• 224 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Herkese selam olsun .. Bu incelemede zerre işsizlik veya goygoy olmayacak .. Konu hassas ... İnananı için de , inanmayanı için de hassas .. O yüzden kısa tutarak kimseyi incitmeden , kimsenin kalbini kırmadan bitirmeye çalışıcam .. En başından hemen belirteyim ki az sonra yazdıklarımı okuyacak tüm İNANAN arkadaşlardan peşinen özür dilerim .. Böylesi zıt ve adaba aykırı kavramları, inançlar ve onlara ait değerler ile bir arada sizlere sunduğumdan dolayı .. Lakin başka çarem yok .. Evet bazen sinirlenip insanların kalbini kırıyor olabilirim tartışırken , kendim inanmıyor da olabilirim .. Samimi olduğum insanlarla kıyasıya da tartışmaya girmişimdir ama samimi olmadığım kimseye kalkıp da niçin inanıyorsun/ inanmıyorsun demem ..Benim tepki koyduğum nokta HURAFELERDİR .. Peygamber göğe mi yükselmiş ? Gökten koç mu inmiş ? Yok efendim ay yarılmış yeryüzüne mi düşmüş ? Bunlar iİNANÇTIR.. Kimseye buna niçin inanıyorsun deme hakkımız yok .. En azından benim yok ; bana kimse sen niçin inanmıyorsun demediği müddetçe .. Bunlar dini akidenin kabul edilmiş değerleri .. Ben dediğim gibi hurafelerden bahsedeceğim size ... Şimdi şuraya Bakara Suresi 260. ayeti bırakıyorum .. Hemen belirteyim ki, Kuran'ı 7 kez baştan sona , 4 kez de hadislerle beraber geliş sırasına göre okumuş bir insan olarak bu ayetin ne için geldiğini ben kendi şahsım adına gayet iyi biliyorum .. Ayet cımbızlamak da değil amacım .. Zaten bahse konu olay ayet de değil .. Ellerini ovuşturan tayfaya selam olsun böylelikle ..

    وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْـيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ

    الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءاً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْياًۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟

    Diyanet 'in sitesinde bu ayetin mealinin karşılığında şu yazıyor:

    "İbrâhim "Rabbim! Ölüleri nasıl diriltiyorsun, bana göster!" deyince, rabbi "Yoksa inanmıyor musun?" demişti. O "Hayır inanıyorum, fakat kalbim tam kanaat getirsin diye" cevabını verdi. Rabbi "Kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra (parçalayıp) her bir tepeye onlardan bir parça bırak, sonra onları çağır. Koşarak sana gelecekler ve şunu bil ki, Allah hep galiptir ve hikmet sahibidir" buyurdu."

    Kendim de elimdeki üç ayrı nüshadan kontrol ettim .. Biri annemin ikisi benim olmak üzere .. Netten de farklı meallere baktım .. Üç aşağı beş yukarı anlam aynı .. Anlamın bütünlüğünü bozacak uç noktalar yok .. Öncesi ve sonrasındaki ayetlere de bakacak olsak konu , size az sonra bahsedeceklerimle UZAKTAN YAKINDAN ALAKALI DEĞİL !

    Şimdi ismini vermek istemediğim bir şeyh ya da hoca oturup bir kitap çeviriyor .. Ona göre EVLİYAULLAH dediği tayfadan ... Ve o çevrilen kitapta söz konusu olan bu ve farklı ayetler, "uzuvlara" okunduğunda faydalar sağlanacaktır deniyor.. Nakil hesabı yani sizin anlayacağınız.. Başkasından naklediliyor.. Bu ayeti niçin ya da hangi uzuva okuyorlar derseniz .. Cevap vereyim : TENASÜL UZUVU için ! Bitmiyor .. Devam ediliyor .. Tarifler veriliyor .. Tenasül uzvunun zayıflığının giderilmesi için bu ayet suya okunur üflenir .. Suyun bir kısmı tenasül uzvuna serpilir .. Suyun geri kalanı içilir falan fistan gülistan ...

    Bakın kendim inandığım dönemde de örnek bir müslüman değildim .. Hiçbir zaman da olamadım .. Ama o dönemde de açtım okudum .. Okuduğum için de biliyorum ki Bakara suresinin 260 ve 270 arasında yer alan kısmı sadaka ve infakla alakalı kısım .. Olayın özü , anlatılmak istenen YARDIMLAŞMA! Burda geçen ölüleri DİRİLTMEK kısmını getirip viagra mantığıyla tenasül uzvunun sağlık sıhhatine bağlamak müslümanlığın ,islamın neresine düşüyor ?!?! Bu nasıl bir akıldır ?! Bu ne izansızlıktır yauv ?!?!? Cidden şunu bana inandığım dönemde biri söylemiş olsaydı döve döve öldürürdüm heralde onu .. Başkası adına utanmak denen bir terim var ya .. Şu an onu yaşıyorum .. Tekrar inanan arkadaşlardan özür dilerim .. Bunu diyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama işte burda söylüyorum .. İslam denen bir din varsa , gerçek İslam bu değil .. Gerçek müslümanlık da bu değil ! Böyle şey olmaz ! Bu ayetin cinsel hayatımız ve sağlığımızla uzaktan yakından bir alakası yok !! Yani Kuran' da buna dair bir ayet var mıdır bilmiyorum .. Benim okuduğum dönemde böyle birşey yoktu , benim gözüme çarpmadı .. Yok diye biliyorum .. Bu alanda yetkin isim ürologlar .. Ve bugüne dek tenasül uzvunu diriltmek için Bakara suresi okuyan HİÇ KİMSEYİ GÖRMEDİM ! Gördüm diyen varsa söylesin ! Buyur canım kardeşim ..Bu neyin kafasıdır ?!?Açıkla bana !

    Bunları niçin anlattım .. İşte burda söz konusu olan şeyhin , şıhın , hocanın ağzından çıkanlar , bunları dinleyen söz konusu cemaat için artık gerçek denilen dinin yerini alıyor.. İslam'da bir bilgiyi doğrulatacaksan kanaat önderleri ve kaynaklar bellidir .. Hadise mi bakıyorsun ? Sahih hadisleri kim kaleme almış bellidir ! Mezhep imamları ortadadır ! Kim ne demiş hepsi kabak gibi yazıyor .. Apaçık ortada kardeşim ! Tasavvuf denilen yapılarla sulandırılan din bozulduğu ve yozlaştığı için ; bu tasavvuf ekolleri zamanla ayrı bir din , bu tarikat önderleri de açıktan ilan edemeseler de peygambere dönüştükleri için incelemesini yazdığım bu kitap ve verdiğim örnekle sizlerle buradayız şu dakikalarda .. Ben şu örnek söz konusu olduğunda Kuran 'da sahihliğini ararım .. Dört mezhep imamını ararım ..Hiçbir şey bulamasam sahabede ararım .. Onları görenlerde ararım .. Bunun orada yeri bellidir .. HAŞA MAŞA DEME BANA !!

    Gel sana bir örnek vereyim ben o zaman ..Madem haşa diyorsun .. X tarikatı şeyhi .. Birçoğumuz duymuşuzdur .. Sahtekar şeyhler .. Ne diyor adam ? Ben burdayım ama ruhum Mekke' de namaz kılıyor .. Rüyamda falan filan sahabeyi gördüm ! Bak sen bak ! Tarikatlar ya da adına ne derseniz deyin .. İster yol, ister kurtuluş .. Ne derseniz deyin .. Doğdukları , kuruldukları anda bunlar birer "PROTEST" düşünsel akımdır .. Paralel bir dini itikattır .. Başında kim olursa olsun .. Gavsı , seydası , "zamanın en iyisi"(şu mütevaziliğe bir bak !!) falan filan .. İsmi cismi ne olursa olsun ..Bunlar da bana göre paralel bir dini otoritedir ..Bunların da kendilerinin otoritesini perçinlemek adına kullandıkları iki kavram vardır :
    1.RÜYA
    2. İLHAM

    Şimdiiii.."RÜYADA" , "Zehiryolu TV" de peygamber hangi "ışıklı" evlere geliyordu ? Hangi kamyon kasasına biniyordu ? TÜRKİYE'DE HER TARİKAT , PEYGAMBERİ YA KENDİ YURDUNA, YA DA CAMİSİNE GÖTÜRÜYOR! Bu nasıl iş kardeşim ?! Yine rüyada ya da istihareye yattığında peygamberi gördüğünü iddaa eden kaç tane tarikat şeyhi var ? Ben peygamberi rüyamda gördüm, bizim tarikat mensupları cennetle müjdelenmiştir diyen kaç tarikat şeyhi ,şıhı , gavsı ya da genel olarak kaç adet dini kanaat önderi var ? Bir kişi de çıkıp demiyor ki : YAHU ARKADAŞ ! SENİN RÜYANDA GÖRDÜĞÜN PEYGAMBER , KENDİ KIZI FATMA'YA DAHİ ŞEFAAT EDEMEMİŞ ! BU NASIL İŞ ?!?! Benim bildiğim müslümanların inandığı dinde , yaratıcı dedikleri tanrının önünde herkes eşit ! Bir imtiyaz söz konusu değil =)) TORPİL YOK ! =))

    Hep söylemişimdir .. İslam islamdır ! İslam çilekli süt değildir ! Ilımlısı , ılımsızı falan filan olmaz ..Katkı maddesi olmaz ! İslam akidinde , hıristiyanlığın aksine ruhban sınıfı yoktur ! Tanrı ve kul arasında duran KİMSE YOKTUR.. ARACI YOKTUR!

    Bu kitapta da anlatılanlar , şu yukarda anlattıklarım göz önüne alındığında , TENASÜL UZVU VE İNANCI BİR ARAYA GETİRMEYİ BAŞARMIŞ (!) BİR ŞEYH İLE CEMAATİ ARASINDA GEÇEN SON DERECE SAKAT MACERALAR SİLSİLESİNİ İÇERMEKTEDİR .. KURTULUŞ DİYE SUNULANIN , PROBLEMİN ESAS KAYNAĞI OLMASIDIR BU KİTAPTA ANLATILANLAR.. Yani ? Yanisi şu cicim .. Halk arasındaki o muhteşem deyişi yazayım ben sen anla ..

    "Kendisi" himmete muhtaç dede..Nerde kala gayriye himmet ede...

    Kitaptan bağımsız not : Bu tenasül uzuvu için çeviri yapıp bizi aydınlatan şeyhten inciler ..

    * Ben kadınların dükkan açmasını ASLA helal görmüyorum ..
    * Çok acaip bir zamandayız .. İki KARI almak çok zor ...
    * Kadınlar mektebe GİTMEZ! Duymadık demeyin !
    * Kadın sokakta gezecek bir şey değildir .. Erkeğe gözükecek bir şey değildir .
    * Bir hanım yalnız başına bir taksiye binip gidemez.
    * Alış-veriş , subaylık , HEMŞİRELİK karı işi değildir.
    * KARILAR KOCA , CAHİLLER HOCA OLDU .
    * KARI EN DAYANILMAYACAK ŞEYDİR .
    * BU KARILARI KENDİ BAŞINA BIRAKIRSAN UÇURUMDAN AŞAĞI UÇARLAR .
    * KIZINI OKUTMAK ,ALLAH'A HARP AÇMAKTIR ..

    BU KAFAYLA devam edersen
    Ç ok
    Ü zülürsün
    K ardeşim ..

    Senin inandığın dinin kitabı neyle başlıyor ? Hangi ayetle ? İkra diyor di mi şekerim ? Şu yazacağım muhabbeti o kadar çok yaşadım ki .. Ben yazmaktan bıktım , bunlar aynı cevabı vermekten bıkmadılar .. İşyerinde beni her cuma namaza davet ediyorlar .. Aklı sıra ben gibisini namaza götürüp büyük bonusu alacak .. Cenneti garantileyecek .. Bu garantileme mevzusunu ben demiyorum .. Kendileri böyle inanıyorlar .. Ve her cuma belki meraklarını cezbedebilirim diyerek sorular sorup , cevabı doğru verebilirlerse kendileriyle gelebileceğimi söyüyorum .. Sorduklarım neler ?
    * İslam ne demektir ?
    * Müslüman ne demektir ? En azından kelime anlamı ?
    * Hergün 5 vakit namaz kılıyorsunuz .. Her namazda Fatiha okuyorsunuz..Şu ayetin anlamını bana kaba taslak söyleyin hiç olmazsa ..
    * 4 halife kimdir ?
    * Sabah namazına kalkan bir dolu adam var aranızda .. Şu sabah namazında ne deniyor .. Bilen biri var mı ?

    Bu arada besmelenin anlamını bilmeyenler var aralarında .. ÇOK CİDDİYİM !! Nasıl olur demeyin ! İnanın bu adamlarla beraber çalışıyorum .. Gelgelelim aldığım cevap hep aynı .. "Bunlar hocaların işi .. Onlar öğrenecekler , bize aktaracaklar .." Yaş elliyi geçmiş halen daha öğrenememişsin mevzusu apayrı bir konu ama hoca senden daha mı zeki ? Onun beyninde 16 çekirdekli işlemci var da seninkinde KABAK ÇEKİRDEĞİ Mİ VAR ?!?!? Leblebiyle mi doldurmuşlar senin kafanın içini? Neyin eksik senin ondan ? Öğrenmenin yaşı mı var ? Aç oku dersem de şu cevapla karşılaşıyorum.. Çok okuyan kafayı yiyor ..

    O yüzden hep diyorum ki : - İ K R A - !
  • 424 syf.
    ·4 günde·4/10
    Elif Şafak'ın bu kitabı kitaplığımdaki diğer kitaplarla karşılaşsaydı ne olurdu? https://youtu.be/VGYcmopyu4s

    Elif Şafak'ın son romanı. Kendi adıma da ona ait kitaplardan okuduğum ilk ve son roman olmuş oldu maalesef. Hatta hep beraber heceleyebiliriz bu romanın yazılma nedenini : Ti-ca-ri kay-gı.

    Kitapta geçen bazı cümleleri her ne kadar beğenmiş olsam da bu kitap tam bir Türk dizisi kıvamında. Çünkü her şey yüzeysel. Aşırılıklardan kaçmak isteyip de farklı olmayı arzulayan, üçüncü yoldan gideyim derken aşırı sıkıcı ve sıradan bir yazara dönüşen, aynı zamanda da yapay bir heyecana sahip biri gibi hissettim kendisini. İnternete, Türkiye'de en çok konuşulan konular enter yazıp din, İslam, ateizm, Mevlana, bomba, patlama, silahlı baskın, muhafazakar, laik, tarikat, siyaset, spor, yobaz, günahkar, kadın hakları, bekaret, evlilik, feminizm, eşitlik, adalet vs. gibi anahtar kelimeleri derleyip bir kitap çıkarmış gibi bence. Bu yönüyle tam bir ticari odaklı roman olduğunu düşündüm. Çünkü neredeyse her kesimden insana ve ideolojiye yönelik kelimeler mevcut. Hatta romanda inanan kişinin karşıtı inanmayan olarak değil de, "günahkar" olarak düşünülmüş. Bak sen.

    "Büyük skandal! Az sonra! Sakın kaçırmayın!" gibi bağıran fakat sonrasında hiçbir şey çıkmayıp size programı izletmeyi başarmış olan magazin programları kıvamında aynı zamanda. Skandal diye diye sizi kitapta tutmaya çalışıyor fakat sonrasında skandalı gördüğünüz zaman magazin programlarını izlediğiniz anda verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. Yani televizyonu kapatmak istiyorsunuz. Kitabın sonları ve olayla alakasız bir başka bir olay da kalitesiz Amerikan filmlerinin sonu kıvamında. Kitapta varmanın değil yollarda olabilmenin önemli olduğunu savunuyor sayın "Shafak" fakat kitabını oluşturan yola sadık kalmamış, saçma bir şekilde sonlandırmış kitabını bence.

    Kitapta epey yerde sözü geçen siyaset eleştirileri de mevcut. Otoriterleşen siyasetin elit kesimi çok ama çok kaygılandırdığına dair bir monolog gibi olmuş adeta. Yani daha doğrusu olmamış be Shafak. Ama Türk insanının her baktığı yerde komplo teorisi aramasından bahsetmesini sevdim, gerçekten de artık böyle olduğumuzu düşünüyorum.

    Dini yönden de bir kaç dokundurma var kitapta. Fakat kendisi ne kadar doğrudan belirtmiş olmasa da Müslüman kesime yönelik bir yobazlık genellemesi yaptığını hissettim. Bence her inanışın yobazı vardır. Araştırmayan, hakikati sorgulamayan, bildiklerini tahkik inanç doğrultusunda değerlendirmeyen her inanıştan kişi bir yobaz olabilir bana göre. Ne kadar biraz ondan biraz bundancı muslimus modernuslar varsa ateistus modernuslar da var, agnostikus modernuslar da var. Kitabın bazı kısımlarında feminizm propagandası yaptığı yerler de mevcut. Hatta "Din hep erkekleri kayırıyordu." diyor kendisi. Bu yüzden de muhtemelen kendi düşüncesine göre İslam'da erkekler ve kadınlar eşit değildir. Sayın Shafak'a şu videoyu hediye ediyorum : https://www.youtube.com/watch?v=CCmeRwJuNF0 Ayrıca Tanrı'nın, O'nun ismi kullanılarak hem de insanın insanı katletmesine izin verdiği gibi bir düşünceye sahip olduğu için de ona şu ayeti sunmak istiyorum : "Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler." Nahl Suresi / 61. ayet

    Verdiğim 4 puanı neden verdiğime gelecek olursak. Sorgulama olayının yoğunluğu hoşuma gitti aslında. Zamanında ben de inanç konusunda kaybolmuşçasına yaşayan bir insan olduğum için sorgulama konusundaki gidip gelmeleri kendi geçmişime yakın buldum, ailesinden gelen bilgilerle değil kendi arayışından sonuçlar çıkarmak isteyen birisini anlattığı için. Bir de her inanıştan bir insanın bir masa etrafında kendilerine tartışma konusu verilerek tartışmaları beğendiğim noktalardan oldu. Kitabı sadece bu yönüyle olumlu yönde ütopik buldum. Ayrıca öğrenciyken bütün Tanrı sorgulamalarının ortak bir merkezde buluştuğu bir topluluk merkezi projem de bulunduğu için kitabı sadece bu yönüyle kendime yakın hissedebildim.

    Sonuç olarak, hafifmeşrep ve popülist bir üslupta edebiyata sahip kendisini bir daha okumayı düşünmediğim için kendisine minnettarım. Zira başka ve çok sayıda değerli yazarlar varken kendisine bir daha vakit ayırmayacağımın farkındalığını kendisi bana sağlamış oldu.
  • "Her işin üstesinden gelen kadın güçlü kadındır. Güçlü olmak onları yalnızlığa mahkum eder."

    Her nedense kadın evinde oturacak, fikrini savunanlar şu ayeti delil getirirler:
    Medine de inen Ahzab Süresi 33. Ayet.
    "Ve evlerinizde vakarla oturun.."

    Evlerinizde vakarla oturun' emriyle, her ne kadar Peygamber (A.S.) Efendimiz'in zevcelerine hitap edilmekteyse de, umum ifade eder; yani hitap hastır, emir umumidir.

    Cenâbı Hak bu emirle, kadının devamlı dört duvar arasında ömür tü­ketmesini irade etmemiştir.!
    Emirden sonra gelen eski cahiliyet günlerindeki gibi kırıtarak sokaklarda "Teşirçilik" altında kendini pazarlar gibi olmamalıdır.!

    Sonra 'Evlerinizde vakarla oturun' emri, kadınları işsiz güçsüz ve anlamsız bir hayata itme anlamına da alınmamalıdır.
    Zira İslâmiyete göre, hayat hareketten ibarettir, ancak her hareket ışığını ilimden almalı ve imanın desteğinde hedef ve amacını belirlemelidir.
    Cenabı Hak kadınlara evlerinde vakarla oturmayı emrederken, şu üç ayrı şey ile amel etmelerini istemekte ve böylece kadının günlük hayatını verimliliğin doruğuna yükseltmektedir:

    Namaz kılmak,
    Zekât vermek,
    Allah'a ve Peygamberine itaat etmek..
    Şüphesiz ki, zekâtı ancak zengin olan kişiler verir ve onlar bu konuda yükümlüdürler.

    Çalışmayıp evde oturan bir kadın nasıl olurda zekât verir?

    Eee nereye geliyor sonuç?

    Ayette zekât vermeleri emredildiğine göre İslami ölçüler dâhilinde çalışmaları yasaklanmamıştır doğrumu? Doğru!

    İslami bir cevap vereceksek ki öyle de olacaktır! bir referansımız olacaktır, o da, Kuran ve sünnettir.

    Peygamber (S.A.V) döneminde pek çok alanda kadın erkek eşitliğinin olduğunu görmekteyiz dimi?

    Kadın, özellikle evini ihmal etmeyecektir.
    Bunun haricinde dış işlerde çalışmasında bir mahzur varmı? Tabi ki yoktur..!

    Dışarıda çalışıp çalışmamak, kadının bileceği bir şeymi? Evet..!

    Maddi zaruret halinde çalışması, çalışmamasından iyimi? tabi ki iyidir.!

    İyi olmak bir yana, çalışmak vazifedir.!

    İslamiyet buna engel koyuyormu? Hayır..!

    Hadice anamız ticaretle iştigal eden kadınmıydı? Evet.!
    Aişe anamız ilim tahsil ediyormuydu? Evet.!

    Günümüzde kadın, farklı alanlarda farklı şekilde yer almalımıdır?
    Tabi ki almalıdır.!

    Magazin, turizm, reklam gibi alanlarda kadının vücudu kullanılmamalıdır!! Kendilerinide kullandırtmamalıdırlar.!

    Günümüzde Bu alandaki çalışmaları Hadice anamızın çalışmasına haşa tabiki benzetemeyiz..!

    Kadınlar, kendi yeteneklerini toplumsal alanda paylaşabilir ama bu, belirli şartlar dâhilinde olmalıdır.

    Her şeyden önce dışarıda çalışacağım diye çocuk yapmayı ihmal etmemelidir.

    Çocuklara iyi örnek olmak için belirli yaşa kadar çocuğunun yanında olmaya azami gayret göstermelidir.

    Onlara gereken ahlaki öğretileri öğretmelidir.

    Ne gariptir ki aynı kadınlar, çalıştıkları yerde yabancı bir erkeğin emri altında çalışırlar.

    Dünyanın en zor işi ev işidir.

    Evde çalışan kadınlara ne iş yapıyorsunuz, dendiğinde:

    Bir iş yapmıyorum demelerini duyduğumda fazlasıyla üzülüyorum.

    Kendi evinde çalışan kadınlar ayrıca yemek, ütü, çamaşır başta olmak üzere sayılamayan pek çok işlevleri aynı zamanda yerine getirmektedirler.
    Bu da Erkekler tarafından malesef ki, iş gibi gözükmüyor..!
    Velhasıl...
    Kadınların meşru olan ev içi veya ev dışı işlerde çalışmasında İslamda bir sakınca yoktur.

    ร๏ยllєรร
  • 528 syf.
    ·31 günde·10/10
    SPOILER SPOILER
    Kitap içeriği hakkında bilgi içerir.

    Allah’ın indirdiği bir kitapta, kutsal bir kitabın incelemesinde “spoiler” da olur mu diyeceksin biliyorum, ama olur. Nasıl mı olur? Bakalım nasıl olurmuş.

    Okumadın ki sen bu kitabı, hem de hiç okumadın, onun için çok güzel olur “spoiler”, hatta en rahatsız edeninden. Sana sorsalar en başta Kur’an’dan hesaba çekileceğim dersin ama buna rağmen yine de okumazsın. Okusan da anlamadan Arapça olarak okursun veya ezberden okuyup boğazından farklı farklı tonlamalar çıkartarak, nağme vere vere okursun, anlamak istemezsin içindekini. Ne gerek var ki anlamaya değil mi, Allah anlasın ya yeter sonuçta(!) Hâlbuki böyle yaparak Allah’ın dediğinin aynısını geri olarak söylediğini de düşünmezsin. Din adına bir şeyler yapmak istediğinde de sana biri gelip Kur’an’dan ayet ile cevap verirse de umursamazsın o ayeti, aynı Hicr Suresi 91. ayetteki gibi; çünkü inandığın, büyüklerinden gördüklerin doğrudur senin için. Bu ayetleri anlayamayacağını ileri sürersin, dua ayetler yeterlidir çünkü senin için.


    Arapça okumak tabii ki önemlidir Kur’an’ı ama senin anlaman gerektiği kadar önemli değildir. Bak mesela sana bir örnek vereyim: Senin bir yakının sana mesaj/mektup gönderse hemen açıp okumak istersin haklı olarak. Açtın ve baktın ki bu mesaj farklı bir dilde, hadi olsun Arapça bu mesaj/mektup. Hemen Arapça bilen birine gider ve sana diline çevirmesini istersin. Haklısın, seviyorsun çünkü onu ve sana çok yakın ve öğrenmek anlamak istersin, ama en çok sevdiğim dediğin Allah’ın mesajını anlamak için uğraşamazsın, bırak yakınlığı boş ver şimdi, sana Kaf Suresi 16. ayette yazdığı gibi şah damarından daha yakın olan Allah’ın mesajını anlamak dahi istemezsin.


    Tamam o zaman anlaştık seninle, okumak istiyorsun Kur’an’ı ama bu sefer de Türkçe okumak istediğin için etrafındakilerden tepki alıyorsun. Ne diyorlar mesela sana “Kur’an Arapça indirildi ve Arapça okunmalı” mı diyorlar? Bunu derler tabii başka ne diyebilirler ki! O zaman gel onlara Kur’an’dan “spoiler” verelim, Allah’ın İbrahim Suresi’nde “Onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin dili ile gönderdik” diye buyurduğu 4. ayetiyle cevap verelim. Yetmedi mi bu cevap onlara, o zaman Fussilet Suresi 3. ayetten “Bilen bir toplum için ayetleri açıklanmış, Arapça okunan bir kitaptır.” dan cevap verelim. Verdik birçok “spoiler”ı, az da olsa sustular; ama bu sefer sen Kur’an’ı anlayamazsın diyecekler, anlamak için farklı şekilde bilgilerin olması lazım diyecekler. Durdun birkaç saniye, düşünüyorsun “Allah Allah” deyip içinden, şaşkınlığını belli ediyorsun, “Allah bizlere, yarattığı kullarına anlayamayacakları bir kitap mı gönderdi” diye devam ediyorsun düşünmeye. Zumer Suresi 3. ayette “Dikkat ediniz saf din Allah’a aittir” diye yazmasına rağmen bu nasıl olur diye düşünüyorsun, hatta “Allah kendi kitabı için beni başka kaynaklara mı yönlendiriyor diye de” düşünüyorsun, ama boş verelim biz bunları, bunlar kendi düşüncelerimiz bizim. Bakalım Kur’an’da Allah bu durum için neler diyor. Birkaç “spoiler” daha verelim ama bu sefer de fazla verelim biraz. Örneğin: Kamer Suresi 17, Hud Suresi 1, Yusuf Suresi 1, Kehf Suresi 1, Nur Suresi 1, Şuara Suresi 2, Neml Suresi 1-2, Kasas Suresi 2. Sanırım bu kadar “spoiler” yeterlidir onlara. Acaba fark ettiler mi genel olarak hep surelerin başlangıcından örnekler verdik.


    Başladın okumaya ama Muzzemmil Suresi 4. ayette de yazdığı gibi ağır ağır okuyorsun, yani anlamaya çalışarak, tabir-i caizse çember yöntemi ile okuyup ayetlerin açıklamasını farklı ayetlerden alıyorsun. Bu kısımlarda işte dikkatini bir şeyler çekiyor. İçinde borçtan kurtulma duasının olmadığını görüyorsun, ne sevdiğinle evlenme duası ne de zengin olma duasının da olmadığını görüyorsun. Doğru yolu bulma haricinde ve Allah’ı anma haricinde bakıyorsun dualar da yok içinde. Burada araya girip sana bir şey anlatmak istiyorum. Yakınımda bir karı-koca vardı, çok da değerli insanlardı. Bunlar her Ramazan ayında Kur’an’ı Arapça okuyarak bitirirlermiş. Sonra kafalarına esmiş ve demişler ki hadi bu sefer de Türkçe okuyalım demişler ve başlamışlar okumaya. Birkaç sayfa okuduktan sonra kadın kocasına demiş ki “Ne olur beni durdur imanım bozuluyor.” Çünkü din diye gördüğü, uyguladığı hiçbir şeyin Kur’an’da olmadığını hatta çoğularının da aksinin olduğunu görmüş, ya korkuyor gerçekten böyle diyor ya da sağlam bir ironi yapıyor. Evet, okuyorsun ve içinde dualar olmadığını görüyorsun, bazı tarihi olaylardan bahsettiğini okuyorsun. Kadınların din adamların söylediği gibi geri planda kalmadığını görüyorsun, erkeklerin ise kadınlardan fiziksel gücün haricinde bir üstünlükleri olmadığını da görüyorsun. Kadın mesela dışarıda veya yabancı erkeklerin yanında gülemez derler ama Hud Suresi 71. ayette İbrahim Peygamber’in hanımın başka erkeklerin yanında güldüğünü görüyorsun ama gülmeye en ufak bir eleştiri olmayıp aksine müjde aldığını da okuyorsun. Yasak meyve konusunda ise hep Havva’yı suçlarlar diye biliyordun ama bir bakıyorsun Taha Suresi 115. ayette Allah değil Havva’ya tabir-i caizse Adem’e yükleniyor.

    Merakın gittikçe daha çok artıyor, mesela Hz. Muhammed’i insan üstü bir peygamber olarak tanırken artık insan üstü değil üstün “insan” olarak tanıyorsun. Hadis kitaplarında bile geçmeyen “levlake” hadisi var ya hani “sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” diye işte buna zıt bir peygamber okuyorsun. Bakıyorsun Tekvir Suresi 22. ayete Allah Hz. Muhammed için “arkadaşınız” diyor, sonra bakıyorsun Furkan Suresi 7. ayette Peygamber’in yemek yediğini ve çarşılara gidip alışveriş yaptığını okuyorsun ama yok hâlâ insandan üstün diyorlar ve bu sefer de Fussilet Suresi 6. ayeti okuyorsun ve “De ki: Ben ancak sizin gibi bir insanım” ile doğru sonuca ulaşıyorsun. Ama yok bu sefer de “ismet” diye bir şeyler çıkartıp peygamberler günah işlemez diyorlar, hak veriyorsun onlara evet işlemez diyorsun ama bu sefer de karşına “Allah seni affetsin” diye başlayan Tövbe Suresi 43. ayet çıkıyor, okumaya devam ediyorsun ve Nisa Suresi 105. ile 106. ayette Allah’ın Peygamber’e “Sakın hainlerden olma” dediğini okuyorsun, devamında da “Allah’tan af dile” kısmını okuyorsun ve onların bu dediklerini de kabul etmiyorsun. Okudukça da Tahrim Suresi 1, İsra Suresi 73-75, Muhammed Suresi 19, Fetih Suresi 1-2. ayetlerinin bu konuyu desteklediğini fark ediyorsun. Unutmadan söyleyeyim, ilerleyen zamanlarda şunu da öğreneceksin ki yukarıda bahsi geçen “levlake” hadisini İncil’de Pavlus’un yazdığı Koloselilere Mektup kısmında okuyacaksın ve İslam’ın içine nasıl girdiğini de öğreneceksin.

    Önceden dua ediyordun “Allah’ım bizi Peygamber’in şefaatine nasip eyle” diye. İşte maalesef o zamanlar bazı şeyleri düşünmüyordun. Hesap gününde Allah’tan değil de Peygamber’den şefaat isteyerek dua ediyordun, hâlbuki Fatiha Suresi’ni her gün okurken 4. ayette “maliki yevmiddin” derken “O, din gününün sahidibir” dediğini bilmiyordun. Kur’an okumaya devam ettikçe de Zumer Suresi 44. ayet, İnfitar Suresi 17-19’u okuyacak ve şefaatin yalnızca Allah’ta olduğunu görecek ve öğreneceksin. Bunlar da şaşırtacak seni. Maide Suresi 104. ayet ama seni bu kısımda rahatlatacak, etrafındakilerin hangi yanlışta olduğunu göreceksin ama bu sefer de susmak razı etmeyecek seni ve konuşmak ise çare de olmayacak sana.

    Mucizeler okuyordun birçok kitapta, birçok kişiden Ay'ın yarılmasından kafası kesilmiş bir çocuğun diriltilmesine kadar birçok mucizeler okudun ve duydun da. Bu sefer ise Rad Suresi 38'i okudun ve düşünmeye başladın, Hicr Suresi 7 ve 8 ile daha da çok düşünmeye başladın ve İsra Suresi 90 ile 93. ayetler ise sende büyük bir etki yarattı ama yine de için rahat değil bu kadar çok mucizeler duydun bu zamana kadar bunlardan biri gerçek olmalı diyorsun, Peygamber'in Kur'an haricinde mucizesinin olmadığını bilmek seni rahatsız ediyor. Rad Suresi 7. ayeti okuyorsun ("Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.") ve mucizenin gelmediğini tamamen öğreniyorsun, hatta Peygamber'in mucize gelmedi diye üzüldüğünü, üzülmekle beraber istediğini Allah'ın ise O'na gücün yeterse yap dediğini okuyorsun ve O'na cahillerden olmadı dediğini de okuyup bu konuda da doğruya ulaştığın için hem sevinip hem de düşüncelere giriyorsun.

    Evliyâ adı altında bazı kişilerin yüceltildiğine sürekli şahit oldun, sen de inanıyordun ki evliyâ diye bir şey vardı ve onlar yüceltilmiyor aksine yücelerdi ama A’raf Suresi 2 ile 3. ayeti okuduğunda da Allah’ın kendisini bırakıp insanların kendilerine evliyâ bulmasına, aralarına evliyâ sokmalarına karşı çıktığını göreceksin ama burada merak edecek ve bu kelimenin manasına bakacaksın. Veli kelimesinin çoğulu olup Allah’a dost manasına geldiğini öğreneceksin yani anlayacaksın ki Allah’a düşman olmayan herkes ve kurallarına uyan herkes artık senin için de evliyâ olacak. Bundan sonra da uçan, kaçan, seslendiğinde sana yetişen, Turkcell şebekesi gibi mükemmel çekim gücüne sahip olduğu iddia edilen kişilerin aldatmacadan başka bir şey olmadığını da öğreneceksin.

    Maun Suresi’ni okuduktan sonra ise dinde namazın öncelik değil yardımın ve iyiliğin öncelik olduğunu öğreneceksin. Bakara Suresi 62. ayet de destekleyecek bu görüşünü. Bu sefer de niye hep sorgunun namaz üzerinden yapıldığını düşüneceksin, çünkü “Vay o namaz kılanların haline ki yetimi doyurmadılar” kısmı çok düşündürecek seni. Namaz kelimesini detaylıca araştıracak ve namaz kelimesinin Arapça değil Farsça bir kelime olduğunu öğreneceksin ve fark edeceksin ki namaz kelimesini Kur’an’da da geçmiyor diyeceksin. Geçen kelimenin ise aynı anlamda kılınan namaz ile beraber birçok kelimelere eşit olduğunu da göreceksin.

    Daha birçok şeyi daha öğreneceksin. Sırat köprüsünün olmadığını, kabir azabının olmadığını, dinde hadislerin değil önceliğin ayetler olduğunu öğreneceksin. Tasavvuf denilen oluşumun ise tamamen İslam dışı olduğunu öğreneceksin. İşte burada, tam da bu zamanda tepkiler alacaksın. Peygamber düşmanı diyecekler sana, peygambersiz din olmaz diyecekler ama anlatamayacaksın kendini, sen konuşacaksın düşüncelerini söyleyeceksin ama her söylediğin söz karşı tarafta ateşe atılan odun etkisi yapacak; çünkü sen hâlâ onların gözünde peygamber düşmanı olacaksın, hâlbuki senin tek yaptığın Peygamber’i tarihte olduğu gibi Kur’an’ın içine almak olacak, hatta onlara Hakka Suresi 40 – 44. ayetlerin arasını okuyacaksın ama onlara yine de yetmeyecek. Susacaksın ama susmanda da gönlün razı olmayacak. Dediğim gibi konuşman ise hiç etki etmeyecek, belki de sadece lütfen düşünerek ve araştırarak Kur’an okuyun diyeceksin.

    Biliyorum sen okuduktan sonra bunları düşüneceksin ve böyle bir inceleme yazacaksın çünkü düşünen birisin ve önceliğin ayetler olduğunu da biliyorsun. Bunda da ben genelleme yapmıyorum zaten, kimseye hakaret de etmiyorum, inancına dil de uzatmıyorum sadece sana söylüyorum evet sana.