Tuğba, bir alıntı ekledi.
36 dk. · Kitabı okuyor

"...İnkâr, insanın başa çıkma mekanizmasının önemli bir kısmını oluşturur. O olmasaydı, her sabah hangi şekilde öleceğimizi düşünerek dehşet içinde uyanırdık. Bunu yapmak yerine zihinlerimiz, işe vaktinde yetişmek veya vergilerimizi ödemek gibi başa çıkabileceğimiz stresle meşgul olarak, varoluş korkularımızı perdeler. Eğer varoluşla ilgili daha büyük korkularımız olursa, basit işler ve günlük meşgalelerle vakit geçirerek onları hemen aklımızdan çıkarırız."

Cehennem, Dan Brown (Sayfa 269)Cehennem, Dan Brown (Sayfa 269)
Anıl Baycan, bir alıntı ekledi.
39 dk. · Kitabı okuyor

Evet, yalnızca bir gezgin, yeryüzünde bir yolcuyum ben! Ya sizler daha önemli şeylerle mi meşgulsünüz?

Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe (Sayfa 75 - İş Bankası Kültür Yayınları)Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe (Sayfa 75 - İş Bankası Kültür Yayınları)
Monokl, bir alıntı ekledi.
39 dk. · Kitabı okuyor

Zenon geminin battığını ve bütün eşyalarının sulara gömüldüğünü öğrendiğinde şöyle dedi: 'Demek kader benim, sırtında daha az yükü olan bir filozof olmamı istiyor.'

Felsefenin Tesellisi, Alain De BottonFelsefenin Tesellisi, Alain De Botton

EGO'SUZ DÜŞÜNCE
Hayatımzda ne zaman geçmiş ve gelecek hakkındaki hayal ve düşüncelerden kurtulursak ve sadece şimdiye odaklanırsak herşeyi şimdi yaşayıp şimdi karar verirsek daha başarılı ve daha anlamlı bir hayata kavuşabiliz. Bedenimize giren havayı hissetmek sesleri anlamlandırmak ve ego'dan kurtulmak..

dikenprenses, Saplantı'ı inceledi.
48 dk. · Kitabı okudu · 6/10 puan

Korkunç ve psikopat bir kitap. Temizlikçi kızın ileri derece temizlik takıntısı, cinayetin her ayrıntısını düşünmesi... Tüyler ürpertici.Eve temizlikçi alırken bir daha düşünün. :D

Razmuhi, bir alıntı ekledi.
50 dk. · Kitabı okuyor

insan bir yere ya da birilerine ait olduğunu bilirse o yer ve o insanlarla ortak yanlarını hisseder, yabancı bir yerde ise daha çok yalnızlığı hisseder.

Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 55 - Turkiye is bankası yay.)Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 55 - Turkiye is bankası yay.)
Nisanur, bir alıntı ekledi.
50 dk. · Kitabı okuyor

Zaman gelmiş, gözyaşları içinde şöyle dediğimiz olmuştur: "Değmez bir sevgi uğruna acı çekiyorum". Acı çekeriz çünkü, aldığımızdan daha fazlasını verdiğimize inanırız. Acı çekeriz çünkü sevgimiz karşılıksız kalmıştır. Acı çekeriz, çünkü kendi kurallarımızı karşımızdakine benimsetememişizdir. Ama boş yere acı çekeriz çünkü, gelişmemizin tohumu sevginin içindedir.

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım, Paulo Coelho (Sayfa 14)Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım, Paulo Coelho (Sayfa 14)
gökçe c., Mahalle Kahvesi'ni inceledi.
55 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

“Ölüye ağlayamayan insanların huzursuzluğu içindeyim. Gülenlere kızıyorum. Halbuki ben yaşamayı severim, delicesine! Öyle şeyler bana vız gelir ki günler boyunca. Düşmanlıklar, iftiralar, yalanlar, ekmek parama göz dikenler, gidip sevgilime beni yerenler, hepsini hepsini sevdiğim günler, saatler vardır. Bütün kinim yirmi dört saat sonra eski zaman havuzları gibi sakindir. Ama bugün yemişlere, çiçeklere bile düşmanım. Karanfil satan adam gülüyor. Ötede simitçi gülüyor. Benden başka hepsi mesut. Topunuzun Allah belasını versin!” (Sayfa 78-İzmir’e)

Sait Faik’in hikayelerindeki karakterler, durumlar, akıldan geçip dile gelmeyenler, gözlemler okuyanı o kadar içine çekiyor ki. Evet kendisi zaten bir gözlem adamı, tahlil kalemi. Kendine özgü anlatımıyla birey için yazarak, toplumu izlettiriyor. Çok uzun yıllardır okumuyordum kendisini. En son nerede kaldık derseniz, okul yılları diyeceğim. Etkinlikler böyle güzel yazarları, kitapları okumak hatırlamak için hoş bir vesile oluyor. Yasemin A. hanıma ve İbrahim (Sisifos) beye çok teşekkürler.

22 tane birbirinden çarpıcı hikayelerin olduğu “Mahalle Kahvesi” sade bir dille yazılmış, halktan her an her yerde rastlayabileceğiniz yurdum insanlarının olduğu, kulak kabartıp dinlediğinizde günlük olağan konuşmalarına, dertlerine, hüzünlerine, tebessümlerine, umutsuzluklarına tanık olursunuz. Sait Faik’in değindiği yaşamlar, kahramanları sıradan, çok ilgi çekmeyecek gibidir. Okurken hikaye nerede başladı, nerede bitti hissini de yaşarsınız biraz. “Uyuz Hastalığı Arkasından Hayal” hikayesinde sinema önünde gördüğü hastalıklı bir garibanı konu etmiştir. “Plajdaki Ayna” da, yine toplumun dram yükünü sırtlanmış temizlikçi bir kadını anlatır. “Kınalıada’da Bir Ev” de hoşlandığı kızın, yaşam şartlarının asgariliğini hayal kurarak gözümüzde canlandırır.

Ben hikayelerde dolanırken, anlatılan olayları da gördüm, kişilerin yüzlerine de baktım. O sandalyede oturdum, o çayı içtim, denizi seyrettim, baharın kokusunu ciğerlerime doldurdum, martının uçuşunu izledim. Onların yakınındaymışım gibi bir hisle okudum, görselleştirdim. En beğendiğim hikayeler “Doktor oldu ama adam olmadı” diye oğullarını anlattığı Müvezziin’in (gazete dağıtıcısı), Kör Mustafa’nın içe dokunan Karanfiller ve Domates Suyu’nu, Kız kardeşinin kötü yola sürüklenmesine neden olan gencin mahalleye dönüşünü anlatan ve kitaba ismine veren Mahalle Kahvesi, Bilmem Neden Böyle Yapıyorum, Gramofon ve Yazı Makinesi, İzmir’e, Bir İlkbahar Hikayesi, Söylendim Durdum, Ermeni Balıkçı ile Topal Martı oldu.

Sait Faik’le tekrar buluşmak, Onu hatırlamak güzeldi. İnsanı saran hikayeler okumak, bulmak gerçekten zor biraz. Böyle önemli kalemleri aradan geçen zaman ne kadar olursa olsun yad etmeli diye düşünüyorum. Ve Onun en çok sevdiğim şu cümleleriyle yazıyı bitiriyorum;

“Hikayelerimi beğenmezler üzülürüm. Beğenirler kızarım. Kendim beğenirim, budalalaşırım.”

İyi ki yazmışsın üstad. Beğenip beğenmediğime gelince bunu bir kere daha düşünmem lazım :)

Herkese Sait Faik’li okumalar dilerim.

Harçiçeği, bir alıntı ekledi.
59 dk.

"yüzü bir hüzündü. bu yüz hep böyle hüzünlü kalacak, bir daha hiç gülmeyecek gibiydi."

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar KemalTek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal