• Arkana yaslan sadece dinle
    Her şeyi boş ver bu şarkı çalsın
    Bir kere olsun kalbini dinle
    Kuralları bırak sınıfta kalsın
    Sensizlik ve de sessizlik bak
    Duyup da kabul edemediğin bir yankı
    Unutmak mı? salla bu densizlik
    Seni sever mi olsa kalbin aklı?
    Vazgeçmek korkakların işidir
    Saramazsın kanatırsa gönlünü
    Pişmanlık gelecekteki eşidir
    Keşkelerle çürütürsün ömrünü
    Geçmişin sorar ve şimdi ner'de?
    Anılar hep yorar adınsa matem
    Gölgeler sarar geceler içinde
    Batmamış bi' gün kalırsa zaten
    Mutlu olursun kandır kendini
    Herkes kendi kabuğuna çekilmiş
    Aynalar hatırlamazsa ismini
    Beden de gençliği terkedilmiş
    Zindan olursa bi' dört duvar arası
    Ellerinle gözleri bağlarsın
    İzleri kapanıp geçmez yarası
    Çaresizce haykırıp ağlarsın
    Hepsine lanet bunu görme sakın
    Çok mu büyüksün beni duyma sakın
    Gerçeğe sırtı dönüp kaçmak için
    Seni seven elleri hiç tutma sakın
    Günü gelince derdini kim taşısın
    Derdimi gömüp de sona varmışken
    Kalbin seni sevmeyeni yaşatsın
    Ben seninle ölmeye razıyken
  • -Önemli olan söylediklerin değil, söylemediklerin…

    -Belki de dinlemiyorsun..

    -Dinliyorum.. Ne ufacık bir heyecan görüyorum ne de bir sevinç belirtisi. Bu ilişkideki tutku baştan karalara bile az gelir. Kendini bırakmanı istiyordum oysa. Havaya uçmanı istiyordum. Öyle ki eteklerin zil çalsın. Delicesine mutlu ol. Mevleviler gibi dans et. Biliyorum öyle kolay değil. Ben derim ki bırak şansın seni yönetsin. Aklını değil kalbini dinle ama kalbinin attığını duymuyorum. Çünkü işin aslı hayat bu olmadan yaşanmasa da olur. Koca bir ömür tüket fakat bir kez bile aşık olma. Yaşamış bile sayılmaz insan. Ama denemek zorundasın, çünkü eğer denemediysen yaşamamışsın demektir. Açık ol… Kimbilir, fırtına her an çıkabilir...

    JOE BLACK
  • Kime rastladığının bir önemi yok... Kalıcı olmasınında bir önemi yok... Ne yaşadın, ne aldın, ne verdin asıl önemli olan bu... Çalsın müzik... Bu gece de böyle olsun...
  • Kadınları ancak bir kerîmen(kız evlâdın) olduğunda anlamaya başlarsın evlât! Bak, anlarsın demiyorum anlamaya başlarsın diyorum dikkat et!
    Bir düşün lütfen!(Evlenene kadar) Takriben yirmi beş yıl maddi, manevi sahip çıktığın, kızlıktan kadınlığa, oradan da hanımefendiliğe terfisine şahit olduğun ve yürüdüğü yol boyunca elinden tuttuğun o kutsî emaneti, günün birinde yolsuzun, soysuzun, hırsızın, arsızın biri gelsin, bedenini, ruhunu çalsın gitsin... Kendini bu durumda nasıl hissedersin?
    O halde sen de ne kadar güzel olursa olsun, bir kıza dönüp şehvânî ve hayvânî bir gözle bakamazsın, nefsinden geçenleri ona uygulayamazsın, aklındaki sapkınlıkların kölesi olması için onu zorlayamazsın! Sen başkasının kadınına, kızına yaparsın da senin yaptığın, yarın kendi kadınına, kızına yapıldığında ne yapacaksın?
    Ben kızımı sokakta aç köpek gibi beden avcılığı yapan erkeklerin (benzetme için özür diliyorum) kondomu olsun diye yetiştirmiyorum. Kendi kızıma yapılmasını istemediğim bir hareketi başkasının kadını, kızı için de düşünmüyorum!
    Düşünenleri de hayatımda görmek istemiyorum.
    Başkalarının namuslarını kirletmeyi adeta meslek edinen, böylelikle kendilerini erkek zanneden o köpeklerin şerrinden Allah kadınlarımızı, kızlarımızı muhafaza etsin...


    Fardipli Sinha
  • #Musaorhantutuklansın
    Ben 18 yaşında köyde yaşıyorum. Musa Orhan hayallerimi, hayatımı, umutlarımı yaktı, beni kirletip dünyamı yıktı. Benim canım acıyor dayanamıyorum beni kandırdı. Musa Orhan hala şokta, oranın sahibi Musa Orhan’ı beklediğimi, onun telefonuyla Musa’yla iletişime geçtim. Arkadaşının evine götürdü. 1 gün bana dokunmasına izin vermedim. 2’nci gün zorla namusumu kirletti. Tecavüz etti. Onun ısrarına rağmen içki içmeyeceğimi söylüyordum ama bunu söylememi istemiyordu. Beni tehdit etti. Eğer söylersem beni öldüreceğini söylüyordu. Artık öleceğim için korkmama gerek yok. Evet, gerçekleri söylemeye gelelim. Musa Orhan bana tecavüz etti. Ben ağladım, bana kendini diktirirsin dedi. Saçımı çekip yerden sürükledi, ‘kimse sana inanmaz’ dedi. ‘Sahipsizsin’ dedi.

    ‘Aileme gerçekleri söyleyeceğim benim namusumu kirlettiğini… Bir tecavüzcüye verseler bir köyüne gelip seni nasıl valizlerini aldım. Kimse fark etmedi. Aklını başına al dedi. ‘Ecelin benim elimden olmasın kalk giyin’ dedi. Benimsin dedi. Beni bir saat sağa sola getirip götürdü. Evinin nerde olduğunu bilmeyeyim diye Temmuz’da evine getirdi. 1 gece orda kaldım. Zaten akşam eve gelip seni İzmir’e götüreceğim dedi, ben dedim gitmeyeceğim. Niye annene göndermiyorsun ya kuzenin beni satarsa dedim. Anneme ‘ben olmadan seni gönderemem’ dedi.

    Bana gebelik hapını suya koyup içirdi. Şimdi onun ev arkadaşı Ali onu Allah’a havale ediyorum bana bir şey demedi ve benle hiç konuşmadı. 2 Temmuz gelip evine, bana bilet verdi. Ben soru soruyordum taksiyi de çağırmıştı. Acele etti. ‘Çabuk kız beni komutan operasyonda bekliyorlar. Benim göreve gitmem lazım’ dedi. Kimliğim inandığımı bilmiyorum. Otobüse bindim. Siirt Petrol otobüsündeki çalışan Mehmet hatırladığıma göre ona Musa ortak ilişkiye girdiğimi kuzen dedim adama. Adamın telefonunda onunla iletişime geçtim ve Mehmet’e vardığımda kuzeni falan yoktu. Geri bilet kesip aynı otobüsle döndüm.

    2-3 Temmuz zaten biri gittiğimde gece orda kaldım. 3 Temmuz’da İzmir’den de otobüste indim. Kurtalan’da öğretmen evinde otelde giriş yaptım ve beni öldüreceklerini onların yüzüne bakamayacağımı namusumu kirlettiler. Bana seslendi gel seni ailen arıyor, bana verdiler. Seni onlara vereyim mi dedi. Baktım abime teslim etti. Sonra babama teslim ettiler.

    Ben ne ölüyüm ne sağım. Keşke ölseydim, bu mesajım benim gibi saf kızlarımızın başına gelmesin. Çakal mahvetti hayallerimi yıktı benim. Ne suçum vardı. Bana tecavüz etti. Ve inkar etmiş. Benim hayatımı umutlarımı tüketti. Parasını başına çalsın. Ben sadece … çekemez. Zaten ama gözyaşım kadar canı acısa mutlu ve azabı çekmez. Zalimin teki o merhametsiz. Allah’ım beni namusumu onun cezasını verseydi. Ya da adaletli olurdu. Beni bu duruma sokma intihar etmeye ya Musa beni öldürecekti ya da ben kendimi öldürecektim. Seni affetmiyorum. Benim hayatımı mahvettin herkesin diline düştüm.
  • 88 syf.
    Rainer Maria Rilke, bu şiir kitabında mistik iç dünyasını, tinsel öğelerle, metafizik bir akış içinde yazmış diyebiliriz. Aslında doğa ve doğaüstü varlıklar bir bütün veya karşılaştırma halinde aktarmış sonelere.

    Kitabın ismine baktığımızda sanki Rilke bu soneleri Yunan mitolojisinin ünlü ozanı ve talihsiz aşığı olan Orpheus'a ithaf etmiş gibi bir izlenim yaratsa da aslında Rilke bu şiirlerde Orpheus olmuştur. Ölümle, yaşamın iç içe oluşunu, doğa ile insanın bütünlüğünü, öteki dünyanın varlığını ve tanrıya seslenişini Orpheus kişiliğine bürünerek yapmıştır.

    Orpheus'un hikayesine baktığımızda kısaca şöyle özetlenebilir:
    Sevdiğini kendi hatası yüzünden kaybeden Orpheus, sevdiği kadının mezarında lir çalmış ve sevdiğine kavuşmak için Hades'e - ölüler diyarına- gitmeye karar vermiş ama yine yaptığı bir hata yüzünden kavuşamamış sevdiğine ve bu hüsran sonrası kadınları sevmez olmuş artık..

    İşte bu sonelerdeki rüzgarın sesi aslında Orpheus'un lirinden çıkan seslerdir, doğa Orpheus'un lirini dinler ve bu ses karşısında suskunlaşır. Yine kuşlarda, kayalarda Orpheus'un şarkısı vardır.

    "SUSKUN dostu sayısız uzakların, hisset,
    soluğun nasıl da çoğaltıyor mekanı.
    Çatı kirişlerinin karanlığında asılı
    çanlar çalsın senin uğruna. Neyse seni

    kemiren, güçlü olur bu doyumdan da.
    Değişime bırak büsbütün kendini.
    Nedir senin en acı veren deneyimin?
    Şarap ol, içmenin tadı acı geliyorsa.

    Aş tüm sınırları bu gecede;
    sihirli güç ol düşüncelerinin yol ayrımında;
    anlamı ol garip karşılaşmalarının.

    Eğer seni bu yeryüzü unutursa,
    de ki sessiz duran toprağa: Ben akıyorum.
    Hızla akan suya da: Ben varım."

    Son sone en sevdiğim kısım oldu. Burada ve şiirin çoğu bölümünde bir akış hali ve bir değişim vurgusu dikkat çekiyor. Doğa ve buna ayak uyduran insan bir akış halinde, bir değişim halindedir, öyle olmak zorundadır vurgusu yapıyor şair..

    Sanırım tek sıkıntı çeviri sıkıntısı, çoğu şiir çevirisinde olduğu gibi... Okurken keşke yazıldığı dilde okuma şansım olsaydı, dedim. Şiiri düz okuyup geçince eminim sıkıcı olacaktır ben anlamak ve ince detayları görmek amaçlı ek okumalar ya da bilgi edinmek için şairin hayatına baktım, kimlerden etkilendiği vs. yoksa beni de içine çeken bir şiir çevirisi değildi. Bu da şiir çevirilerinde normal olan bir durum çünkü şiir tür olarak duygu ve sanat kaygısını içinde barındırıyor, kendi dil ve kültür dünyasından koptuğunda elbette anlamını yitiren tarafları olacaktır. Ama yine de içinde sanatı ve felsefeyi barındırdığını düşünürsek güzel bir şiir okuması oldu benim için.

    Orpheus'a Soneler kitabını okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.
  • Kemal Sunal oynadığı filmlerde "Toplumsal Sorunların" hepsine değinilmiştir. Çoğumuz onu komedi filmleri ile tanıyoruz. Ben bu ileti altında daha önce izlemediğim ya da izleyip de eleştirel gözle bakmadığım filmlere değineceğim. Kemal Sunal'ı anarken filmlerinde hâlâ güncelliğini koruyan toplumsal sorunlara da göz atmış olacağız.

    1) Düttürü Dünya:

    Yönetmenliğini Zeki Ökten, Müziğini Tarık Öcal'ın yaptığı bu film 1988 yapımıdır.
    Filmin başrol oyuncusu Kemal Sunal, bu filmiyle 1989 yılındaki Ankara Uluslararası Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştır. Cezmi Baskın, İhsan Yüce gibi isimler bu filmde Kemal Sunal'a eşlik etmektedir.

    Gecekondu mahallesinde yaşayan bir ailenin hikayesi anlatılıyor bu filmde.

    Dütdüt Mehmet Pavyonda çalışmaktadır. Gece gider gündüz gelir. Yaşadığı gecekondu evi kayınbiraderinindir. Geri dönüşüm için de müteahhite verilecektir. O yüzden evin hemen boşaltılmasını talep etmektedir. Günlük geçimi sağlayacak kadar para bulamayan bir ailenin para toplayıp yeni kiralık bir eve çıkma hikâyesini izleyeceksiniz.

    Dütdüt Mehmet'in eşi mahalleden bazı kadınlarla arada bir ücretli ev hizmetlerinde çalışmaktadır. Kazandıkları paranın çeyreğini yaşadıkları yerden Çankaya'ya ulaşmak için servislerde harcamaktadırlar. Ev hizmetlerinde çalışan bu kadınların hikayesinin daha ayrıntılı halini Ankara'da saha çalışması yapan Gül Özyeğin'in Başkalarının Kiri kitabında bulabilirsiniz.

    Arabesk müziğe, Ankara'daki Pavyon alemlerine ve orada çalışan Konsomatris'lere de çevriliyor kamera.

    Filmin çok beğendiğim müziklerine de ayrı bir parantez açmak istiyorum.
    https://youtu.be/dVLNtTrCpOg

    Filmin ortasında Ankara Tandoğan'da yapılan bir mitingden söz ediliyor. Bu mitingi kadınlar düzenliyor. "Boş Tencere Mitingi" slogan: "Boş tencereler çalsın, yeter hayat ucuzlasın" (herkes çalsın bak nasıl hayat ucuzluyor)

    Filmi araştırırken okuduğum bilgilerle kısaca "Düttürü Dünya"

    "Yılmaz Güney'in Umut adlı Yeni Gerçekçi filminden sonra bu akımın Türkiye'de çekilen en önemli filmi sayılır. Umut ve umutsuzluk, hayatın acımasız gerçekliği, mevcut durumu bile koruyamama karşısında duyulan huzursuzluk fimin ayırt edici özelliklerindendir."

    İzlemek isteyenler için:

    https://youtu.be/BMMfgxm_C4c