• 704 syf.
    ·6 günde·9/10
    Dostoyevski’nin 1866 yılında yazdığı Suç ve Ceza romanı kendinden açıklayıcı bir isme sahip bir kitap olup Dünya'da önemli bir yer edinen Rus Edebiyatı'nın ilk uzun kitabı olarak raflarda yerini almıştır ve 19.yüzyılın da en etkili romanlarından biridir. Başarılı ama fakir bir hukuk öğrencisinin Petersburg'da sıkıntı içinde ki yaşamını konu alan kitap Raskolnikov'un trajik hikayesini anlatıyor fakat kitapta ki diğer karakterlerde büyük önem teşkil ediyor.

    Kitaptaki asıl konu olan yani kitabın isminde ki suç , (cinayet olayı) asla bir sır olmazken okuyucuya direk aktarılıyor fakat cezası epey sonra gelse de Roskalnikov cinayet sonrası cezasını çektiği hastalıklarla ,ruhsal olaylarla manevi olarak hemen çekiyor.

    Gayet akıcı dille yazılmış olup su gibi akan kitap içerisinde çok fazla şey barındıran aynı zamanda sanki hiçbir şey yokmuş hissi verebilen bir roman. Benzer rus isimleri içerdiğinden yer yer karakterleri karaştırabileceğiniz Dünya Klasiği'nde Roskalnikov devamlı suçlu mu suçsuz mu ikilemi içerisinde kalırken sonunda Sonya sayesinde imana gelmesiyle suçluluğunu kabul ediyor.

    Not: Birçok okuyucu uzun olduğu için kitaba önyargıyla baksa da üst bölümde de dediğim gibi kitap su gibi akıyor ve insanı asla yormuyor.
  • 218 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Dostoyevski nim çoraklık dönemine ait bi eser.. ama yinede gelecek eserlerin ayak sesleri gibi.. asosyal bir adamın kısa bir hikayesi.. anlatım akıcı ancak bir dünya klasiği olabilecek kurgu yok.
  • 704 syf.
    ·Beğendi·
    Merhabalar ;

    Büyük bir dünya klasiği. Birçoğunun okuduğu başyapıt. Kaldı ki ben de daha önce okumuştum. Klasikleri okuduğumda lise yaşlarında olduğum için, son 5 yıldır kendime bir sistem kurdum ve her yıl bir klasiği tekrar okuyorum. Bu işten bu kadar zevk alacağımı hiç düşünmemiştim. Okuduğum yaşlarda kitaptan aldıklarım / alamadıklarım o kadar farklılık gösteriyor ki hayatın karakter üzerinde bıraktığı izlere şahit oluyorum.

    Gelelim yazara; Dostoyevski büyük Rus yazar. Bunu kimse inkar edemez elbette ki. Fakat karakter olarak bakarsak pekte sevilesi bir insan değildir. Hemen hemen her türlü kötü alışkanlığı olduğu gibi bir de üstüne iyi bir Türk düşmanıdır. (Karamazof Kardeşler romanında bu düşmanlık göz önündedir) Aslına bakarsak Rus Ortodoks zihniyetin haricinde her ırk, kültür, din ve inançtan nefret eder Rus hayranı yazarımız.

    Suç ve Ceza'yı ilk okuduğumda bu kadar bilgim yoktu yazar hakkında. Hatta çok büyük hayranlık duyarak okudum.

    "Vay be adam bu kadar kötülüğü nasıl güzel anlatıyor" derdim. Meğer kendini anlatıyormuş

    Koca yazar hakkında ne atıp tuttum ama :) hepsi doğru. En az romanları kadar etkileyici hayatı var. Zaten kurgularında yaşamından parçaları anlatıyor.

    Tüm bu negatif bilgilere rağmen hayranlığımın devam etmesinin sebebi; yaşadığı her şeye rağmen hem karakterinden hem de romanlarından "insanlığı" hiç eksiltmemistir. Her zaman bir umut var.

    Suç ve Ceza da işte bunu görüyoruz. İyinin içindeki kötülük, kötülüğün sadece iyi insanlarda sebep olduğu vicdan azabı ve sonunda kazanan insanlık duygusu.

    Romanda baş karakter Raskolnikov yazarı temsil etmektedir. Hukuk fakültesinden ayrılan Raskolnikov, zekayı, devrimi, eğitimi, fakirliği, vicdanı, insanlığı ve toplumun değer yargıları içindeki çelişkileri yansıtıyor.

    Rus edebiyatının klasik anlatımı söz konusu. Uzun detaylı betimlemeler, karanlık cümleler, çoklu olaylar ve tabiki neredeyse baş karakteri unutturacak karakterler.
    Mesela ben, bu romanda Raskolnikov karakteri kadar kardeşi "Dunya" karakterini de benimsedim. Hatta sanırım benim baş karakterim oldu. :)

    Yaklaşık iki haftalık bir süreçte 2. Cilt kitabı tekrar okumama rağmen hiç sıkılmadan okuyabilecek kadar akıcı olay döngüsü var. Raskolnikov uyurken olan biten oldukça eğlenceliydi.

    Benim kitabım eski bir basım ve iki cilt. Kesinlikle yeni basimlar içinde bulunan kısaltılmış halini okumayin derim. Her olay bir ifade sonuçta.

    Mazlum Beyhan çevirisi ile okudum. Arada çok eski kelimeler kullanarak çevirmişti ama bu benim hoşuma gidiyor.
    Mesela ".... soğuk havayı hissetti." yerine "....soğuk havayı duydu." şeklinde çevirilmiş. Hissetmek ve Duymak sözcüklerinin kökenlerinin aynı olduğunu hatırlattı bana.

    Klasiklerde çevirmen oldukça önemli. Özellikle eski yayınların çevirmenleri bence daha iyi oluyor. Kaldı ki ön söz olarak eseri yorumlamaları ne büyük bir ustalık. Günümüzün çevirmenleri ne yazık ki sadece teknik olarak çeviriyor.

    Neyse bu konuya da başka bir zaman mızmızlanırım.

    İşin özüne gelirsek, edebiyat budur şiddetle tavsiye edilir.
  • 1008 syf.
    ·13 günde·Beğendi
    Kitabı bana göre çok uzun sürede okudum. Bazen fırsatım olmadı bazen anlatımı sindirmek istedim bazen de sadece üzerinde düşündüm.
    ️ Okuduğum dönemde kitabın okuma etkinliklerinden dolayı sürekli karşıma çıkması da beni biraz irite etti.

    Bitirdiğim çok oldu ama yorum yazmayı da uzun süre geçiktirdim. Neredeyse kitap kadar detaylı fikirlerimi toparlayamadım.
    Korkmayın kısaca anlatıcam ️

    Ben Dünya Klasiklerini okumaya bayılırım ve şahsiyetini sevmesemde Dostoyevski en sevdiklerimdendir. Fakat konu 'Karamazov Kardeşler' kitabı olunca çoğunluk ile ters düşebilirim. Bana göre Dostoyevski'yi edebi değer yapan eseri SUÇ VE CEZA dır.

    Yazarımızın üslubuna hiç yabancı değilim. Yine de kısaca bahsetmek gerekirse; uzun betimlemeleri ve detaylı anlatımı ile farklı farklı konularda yaptığı kurgulamaları, bir hikayenin içinde akıcı bir şekilde birleştirmesi en önemli edebi değeridir.

    Karamazov Kardeşler'de de aynı üslubu görüyoruz. Kurguya dahil olacak ana karakterleri detaylıca giriş kısmında tanıyoruz. Bu kısım gerek isim karışıklığından gerek henüz kurguya hakim olmadığımızdan dolayı biraz yorucu gelebiliyor.
    Bu noktada hatırlatmak gerekir ki; Dünya Klasiklerinde genel olarak ilk 100-150 sayfada yani giriş kısmında biraz sabırlı olmak gerekir.


    Kurgu içeriğinde ise; yazarın yaşamı boyunca edindiği önemli değerleri, ahlaki değerleri bozuk bir babanın 4 çocuğunun karakterleri üzerinden sorgulayışını anlatmaktadır. Her bir kardeş, toplumsal düzende etki edecek önemli (iyi veya kötü) bir değer. Karakterleri tanırken ve düşüncelerini okurken aslında temsil ettikleri değerlerin her insanın kendinde sorgulaması gereken etkilerini hatırlırıyoruz.
    Şahsen anlatılması oldukça güç olan soyut ifadeleri insan karakterleri ile birleştirerek somutlaştırmasına yine hayran oldum. Yazar bunu hep yapıyor.

    Fakat tüm bu psikolojik, sosyolojik, dinsel ve hatta siyasal etkilerin toplumsal değerler üzerinde ki baskısını okurken hikayeden çokça uzaklaşıyor ve zaman zaman kayboluyoruz. neredeyse bir roman kadar bölümde kurgudan hiç bir iz bulamıyoruz.

    Ayrı ayrı anlatılan her bir bölüm ana kurgu için bir bilgi saklıyor ve sonunda kurgudaki olayın ilerlemesi ve çözümlenmesi kısmında bir bir ortaya çıkıyor ve her şey yerine oturarak kurgu bağlanıyor. İşte bu aşamada neden bir dünya klasiği olduğunu anlıyoruz.

    Yukarıda belirttiğim tüm bu şahsi fikirlerime rağmen açıkça belirtmek istiyorum ki ''Karamazov Kardeşler'' beni bahsedildiği kadar büyülemedi.
    İnkar edilemez bir içeriğe ve edebi değere sahip olduğu doğru fakat herkesin muhakkak okuması gereken bir eser olarak ifade etmek istemem.

    Eğer en değerli klasikleri okumak gibi bir hedefiniz varsa Karamazov Kardeşler'i de tabiki okuyun.

    Klasik okumayı sevmiyor, ağır anlatımlarda sıkılıyorsanız fakat yine de bir kaç klasik okumak istiyorum diyorsanız o klasiklerden biri 'Karamazov Kardeşler' olmasın.

    İlk kez klasik okuyacaksanız bu kitap yanlış başlangıç olur ve hatta okumadan bırakırsınız. Başlamak için çok çok daha doğru klasikler var. Mesela Sefiller !

    'Herkes okuyor ben de Dostoyevski kitabı okumak istiyorum' diyorsanız SUÇ VE CEZA okuyun.

    Dünya klasiklerinin kısaltılmış metinlerinin okunmasına kesinlikle karşıyım fakat bu defa utanarak söylüyorum kitap hakkında bilginiz olmasını istiyorsanız kısaltılmış metnini okumanız yeterli olabilir.

    Siz de benim gibi ger türlü klasik severim ve okurum diyorsanız hiç beklemeyin okuyun. Dolu dolu Rus edebiyatı var Karamazov Kardeşler 1. Cilt
  • 140 syf.
    ·6 günde·Beğendi·9/10·
    Yıllar önce okuduğumda da bugün de çok etkilendiğim bir Dostoyevski klasiği.

    Suç ve Ceza ya da Karamazov Kardeşler okumadan 140 sayfalık bir kitapla Dostoyevski okuduğunu anlayabileceğin bir iç dökme hikayesi.

    40 yaşında kafası karışık bir adamın iç dünyasındaki gel gitlerin aslında hepimizin dünyasında nasıl yaşandığı ve nasıl algılanabileceğini Dostoyevski üslubuyla anlatan çok güzel bir kitap.

    Dostoyevski’den çekinenlerin veya korkanların rahatlıkla okuyup, onun üslubuna alışmak adına güzel bir geçiş romanı olarak keyifle değerlendirebilecekleri bir hikaye olacaktır.
  • 1008 syf.
    ·15 günde·Puan vermedi
    bir söylentiye göre asla onun gibisini yazamayacağı için hemingway e intihar ettiren dostoyevski klasiği diger bakımdan freud'un dünyanın en iyi 3 romanı saydığı kitaplardan biridir. diğerleri hamlet ve oidipustur ve hepsinin konusu şaşırtıcı bir şekilde baba katilliğidir. türkiye'de karadağlar diye diziye de çekmeye çalışmışlar.İçinde hayata ve insana dair türlü türlü fikirler barındıran, hatta dikkatli okunduğu takdirde dini inançlara ve dünyaya bakış açınızı bile değiştirebilecek kadar güçlü bir eser. başucu kitaplarımdan biri ve şu ana kadar okuduğum en iyi kitap diyebilirim. Karamazovlarla mutlaka tanışın
  • 202 syf.
    ·8 günde·Beğendi·9/10
    Bugün güzel bir klasik yorumu ile geldim karşınıza.
    Ee tabi sadece Türk Klasiklerini okuduğumu düşünmediniz herhalde. Araya böyle Dünya Klasikleri de katıyorum okumalarıma. Hem Kasım ayında iki tane Dünya Klasiği okudum ama yorum girmeye fırsat bulamıyorum, birde geçiştirici bir yorum yapmakta istemiyorum, özenerek yorumlamayı seviyorum haliyle bu da vaktimi alıyor. Ama olsun güzel, tatlı telaşlar bunlar.
    Bu güzel kitabı şahane bir grupla beraber okudum. Grup kurucumuz @iki_okurun_dunyasi na çok teşekkür ediyorum bizi çok güzel kitaplarla tanıştırıyorlar. Aralık 20-30 arasında Tess Gerritsen’in Cerrah kitabını okuyacağız katılmak isteyen olursa bekleriz.
    Artık yorumuma geçmek istiyorum.
    Dostoyevski’den okuduğum ilk kitaptı.
    Benim için iyi oldu çünkü klasikler benim gözümü korkutuyor. Ama roman değilde öykü kitabıyla başlamam korkumu yenmeme yetti. Şimdi romanlarını daha çok merak ediyorum.
    Beyaz Geceler beş öyküden oluşan bir kitap.
    Kitaba adını veren Beyaz Geceler öyküsü iki genç arasındaki yaşanan dört günü anlatıyordur. Erkek karakterimiz tam bir hayalperest. Kız karakterimizde evde babaannesi ile yaşayan yalnız bir kişi.
    Başkasının Karısı öyküsü de karısının onu aldattığını düşünerek takip eden bir adamı anlatır çok komik bir öyküydü.
    Noel Ağacı ve Nikâh beni çok etkiledi, küçük yaşta evlendirilen kız çocuklarını anlatmış ama bu kadar sapıklık olur mu demeden geçemeyeceğim.
    Haysiyetli Hırsız da çok etkileyiciydi. Hırsızın haysiyetlisi olur mu demeyin okuyun görün.
    Yufka Yürekli bir insanın fazla kırılgan fazla naif olmasını anlatan güzel bir öyküydü. Mutluluğun bile fazlası zarar olabilir mi?