• İnanın bana, zaman, düşünülmesi en zor şeylerden biridir. Mesela, zamansızlığı düşünebilir misiniz? Hadi geçmiş olsun. Zacharius Usta, kibirini zamandan önce geldiğini zanneden, herkesin -kolay kolay- olamayacağı kadar iyi bir saatçi. Zamana kafa tutmak nedir lan?!

    Kitabın anlatmak istediği, zamanı düşünmenin çaresizliği ön planda bağırsa da benim en çok hoşuma giden diğer bağırış; inanç üzerinden bir şeyler anlatmasıydı. Zach (samimiyetimden dolayı sadece Zach diyorum) kendini, her şeyle birlikte başlayan zamandan, sonradan gelmiş biri olmasına rağmen üstün olduğunu kabullen eden birisi. Gel gör ki, o sadece, insanlığın kendi çıkarına göre kullandığı ve halen anlayamadığı zamanın somut aracısını tasarlıyor. Sen sadece, sembollerle uğraşıyorsun; var olanı adlandırıyorsun. Peki, bu neye benziyor? Bilime.

    Kitabı eğer okumadıysanız, hemencecik bitecek de bir şeyler arıyorsanız öneriyorum. Eğer kitabı okuduysanız, içerikten zamanı çıkarın ve onun yerine bilimin hala teori olarak duran başlıklarından birini yerleştirin. Bir de böyle düşünün.

    Kitaptan çıkardığım özet;
    Bilim, sadece var olanı açıklar.
    Zaman göreceli olmasına rağmen, herkesin tek bir duvar saatine göre yaşaması gerekiyor.
  • İnceleme değil de daha ziyade “meraklısına notlar” diyelim. Kitabı bitirince aklıma takılan bir iki şeyi araştırdım ve bu bulduklarım benim için şaşırtıcıydı, paylaşmak istedim.

    Bu kitabı kısa sürede okumama vesile olan ve aynı zamanda hediye eden sevgili arkadaşım Jake Epping’a çok teşekkür ederim. Bu arada belki fikrim değişir dedim ya, cık değişmedi.Ben çoğunluğun aksine Odin ve Thor’u sevdim. Loki bana göre bir baş belası ve insanları kötülük yapmaya teşvik eden bir sinsi. En nefret ettiğim kişilik.Ama kitapta zincirin en kalın halkası o gibi gözüküyor.Yine de Lokici değilim :) Sevgiler.

    *İskandinav evreninin 3 küresi içerisinde 9 tane dünya vardır bunlar; Asgard (tanrı ve savaşçıların dünyası), Vanaheim ( bereket ve doğurganlık tanrıları dünyası), Alfheim ( barış ve ışık elflerı dünyası), Midgard (orta dünya), Jotunheim ( devlerin dünyası), Nidavellir ( cücelerin dünyası), Svartalvheym ( koyu cücelerin dünyası), Hel (ölülerin dünyası), Niflheim ( evrenin en altında yer alan soğuk ve karanlık dünyası).

    *İskandinav mitolojisinde Valkyrie savaş meydanına gelir ve ölen askerleri Valhalla’ya götürür. İkinci dünya savaşı zamanında Hitlerı öldürmek için komplo içine giren alman askerleri gizli planı “Valkyrie operasyonu” diye adlandırmışlardır.

    *Tolkien “The Hobbit” ve ” Yüzükler Efendisi”nın daha çok İskandinav etkisi altında olduğunu itiraf etmiştir. Örneğin Gandalf görüntüsü  Odin tanrısının kopyasıdır.

    *Midgard (insanların dünyası) ve Asgard (tanrıların dünyası) arasında bir köprü var. Bu köprü Bifröst olarak biliniyor. Bifröst Asgard’a geçmek için kullanılan tek yoldur.
  • Neden felsefe kitaplarının artık bende "etki"yapmadığını iz bırakmadığını düşünüyordum. .
    Sonra anladım ki bir yolum var ve yürüyorum , havada kalan akıl da değil de yaşanmış hayatlar da asıl felsefe ..
    Bu benim düşüncem tabii..
    Neden böyle bir giriş yaptım dersek biyografi okumak felsefe okumaktan (bana )daha çok hayat dersi verdiği için olabilir ..

    #Spoiler

    "Insan kalbiyle düşünür ,insanların kalplerine ulaşmak gerek " buyrun felsefe

    En büyük özelliği "dinlemek" al bir felsefe daha ..
    Zamanın en büyük problemi değilmi birbirimize kulaklarımızı tıkamış olmamız?
    Bu kitap da tabiri caizse bir "ev yapımı" felsefe adamı'nın hayatı. .

    Tanışın istedim
    O bir "kara koyun " gerilla ..yani bir"Tupamaro"

    Devlet başkanlığının yanı sıra ondan örnek alacağımız o kadar çok meziyeti var ki ..
    "Insan olmak " gibi ..

    Latin amerika zor bir coğrafya..
    Galeano okuyoruz ,Allende,Marquez okuyoruz Fideller,Cheler okuyoruz ölümün ,haksızlığın kol gezdiği kitaplarla tarihlerine göz atıyoruz. .

    Jose Mujika... lakabıyla " El Asado del Pepe" şair olmak isterdim ,kelimelerle aram hep iyi olmuştur diyen biri ..

    Çok okuyor günde altı saatini okumaya ayıran bir başkan ..
    Evinin her yerinde kitaba rastlamak mümkün ,kitabın yerini dolduracak bir şey olmadığını düşünüyor ..
    "En yararlı kitaplar seni düşündürmeyi hedefleyen ve ömür boyu unutmadıklarındır " bilgin ne kadar artarsa beynini kemiren kurtcuklar o kadar fazla olur :)

    Bunun üzerine 'düşünüyorum "
    dünya yönetiminde şu anda başkanlık yapanlar gözünüzün önüne gelince
    "kalite düşmüş " diyor musunuz sizde merak ediyorum ..
    Sanki "takım elbise ve kravatlar" birinci sınıf kumaştan da içleri boşalmış gibi değil mi ? ...

    Pepe kravat takmayan bir başkan ...
    Gelirinin büyük bölümünü bağışlayan ..
    Mütevazı yaşayan ..
    Valizini hafif hazırlayan bir adam ..sadece "adam" :)

    ANARŞİST !!! "Ben kronik bir anarşistim"

    Hayatı ve az ile mutlu olmayı zindan da öğrendim "

    "Hangi şekilde olursa olsun insan mahsulü bir adalete inanmıyorum " diyor
    Benim ev yapımı felsefeme göre "tüm adalet sağlama biçimleri intikam ihtiyacından doğan bir anlaşmadan ibarettir "
    ama o Hiç bir zaman intikam duygusuna yer vermemiş hayatında ..

    Aşka yer vermiş aksine "kadınları üstün varlıklar ,çünkü onlarda hayat verme yetisi var " diyerek adlandırmıs ..
    doğayı sevmiş, köpekleri ,kedileri sevmiş ,ülkesini çok sevmiş mesela gençlerin işsiz kalmaması için uğraşmış rüzgar ,güneş, bioyakıt için girişimler yapmış protokolü "canı cehenneme" diye nitelemiş. .insanlara her zaman bir sarılma mesafesinde durmayı tercih etmiş ..başka ülkelere gittiğinde gördüğü şaaşayı kıskançlıkla değil "savurganlık" diyerek tenkit etmiş ..
    Hizmetçiler özel korumalar söförler ordusunu reddetmiş bir adam ışte ..
    Sadece "adam" :)

    "Özgürlüğe en çok saygı duyan Anarşizm dır ..bundan dolayı bütün ideolojiler arasında en çok önem verdiğim de anarşizmdir ..ama Insan özgürlüğü derken bu sorumluluklarından muaf olduğun veya limitlerin olmadığı anlamına gelmez ..
    Bir başkasına zarar vermemektir sınırın ..
    Ve sen bir başkasını sömümeksizin canını dişine takıyor ve bir şey elde ediyorsan ..sana alkış tutarım ..
    .....imza Pepe

    Küçücük bir ülkenin "büyük başkanı "

    Okuyun derim. .
    Sadece derim ısrar etmem ..
    Siz bilirsiniz :)
  • Türkiye olarak bizim büyük iddialarımız var. Bizim batılı insanlardan hiçbir eksiğimiz
    olmadığı gibi tam tersi daha fedakâr, daha özverili, daha devletine bağlı ve daha
    büyüklerine saygılı bir milletiz. Aynı zamanda da ailenin öneminin farkında olan bir milletiz. Ancak günümüzde batılıların dünyada söz sahibi olduklarını görüyoruz. Neden Türkiye dünya liderliğine oynamasın? Eğer oynayacaksa bu okulların ve eğitim sistemlerinin görmezden gelinmesiyle mümkün olmayacaktır. Ekonomik anlamda
    yatırımları büyütseniz de bunları göz ardı ederek dünya liderliğine oynayamazsınız.
    Bu yetişmiş insanla ilgili bir durum.
  • Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Merakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik. Ben bir kaç kafamı çevirsem de, o gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi orada, hasta demeye dilim varmıyor şimdi.

    Önce biraz çekindim, sonra cesaretimi toplayıp küçük adımlarla yaklaştım yanına.

    “Sigara versene” dedi hemen.

    Sigarayı uzatırken “neden buradasınız?” demiş bulundum.

    Sigarasını yaktı, tekrar gözlerini dikti üzerime. Kırpmıyordu bile, ürkmedim desem yalan olur. “İyi günler” dileyerek uzaklaşmaya karar verdim. “Belki de yanlış bir soru sormuşumdur. Belki canını sıkmışımdır ya da ne bileyim a.ına koyayım adam deli işte!” diye geçirdim içimden.

    “Sen neden burada değilsin?” diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korktum. Cinnetle bağırır gibi..
    Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne.
    Bu sefer sesini daha da yükselterek, tekrarladı;
    “Sen neden burada değilsin?

    Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun ? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım, gürültüsünden uyuyamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model bir arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanılıp, köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissetirecek bir sürü katil!

    Sen neden burada değilsin?”

    ALINTI
  • Gerçekleri öğrenme zamanı dostum. Yaşadığın hayatla yüzleşme zamanı. Bu birçok insanın hiç yapmak zorunda kalmadığı bir şey. Kaç kişiye yeniden başlama ve istediği şey olma şansı verilir ki ve kaçı bunu değerlendirebilir ki? Kaç evlilik var alışkanlık olarak devam eden,kaç hayat var umutsuzca süren?
    Ya seninki de onlardan biriyse?
    Marcus Sakey
    Sayfa 212 - Koridor yayınları
  • HABERİNİZİN OLMADIĞINI SÖYLEYEMEYECEKSİNİZ!

    Evet kitabın sonun da tek bir sayfa da ortada bu cümle yazıyor ve insan kendini sorumlu hissediyor yada en azından ben öyle hissettim.
    Bilge kral bilgeliğini konuşturdu ve her sayfada neredeyse her cümlesinin altı çizilecek nitelikteydi.

    Her sorunun temelinde Müslümanların müslümanca yaşamadıklarını ve bir nevi sadece işlerine geleni yapıp kabul ettiklerini anladıklarını söylüyor kral, ve diyor ki; sorun mazide değil halde, haldeki sorunlar da İslamla ilgili değil aksine İslamı yaşayamamakta ve gün geçtikçe uzaklaşmakta, sorunların temeli budur diyor.

    Kral, Müslüman ülkelerde yaşayan liderler ve müslümanların kendi eğitim sistemini, modasını, düzenini kurmak yerine devamlı dış ülkelere özenmekle özlerini yitirmekten yakınıyor ve yeter artık uyanın diyor.

    " Kim olduğunu, nereden geldiğini bilmeyen bir millet, nereye gideceğini ve ne için çabaladığını bilebilir mi?"


    Biz ne kadar müslümanız ve İslam hayatımıza ne kadar hakim?

     Müslümanız Kuran okumayı biliyoruz ama haddimizi aşıp bir de olmayan ilmimiz ile müfessirlere kafa tutarcasına yahu bu farz değil bu gerekmez, Kuranda şu yok bu yok diye itiraz edip bize emir edileni değil işimize geleni yaşıyoruz.

    "Bizim, siyasi veya ahlaki tüm başarılarımız ve başarısızlıklarımız, İslam'ı nasıl kabul edip hayatımıza ne kadar girmesine izin verdiğimizin göstergesidir. Bir milletin günlük yaşantısında İslam'ın etkisinin azalması, daima insanların, toplumun ve siyasi kurumların değersizleşmesine sebep olmuştur."

    Bilge kral bana aynen şöyle dedi "kızım madem müslümanım diyorsun aç gözünü etrafına bak seni de dinini de yemeye geliyorlar. İçimizde yaşıyorlar,  bizi hazmedemiyorlar. Zamanında Rasulullah (s.a.v) islam dinini yaymaya çalışırken nasıl ki çeşitli fitnelerle insanları kandırıp kafa karıştırdılar ise bu günde kendi ülkemizde kendi dinimizi yaşamamızı sabote edip ellerinden geldiğince maneviyatımızı aşağı çekmek istiyorlar.

    "Dolaylı yada dolaysız yoldan yabancılara ait kaç okul, kaç kolej olduğunu belirlemek ve bu cömertliğin nedeni üzerine biraz kafa yormak hayli yararlı olacaktır."

    Evet neden bu kadar yabancı okul ve yabancı sistem var ülkemizde neden biz kendimizi dinimizi ve ülkemizi diğer ülkelerden aşağı görüyoruz. Eğitim sistemini mi beğenmiyorsun dışarda okumak yerine öğretmen ol müdür ol vali ol eğitim sistemini sen değiştir. Niye bu kadar ezik görüyorsunuz kendinizi, niye her şeyin en iyisi onlarda en güzeli orada diye düşünüyorsunuz asıl zenginlik bizde keşke bir kavrayabilsek. 100 yıllık sözleşme olmasaydı bu gün tüm dünya bize muhtaçtı ve bunun farkındalar o sebeple devamlı Türkiye içerisinde çeşitli şekillerde sorunlar çıkarıp fitneler çıkarıp bizi birbirimize düşürmeye, onlara muhtaç etmeye çalışıyorlar. Şu sözleşme bir bitsin. VATANımın her köşesinde birbirinden kıymetli madenler var ve biz onları kullanmaya başlamayalım diye bunlar. Boşuna dememiş büyükler "Meyve veren ağaç taşlanır".

    Bir yerde kral şuna değiniyordu. Eğer bir millet bir ülke değişecekse önce dinini içinde yaşamalı hücrelerine kadar dinine hakim olmalı ve bireyler üzerinden bu yapılınca kendiliğinden  değişecektir millet.

    İkinci kez okudum ve çok iyi geldi. Okumaya niyetli olanlar geciktirmesin. Neden ona bilge kral deniyor anlayacaksınız. Saygılar, sevgiler...