• Benim için tek mutluluk şiir yazmaktır, oysa bir şiirin verdiği mutluluk olsa olsa bir gün sürer… Olsun.! Belki de bütün mutlulukların toplamı bu kadarcıktır...

    Edip Cansever
  • Ah, yalnız başıma bir insan olsaydım, hiç kimse sevmeseydi beni, ben de hiç kimseyi hiçbir zaman sevmeseydim! Bütün bunlar olmazdı o zaman!
    Dostoyevski
  • “Bir evin bütün camlarını kırıp sonra kapısını çalamazsın.”
  • Bir ufka vardık ki artık
    Yalnız değiliz sevgilim.
    Gerçi gece uzun,
    Gece karanlık
    Ama bütün korkulardan uzak.
    Bir sevdadır böylesine yaşamak,
    Tek başına
    Ölüme bir soluk kala,
    Tek başına
    Zindanda yatarken bile,
    Asla yalnız kalmamak.
    Ahmed ARİF
  • BEN SANA MECBURUM

    Ben sana mecburum bilemezsin

    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

    Büyüdükçe büyüyor gözlerin

    Ben sana mecburum bilemezsin

    İçimi seninle ısıtıyorum

     

    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

    Bu şehir o eski İstanbul mudur?

    Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

    Sokak lambaları birden yanıyor

    Kaldırımlarda yağmur kokusu

    Ben sana mecburum sen yoksun

     

    Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

    İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

    Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

    Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

    Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

    Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

    Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

     

    Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

    Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor

    Durup köşe başında deliksiz dinlesem

    Sana kullanılmamış bir gök getirsem

    Haftalar ellerimde ufalanıyor

    Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

    Ben sana mecburum sen yoksun

     

    Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

    Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

    Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

    Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun

    Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

    Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

    Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

     

    Ne vakit bir yaşamak düşünsem

    Bu kurtlar sofrasında belki zor

    Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

    Ne vakit bir yaşamak düşünsem

    Sus deyip adınla başlıyorum

    İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

    Hayır başka türlü olmayacak

    Ben sana mecburum bilemezsin..

     

    ATTİLA İLHAN
  • KIZILDENİZ'E VARINCA, ÂSÂSINI KIRAN ADAM; ŞÂİR ...

    Şiir, mahremidir Şâir'in...
    Anahtarını elleriyle yuttuğu sandığıdır, gizidir, söylenmezidir ...
    Ne anlattığını bilmeden anlatacak kadar gözü bağlı bir "hâtib-ul'leyl" (Geceleri odun toplarken el fehmiyle her bulduğunu istifleyen biri) zannetmeyin Şâir'i...
    O'nun en iyi bildiği sanattır, anlatmak istediklerini bambaşka motiflerle anlatmak...
    Dolunyüzlü bir bebeği, şiir kundağına sarıp, kundağın üzerindeki desenlere hayran bırakıp, bebeğin yüzüne bakmayı unutturmak ...
    O,şiirin bütün renklerini, nakışlarını, göz boyayıcı bir perde olarak kullanır; tâ okuyan gözlerini o perdeden alamasın, onu aralamasın...
    Şiirin âhengine, fonetiğine, tasavvur ve tahayyülüne, ışığa kanat çırpan kelebekler misâli okuru çekiverir. Ve ki okur hisseder aslında, okuduğu bu güzelliğin ardında bambaşka bir güzelliğin varlığını, hisseder; ve o güzelliği de bulmak, onu anlamak, ona dokunmak da diler şüphesiz. Ne ki, kandilin ışığını tavâf eden her kelebek gibi, yaklaştıkça kândilin fânusuna toslar; yaklaştıkça kandilin fânusuna toslar ...
    Şâirin, ne söylediğini bilmeden söylemeye devam ettiğini düşünecek kadar iyimser olmayın sakın.
    O, elindeki elmas bilyelere göz dikmeyin diye, "söz sanatları" adı altında birkaç gazoz kapağı tutuşturmaktadır elinize.
    Siz, her şiiri "okumaya" yeltendiğinizde, Şâir'in "Vuslat Köşkü"nün eşiğine varıp, kapıyı tıklatırsınız. Ve Şâir, "anlatmak istediğiyle, -anlatmak istemediğiyle mi demeli yoksa-" diz-dize, göz-gözedir içeride. Ve Şâir, şiirin efsûnuyla aralayıverir kapıyı; bir şeker kâsesi uzatır kapı aralığından; şiirdeki sanatsallıktır size uzatılan şeker kâsesi... "Şekerini al ve git" demiştir Şâir; "bak, bu şekerlerin jelatinleri ne kadar da rengârenk... " Demiş ve kapatmıştır kapıyı.
    Mahremi'yle başbaşadır; yine ve yeniden ...
    "Bak... Kuş"... demektedir Şâir, her şiirinde.
    Siz, henüz şiirin ilk dizesini okumaya başladığınızda, Şâir üzengiye ayak diremiş, atını mahmuzlamış ve Sevgili'nin şehrine giden yolda, gözden kaybolmuştur bile...

    ...
  • ...
    Bakmaya kıyamazken gözlerine
    Tutmaya cesaret edemezken ellerini.
    Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde
    Sessiz bir haykırıştı yüreğim
    Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım
    Sen adını koyamadığım
    Senin adın kavuşmak olsun
    ...

    •Sabahattin Ali

    #geceyebirşiir