne kaldıysa artık. hadi herşeyi geçtim, o treni durdursaydın, çocuğuna sıkı sıkıya sarılsaydın be adam!Bitirdikten sonra raif efendi'nin babasından kalan tüm malı kaptırıp sefalet içinde yaşayıp gitmesini hala sindiremedim.
    ahh Maria puder! mutluluk en çok sana yakışırdı. kürk mantolu madonna'yı yeniden çizebilseydin keşke kaderin olarak kalmasına izin vermeden önce... yüreğimi dağladın güzel yürekli ve güçlü kadın!
    ahh Raif! daha güçlü olsaydın keşke. fedakarlık, kaybettiğin kişi için hayatını feda etmek değildir; kaybetmeye dayanamayacağına inandığın kişi için hayatını ortaya koyarak mücadele etmektir. çok yazık...
    Keşke devamını yazsaydın Üstadım ya her okuduğumda bu sorularla kafayı yiyecek gibi oluyorum.
    Sizlere iyi okumalar:)

    Iyi ki yazdın, iyi ki var oldun, iyi ki seni tanıdım..
    #Ruhun Şad olsun Üstadım..
  • Bir aşk birçok aşktan yapılıyor. Ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde.
  • 163 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10·
    Aslında roman okumayı çok sevmeyen biri olarak; biraz tereddütle yaklaştığım, biraz da popülaritesinin etkisiyle okumaya karar verdiğim Kürk Mantolu Madonna, Sebahattin Ali'nin okuduğum ilk eseri oldu. Sırf Sebahattin Ali'nin muhteşem tasvirlerini, cümlelerindeki berraklığını deneyimlemek, herkesin kendinden ya da tanıdıklarından birşeyler bulabileceği karakterlerin etkileyici hikayesini öğrenmek için bile bu eserin okunabileceğini gördüm.

    Raif Efendi ile Maria Puder'in arasındaki aşk etrafında kurgulanmış Kürk Mantolu Madonna.

    Raif Bey hayatının akışını tamamiyle başkalarının insafına terk etmek yoluyla intihar etmiş iki defa âdeta. Önce hayatının aşkının kendisini terkettiği ve bir daha asla kimseyi sevemeyeceği düşüncesiyle hayata ve insanlara küsüyor. İkinci "intiharında" ise aşkını kendisinden ayıranın ölüm gerçeği olduğunu öğrendiğinde; Maria'ya karşı yıllarca bulunduğu haksız itham için kendisini affedemiyor.

    Eserde, iç dünyasında erozyon yaşayan karakterlerin inişli çıkışlı ruh halleri, yazarın kelimelere ve cümlelere yaptığı dokunuşlarla ustaca resmedilmiş. Hayata ve aşka dair yer alan veciz ifadeler ise ayrı bir tat katmış.

    Hani önemli bulduğunuz fakat tarif etmekte zorlandığınız olayları veya insanları benzerlikler ve karşılaştırmalar yoluyla açıklamaya çalışırsınız ya! Bu Romanı okurken Raif efendiyi Tutunamayanlar'ın Selim Işık'ına, Maria'yı da kısmen de olsa Ama Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'nun Müzeyyen'ine benzetmek mümkün. Yazarın üslubunda, Dostoyevski izleri var gibi. Romanın kendisi ise birbirine kavuşamayan aşıkların hüzünlü hikayesini anlatan ve başından kalkamadığınız bir Yeşilçam filmi kıvamında. Karakterlerin mimik, hal ve edaları o kadar güzel, yalın ve isabetli biçimde ifade edilmiş ki; hem onları karşınızda görür gibi oluyorsunuz, hem de bu kişiler, bu duruşlar bundan daha iyi anlatılamazdı düşüncesine kapılıyorsunuz.

    Ve okuduğunuzda, kitabın bu denli popüler olmayı fazlasıyla hakettiğini anlıyorsunuz.
  • 68 syf.
    ·10/10
    Kitabı ikinci okuyuşum ve eminim ki çok seferler daha okuyacağım. Henüz okumamış olanlara da hiç vakit kaybetmemelerini öneriyorum. Her yaşta, her ruh halinde, kadın erkek, birini sebepsizce sevmiş olan herkes bu yaşam öyküsünde bir parça kendini bulacaktır.
    Ben kitaptan gerçekten çok etkilendim. Okurken kalbim hızlandı, gözlerim doldu, her cümlenin altını çizmemek için kendimi zor tuttum. Duygu tasvirleri gerçekten büyüleyiciydi. Sonsuz bağlılık, sadakat, tutku, hayal kırıklığı, aşk ve ızdırap daha güzel anlatılamazdı. Kitabı sadece okumadım onu ciddi anlamda duydum, gördüm ve tüm benliğimle hissettim diyebilirim.
    Kitapta en çok dikkatimi çeken şey ise yazarın kadın duygularını bu kadar iyi tasvir edebilmesi. Okurken yazan kişinin o bilinmeyen kadın değil de Zweig olduğu gerçeği çok inanılmaz geliyor. Yazıma, üsluba, psikolojik tahlillere hayran olmamak elde değil. Uzun uzun Stefan Zweig'i, yazım tarzını, konu seçimlerini vs. övebilirim ama buna gerek yok. Zweig'in bir eserini bile okumuş biri, onun çağının ötesinde bir yazar olduğunu hemen farkedecektir.
  • 172 syf.
    ·2 günde
    İncelemem spoiler içerebilir.Dikkat!

    Kitap fakir bir devlet memuru olan Makar Alekseyevich ile uzaktan akrabası olan Varvara Alekseyevna arasındaki ilişkiyi konu alır. Mektup şeklinde yazılmış bu kitap aslında dönemin Rusya'sının aynasıdır.

    İnsanların nasıl ekonomik sorunlar yaşadığını bunları nasıl karşıladıklarını ve bu sıkıntılar içinde birbirleri ile olan dayanışma ve yardımlaşmaları konu alır. Aslında hikayede gizlenmiş bir aşk hikayesi de vardır. Makar ve Varvara sürekli birbirleri ile mektuplaşır birbirlerine destek olurlar. Makar elinde olan azıcık bir varlığı bile Varvara için harcamaktan ve ekonomik sıkıntıya girmekten çekinmez. Ama sonunda ikisininde tüm kaynakları tükenir ve umutsuzluğa sürüklenirler. Varvara zengin bir adamla tanışır ve onunla evlenmeye karar verir. Başta makar da bu konuya olumlu yaklaşır ama Varvara gittikten sonra onsuz yaşayamayacağını anlar…

    Kitabın içeriğini bitirdikten sonra benim düşünce ve duygularıma gelirsek:

    Dostoyevski'nin ilk romanı "İnsancıklar" ve 1846 da yayınlanmış.Yirmili yaşlarda yazdığı bu eser, yeteneğinin bir göstergesi olmuş bence. Rus yazarın "SUÇ VE CEZA" ile "KARAMAZOV KARDEŞLER" eserlerini daha önce okudum. Çünkü dünyaca tanınmış en güzel eserleri olarak bilinir bu iki eser. İnsancıklar da güzel ve oldukça etkileyici. Bazı sahneleri var ki çok duygulanıyorsunuz, içiniz eziliyor. Yoksulluk ve yoksunluk bu kadar iyi anlatılamazdı. Size de okumanızı tavsiye edeceğim güzel bir klasik.
  • 528 syf.
    Kitabı ilk Wattpad e okudum güzel yazarımızı orda da takip ediyorum ve okuyucuya saygılı sevgili yazarlarımızdan başladığımız için bizleri kırmamak adına sonuna kadar okumamiz için bizlere destek oldu çok teşekkür eder başarılarının ve kitaplarının devamını diliyorum.

    Kitabımızda sevginin zaman içinde yerini ve kendini bulma savaşı vardır. Kızımız sevdiği için isyankar, oğlumuz ise Karadeniz'in hırçınlığınin yanında sevdiğini kaybettiği için asi, sonunda kimin kimi neden kaybettiği ortaya çıkıyor ve aşk da sevgide yerini buluyor.
    Bu kadar gizemli anlatılamazdı herhalde . Bir solukta okuyacağınız güzel akıcı bir kitap, okuyun pişman olmayacaksınız.