• Sizin de anlayabileceğiniz gibi iyi arkadaşız, yoksa onun için böyle kıvranıp durmazdım... kendi gözlerinizle görüyorsunuz işte. Ona kaş defa dedim: Neden evleniyorsun canım dostum? Bir makamın var, eksiğin yok, muteber, düzgün bir adamsın, neden her şeyi şu kokete feda ediyorsun! Öyle değil mi? Yok, illa evleneceğim, dedi: Aile saadeti istiyormuş... Al sana aile saadeti! Eskiden başka kocaların aldatıldığı sevgiliydi, şimdi ise kendisi katlanmak zorunda... Beni affedin, ama bu açıklamayı yapmam elzemdi!.. Zavallıcık sabır küpüne döndü, işe bakın!..
    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    Sayfa 80 - Başkasının Karısı ve Yatağın Altındaki Koca
  • Madem insan kulağından beslenir ve kainat asla boşluk kabul etmez.
    Ey garip sen de vücudun ülkesini boş bırakmayıp ateş-i aşkla âh eyle dem be dem.
    Seyahat ediniz ki tertemiz olasınız zira suyun bile bir yerde çok kaldığında tadı, rengi, kokusu bozulur, güzelliği kaybolur.
    O gül yaprağı toprağa düştüğünden beri yüreğimiz kor, içimiz Kerbelâ bizim.
    Hala bu yüzden Hüseyin adını duyunca asırlardır susuyoruz, dudaklarımız bu yüzden derin derin çatlıyor akıp giden suları gördüğümüzde peşi sıra garip çobanlığımız.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    İnsanların, diğer insanları ancak kendi menfaatlerine uyacak kadarıyla anladığı zamanlarda siz öyle bir kazanın ki kimseyi yenmiş olmayasınız.
    Zenginliğin çok vermekde olduğunu unutan birine rastlarsan sual basit:
    Ne yapmış da zengin olmuş?..
    Zengin olmuş da ne yapmış?..
    Hata suya benzer, yayılmaya hazırdır. Gerçekler kaya gibidir ayağına gidilmeyi bekler.
    Oysa tesiri su gibi temizleyicidir.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    İlaç, ilaç olarak kaldıkça tesirsizdir.
    İçildi mi varlığından geçer.
    İşte o zaman tesir eder, kelimeden, ahvale aşk ile şifa bulasınız ya huu
    Ey can!..
    Kimi, nerede aradığına dikkat et!..
    Zirâ kendinde olanı aramak, kendinle arana mesafe koymaktır.
    Kaldır perdeyi aradan ya huu.
    Bu yüzden hala sürüyor savaşlar içimizde, bizi birbirimize esir eden.
    Ne istediğimizi bilmeden ardına durduğumuz saflar, kimin yanında olduğunu bilmeden yürüdüğümüz yollar bu yüzden.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Tut ki yoldan uzaktayım, uykudayım, gafletten uyanamamışım.
    Ama uyuyanlara da gizli bir seyir bağışlamaz mısın Sen!..
    Dervişlik, ölüme hazır olma sanatıdır.
    Kurt kuzuyu yerken tarafsız kalmak, kurdu tutmaktır.
    Her insan mutlu olamaz.
    Çünkü gereğinden fazla özler dünü, hak ettiğinden fazla düşünür yarını ve hiç haketmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü!..
    Nîmetleriyle sizi beslediği için Allah’ı sevin.
    Beni de Allah sizi sevsin diye sevin.
    Ehl-i Beytimi de beni sevdiğiniz için sevin…
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Sadece her şeyi kaybettikten sonra özgür olabilirsin.
    Biz Kerbelâ’yı anlayamadığımız için kanı dinmiyor toprağın.
    Hastalıktan dert yanma! Hak seni kayırıyor, günahtan uzak tutuyor, nefsi azgınlıktan, ömrü israftan koruyor. Şükret ki musibet nimet olsun!..
    Vakit her zaman saatle ölçülmez.
    An gelir tesiri b/aşka başkadır.
    Vuslatı bekleyen aşığa, sabahı bekleyen hastaya, ölümü bekleyen yaşlıya sor.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Derviş, kendi hazzından fâni olandır. Sofrada bulunması dâhi ailesi fertlerini iştaha getirmek içindir, işkembeyi şişirmek için değil ya huu.
    Hayat seni güldürmüyorsa espriyi anlamamışsındır demektir.
    Rıza mazharıyla hoş olam dersen; dilin tut, sözün yut seyretmeye bak.
    Duanın muhatabı aslına mayalaması niyetiyle huu.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da; herkes biraz var o kadar.
    Küçücük hırslarımızın ardında yitip giden kayıp zamanlarımız bu yüzden!..
    Sürahi eğilir, bardak değil. Derin olan, dolu olan, usta olan boyun büker, çırak değil.
    Derdini sıkı tut.
    Şikayeti bırak.
    Alıştığın derdi alır yenisini verir hepten berbat olursun…
    Verdiğine razı eyle ya huu.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Aşk yolunu seçtik sanırdık meğer yolun sahibi layık bulduğunu tercih edermiş.
    Akansu gayriyatları kenara atarmış.
    Katremiz ummana erdir ya huu.
    Ölümden şüphen mi var?..
    Ey gömül uyuma!..
    Öyleyse uyku gibi ölüme de mahkumsun.
    Dirilmekten şüphen mi var?..
    Uykudan uyanma!..
    Demek uyandın; dirileceksin!..
    Büyük hakikatler uğruna serden geçenlerin, yürek yükü iman olan şehitlerin vuruştuğu yerdir, aşk.
    Şems vakti secdede duruşuyla asil, mücadelesiyle onurlu.
    Ölümü bir kutlu izzet, zalimlerle yaşamayı bir rezil zillet sayanların yurdudur, aşk.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Doğan, isterse sütbeyaz ve eşsiz olsun; fare avladıktan sonra bayağıdır.
    Dön bak aynaya neyin peşindesin; unutma talebin ne ise o’sun sen!..
    Tut ki beklemiyorum seni.
    Vuslat ümidiyle yanmamış buluşma özlemiyle ölmemişim.
    Fakat her taşın güneşten bir payı yok mu?..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Aklına gelen bütün ihtiyaçlarını bir alışveriş merkezinde giderebilen bir insan.
    Kafdağı’nın ardında neyi arasın?..
    Dervişlik, hoşgörü yoludur.
    Ama neyi hoş görelim?..
    Ne hoş ne değil?..
    Nefse hoş gelenlerin hoş görmek değil.
    Hakkın hatrını hoş tutmaktır yolumuz.
    Âlemden maksat: bir kâmil insanı meyve vermesi, insan’dan maksat ise o demin gelmesidir.
    Hakikat sancısı çekenlerin demleri ziyâde ola ya huu.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Cihad, beden ülkesine ruhu hakim kılmak içindir.
    Cihandaki savaş ise delilerin ellerindeki kılıçları alsınlar diye müminlere! farz olmuştur.
    Ey can, gönlünden aşka bir yol aç.
    O bahar gibi su gibi hoştur.
    Duru su, aya ayna tutar.
    Aşk baharının rüzgarı esince kuru olmayan her dal sallanır.
    Seherlerde dost sesiyle uyananlarla aşk.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Kur’an’ın, doğanın, yaşamın, tarihin özü hep tekrardır; doğruyu, iyiyi, güzeli tekrarlamaktan çekinme.
    Güneş kendini tekrardan çekiniyor mu?..
    Âşık olmak değil olmamak hastalıktır.
    Herşeyin birşeyini birşeyin herşeyini bileceksiniz!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Bilinçsiz eylem âdettir, ibadet ile âdeti ayıran niyettir; unutma niyetin kadar varsın!..
    Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etmek isteyişi bir düş uğrunaydı, düşün yoksa o bıçağın elinde işi ne?..
    İşinde tedbirli davranmayanın gönlüne ağırlık çöker.
    Hak varken haksızlık yapamaz kimse.
    Yaptığını zanneder o kadar!..
    Elma çürüyor, yaprak sararıp dökülüyor, çiçek soluyor, vadesi dolan gidiyor.
    Her şey, hayatın gidişatının ne tarafa doğru olduğundan bir haber.
    Ömür; insan, kalıbının içini insanlıkla doldurabilsin diyedir…
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    İnsanlar sevilmek, eşyalar ise kullanılmak içindir.
    Huzursuzluğun nedeni; eşyaların sevilmeleri, insanların kullanılmalarıdır.
    Yaşamın gizemi yalın oluşundadır. Bu yalınlığı din kutsar, bilim sınırlar, sanat betimler, felsefe yorumlar.
    Ne garip bir idraksizlik!..
    İnananların çoğu Allah’a inanmıyormuş gibi umursamazlar, inanmayanların çoğu Allah’a inanıyormuş gibi rahatlar.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Uyanık olasın; tecrübe zamanla birikiyor, enerji zamanla azalıyor.
    Tecrübe yavaş birikiyor oysa zaman gittikçe hızlı akıyor.
    Yalnızken ne kadarsak o kadarız aslında.
    Gerisi bize ait olmayan teferruatlar.
    Mutluluğun önündeki en büyük engel: çok fazla mutluluk beklentisidir.
    Durduğunuz pozisyonun doğruluğunu veya yanlışlığını anlamak istiyorsanız, yanınızdakilere ve karşınızdakilere bakınız.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Eğer kısa cümleler kuruyorsa insan, uzun yorgunlukları vardır sadece…
    Kırılmak istemiyorsan kimseye “ayna” olma!..
    Aşıkların sözlerini alıp satan aşık mıdır?..
    İçini görmez sarayın vasfeder duvarını…
    Menfaat yaşamak, ahlak ise yaşatmak ister.
    Bir arada asla barınamazlar.
    Namaz camiden çıkınca, Hac Kabe’den dönünce, Oruç Ramazan bitince başlar.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    İşte benim özlemim bu!..
    Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafife alırlar.
    Denizde dalga, dünyada dert bitmez.
    Sen rahatı iç dünyanda ara.
    Dışardaki çalkantıya aldanmayıp içine bak!..
    Saklı inci, kendi derinliklerinde…
    Kanıta ihtiyacı olmayan doğallığın adıdır içtenlik.
    Biraz samimiyet lütfen…
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Allah deldiği boğazı aç komaz!.,
    Yiyebileceğin aşı, yapabileceğin işi yap.
    Her tencereye köz, her pencereye göz olma!..
    Gece uzundur, uykunla kısaltma onu; gündüz ışıktır; günahınla karartma onu.
    İnsanın iç acılarının toplamı, Yaradana uzaklığı kadardır!..
    Müslümanlık ince insanlık, dervişlik ince müslümanlıktır.
    Derdi olan insan okur, derdi olmayan da okuyarak dert sahibi olur.
    Asıl mesele bir derdinizin olmasıdır.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    İlkin gezginliğe çıkman gerek ancak sonra yurduna dönebilir o zaman da ötekileri anlayabilirsin.
    Öteki gören gözle en uzun yoldur insanın içi…
    Hayatın ayarlarıyla oynamalı diyenlere not:
    Yavaşlayarak önce hızdan, sonra hazdan vazgeçilecek.
    Allah insanı ümit diye yarattı.
    Ümit diye yaratılan ne Allah’ın ümidini boşa çıkarır ne Allah’tan ümidini keser.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Ey tâlib-i canan, bu yoldan nasibin: zaruret olmadıkça yememek, uykuya mağlub olmadan uyumamak, mecburiyet olmadan konuşmamak kadarıncadır.
    Gam yeme seni ölümden ecelin; kederden de kaderin korur.
    Sizden birinin hâlini sorarlarsa tek bir iyi hâlini biliyorsanız onu söyleyiniz.
    Kimsenin eksiğiyle uğraşmayın rahat edersiniz.
    İnsanlardan beklentiyi azaltmak demek dertleri azaltmak demektir.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Çünkü dert tuzağının lokması talep etmektir.
    Madenleri tanımıyorlar.
    Mahçup ve üzgün vakitlerdeyim.
    Bitkileri tanımıyorlar.
    Hayvanları tanımıyorlar.
    İnsanı tanımıyorlar.
    Güyâ Allah’ı tanıyorlar.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Sen susturmayı bilmezsen hayat seni hep lafa tutar.
    İnsanı düşkünlüğe uğratan dört şeydir!..
    Çok düşman, hesapsız borç, sayısız iş, kalabalık aile.
    Ey Rabbimiz!..
    Dindarlarımıza din ve irfân nasip et.
    İtaati öğren.
    Yalnız kendinden yüksek tempoya uyan kimse hürdür.
    Bir hakikati yok etmek istiyorsan ona “iyi” saldırma, onu “kötü” savun!..
    İçimizdeki ses sustu, tüm bağrışımız bundan!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Hak’tan adâlet değil, rahmet, kullardan rahmet değil, adâlet istenir.
    Kelime, Arapça “yara izi” demektir. Ağzımızdan çıkan kelimeler muhatabımızda iz bırakır, yara açar. Kelimeyi süz de söyle!..
    Oruç, ruhun, madde üzerindeki zaferini ilân için verdiği bir savaşın adıdır.
    Az olup kâfi gelen, çok olup da oyalayan(nimetin şükrünü unutturan) şeyden daha hayırlıdır.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Yaradanın iradesine teslimiyet, insanların iradelerine karşı bağımsızlık demektir.
    Yazışmak, kavuşmanın iki türünden biridir.
    İyilik yapma fırsatı olmuş da yapmamış insan, kötülük etmiştir.
    Ölüm, biriktirdiğimiz şeylerin altında kalmak olmalı.
    Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır, mühim olan çıktığın sütü ak bırakmaktır.
    Allah’ın verdikleriyle değil, vermedikleriyle meşgulüz.
    İşte budur çektiğimiz çilenin sebebi…
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Adamın çirkinliğini, yüzüne karşı ancak ayna söyleyebilir.
    Çünkü ancak onun yüzü serttir.
    İhsan ve nimetleriyle Allah’a yönelmeyen kişi imtihan zinciriyle O’na doğru çekilir.
    Güzel deyince aptalın aklına kadın gelir, abdâlın aklına güzel!..
    “Ne derler acaba?” diye kahrolası bir put vardır.
    Dualarının kabul olduğunu görmek istiyorsan, başkaları için dua et!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Aslı olanın tekrarı olmaz, devamlılığı olur.
    Ey tâlip, senin O’ndan istediklerinin en hayırlısı, O’nun senden istedikleridir.
    Kendini görmediğin her yerde Allah’ı görebilirsin!..
    Baharı yaz uğruna tükettik, aşkı naz uğruna ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna derken “ömrü” tükettik bir hiç uğruna!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    İnsan kalbini koyduğu yerde, kalıbını koyduğu yerden daha fazla vardır.
    Az bilmek için çok okumak gerekir!..
    Yalnızca durgun sular yıldızları yansıtır o halde durul artık.
    Dünyada her şeyin bir ölçüsü vardır, sevginin ölçüsü de fedakarlıktır.
    Fedakarlık yapmayanın sevgisine inanılmaz.
    Bölüşerek tok oluruz, bölünerek yok oluruz.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Her varlığın bir gıdası vardır.
    Muhabbetin gıdası izhârdır.
    Sevdiğini göstermek, ortaya koymaktır.
    Derdine çâre olmayı düşünmeksizin bir dosta nasılsın diye sormak riyakârlıktır.
    Olmuş olan, olacak olanlar arasında en hayırlı olandır.
    Kuş kafeste doğarsa uçmanın bir hastalık olduğunu düşünür.
    Bir saatin sarkacında sallanıyorum.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaşamak zorunda kalırlar.
    Nefs ile ona muhâlefet ederek, şeytan’la Allah’ı zikr ederek, dünya ile kanaat getirerek savaşabilirsin!..
    Doğa gibi teknoloji de asıl gücünü, nimetlerinden yararlanıldığında değil, mahrum kalındığında gösterir.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Bütün gelişler fânidir, gidişler zamansız, sonsuz.
    Meğer mutlak olan hasret imiş.
    İçinde bu kadar çok nefret biriktirme!
    Bil ki nefretin bütün uçları keskindir ve iç kanama diye bir şey var!.
    İnsan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir yollar ise o insan artık kaybolmuştur.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Tövbeni bozmaktan vazgeçerek bir daha tövbe et; arayanı bulurlar elbet.
    Kalbinizi ve sesinizi yumuşatın.
    İnsan ancak anladığı şeyi duyar.
    Vücudun rahatı az yemekte, ruhun rahatı az günahtadır.
    Sünnet olan, “hiçbir çamurun üzerimizde iz bırakamayacağı kadar emîn insan olabilmektir.
    Kendimizden emin miyiz?..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Aşk dediğin çiftleşmek değil “tek”leşmektir.
    Kaybettiğin takdirde üzüntüsünü çekeceğin şeylerin arayışı içinde olmayasın!..
    Gölgeler gözünden kaybolduğunda gölge sahibi gözüne görünür olur.
    Neyi arıyorsan osun sen; insan, zamanı durdurmak istediği yere aittir.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Ya gel, ol ve git ya git, ol ve gel..
    Öfkeyi yutmak özür dileme zilletinden daha iyidir.
    Ne garip üstteki taşı koyarken alttaki taşı küçümsemen; o olmasaydı çökerdi kulen!..
    Az yemek lâzım…
    Ecük yersen o seni taşır, ecük fazla yersen sen onu taşırsın!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Allah’la bağlantısız her şey tüketilir; tüketilen her şey ise sıkıcıdır.
    İnsanın kalbine sığabilene “kâinat” denir, kâinata sığamayana ise “insan
    “Kendine bir çeki düzen ver” dedi meczûb, “ayna sana bakıyor!..
    Gerçekte kim olduğunuzu bilmek isterseniz; dilinizden düşürmediğiniz büyük iddialara değil, gelip geçerken günler, habersizce çekilmiş bütün o fotoğraflarda neyin parçası olarak göründüğünüze bakın!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Bir kehribar tesbih dedi meczûb beni sürekli kendine çekiyor…
    Câzip insan olasın ya huu.
    Teslimiyet pazarlıksızdır.
    İhlas endişesizdir.
    Samimiyet gösterişsizdir.
    Bu ülkede insanlara din yerine kültürü, ahlak yerine bilgisi, öğretildi.
    İnsanoğlunun elindeki tek iktidar “duâ” dır.
    Satın alınabilen her şey değersizdir.
    Günah, “senin” varlığından! meydâna gelir.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Güneşe arkasını dönen gölgesinin peşinden yürür.
    Neyin peşindeysen zamanla ona benzersin.
    Huzur mu istiyorsun; az eşya, az insan!
    Yavaşla, bu dünyadan bir defâ geçeceksin…
    Emanete ihanet etmeyen herkes güzeldir.
    Zayıfının, güçlüsünden hakkını alamadığı bir millet Allah’ın himâyesinde olamaz!..
    İyilik yapar gibi görünme, iyilik yap, görünme!..
    Tevâzu göstermek de ne oluyor, mütevâzı ol, görünme!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Ölmek istemeyeceğin yerde bulunma.
    Başkalarının hayatından ders alın.
    İnsan, bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
    Ne mutlu insanım diyene, insan kalabilene!..
    Bölüşerek tok oluruz, bölünerek yok oluruz.
    Biraz âşık olmak “biraz hamile kalmak” kadar saçmadır.
    Sözümüzün değil, nazımızın geçtiği insanlar dostlarımızdır.
    Bu dünyaya “cemâl” görmeye, “kemâl” bulmaya geldik,
    görenlere ve bulanlara selam olsun!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Hiçbir şey yozlaşmadan popülerleşemez!..
    Kendini gören Allah’ı göremez!..
    İnsan Hakk’ın zâhiri, Hakk insanın sırrıdır.
    Kader, gayrete âşıktır.
    Uçmak istiyorsan, seni aşağı çeken herşeyi bırak.
    Amelde temenninin ilâcı ümit, ilimde hüsrânın şifâsı irfândır.
    Lokma, geldiği yere hizmet eder!
    Kendinden başka eksiğin yok!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    İnsan yanındakinin kıymetini bilemiyor; gözün gönle ihânetidir alışmak!..
    Aşk ateştir; eritir, kavuşturur, bütünleştirir; birleştirir!..
    Halvet der encümen: çağın içinde ama ağın dışında; hayatta ama dünyada değil!..
    Kendi nefsinde göremediğin bir ayıbı başkasında görmen ne büyük ayıptır.
    Gözler sadece zihnin algılamaya hazır olduğu şeyleri görür.
    Gündemi takip ediyorum ama içime çekmiyorum!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Unutma her azizin bir geçmişi, her günahkarın bir geleceği vardır, hâle bakıp yargılama!
    Hased, başkasının balını kendi ağzına zehir etmektir.
    Her şey olmaya çalışmak, bir şey olabilmenin önündeki en büyük engel!.
    Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.
    Göz açıldıça ruh perdelenir.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Allah, uçamayan kuşa alçacık dal verir.
    Herkesin bir mesleği olmalı, bir de meşgâlesi.
    O meşgâle bütün kültürümüzdür.
    Vicdân, Allâh’ın kalbimizdeki sesidir.
    Kurtuluşunu hangi ele bırakmışsa insan, mahvının da aynı elden geleceğini bilmelidir.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Tahterevalliye tek başına binen aşağıda durmayı hak eder.
    Sevgili Dost!..
    Gel ve Yüksel!..
    Allâh, insanı iddiâsından vurur.
    Duaların yerini hayaller aldığından beri zarardayız.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Mezara girmeden gerçeği görmeye çalış, karanlıkta gözü açmak bir işe yaramaz.
    En son, acele etmeden, hayret içerisinde, gökyüzünü ne zaman seyrettiniz ?
    İnsan için önüne çıkan bütün yollar “yürünebilir” ise o insan artık kaybolmuştur.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Gelenek küllere tapmak değil ateşi korumaktır…
    Kalp deniz, dil kıyıdır.
    Denizde ne varsa kıyıya o vurur.
    Testide ne varsa dışına o sızar.
    Sabır, hîlesi olmayanların hîlesidir.
    Ümit, fitili yanan sabırdır.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Dalında güneş görmeyen yemişin, dilinde hiç tadı olmaz.
    Meğer yiğidin hası tenhada beyaz baldırla ya sarı mangırla
    başbaşa kalmadan belli olmaz imiş.
    Dinleyen susuz ve talepkâr olursa vâzeden ölü bile olsa söyler.
    Allah’ı kendinden ayrı gören, nefisten başkası değildir.
    Utanmadıktan sonra dilediğini yap!
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Bir sözü söyleyeceğin zaman düşün!..
    Eğer o sözü söylemediğinde mesûl olacaksan söyle.
    Yoksa sus!..
    Ne çok acılarımız var.
    İnsan zor zamanlarda kötümser bir haklılık yerine, iyimser bir yanılgıyı tercih eder.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Doğallığın verdiği huzuru doğal olmayan yollardan arama.
    Sadelik, sahtelik sevmez.
    Derdine çâre olmayı düşünmeksizin bir dosta nasılsın diye sormak riyakârlıktır.
    Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz.
    Burası dünya, burada işler hep yarım kalır.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Bâri sen, kendi güneşini gölgeleyen bulut olmayasın!..
    Öyle güzel ol ki…
    Söz söylediysen, “Ne güzel söz!” desinler.
    Söylemediysen, “Ne güzel sükût!”
    İnsanda var olan sonsuzluk duygusu gökyüzü, çöl ve denizi seyretme ihtiyacı hâsıl eder.
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.

    Hiç olurken duyduğum yüksek acı beni iyileştiriyor!..
    Günahla irtibatı kesilen iman, kemâle eremez.
    İnsanın kusursuz şekilde yaptığı tek şey; kendini kandırmaktır.
    Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez.
    Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?
    Güven duygusu bir kere kaybedilir, sonrası hep şüphedir.
    Her aklıma geleni yapmama izin verseydin helak olurdum.
    Sakın beni bana bırakma ey sevgili!..
    Bir âh sesinde saklıdır âlem, görülmez bu yüzden işitilir.
    (Y.ed - Böyle Nereye Gidiyorsun Aşık Albümü )

    Engin Demirci Şiirleri © Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
    https://www.antoloji.com/...r-garip-coban-siiri/
  • 457 syf.
    ·Puan vermedi
    Merhaba Arkadaşlar ⁣
    Bugün sizlere tam tarzım olan bir kitapla geldim. Beni bilen bilir, bir kitapta aşk varsa severek okurum⁣
    İşte Sansar hem aşk hem de polisiye bir kitap. Ve benim için çok çok çok keyifli bir okuma oldu ki bunu nasıl anlatacağım bilemiyorum. Bir an bile heyecanın eksik olmadığı, sürprizlerle dolu, konusunun, kurgusunun ve anlatımında hicbir eksiğin olmadığı bir eser. Yazarımızın ilk göz ağrısı olduğuna inanmak çok zor. Çünkü cok başarılı bir iş var ortada. ⁣
    ☆⁣
    Lisede Merve'ye deliler gibi aşık olan Akın ona açılamadan bir başkasına kaptırır. Aşkını kalbine gömen Akın aradan yıllar geçmesine rağmen bir türlü Merve'yi unutamaz. Bu süreçte de hayatına kimseyi almaz. Aşkından haberdar olmayan bir kadına aittir kalbi. (Ne kadar yorucu ve yıpratıcı bir durum. Allah kimsenin başına vermesin bence böyle bir aşkı) ⁣
    ☆⁣
    Merve lisede sevgili olduğu Burak ile evlenmiş ve bir de kızları olmuştur. Mutlu bir yuvası ve sevdiği bir isi vardır ama eşi tanımadığı birine dönüşmüştür. Hayat dolu adamın içinden canı çekilmiş gibi hep mutsuz biri haline dönüşmüştür. Eşine bu durumdan bahseder ve o da bu durumu kabullenir ve Merve'ye yeni bir hayat teklif eder. Her şeyi geride bırakıp yepyeni bir hayat kurarlar.
    Peki Burak'ın kimden ya da neden kaçıyordur?
    Birgün Merve evden çay almak için çıkar. Eve döndüğünde kızını ve eşini kanlar içinde ölmüş halde bulur. Kim yapmıştır bunu ve onun ailesinden kim ne ister ki?
    Merve adalet için kime gitse kapılar yüzüne kapanır. Kimse katilleri yakalamak için bir çaba göstermez. En sonunda Akın ile kesişir yolları ve yardım ister. Akın elinden geleni yapar ama karşısında savcıları, polisleri parmağında oynatan bir adam vardır.
    Peki Merve buna göz yumar mı?
    Bir anne evlat acısını tattıysa neler yapabilir?
    Suat Sansar bir İntikam Meleği yaratmıştır ve başına geleceklerden habersiz imparatorluğunu yönetmeye devam eder. Ama er ya da geç o da yaptıklarının bedelini ödeyecektir. Hem de küçümsediği bir kadın sebep olacaktır buna.
    Peki Akın bir katili sevebilir mi?
    İyi okumalar diliyorum
    Kitapla kalın arkadaşlar
  • (Seneler önce kaybettiğimiz yaşlı bir tarih hocamın hatırâtı gece vakti kalbime düştü, kalemimden sızdı:)

    🔹Ben büyükşehirlerde büyüdüm.
    🔹Ne zaman bir hanımefendi görsek "Bayanlar önden" düsturuyla centilmenlik yapıp yol vermemiz öğütlenirdi bize.
    🔹Bayan önden gidecekti, arkasından da biz centilmen gençler..
    🔹 Yarışırdık bayanlara yol vermek için; medenî olduğumuzu ispatlayacağız çünkü.
    🔹 Centilmenlikten kırıldığımız öğrenciliğimiz böyle bitti. Bitti de..
    🔹 Gelin görün ki; tayinim Doğuda medeniyet görmemiş yabanî bir taşra köyüne çıktı.
    🔹Bir İstanbul beyefendisi olarak, önlüklerine ahır kokusu sinmiş, çamur yüzlü veledlere ders anlatmak yetmiyormuş gibi..
    🔹Kokulu mendillere layık ellerimle tezek dolduracaktım sobaya!
    🔹Neyse gittim köye. Ama burnumdan soluyorum.
    🔹Hikaye uzun çocuklar, ben tüm kabullerimi tersyüz eden olaya geleyim:
    🔹Soğuktan tırnaklarımın uyuştuğu bir gün koşarcasına evime gidiyorum, içimden bu sevimsiz soğuğa lanetler yağdırarak.
    🔹Evlerin arasında bir köylü kadınla karşılaştım.
    🔹"Bayanlar önden" diyen iç sesimi "Bu, bi bayan filan değil, bi kadın. Hele şu nasırlı ellerle hiç değil!" diyerek savuşturdum zihnimden.
    🔹Tam "Amaaan" deyip yoluma devam edeceğim, dikkatimi çekti:
    🔹Kadın geriye çekilmiş, örtüsünü yüzüne doğru çekerken bana yol veriyor, başı önde geçmem için sakince bekliyor.
    🔹Canıma minnet; soğuktan donayım mı, tınmadan geçip gittim.
    🔹Evde sobanın sıcağında mayışınca aklıma takıldı yeniden..
    🔹"Yoo!" dedim, "Gayet de centilmenim ben,
    🔹 Bu mağara adamları, kadınları hep ezdikleri için o kadın alışıktır duvar dibinde erkeğin geçmesini beklemeye.."
    🔹Üzerinden zaman geçti, köy odasına çağrıldım köylülerce, güya bana ikram ve saygılarını sunacaklar.
    🔹Evde dört duvar arası yalnızlığından iyidir, hem biraz medeniyet öğretirim bu çobanlara diye gittim kasıla kasıla.
    🔹Herkes ağzımdan çıkacak lafa bakıyor, derme çatma Türkçeleri ile "Bi isteğin, eksiğin var mı muallim bey" diyen orta yaşlılar, ayakta el pençe divan bekleyen gençler..
    🔹 Başladım nutuk çekmeye; kibarlık, nezaket, centilmenlik öğreteceğim ya, konuyu sündürüp "Bayanlar önden"e getirdim.
    🔹Malum olayı anlattım, şu yabanîliğe bi çeki düzen verin artık yahu, bu ne kabalık! diye fırçaladım bi güzel..
    🔹 Kimse ses etmedi, etmesinler de zaten; muallimim ben!
    🔹 Bana ev yolunda eşlik ederken muhtar kısık bir sesle "Bağışlayasın muallim bey" diye söze girdi:
    🔹Biz cahiliz, kusura kalmayasın, biz kadınlarımız rahat etsin diye böyle ederiz.
    🔹Kadın tayfası narindir, hassastır, arkalarında bir erkek yürürken önde rahat yürüyemezler.
    🔹Erkeğin bişeycik edeceğinden değil hâşa, bizim buralarda kadına yan bakan namerd bulunsa kellesini eline veririz, amma..
    🔹Mahremi dışında erkek görmemiş bacılar, ürkektir ma, ha bu kuş gibi çırpınır yürecikleri..
    🔹 Hicab vardır ağam, hicab! Biz bacılarımız rahat etsin, çekinmesinler diye onların ardınca yürümeği ar biliriz..
    🔹 Başımdan kaynar sular indi, parmak uçlarım karıncalandı, muhtar beni eve bırakıncaya kadar da ağzımı kerpeten açmadı..
    🔹Medeniyet.. Kimin medeniyeti?
    🔹 Kadının sergi malzemesi gibi kirli bakışlara teşhir edilmediği hicab medeniyeti..
    🔹Yüreği nasır tutmamış, hicab duygusu da tezeğe bulanmamış kadıncıl medeniyet.
    🔹İşte o gün naylon centilmenliğim, bu dağlı köylülerin efendice delikanlılıklarından utanmıştı..

    (Hocamız bunu anlattıktan aylar sonra vefat etti, öyle ağlamıştım ki ardından, annem okulda başıma bi hâl geldiğini sanıp çığlık atmıştı beni gördüğünde..)

    (Alıntı)
  • Şekil 4.1, “kadının” simgesel düzende yeterince anlatılamaz oluşunun iki nesne-artık ürettiğini ileri sürer. Bunlardan ilki, görmüş olduğumuz gibi, eril öznelere “kastrasyonun” tersine çevrilmesini temsil etme ve imgesel fallik tatmini ortaya çıkarma kapasitesi olan fallik gösteren O/’dir. İkincisi onun karşıtı S(A/), imgesel fallus sadece imgesel olduğu için simgesel düzende ortaya çıkan eksiğin gösterenidir. Zizek’in, üzeri çizili Kadının bu iki nesneye ilişkilendiğini ifade eden Lacan formüllemelerinden çıkardığı, dişil öznenin fallik gösteren tarafından aldatılamadığıdır. Penisleri etrafında dönen fantazilerin köleleri olan erkeklerin aksine o, ne “kastrasyon” miti tarafından ikna edilir, ne de simgesel düzendeki eksiğin bir “fallus” tarafından doldurulabileceğine inanır (Indivisible Remainder, 157-8). İşte bu, “kastrasyonun” sapağına girmeden dürtünün gerçeğine bir ilişki kurma yolunu bulabilen ve jouissance feminine'i oluşturan ve S(A/) ile temsil edilen “fallusun ötesindeki” keyfe ulaşabilme kapasitesidir. S(A/), kaçınılmaz biçimde Oedipal düzene tabi olurken bu düzenin yetersizliklerinin ve onun sonradan uydurulmuş karakterinin farkında olan gerçek ile kurulan dişil bir ilişkiyi belirtir. Bunu başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, S(A/) olarak “kadın”, simgesel düzenin yetersizliğine “gerçeğin cevabını” verir. Böylece “kadın”, histeriği, kuramcıyı ve Hegel’i ve Zizekçi düşüncenin öteki kahramanlarını, simgesel yasanın hegemonyasına meydan okumak için bir araya getirir.
  • 224 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki kitap hayatım boyunca okuduğum en iyilerin arasında yerini aldı. Son zamanlarda okuduğum en kaliteli eser kendisi.. iyi ki okumuşum iyi ki yolum satırlarna denk gelmiş.. Kitabı bitirdikten sonra içimden defalarca kez Allah razı olsun dedim. Allah, bize gerçek müslüman kimliğimizin nasıl olması gerektiğini anlattığı için, kalbimizi yeniden dirilttiği için, bize bir kez daha fani olduğumuzu gösterdiği için, kendisinden bin kez razı olsun... Gerçekten kendisiyle tanışıp teşekkür etme şansım olsun isterdim... Mükemmel bi tevekkül mükemmel bir kalem mükemmel bi şekilde kendini geliştirip yetiştirmek ve bunu insanlara sunmak. Hayran kaldm, takdir ettim.. Bugüne dek okuduğunuz dini kitapları bir yana koyun ve bunu ap ayrı bir tarafa koyun. Kıyas yapmak gibi olucak belki ama bu zamana dek okuduğum en hafif en anlaşılabilir en hızlı ilerleyen ve bir an önce okumak, bitirmek istediğim türden. Yalnızca ağır bilgiler verip sert bir üslupla işte böyle olun şöyle olun bunu yapın bunu yapmayın tarzı yazılmış bir kitap değil tamamen samimi bir dil ile yazılmış olması gerekeni uygun yumuşak bir üslup ile belirtmiş ve gerçekten hiçbir fazlalığın ve eksiğin bulunmadığı bir eser çıkarmış ortaya.. Yazarla sanki bir sohbetin içindeymişsiniz ve size kısa kısa ders niteliğinde birşeyleri anlatıyor gibi. Kitap 222 sayfadan oluşuyor ve elinize almanız ile bitirmeniz neredeyse bir oluyor. Tek solukta bitirebileceğiniz bir eser. Allaha dua ile bağlanmak, ahiret odaklı yaşamak gibi başlıklardan olumuş beş bölüm içeriyor. Örnekleri hem arapça hemde türkce açıklamalarıyla birlikte vermiş. Yazar konuyu önce ayetler ile açıklıyor daha sonra ayetlerin anlamlarını veriyor ve günlük yaşamdan da kesitler sunuyor bizlere. Ve sizin böylelikle öğrenme arzunuz artıyor ve kolaylaşmış oluyor. Anlamını bilmediğimiz ne çok ayet var diyorsunuz içinizden. Nasıl dua etmemiz gerektiğinden tutunda kazancımıza giren haram parandan, kız evlatlarına karşı tutumumuzun nasıl olması gerektiği gibi pek çok güncel konuya açıklık getirilmiş.. Yazarın ilk ve tek kitabı olmuş olması beni çok üzdü bin tane eser yazsa binini de severek okurdum gerçekten.. Ben okurken çokca şükrettim. Çokca hamdettim. Ve kalbimin üstündeki tozları şöyle bi silkeledim.. Dilerim islamın bize sunduğu şeref ile birlikte hep beraber müslümanlar olarak kalbimizi yeniden diriltebiliriz. Umarım kitaplığızda yer edinir ve okuma şansını sizlerde elde edebilirsiniz keyifli okumalar :)
  • 157 syf.
    ·4 günde·Beğendi
    "Çirkin İstanbul"
    Orada yaşasın veya yaşamasın, oraya bir kez dahi gitmemiş bile olsa, içinde hep bir İstanbul hasreti taşıyan her insanı üzen bir ifade olsa gerek bu ama malesef ki hakikat...
    İçimizde hep bir hasret var bu şehre karşı, mazideki sokaklarına, insanlarına, ruhuna...
    Mesafeler birer uçurum haline geliyor zaman geçtikçe, ruhundan gitgide uzaklaşıyor şehir, suskunlaşıyor ve artık bize bir şey söylemez hale geliyor.
    "Eski ve oyalı bir mendilde bir gözyaşı lekesi gibi uzak, çok uzak bir hâtıra..." diye bir cümle geçiyor kitapta, işte bizler için İstanbul...
    Üstad'ın günlük hayata, ulaşıma, şehre ve insanlara dair eleştiride ve tavsiyelerde bulunduğu kısa yazıların derlemesi "İstanbul'a hasret" kitabı.
    Mesela bazı sebeblerden ötürü 'Şirket-i Hayriyye' vapurlarına o kadar çok söylenmiş ki, siz de rahatsız oluyorsunuz elinizde olmadan :)
    Üstad'ın Barok ve Rokoko mimarisi hakkında düşüncelerini öğrenince hayal kırıklığına uğradım bir de...
    O günki meselelerin bugün bile hala devam ettiğini, şehir, mahalle kültürünün göz göre göre elimizden kayıp gittiğini bilmek ne hazin bir çaresizlik.
    Üstad'ın sadece şu sözü bile aslında eksiğin ne olduğunu söylüyor bize;
    "Benim güzel İstanbul'umun dâvası, ne idarî, ne siyasî, ne içtimaî, ne iktisadî, ne beledî, ne bediî; sadece ruhî ve ahlâkî..."
    Sadede gelecek olursak, eskiye dair ne varsa hele de söz konusu İstanbul'sa okumaya değer hiç şüphesiz.
    Çünkü artık o sokakların,
    o ruhun şahitleri,
    o zarif beyefendiler, hanımlar,
    o sünbül kokan gece,
    o bülbül kokan türkçe kayboluyorlar artık birer birer eski İstanbul ile birlikte...
    Vesselâm.